Mescid-i Aksa krizi, Ortadoğu barışının karanlık ufku - 2
Korsan rejim İsrail’in Mescid-i Aksa çevresinde güvenlik tedbirlerini arttırması ve Filistin milletinin bu duruma sert tepki vermesi ve yaşanan çatışmalarda iki tarafın kayıp vermesinin ardından İsrail’in güvenlik kabinesi, Mescid-i Aksa çevresinde uyguladığı yeni güvenlik tedbirlerini gözden geçirmek üzere acil oturum düzenledi.
Amerika’da yayımlanan Los Angeles Times gazetesi konu ile ilgili raporunda, siyonist rejim Başbakanı Benyamin Netanyahu ve güvenlik kabinesindeki bakanları Mescid-i Aksa çevresine yerleştirilen ve şiddetli tepkilere yol açan metal dedetkörler ve elektronik kapıların kullanılmasını yeniden gözden geçirdiklerini belirtti.
“Buna karşın siyonist rejim Başbakanı Netanyahu Tel aviv’deki radikal ve sağcı kanatlardan Beytulmukaddes’te uyguladığı yeni güvenlik tedbirlerinden asla geri adım atmamak üzere baskı görmeye başladı” diyen gazete, bu gerginlik hatta komşu ülkeye, yani Ürdün’e bile sıçradığını vurguladı.
Bilindiği üzere Ürdün, İslam ülkelerini temsilen Beytulmukaddes’in dini yönetimini yürütüyor. Son gelişmelerde ise Ürdünlü silahlı iki kişi, siyonist rejimin Ürdün’ün başkenti Amman’daki büyükelçiliğine saldırarak elçiliğe doğru ateş açtı.
Her halükarda yaşanan gerginlik ve siyonist rejime yönelik eleştirilerin dozu, Tel aviv’e Mescid-i Aksa’ya yönelik aldığı güvenlik tedbirlerini yeniden gözden geçirmeye zorlayacak kadar fazlaydı.
İngiliz BBC kanalı internet sayfasında şu ifadelere yer verdi: İsrail’in güvenlik kabinesi Mescid-i Aksa çevresindeki yeni teçhizatı kaldırmayı ve başka güvenlik imkanlarından yararlanılmasını onayladı. Buna göre ve güvenlik uzmanlarının tavsiyesi üzerine metal dedektörler ve elektronik kapılar başka ileri teknoloji güvenlik malzemeleri ile değiştiriliyor.
BBC yeni güvenlik teçhizatının bedeli 28 milyon dolar olduğunu ve 6 aya kadar da tamamlanacağını belirtti.
Gerçi uluslararası anlaşmalara göre Beytulmukaddes’in ve özellikle Mescid-i Aksa’nın güvenliği siyonist rejime devredildi, fakat Filistinli taraf bu caminin önemini milli ve hakimiyet boyutları ile yorumluyor.
İngiliz The Guardian gazetesine göre bu şartlar, Filistin özerk teşkilatı Başkanı Mahmut Abbas Tel aviv ile güvenlik işbirliğini kesme tehdidinde bulunmasından sonra daha da tehlikeli boyutlara ulaştı. Mahmut Abbas bu doğrultuda ilk tepkisinde karşı tarafla bir güvenlik görüşmesini iptal ettiğini açıkladı.
İngiliz gazete The Guardian bu gerginliklerin sebebini iki konuya bağlıyor. İlk mesele, İsrail’de radikal sağın izlediği politikalar ve tüm uyarılara rağmen Mescid-i Aksa çevresinde metal dedektör gibi yeni güvenlik tedbirlerini uygulamaya karar veren Başbakan Netanyahu ile ittifak halinde olmasıdır.
İkinci mesele ise Filistin milletinin dini ve milli ve kültürel özellikleri ve bazı meselelere karşı şiddetli bir şekilde hassas olmalarıdır.
Uzmanlar son çatışmaların aslında bu iki konuyu birbirine karıştıran ve bu münakaşanın alevlenmesine yol açan Netanyahu’nun hesap hatasından kaynaklandığını belirtiyor. Gerçekte Filistin halkı Beytulmukaddes’te güvenlik tedbirlerine karşı hassasiyetinin sebebini, bundan önce Batı şerianın El Halil kentinde ve Hz. İbrahim –s– türbesinde yaşanan uygulamalara bağlıyor. Filistin halkı, siyonistlerin o mekanlarda da bu tür uygulamalarını daha fazla istihbarat toplama amaçlı yaptığını savunuyor.
Öte yandan gözlemciler, işgal altındaki topraklarda şiddetin gittikçe daha da kötü hale geleceğini, zira uygun bir dengeleyici politika bulunmadığını kaydediyor. Netanyahu aldığı yeni güvenlik tedbirlerini dayatmanın güvenlik açısından önem arz ettiğini belirtti, ki bu bu durumu asla kabul edilemez hale getirdi.
Atlantic dergisi metal dedektörlerin sorun haline gelmesinin sebebi hakkında ise şu yorumda bulundu: bu sistemlerin yerleştirilmesi Filistinli liderlerce güvenlik tartışması değil de, asıl Filistinlilerin hakimiyet hakkında tecavüz şeklinde yorumlandı. Hatta Mahmut Abbas bile İsraillilerin Mescid-i Aksa çevresine metal dedektörleri yerleştirmeye hakkı olmadığını, çünkü bu mekan Filistin milletinin hakkı olduğunu ve bu yüzden bu iş hangi güvenlik gerekçesi veya başka gerekçeye dayanarak yapıldıysa, hemen durdurulması gerektiğini açıkladı.
Gerçekte siyonist rejimin Mescid-i Aksa’ya saldırması Arap rejimlerin bu rejime karşı tutum ve uygulamalarında pasif davrandıklarının işaretidir. Bu çerçevede Filistin’e destek vermek üzere İslam dünyasının önde gelen alimleri ve ayrıca bağlantısızlar hareketi liderlerinin katılımı ile uluslararası bir oturum düzenlenmelidir.
Bilindiği üzere geçen hafta Cuma günü sabah saatlerinde Filistinli gençlerin Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’da düzenledikleri şehadet eylemlerinde üç Filistinli genç şehit düştü, iki siyonist asker de helak oldu, bir siyonist asker de yaralandı. Bu eylemlerin ardından korsan İsrail Mescid-i Aksa kapılarını Müslümanlara kapattı, fakat bu uygulama Filistinlilerin ve Müslümanların sert tepkilerine neden oldu.
Filistinli direniş grupları Mescid-i Aksa’yı savunmak üzere öfke günü başladığı altında protesto eylemi çağrısı yaptı ve İslam dünyasının önde gelen alimlerinden Müslümanların ilk kıblesini savunmak üzere tavır sergilemelerini istedi.
Öfke gününde düzenlenen protesto eylemleri sırasında ise dört Filistinli siyonist askerlerin açtığı ateş sonucu şehit düştü. Siyonist askerler Filistinli protestocuların üzerine ateş açmaktan başka Mescid-i Aksa girişlerini kapattı ve çıkan çatışmalarda yüzlerce kişi yaralandı.
Bu gelişmelerin ardından ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin Filistin meselesinin asla unutulmaması gerektiği üzerine yaptığı vurgudan hareketle Tesnim haber ajansı Irak ulema cemaati Başkanı Şeyh Halid Molla ile görüşerek bu konuda görüşünü sordu.
Şeyh Halid Molla, Mescid-i Aksa’nın siyonist rejim tarafından kuşatma altına alınması ve işgalcileri Müslümanların bu kutsal mekanını Yahudileştirme çabalarını şöyle değerlendirdi.
İlk önce şunu belirtmeliyim ki biz Irak ulema camaati olarak siyonistlerin Mescid-i Aksa’ya yönelik her türlü tecavüzünü şiddetle kınıyoruz. Siyonistlerin bu tür cinayetlerini sürdürmeleri evvela Arap dünyasının Mescid-i Aksa’ya yönelik sergilediği tutumun zayıf olduğunu ve ikincisi de işgalcilerin bu tür uygulamaları ile Arapların ve Müslümanların Kudüs’ye yönelik hassasiyetini sınamaya çalıştığını ortaya koyuyoyr. Zira siyonist rejim Müslümanların bu meseleye karşı hassasiyetini çok iyi biliyor. Nitekim bir süre önce dünya Kudüs gününde dünyanın bir çok ülkesinde ve Ortadoğu, Amerika ve Avrupa ülkelerinde çok sayıda insan Filistin’e destek ve siyonistleri kınamak üzere yürüyüş düzenledi.
Irak ulema cemaati Başkanı Şeyh Halid Molla değerlendirmesinin devamında şu ifadelere yer verdi: Hali hazırda biz cemaat olarak ulemanın bu yönde çaba sarf etmeleri üzerinde duruyoruz ve medya üzerinden Bağdat veya Tahran veya başka bir yerde İslam dünyasının önde gelen alimlerinin katılımı ile bir zirve düzenlenmesini istediğimizi ilan ediyoruz, böylece ulema siyonistlerin bu tür tecavüzlerine karşı görüşlerini beyan etme fırsatı bulacaktır. Bundan başka bağlantısızlar hareketi de bir oturum düzenleyerek Mescid-i Aksa’ya karşı tutumunu açıklamalıdır. Zira bu şartlarda sessiz kalmak büyük bir ayıptır. Bu tür oturumların düzenlenmesi İslamî toplumların ve İslam ümmetinin duyarlı hale gelmesine ve gaflet uykusundan uyanmasına vesile olacaktır. Bizim şimdiki şartlarda savaşımız Kudüs’ü işgal eden rejime karşıdır, ama maalesef İngiliz Şiası ve Amerikan Sünnisi gibi çetelerin faaliyetleri yüzünden bazıları iç savaş tuzağına düşmektedir.
Irak ulema cemaati Başkanı Şeyh Halid Molla şöyle devam etti:
İngiliz Şiası ve Amerikan Sünnisi meselesi hakkında İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei defalarca uyarıda bulundu. Biz, Şii ve Sünni Müslümanları bu tür sorunlara, yani Mescid-i Aksa’ya tecavüze karşı birleştiren ve bir araya getiren öz Muhammedi –s– İslam’ı istiyoruz.
Irak ulema cemaati Başkanı Şeyh Halid Molla açıklamasının devamında siyonistlerin İslam dini ve Müslümanlara karşı kumpasına işaretle şöyle konuştu: siyonist rejim onlarca yıldan beri Mescid-i Aksa’ya yönelik cinayet niteliğindeki uygulamalarını gündemine almış bulunuyor ve Müslümanların mukaddesatından aralarında fitne ve savaş çıkarma uğrunda yararlanmaya ve bu kutsal mekanları yok etmeye çalışıyor. Bugün bölgede Irak ve Suriye’de yaşanan savaşları da siyonist rejim çıkarmıştır. Bu rejim Müslümanları bu tür savaşlarla uğraştırarak İslam dünyasının esas meselesinden, yani Filistin davasından gafil hale getirmek istiyor.
Filistin ve Kudüs meselesi, müslümanlar ve İslam ümmeti için eksen ve ortak mesele olduğunu, fakat bazı İslam ülkeleri liderleri bu meseleyi umursamadığını ve hatta bazı irticai Arap rejimlerin elebaşıları siyonist düşmanla uzlaşarak dostluk kurduğunu belirten Irak ulema cemaati Başkanı Şeyh Halid Molla şöyle devam etti:
Biz zaten bölgedeki bazı rejimlerin politikaları üzerinde hesap açmıyoruz, zira onlar bizzat bölgeyi tahrip etme projesinin bir parçasıdır. Geçenlerde Amerika Başkanı Donald Trump Suud hanedanı ile görüşmek üzere Riyad’a gitmişti ve buradan da doğrudan işgal altındaki Filistin topraklarına geçti. Bu gelişme, iki taraf arasında güçlü bir anlaşma sağlandığını ve bu anlaşmaya göre de Arap liderlerin Filistin ve Mescid-i Aksa’ya yönelik tecavüzlere karşı susmaları gerektiği anlaşılıyor.
Irak ulema cemaati Başkanı Şeyh Halid Molla değerlendirmesinin devamında şöyle dedi: Biz ulema cemaati olarak Arap hükümdarların politikaları üzerinde hesap açmıyoruz ve sadece İslam ümmeti ve Müslüman milletlerin uyanışı ve bilinçlenmesine dayanıyoruz. Bazı Arap ülkelerinde İsrail’in büyükelçileri var, ama Arap liderler hatta İsrail büyükelçisini çağırıp ona itiraz etme zahmetine bile katlanmıyor.
Filistinli gençlerin Kudüs’ü işgal eden siyonist askerlere karşı şehadet eylemleri ve özellikle Mescid-i Aksa içindeki son eylemin Filistin intifadasının devam ettiğini ve direnişe vurgu yaptığını kaydeden Irak ulema cemaati Başkanı Şeyh Halid Molla şöyle devam etti:
Bundan önce başta İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ve Lübnan Hizbullah hareketi genel sekreteri Seyyid Hasan Nasrulluh olmak üzere direniş cephesinin önde gelen liderleri ve alimleri defalarca Filistin meselesi ancak direnişle çözümleneceğini ve müzakere ile çözümlenemeyeceğini, çünkü siyonistlerin ancak silah dilinden anladığını vurgulamıştır. Cebbareyn ailesinin Mescid-i Aksa’da şehadet eylemleri de direnişten başka hiç bir seçenek olmadığını ortaya koydu ve bu doğrultuda direniş grupları da siyonist rejimi, cinayetlerine verilecek tepkinin sert ve ölümcül olacağı konusunda uyardı. Bence de esas çözüm şu ağır ve sert ve ölümcül darbelerdir, zira siyonistler müzakere ve diyalog dilinden anlamıyor.
Irak ulema cemaati Başkanı Şeyh Halid Molla sözlerini şöyle noktaladı:
İslam dini başta Yahudi inancı olmak üzere başka dinlere saygı duyuyor, ancak biz siyonist rejimin varlığına karşıyız ve bu varlığı kabul etmeyiz. Bazıları ehli sünnet adına bir takım şeyleri gündeme getiriyor, ama şimdi Filistin’de ehli sünnet saldırıya uğradığı bir sırada sessiz kalıyor. Bunlardan hangisi şimdiye kadar Filistin’le ilgili bir oturum düzenledi, sanıyorsunuz? Bu yüzden ehli sünnetten siyaset uğruna nemalanılmamasına dikkat etmeliyiz. Ben bütün alimlerinden takrib ve vahdetle siyonist rejimin kulağına bir tek sesi ulaştırmalarını ve İslamî mukaddesatı savunmalarını istiyorum.