Mescid-i Aksa krizi, Ortadoğu barışının karanlık ufku - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i81632-mescid_i_aksa_krizi_ortadoğu_barışının_karanlık_ufku_1
Son haftalarda Mescid-i Aksa’da yaşanan gerginliklerin ve özellikle bir kaç Arap İsraillinin iki siyonist polisi helak etmelerinin ardından korsan rejim İsrail bu camiyi kapattı ve çevresinde sıkı güvenlik tedbirleri uygulamaya başladı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ağustos 21, 2017 15:24 Europe/Istanbul

Son haftalarda Mescid-i Aksa’da yaşanan gerginliklerin ve özellikle bir kaç Arap İsraillinin iki siyonist polisi helak etmelerinin ardından korsan rejim İsrail bu camiyi kapattı ve çevresinde sıkı güvenlik tedbirleri uygulamaya başladı.

Ortadoğu meseleleri uzmanı Muhammed Mehdi Mezahiri bu gelişmeleri şöyle değerlendirdi: Bu gelişmelerin sonucunda işgal altındaki Filistin toprakları ve özellikle Mescid-i Aksa Müslümanların siyonist rejim karşıtı geniş çaplı itirazlara sahne oldu. Müslümanlar Kudüs’te Filistinlilere yönelik şimdiye kadar görülmemiş kısıtlamaları protesto etti. Gerçi itirazlar sadece işgal altındaki Filistin toprakları ile sınırlı kalmadı ve Müslümanlar Malezya, Ürdün, Yemen ve Türkiye gibi ülkelerde de katil rejimi protesto etti. Bu arada 1994 yılından beri Mescid-i Aksa’nın resmen mütevellisi olan Ürdün’de itirazlar daha şiddetliydi. Ürdün’de binlerce kişi başkent Amman ve diğer kentlerde Cuma namazı çıkışında korsan İsrail’in Mescid-i Aksa çevresindeki uygulamalara tepki gösterdi ve cihat çağrısı yaptı.

Hal böyleyken ve Filistinlilerle siyonist rejim arasında yeni gerginlikler ve krizlerin yaşandığı bir sırada bu krize taraf olan Filistin ve İsrail’in ve yine bu iki taraf destek veren ülkelerin uygulamaları Ortadoğu bölgesinde yeni durumun hakkında çok iyi ipuçları vereceği ifade ediliyor.

Aslında siyonist rejimin durumu açıkça ortadadır. Bu rejim her zaman yaptığı gibi siyonist askerlere ve güvenlik güçlerine yönelik her türlü saldırıdan azami derecede yararlanıyor ve kendini mazlum gibi gibi göstererek ve tehdit olarak tanıttığı güvenlik tehlikeleri iddialarını ileri sürerek askeri gücünü daha da geliştiriyor, daha fazla silah satın alıyor ve Müslümanların kutsal mekanlarına yönelik daha sıkı güvenlik tedbirleri uyguluyor.

Son olaylarda da Tel aviv elebaşıları Mescid-i Aksa’nın bakımından sorumlu olan vakıflar idaresinin görevlendirdiği kişileri bu görevlerden alarak siyonist askerleri onların yerine yerleştirdi. Siyonist rejim ayrıca Mescid-i Aksa’nın özellikle eski Beytulmukaddes’e açılan girişlerinde kameralar ve yine bu caminin giriş kapılarında metal dedektörler ve elektronik kapıları yerleştirdi.

Ancak bu uygulamalar Filistin milletinin öfkesine neden oldu ve bu yüzden siyonist askerlerle çatışmalar başladı. Çatışmalarda ise en az dört Filistinli şehit düştü.

Gerçi siyonist rejim sonunda Filistin halkının iradesine karşı teslim oldu ve metal dedektörleri ve elektronik kapıları topladı. Ancak İslam ülkeleri yine her zamanki gibi sadece katil rejimin uygulamalarını kınamakla yetindi. Üstelik bu kınamalarda artık eskiden olduğu gibi hiç bir ciddiyet ve kesin tavır ifadesi de göze çarpmıyordu, nitekim bazı Arap rejimlerin iki yüzlü politikaları da korsan İsrail’in bu tür kınamalardan duyduğu kaygıları da iyice giderdiği anlaşılıyor.

İslam işbirliği teşkilatı İİT siyonist rejim İsrail’in bu uygulamalarına gösterdiği tepkide 20 ve 21 Temmuz 2017 tarihlerinde BM’nin de katılımı ile Azerbaycan Cumhuriyeti başkenti Bakü’de Beytulmukaddes’le ilgili uluslararası bir konferans düzenledi. İİT bu konferansta uluslararası camiadan siyonist rejimin işgalciliğine son verilmesi, Filistinli mültecilerin sorununu çözmesi ve Filistin’de iki devlet çözüm yolunun uygulanmasına yönelik yükümlülüğünü yerine getirmesini istedi.

Ancak gerçek şu ki bir yandan üyeleri derin siyasi anlaşmazlıktan acı çeken ve Arabistan ve müttefikleri gibi bazı üyelerin diğer İslam ülkelerine yaptırım uygulamaya çalışan ve öbür yandan konferansına ev sahipliği yapan Azerbaycan Cumhuriyeti İsrail ile sıkı askeri ve siyasi ilişkileri bulunan İİT gibi bir teşkilatın düzenlediği konferanstan Filistin milletinin kurtuluşu ve Ortadoğu’nun kanayan yarasına merhem olması beklenemez.

Aslında Filistin davasında her daim tüm sadakati ile ve tüm imkanları ile Filistin milletinin yanında yer alan ve özellikle de son krizde bu millete yönelik tam ve kesin desteğini ilan eden İran İslam Cumhuriyeti’nden başta diğer İslam ülkelerinde mazlum Filistin milletine yönelik gerçek destek İslamî devletlerden değil, sadece milletlerinden gelmiştir. Gerçi son krizde Arabistan, Katar, Tunus, Lübnan, Ürdün ve Mısır devletleri görecede siyonist rejimin Mescid-i Aksa’daki uygulamalarını kınadıklarını ilan etti, fakat gerçek şu ki bu rejimlerin eli kanlı rejimle açık gizli ilişkileri onların bu rejime karşı keskinliğini yok etmiş ve rezilliklerini tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermiştir.

Bölgedeki malum Arap rejimlerin İsrail’e karşı sözde tavır koydukları bir sırada siyonist rejimde yayımlanan Maariv gazetesi bir rapor yayımlayarak Arabistan’ı Tel aviv’in gizli sevgilisi ilan ederek İsrail kabinesini Arabistan ile ilişkilerini gizli tutmasını eleştirdi. Gazete Tel aviv elebaşılarından artık Suud rejiminin üst düzey yetkilileri ile gizli görüşmelerini örtbas ederek inkar etmemelerini ve Arabistan ile ilişkilerini aleni hale getirerek bu rejimin çıkarlarını daha iyi ve daha ciddi bir şekilde izlemelerini istedi.

Bu şartlarda görünen o ki Filistin krizinde bir yanda çakma ve geniş ve küresel propaganda gücü olan ve güçlü hamilerden destek alan bir rejim yer alıyor ve öbür tarafta da hakimiyeti olmayan bir devlete sahip olan ve bölgesel Arap hamileri iki yüzlü olan mazlum bir millet yer alıyor. Kuşkusuz bu manzara, Ortadoğu bölgesinde gerçek barış ve istikrara yönelik aydın bir ufuk sergileyemiyor.

Filistin davasında iki tarafın arasında güç ve imkanlar bakımından dengenin yokluğu bir yandan ve Filistin milletinin kutsal topraklarda tarihi ve din hakkaniyeti öbür yandan Ortadoğu krizinin önümüzdeki yıllarda da kanayan bir yara olmaya devam edeceğini gösteriyor. Gerçi Arap ülkeler kendi aralarında birbiriyle düşmanlık gütmek ve İsrail sahasında oynamanın bölgede yer alan tüm ülkelerin huzurunu kaçıracağı ve barış ve istikrarı yok edeceği sonucuna varacak olursa, o zaman durum değişebilir.

Ortadoğu bölgesinde son gerginlikler gerçi Mescid-i Aksa ve çevresinde bazı güvenlik sistemlerinin yerleştirilmesi bahanesi ile tırmanmaya başladı, ama aynı zamanda Filistin milletinin öfkesini de arttırararak direnişin yeni bir dönemini de başlatmış oldu.

İşgal altındaki Filistin’de bundan bir kaç hafta öncesine kadar durum sakin gibi gözüküyordu, fakat birden bire ve bir kaç gün içinde her şey değişti ve bir kaç siyonist yerleşkeci ve polis memuru helak oldu ve itirazlar tüm bölgeyi sardı.

Aslında işgal altındaki Filistin’de son sakin günleri külün altında alevlenmeyi bekleyen ateşe benzetmek de mümkün, öyle ki alevlendiği zaman da siyonist işgalci rejimin temellerini de iyice sarsmaya başlıyor.

İşgal altındaki Filistin’de çatışmalar bu kez Mescid-i Aksa girişlerinde güvenlik engellerinin oluşturulması ile alevlendi. Gerçi bundan önce de bazı siyonistler büyük bir küstahlık örneği sergileyerek kendi dini merasimlerini bu camide düzenlemeye kalkıştı ve böylece Müslümanların hoşnutsuzluğuna sebebiyet verdi.

Ancak en son Mescid-i Aksa girişlerine kameraların ve metal dedektörlerin ve elektronik kapıların yerleştirilmesi Filistin milletinin içine gömdüğü hoşnutsuzluğu birden bire alevlendirerek siyonistlerin başına yıktı.

Gerçi iki taraf arasındaki gerginlikler 14 Temmuz Cuma günü Beytulmukaddes çevresinde yeni güvenlik uygulamaları ile başladı, fakat bu tarihten sonra bir hafta içinde iki taraftan toplam 6 kişi öldürüldü.

İngiliz Independent gazetesi sadece bir tek Cuma gününde 193 Filistinli Batı şeriada yaşanan çatışmalarda yaralandığını duyurdu. Siyonistlerin saldırıları başladıktan sonra da 50 yaşın altındaki Filistinlilerin Beytulmukaddes’e girişi yasak ilan edildi ve bu yüzden binlerce Filistinli Cuma namazını Mescid-i Aksa’nın çevresindeki caddelerde kılmak zorunda kaldı. Batı medyası Filistinlilerle siyonistlerin Beytulmukaddes’teki çatışmaları sırf ileri teknoloji sistemlerin yerleştirilmesi yüzünden yaşandığını ileri sürdü. Ancak çatışmaların başladığı günün üzerinden bir kaç gün geçtiği halde gerginlik devam etti ve hatta Filistin halkının öfkesi diğer Filistinli bölgelere ve hatta Filistin’ın dışına yayıldı.

İngiltere’de yayımlanan The Guardian gazetesi, şiddetin tırmanması ve kayıp sayısının artmasına rağmen siyonist rejim elebaşıları Mescid-i Aksa çevresine yerleştirdikleri metal dedektörleri toplamayacaklarını açıkladıklarını, ancak daha sonra bu sözlerini geri almak zorunda kaldıklarını yazdı.

Öte yandan Mısır, Fransa ve İsveç de uluslararası camiayı tepki vermeye çağırdı ve bu yüzden BM güvenlik konseyi üyeleri Beytulmukaddes’te son durumu ele almak üzere kapalı acil oturum kararı aldı.

İngiliz gazete ayrıca Papa Fransis’in de Roma’nın Saint Peter meydanında düzenlediği dua merasiminde kutsal topraklarda şiddet ve gerginliğin tırmanmasından duyduğu kaygıyı dile getirerek tarafları diyalog ve itidalli davranmaya davet ettiğini belirtti. Hatta Filistin özerk teşkilatı Başkanı Mahmut Abbas da ABD Başkanı Donald Trump tarafından Filistin davasında arabulucu olmakla görevlendirilen damadı Jerard Kuşner’den yeni güvenlik engellerini kaldırmak üzere siyonist rejime baskılarını arttırmasını istedi.

Amerika’da yayımlanan Los Angeles Times gazetesi de internet sayfasında yayımladığı raporunda, bundan önce böyle bir gerginliğin çıkacağı konusunda siyonist rejim elebaşıları uyarıldığını belirterek şöyle yazdı: Netanyahu kabinesi sert bir şekilde eleştirildi, zira yeni güvenlik tedbirlerinden önce dini çatışmaların çıkacağı yönündeki uyarıları umursamadı. Nitekim Doğu Beytulmukaddes’te üç Filistinlinin İsrail polisinin açtığı ateş sonucu ölmesi ve ardından Batı şeriada üç İsraillinin 19 yaşındaki Filistinli bir genç tarafından öldürülmesi bunun sonucudur.

Bu olaylardan bir kaç gün sonra da Mahmut Abbas Tel aviv ile güvenlik işbirliğini ve ilişkilerini durdurdu ve bu karar yıllar sonra Batı şeriada yeniden güvensizliği tetikledi.