Musul’un kurtuluşu; bölgeye büyük ibret - 2
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i80804-musul’un_kurtuluşu_bölgeye_büyük_ibret_2
Geçen bölümde Irak milleti ve devleti Musul kurtarıldıktan sonra da bir çok sorunla karşı karşıya bulunduğunu, bu sorunların başında yine tekfirci IŞİD terör örgütü yer aldığını anlattık.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ağustos 14, 2017 14:17 Europe/Istanbul

Geçen bölümde Irak milleti ve devleti Musul kurtarıldıktan sonra da bir çok sorunla karşı karşıya bulunduğunu, bu sorunların başında yine tekfirci IŞİD terör örgütü yer aldığını anlattık.

Öte yandan Irak’ın karşı karşıya bulunduğu ikinci büyük sorunu bu ülkeyi saran idari fesattır ve bu ülkenin kalkınması yolunda en büyük engel sayılır. Irak yönetimini eleştiren çevreler bir süredir bu suçlamayı bazı Iraklı yetkililere yöneltiyor ve bu zümrenin sadece kendi ceplerini doldurmanın peşinde olduklarını belirtiyor. Uluslararası şeffaflık örgütünün raporuna göre Irak fesat bakımından dünyanın 176 ülkesi arasında 166. Sırada yer alıyor. Irak Başbakanı Haydar İbadi de iktidarın başına geçtiği günde bu ülkede fesatla mücadele edeceğini açıkladı, ancak şimdiye kadar bu yönde hiç bir amacına ulaşamadı.

Irak’ın kuzeyine gelince bu bölgede de bazı noktaların üzerinde Bağdat yönetimi ile Erbil yönetimi arasında anlaşmazlık yaşanıyor ve hem merkezi yönetim ve hem Iraklı Kürtler bu bölgeleri kendilerinin nüfuz alanı olarak biliyor. Bu bölgelerden biri Kerkük kentidir. Kürt peşmergeler şimdiye kadar Kerkük’ün petrol sahalarını ele geçirmeyi başardı ve bu bölgelerden kolay kolay çekilmeyecekleri gözleniyor.

Bağdat ve Erbil yönetimi tartışma konusu olan bölgelerle ilgili tartışmaları Musul’u IŞİD’den geri aldıktan sonra sürdürme konusunda uzlaşmıştı. Şimdi ise Musul geri alındıktan sonra gözlemciler iki taraf arasında bu bölgelerin üzerinde uzlaşma sağlanmadığı takdirde askeri çatışmaların başlama ihtimalinden endişe edildiğini belirtiyor.

Iraklı kürtler hali hazırda Irak’da geniş çapta özerklik imkanlarından yararlanıyor. Kuzey Irak yerel yönetimi lideri ve IKDP Başkanı Mesut Barzani ise Irak’ın merkezi yönetiminin IŞİD ile mücadele ile uğraşmasını fırsat bilerek Kuzey Irak’ın bağımsızlığını hayata geçirmeye çalışıyor.

Bu arada uluslararası camianın IŞİD ile mücadele sürecinde Iraklı kürtlere yaptıkları askeri yardımlar da peşmergenin askeri açıdan güçlenmesine yol açtığı anlaşılıyor. Şimdi ise Barzani 25 Eylül 2017’de Kuzey Irak’da bağımsızlık referandumu yapacaklarını belirtiyor.

Bu şartlarda Amerika’nın Newyork Times gazetesi şöyle yazdı: IŞİD hala ölmedi, Irak’ta IŞİD’in türemesine yol açan şartlar hala yerinde duruyor. Belki önümüzdeki günlerde IŞİD’nin türemesine şahit olabiliriz.

Amerika’nın obama yönetiminde Dışişleri Bakanı Yardımcısı olan Antony J. Blinken bu yönde kaleme aldığı makalesinde şöyle yazdı: Irak’ta IŞİD’in fiili başkenti Musul’un kurtuluşu dünyanın en tehlikeli terör örgütü ile savaşta bir dönüm noktasıdır. IŞİD artık Irak topraklarında önemli bir bölgeyi elinde bulundurmuyor. Irak ecnebi savaşçıların istihdamı için bir limandı ve Irak da IŞİD’in başta petrolü olmak üzere doğal zengin kaynaklarını yağmaladığı bir ülkeydi.

Newyork Times gazetesi şöyle devam ediyor:

Böylece tekfirci IŞİD terör örgütü Musul’u kaybetmekle beraber kendisi için bir hükümet ve bir hilafet inşa etme hayali de kendiliğinden yok oldu. Doğal olarak Amerika yönetimi bu durumdan mutlu olması ve kendini hilafet ilan eden bu örgütün işinin bitmesini kutlaması gerekir. Ancak her açıdan gönlümüzün rahat olduğunu söylemek için henüz erken. Bunun en önemli sebebi ise bizim IŞİD’in işi bittiği günün sonrası için belli bir stratejimizin bulunmamasıdır. 15 yıl önce oğul Bush Irak topraklarına askeri saldırıda bulunduğu günde dönemin iki senatörü Jeo Biden ve Richard Logar gelecekte asla hoş olmayan bir olayı öngördüler  ve oğul Bush’tan şu soruyu sordular: Peki, şimdi Saddam gittikten sonra Amerika’nın sorumluluğu ne olacak? Bu soru aslında en önemli soruydu, ama hiç bir zaman cevabını bulmak için çaba harcanmadı. Bu sorulara cevap verilmedi ve sonucu IŞİD’in türemesi ve Saddam’ın yerine geçmesi oldu. Şimdi Saddam’ın gittiği günlerde gündeme gelen aynı sorular bugün daha büyük bir ciddiyet ve hassasiyetle IŞİD’in gitmesinden sonra gündemdedir.

Aslında tekfirci IŞİD terör örgütü askeri açıdan hezimete uğramış olmasına rağmen, Irak’ta bu örgütün türemesine yol açan siyasi, iktisadi ve kültürel şartlar hala eskisi gibi yerinde duruyor. Gerçekte aynı bozuk iktisadi ve siyasi şartlar 2003 yılında IŞİD’in türemesine yol açtı ve gayet tabi bu bozuk şartlar da Amerika’nın aynı yılda Irak’a askeri saldırıda bulunması yüzünden ortaya çıktı. Hal böyleyken nasıl IŞİD’in işi bittiği ve bu örgütün hezimete uğradığı söylenebilir. Hali hazırda ve şimdiki şartlarda en acil konu, mevcut kaynaklardan yararlananak kurtarılan kentleri huzura, güvenliğe ve istikrara kavuşturmak ve imarlı hale getirmektir ki bu durumda savaşzede insanlar tam güvenlik içinde evine yurduna dönebilir.

Gerçi Irak halkı Musul kentinde nihai zaferin elde edilmesini ve tekfirci IŞİD terör örgütünün yenilgisini kutladı ve bu askeri zaferin öneminin bilincindedir, ama yine da hilafet iddiası ile ilgili kaygılar devam ediyor. Lübnanlı uzman Ömer Marabuni “Musul kurtarıldıktan sonra IŞİD nereye gidecek? Başlıklı yazısında IŞİD’in Irak’ta askeri hezimete uğradıktan sonra durumunu ele aldı. Yazıda şu ifadelere yer verildi: Iraklı güçler eski Musul kentinde operasyonun sona erdiğini belirtiyor ve bir sonraki aşama kader belirleyici bir aşamadır ve bu terör örgütünün kaderi hakkında bir çok soru ortada duruyor. Bu örgütü Ebu Muhammed Adnani 2014’te kurdu ve ardından Ebu Bekir Bağdadi Musul’un Nuri camiinde kendini Halife ilan etti. IŞİD’in iki numaralı adamı ve bazılarına göre beyni sayılan Adnani daha sonraları 2016’da öldürüldü, gerçi yanlışlıkla Bağdadi hilafet ilan ettiği belirtildi.

Lübnanlı uzman Ömer Marabuni şöye devam ediyor:

Kuşkusuz bu satırların amacı, Nuri camiinde ilan edilen hilafetin son bulduğu spekülasyonları düzeltmektir ve hatta bazıları IŞİD’in Musul’de yenilgisi ile hilafet düşüncesinin sonu arasında sahadaki gelişmeler yüzünden bağlantı kuruyor. Ancak şunu da belirmek gerekir ki şimdiye kadar çatışma sahasında yaşanan gelişmeler IŞİD’in Irak ve Suriye’de askeri açıdan uğradığı büyük hezimetleri yansıtıyor ve hatta önümüzdeki aşamada, ki muhtemelen kısa da olmayacak, IŞİD artık üzerinde sulta kurabileceği hiç bir toprağı da olmayabilir, fakat bu durum bu örgütün kesin hezimete uğradığı ve dağıldığı veya zayıfladığı anlamına gelmiyor. Ben burada IŞİD’in varlığını ilah ettiği ve hızla yükseldiği mantığı ve temelleri hatırlatmak istiyorum. Bu örgüt çok akılcı bir şekilde gazetesinin adını Dabek koydu. Dabek, Osmanlı ile Memalik hükümeti arasında yaşanan bir savaşın adıydı ve Osmanlının Suriye’yi işgal etmesi ve yüzlerce yıl Arap dünyasına nüfuz etmesinin başlangıcıydı. Bu ad kullanıldı, çünkü bir çoklarına bu senaryonun bu kez IŞİD lehine tekrarlanabileceğini telkin ediyordu.

Lübnanlı uzman Ömer Marabuni şölye devam ediyor:

IŞİD komutanları artık Musul kentinde kalamayacaklarını anlayınca Nuri camiini havaya uçurdular ve böylece bu meydandan zaferle çıkan tarafın Bağdadi’nin kullandığı minberi kullanarak bir şeyler söyleme fırsatını elinden aldılar. Bunun anlamı şu ki teröristler Nuri camii ile ilgili her türlü tartışmada ve derste Bağdadi’nin imajını korumak ve bu cami ve Musul ile ilgili her konuda Bağdadi’nin adı akıllara gelmesini sağlamak istiyor.

Lübnanlı uzman Ömer Marabuni şöye devam ediyor:

Selefi ve tekfirci ideoloji IŞİD’in verimli toprakları olduğundan ve halen de öyle olmasından hareketle şimdi yeni IŞİD’lerin başka adların altında doğabilir, nitekim şimdiden bu durumun Suriye, Yemen, Libya ve başka yerlerde yaşandığına şahit oluyoruz, öyle ki yüzlerce örgüt farklı adlarla IŞİD’in izlediği ideolojinin tam aynısını yaygınlaştırıyor ve bu da çok önemli bir meseledir. Bu tür örgütlerin ve terör çetelerinin teknik direktörü olan ve istediği her örgütü radikal ve istediğini ılımlı ilan eden Amerika ise açık bir çaba çerçevesinde Irak ve Suriye’de askeri sahalarda elde edilen bu zaferleri görmezden gelmeye çalışıyor.

Lübnanlı uzman Ömer Marabuni şöye devam ediyor:

Amerika tekfirci IŞİD terör örgütünün son günlerini yaşadığını bildiği için Türkiye, Suriye, Katar ve BAE’nin yardımları ile bu örgüt için Irak’ta bir alternatif bulmaya çalışıyor ve böylece sünni Arapların liderliği adı altında şimdiye kadar IŞİD ile mücadeleye hiç bir şekilde ortaklık etmeyen kişilerden yararlanmak istiyor ve sonuçta Irak yönetimini vatandaşlık devleti değil de çeşitli grupların devleti şeklinde tutmaya çalışıyor. Amerika ayrıca Irak’ın bölünmesi veya en azından bu ülkede Kürdistan bölgesi gibi özerk devletlerin kurulması yönünde çaba harcıyor, ki bu da Irak’ın Amerika tarafından işgale uğramasının bir başka sonucudur.

Lübnanlı uzman Ömer Marabuni şöye devam ediyor:

Gerçi ben de bir çokları gibi Musul’un IŞİD’in barbarlığından kurtulduğu için mutluyum, ama IŞİD sonrası aşama hakkında bir çok kaygılarım da vardır. Özellikle terör örgütleri ve diğer tekfirci örgütlerin dünyada bir noktadan fazla yerde sabit ayakları bulunduğu ve sadece bizim bölgemize özel olmadıklarının bilincindeyim.

Marabuni makalesinin devamında IŞİD sonrası aşamada önemli başlıkları masaya yatırıyor ve bu başlıkların detaylı ele alınması gerektiğini ve bu da bu makaleye sığmayacağını belirterek sadece bu başlıkları sıralıyor.

Lübnanlı uzman Ömer Marabuni şöye devam ediyor:

Tahminlere gelince bence IŞİD nüfuz alanını ve sultasını bir noktadan fazla noktalarda takviye etmeye çalışacaktır ve buna göre Sina yarımadası, Ürdün ve Lübnan’da faaliyetini sürdürerek bölgedeki nüfuzunu ve bağlantılarını güvence altına alacaktır. Ancak örgütün esas odaklanma noktası Cezayir, Libya ve Nijer olacak ve böylece çöl bölgesinde nüfuz üçgenini pekiştirecektir.dolaysıyla Musul’un kurtuluşundan mutlu olmama rağmen şunu de belirtmeliyim ki stratejik güçleri dengelemek için büyük çaba harcamalıyız ve ilk adımları Irak ve Suriye sınırının iki tarafı arasında bağlantı kurmak olmalıdır.