Musul’un kurtuluşu; bölgeye büyük ibret - 1
Musul’un kurtuluşu, tekfirci terörle mücadele sürecinde büyük bir zaferdi.
Ancak kurtarılan bölgelerde göze çarpan etkili yara izleri, ölüm, avarelik ve bölge halkının yüzünden okunan acılar ve tekfirci terörle uğraşan ülkeleri bekleyen krizler, bu zaferin bir başka boyutunu bölgedeki tüm devletlere ibret olacak şekilde ortaya koyuyor.
Evet, Irak ordusu ve gönüllü halk güçlerinin tekfirci IŞİD terör örgütünün sözde hilafet ilan ettiği kentte, yani Musul’da aylar süren inişli çıkışlı savaşın ardından teröristlere karşı zafer kazanması, Musul’un kurtuluşu ile sonuçlandı. Bu kent bir zamanlar 2 milyon nüfusu ile Bağdat’tan sonra Irak’ın en büyük ikinci kenti olarak biliniyordu.
Musul kenti Haziran 2014 tarihinde ve tekfirci IŞİD terör örgütünün adeta kanser gibi yayılmaya başlamasından sonra düştü ve böylece Ortadoğu ve belki de dünyanın en korkunç silahlı tekfirci terör örgütünün lideri Ebu Bekir Bağdadi bu kentin tarihi Nuri kentinde Irak ve Suriye’nin bir bölümünde hilafet ilan etti ve böylece bu noktadan diğer bölgelere yönelik saldırı ve işgal sürecini başlattı. Ancak teröristlerin devlet kurma rüyası pek fazla uzun sürmedi ve Iraklı güçler yeniden yapılandıktan sonra ve pasif konumlarından sıyrılarak adım adım ilerlemeye ve tekfirci teröristleri işgal ettiklerin kentlerden ve bölgelerden atmaya başladı.
Yaklaşık bir yıl önce Irak Başbakanı Haydar İbadi Irak’ta tekfirci IŞİD terör örgütünün en önemli kalelerinden biri olan Felluce’nin kurtarıldığını duyurdu. Bu gelişme bir çok gözlemci tarafından Musul’u geri alma yolunda atılan ilk önemli adım şeklinde yorumladı.
Bu gelişmeden bir kaç ay sonra ve geçen Ekim ayında Musul’u kurtarma operasyonu başladı ve bu kent de 9 ay süren mücadelenin ardından IŞİD işgalinden kurtarıldı. Iraklı güçlerin zaferi ve tekfirci teröristlerin Musul kentinden silindiği haberini Irak Başbakanı İbadi geçtiğimiz günlerde ilan etti ve bu zaferi IŞİD’e karşı elde edilen en büyük zafer niteledi. Bu haberin duyurulmasından sonra kutlama mesajları Bağdat’a doğru gelmeye başladı. İran ve bir çok bölge ülkesi ve IŞİD karşıtı kurulan ittifakta yer alan ve teröristlerin mevzilerinin bombardımanına ortaklık eden ülkenin yetkilileri Bağdat’a kutlama mesajı gönderdi. Bu arada bazı medya organları da Musul kentinden görüntüler yayımlamaya başladı. Görüntüler IŞİD ve kente yönelik bombardımanların Musul’u enkaz haline getirdiğini gösteriyordu.
Aslında Musul’un kurtuluşunun yarattığı sevinçle Irak’ın bir zamanlar en imarlı kenti olan bu kentin yıkımından kaynaklanan üzüntü ve yine eli kanlı teröristlerin bu kentte işledikleri cinayetler ve insani facialar bir nevi Suriye’de Halep kentinin kurtulduğu günleri hatırlatıyordu. Halep de bir zamanlar Suriye’nin iktisadi başkenti olarak biliniyordu ve sonunda dört yıl işgalin ardından tekfirci teröristlerin işgalinden kurtarıldı. Bu kentlerde savaş ve işgal öncesi dönemle savaş ve işgal sonrası dönem karşılaştırıldığında, tekfirci teröristlerin bölgedeki şom varlığı ne denli telafisi mümkün olmayan musibetleri ve faciaları Irak ve Suriye gibi ülkelerin halkına dayattığını ortaya koyuyor. Gerçekte bu musibetlerin ve faciaların kökleri bazı bölge ülkeleri ve bölge dışı güçlerin bölgeye yönelik maceracılığının üründür.
İşin ilginç yanı, bölge içi ve bölge dışı bu aktörlerin Ortadoğu bölgesini kriz tarlasına çevirerek tekfirci terör örgütlerinin tohumunu bu tarlaya serptikten sonra kendileri hemen terörle mücadele iddiasında bulunmaları ve bu yoldan daha karmaşık hedefleri izlemeye başlamalarıdır. Gerçi bu zümrenin Musul’un kurtuluşu için düzenlenen operasyonun yolunda bir çok engel çıkarması ve Irak halk güçlerinin bu operasyona katılmasına itiraz etmesi ve karşı tarafta yer alan teröristleri donatması gibi durumlar bu aktörlerin gerçek yüzünü büyük ölçüde gün ışığına çıkarmıştır. Bun karşın bölgede onca imarlı kentin yıkımı ve teröristlerin faaliyetleri sonucunda yaşanan facialar bölgedeki bir çok şatafatlı başkent için büyük bir ibret olabilir. Özellikle bölgede tekfirci terör örgütlerine mali ve askeri destek veren bazı malum başkentler, teröristler avare olunca artık onların göz yaşına bakmayacaklarını da çok iyi bilmeleri gerekir.
Bu sürecin bir başka ibret verici noktası, tekfirci terör örgütlerinin bazı ülkelerin iç arenasındaki halkın yönetimden hoşnutsuzluğundan yararlanmalarıdır. Nitekim gözlemciler Musul’un kolaycı tekfirci IŞİD terör örgütünün eline geçmesinin sebebini, kentin çoğunlukta olan sünni nüfusunun Bağdat yönetimi ile yaşadığı anlaşmazlıklara bağlıyor ve benzer durumların bölgenin diğer noktalarında da yaşanabileceğinden kaygı duyduklarını beyan ediyor. Hali hazırda bölgede ve özellikle Fars körfezinin Güney kıyılarında yer alan ülkelerin bir çoğunda dini ve etnik çeşitliliğe rağmen otoriter yönetimler yıllardır iktidarın başında bulunuyor ve bir çok hoşnutsuzluğa sebebiyet verdikleri anlaşılıyor. Bu yüzden bu ülkelerde gerçek demokrasinin yokluğu radikal ve tekfirci terör örgütlerine Musul’un düşmesi gibi durumları tekrarlama fırsatı sağlayabilir. Özellikle unutmamak gerekir ki tekfirci terör örgütleri Halep ve Musul gibi kentlerden atılmaları ile bu örgütlerin dosyaları tam olarak kapanmıyor ve her an ve her yerde bu zümre yeni bir adın altında yeniden türeyebileceklerini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Buna göre Musul’un tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden kurtarılması büyük bir zafer olmakla beraber bir çok bölge ülkesi için büyük bir ibret şeklinde telakki edilmesi şarttır.
Aslında tekfirci IŞİD terör örgütünün bölgede gerilemesi bir süredir başladı ve ayrıca örgütün elebaşı Ebu Bekir Bağdadi’nin öldüğü veya hala hayatta olduğu ile ilgili tartışmalar da devam ediyor. Bu arada bir çok gözlemci, Irak devleti ve milleti Musul geri alındıktan sonra da bir çok sorunla uğraşmaya devam edeceğini belirtiyor.
Geçen sene Ekim ayında Irak ordusu Musul’u tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden kurtarmak için operasyon başlattığında bir çok gözlemci IŞİD elebaşı Ebu Bekir Bağdadi’nin bu kentte bulunduğuna inanıyordu. Bağdadi şimdiye kadar sadece bir kez kameraların karşısına çıktı ki o da Musul kentindeydi, çünkü Musul’un işgali IŞİD elebaşı için en büyük zaferdi. Ancak Bağdadi’nin Musul’daki görüntüleri yayımlandıktan kısa bir süre sonra IŞİD elebaşı Bağdadi’nin Musul’dan ayrıldığı ve Irak ve Suriye’nin ortak sınırında Fırat ırmağına yakın bir yerde yaşadığı ileri sürüldü.
Aslında başına 25 milyon dolar ödül konan biri için Irak ve Suriye’nin dışına kaçmak çok tehlikeli olabilir. Ebu Bekir Bağdadi’nin güvenlik gerekçesi ile bir yerde sadece bir kaç gün yaşadığı ifade ediliyor. Bağdadi ayrıca protokolden de oldukça sakınıyor. Amerika ordusu Bağdadi’nin aynı sebepten ötürü komutanları ile doğrudan irtibat kurmadığını ve onlarla yüz yüze görüşmediğini belirtiyor. 2010 yılında henüz adı IŞİD bile değilken örgütün başına geçen Ebu Bekir Bağdadi hakkında elde olan son haber ve bilgi, kasım 2016’da yayımladığı ses kaydıdır.
Tam bu şartlarda Rusya savunma bakanlığı Ebu Bekir Bağdadi’nin Mayıs 2017’de Rusya savaş uçaklarının IŞİD mevzilerine düzenledikleri hava akınında öldüğünü açıkladı. Ancak bu haber şimdilik Amerika gibi diğer taraflarca doğrulanmadı.
Aslında Bağdadi’nin ölüm haberi ilk kez medyada yayımlanmıyor, ancak tekfirci terör örgütünün bu haberi tekzip etmemesi ve Bağdadi’nin kendisinden de bu bağlamda bir ses çıkmaması, haberin doğruluğunu güçlendiriyor. Öte yandan Irak Başbakanı Haydar İbadi de geçtiğimiz günlerde Musul’a gitti ve orada kentin tamamen IŞİD işgalinden kurtulduğunu ilan etti ve ardından bu büyük zafer dolaysıyla Irak silahlı kuvvetlerini kutladı.
Irak ordusu Musul’u kurtarma operasyonunu Ekim 2016’da başlattı ve bu çerçevede Musul kentine doğru hareket etti. Kentin doğusu Ocak 2017’de kurtarıldı ve bir ay sonra operasyonun ikinci ayağı kentin batısını kurtarmak üzere başladı. Bu arada ABD’nin başını çektiği uluslararası IŞİD karşıtı ittifakın bu operasyonda Iraklı güçlere havadan destek verdiği açıklandı. Buna göre son aylarda Irak liderlerinin tüm ilgisi Musul operasyonu ve bu kentte tekfirci IŞİD terör örgütüne karşı zafer elde etme üzerinde odaklandı. Ancak Musul kenti geri alınmasına karşın Irak’ta huzur ve barışın sağlanması noktasından çok uzak durulduğu gözleniyor.
Gerçekte Irak Musul kentini kurtardıktan sonra bir çok sorunla karşı karşıya bulunuyor. Bu sorunlardan biri tekfirci IŞİD terör örgütüdür. Gerçi IŞİD Musul’da hezimete uğradı, ama hala Irak’ta aktiftir ve bir çok üyesi bulunuyor. Örgüt özellikle Irak ve Suriye’nin ortak sınırlarında güçlüdür. Nitekim IŞİD’e karşı zafere rağmen örgüte bağlı teröristlerin grilla savaşına yönelebilecekleri ve Irak’ın iç huzurunu bozabilecekleri ifade ediliyor.
Bugün Irak’ın bir çok büyük ve küçük kenti bir kaç yıl süren terörle mücadelenin sonucunda birer enkaza dönüşmüştür. Musul kentinin batısı şiddetli bir şekilde tahrip olmuştur. BM uzmanları bu bölgenin iktisadi altyapılarını yeniden inşa etmek için en az 400 milyon dolar bütçe gerektiğini tahmin ediyor. Bu şartlarda Irak’ın tüm savaşzede bölgelerini yeniden imarlı hale getirmek için milyarlarca dolar para gerektiği anlaşılıyor. Bu arada üç milyon Iraklı vatandaş savaş yüzünden mülteci durumuna düştüğü ve hükümetin acil yardımlarına muhtaç olduğu anlaşılıyor. BM’nin Irak’taki insan yardım koordinatörü Liza Grande Irak’ta çatışmaların son bulabileceğini ancak insani krizi son bulmayacağını belirtiyor.