Musul’un kurtuluşu; bölgeye büyük ibret - 3
Tekfirci IŞİD terör örgütüne bağlı teröristler Musul kentini üç yıl işgal ettikten sonra onlara karşı yürütülen 9 aylık operasyonun sonunda dize geldi ve Irak milleti büyük bir zafer elde etti.
Irak halkının korkunç anları 9 Haziran 2014 tarihinde tekfirci IŞİD terör örgütünün Irak’ın ikinci büyük kenti ve Ninova eyaletinin merkezi Musul’a saldırması ile başladı ve aynı yılın Haziran ayının onuncu gününde Musul kenti düştü. O günlerde medya organlarının geçtiği haberler, Irak askeri güçlerinin Ninova eyaletinden kaçtığı ve Musul kentinin tekfirci teröristlerce işgale uğradığı yönündeydi. O günler çok zorlu günlerdi, zira IŞİD operasyonunu sürdürmekte ve başka bölgeleri de bir bir işgal etmekteydi.
Tekfirci IŞİD terör örgütü başta Musul olmak üzere işgal ettikleri bölgelerde korkunç cinayetler işlemeye başladı ve örgüte göre tekfir edilen bir çok Iraklı vatandaşın katledilmesinden başka örgüt ilerlediği yolda karşılaştığı her türlü aracı ve hedefi yok ediyordu.
13 Haziran 2014 tarihinde Iraklı büyük şii alim Ayetullah Ali Sistani tarihi bir fetva yayımlayarak Irak halkından IŞİD’e karşı silahlanmalarını istedi. Aynı yılın Haziran ayının 29. Gününde ise Ebu Bekir Bağdadi Musul’da sözde hilafet ilan etti.
Evet, tekfirci IŞİD terör örgütü Musul ve işgal ettiği diğer bölgelerde her türlü cinayeti işledi ve korkunç sahnelere imza attı, fakat Ayetullah Sistani’nin tarihi fetvası ile devreye giren halk güçleri şartları değiştirmeye başladı. Zira o zamana kadar IŞİD’in yarattığı dehşet ve korku ortamı Iraklı askerlerin tekfircilerin önünden kaçmalarına sebebiyet veriyordu. Ancak Irak halk güçleri IŞİD karşısında korkusuz ve cesur ve güçlü bir kuvvet olarak çıktı ve eli kanlı terör örgütünün ilerlemesini durdurmakla beraber işgal ettiği bölgeleri de kurtarmaya ve bu bölgeleri tekfirci teröristlerden temizlemeye başladı. Bu operasyonlar Diyale ve Salahaddin ve Anbar eyaletlerinde başladı ve şimdi Ninova eyaleti ve merkezi Musul kentine gelmişti.
Musul’u kurtarma operasyonu geçen yılın Ekim ayında başladı ve en başta Musul’un doğusu tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden kurtarıldı. Iraklı güçler 19 Şubat 2017’de Musul’un batısını kurtarmak üzere operasyonun ikinci aşamasını başlattı ve sonunda Musul’un tümünü tekfirci örgütün işgalinden kurtardı. Irak Başbakanı Haydar İbadi bu gelişmenin ardından Musul’a geldi ve kentin kurtuluşunu resmen ilan etti.
Musul kenti oldukça özel bir konuma sahiptir. Bu kent coğrafi ve kültürel bakımdan başkent Bağdat’tan uzak konumdadır. Musul Irak’ın başkenti Bağdat’tan 396 km uzaklıktadır ve Irak’ın ikinci büyük kenti sayılır. Irak’ın Musul kentine en yakın askeri üssü Beyci kentinde ve Musul’dan 170 km uzaklıkta yer alıyor.
Musul çeşitli dini ve etnik grupların bir arada yaşadığı bir kenttir. IŞİD terör örgütü Haziran 2014’te bu kenti işgal etmeden önce kent nüfusunun %65 kadarı sünni müslümanlardan oluşuyordu.
Musul kenti Dicle’nin Doğu kıyılarında yer alan tarihi bir kentti ve ırmağın Batı yakasında yer alan bölümü tarihi Ninova kentidir.
Musul kenti kameri üçüncü ve dördüncü yüzyıllarda Abbasi hilafetinden ayrılan Hamdaniler gibi devletlerin başkentiydi. Birinci dünya savaşından sonra Musul bir süre Osmanlının hakimiyetinden çıkarak Britanya’nın hakimiyeti altına girdi. Musul kentinde yaşayan halkın büyük bir bölümü Araptır, fakat Kürt, Türkmen ve Asuri azınlıklar da kent nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.
2008 yılında Musul kentinin nüfusu 1.8 milyona ulaşmıştı, fakat 2014 yılında yaklaşık yarım milyon kişi mülteci durumuna düştü.
Dicle ırmağı Musul kentinin ortasından geçiyor ve beş köprü kentin iki yakasını birleştiriyor. Musul Bağdat’tan 396 km kuzeybatısında bulunuyor. 20. Yüzyılda Musul çeşitli kavimlerin ve dinlerin bir arada ve barış içinde yaşadığı bir kentti.
Bu süre içerisinde askerinden polisine, zırhlı kuvvetlerinden Haşedul şaabi halk güçlerine kadar tüm Iraklı güçler Musul operasyonunda büyük kazanımlar elde etti ve büyük hamasetlere imza attı. Ancak Musul’un kurtuluşuna rağmen IŞİD hala Irak’ın batısında Anbar eyaletinde ve ayrıca Salahaddin ve Kerkük eyaletlerinde varlığını sürdürüyor ve IŞİD kalıntıları bazı bölgelerde en ufak fırsattan saldırmak için yararlanıyor.
Gerçi Musul’un kurtuluşu Iraklı güçler için büyük bir kazanım ve zafer sayılır, fakat Musul’dan geriye bir tek enkaz kaldığını da unutmamak gerekir. Gerçekte tekfirci teröristler Musul’da yıkılan binalar, çökmüş altyapı ve enkaza dönüşen kültürel yıkıcı mirası geride bıraktı. Buna göre Musul’un yeniden imarlı hale gelebilmesi için yüklü bir para gerekiyor ve bunun yanında toplumdan tekfirci düşünceyi silmek için de geniş boyutta kültürel bir çalışmanın kaçınılmaz olduğu anlaşılıyor.
Bugün Irak’ta Musul’un kurtuluşunu kutlayan Irak halkı asla IŞİD’in sultası altında yaşadıkları acı günleri unutamıyor. Bu süreçte Musul halkı bir çok yakınını kaybetti. Musul halkı IŞİD’in yarattığı kabusu kolay kolay unutamayacağı anlaşılıyor. IŞİD Musul’da ve işgal günlerinde bu kentin bir çok değerli tarihi ve kültürel ve dini eserini yok etti. IŞİD en son 844 yıllık mazisi olan tarihi Nuri camiini kentin batısında sıkıştıkları sırada havaya uçurdu. Bir başka ifade ile IŞİD’in işlediği cinayetler Moğol istilasından daha beterdi. Gerçi tekfirci örgütün Irak’ta sözde hilafeti üç yıldan fazla süremedi.
Arap dünyasının ünlü yazarı Abdulbari Atvan, Musul’un kurtuluşu hakkında Ray El Yom gazetesinde yayımladığı makalesinde şu ifadelere yer verdi:
Iraklıların Musul’un kurtuluşunu kutladıkları günler sona erdikten sonra yaşadıkları kaygı, Irak’ın geleceği ile ilgilidir. Kuzey Irak yerel yönetimi lideri Mesut Barzani gelecek 25 Eylül’de referandumdan dem vuruyor. Barzani petrol zengini Kerkük kentini Kuzey Irak’a ilhak etmek istiyor ve iktisadi açıdan bu kentin üzerinde özel hesap açtığı anlaşılıyor. Acaba bu durum, Irak’ın dini ve etnik temelde parçalanmasının başlangıcı mıdır? Acaba şimdi Kürtlerle Araplar arasında kanlı bir savaşa mı şahit olacağız?
Arap dünyasının ünlü yazarı Abdulbari Atvan şöyle devam ediyor:
Musul’un yeniden imarlı hale gelmesi milyarlarca dolar para gerektiriyor, oysa Irak hazinesi bomboştur. Öte yandan 600 Amerikalı askerin ve Başika’da 2 bin Türk askerin kaderi ne olacak?
Atvan IŞİD’in Irak’taki geleceği hakkında da şu yorumda bulunuyor: ya başka örgütler gibi dağılacak ve yenilgiyi kabul edecek, ki bu seçenek imkansız gibi duruyor ve El-Kaide bu iddianın şahididir, ya da yeraltına girerek terör eylemlerini sürdürecek ve intikam amaçlı eylemleri başlatacak, ki bu ihtimal daha güçlüdür ve Avrupa ve Amerika ve Arap müttefikleri IŞİD’in öncelikli hedefleri olacaktır. Ya da IŞİD Yemen, Afganistan, Libya ve Mısır ve Somali ve Afrika kıyıları gibi krizzede bölgelere gidecek.
Ancak Arap yazar Abdulbari Atvan’ın üzerinde durduğu bu tartışmanın dışında Musul’de elde edilen kazanımın çok büyük bir kazanım olduğu kesindir. Gerçekte Iraklı güçlerin Musul’un tam göbeğine nüfuz etmesi IŞİD’in askeri açıdan sonu demektir, nitekim Suriye’nin Rakka kentinde de IŞİD’in sonu pek uzak sayılmaz.
Ancak esas konu şu ki acaba askeri zaferden sonra savaş sona erecek midir? Gerçekte Irak’ın esas sorunu bu ülkede tekfirci ve radikal düşüncelerin zeminleridir. Iraklı gruplar bunun için vahdet yönünde adım atmaları ve bölücü hareketlerle mücadele etmeleri gerekir.
Öte yandan Irak her halükarda Suriye’nin durumundan etkilenen bir ülkedir. Bölücü talepler Irak’a yönelik en ciddi tehdittir. Bu yüzden Musul savaşından bölgenin istikrarı yönünde yararlanmak ve özellikle korsan rejim İsrail gibi bazı malum rejimlerin Irak milletinin bu zaferinden asla hoşnut olmadıklarını unutmamak gerekir.
Musul savaşının çok uzayacağını ve tekfirci IŞİD terör örgütünün kısa vadede yenilmesi mümkün olmadığını sürekli savunan Amerikalı yetkililer de doğal olarak Iraklıların bu büyük zaferinden hoşnut olamaz. Gerçekte bölgede tekfirci terör örgütlerini yöneten Amerika ve siyonist rejim sürekli Iraklı güçlerin kazanımlarını önemsiz ve bu gücün zayıf olduğunu telkin etmeye çalışan taraflardı, ancak şimdi bu büyük kazanım onların tüm planlarını suya düşürdü ve bu yüzden şimdiden IŞİD’in alternatifini bulmak için harekete geçtikleri anlaşılıyor. Amerika ve korsan İsrail bunun için IŞİD ile savaşta asla hiç bir payı bulunmayan şahsiyetleri bulmaya ve onları kuracakları yeni terör örgütünün lideri yapmaya çalışıyor.
Her halükarda Amerika bölgede ve Irak’ta çıkarları uğruna elinde bulunan tüm kozlarını ve imkanlarını kullanacağı kesindir.