Mescid-i Aksa krizi, Ortadoğu barışının karanlık ufku - 3
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i82212-mescid_i_aksa_krizi_ortadoğu_barışının_karanlık_ufku_3
İran İslam Cumhuriyeti her zaman ve tüm düzeylerde ve tüm platformlarda ve uluslararası kurum ve kuruluşlarda Filistin davasına destek vermiştir.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ağustos 26, 2017 16:28 Europe/Istanbul

İran İslam Cumhuriyeti her zaman ve tüm düzeylerde ve tüm platformlarda ve uluslararası kurum ve kuruluşlarda Filistin davasına destek vermiştir.

Bu gerçeğe işaret eden Filistin İslamî cihat hareketi üst düzey yetkililerinden Nafız Azam şöyle diyor:

Amerika Başkanı Donald Trump’ın politikaları Filistin meselesinin gerçeklerini değiştiremez.

Bilindiği üzere bir süredir Amerika’nın Tel aviv’dek büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması gündeme geliyor. Gerçi Amerika Başkanı Donald Trump geçici olarak bu karardan geri adım attı, fakat bu konu hiç bir zaman tam olarak gündemden çıkarılmadı. Bunun anlamı ise, Amerikalı yetkililerin şimdilik siyonistlerin bu talebine boyun eğmediği ve gelecekte başka türlü davranabilecekleridir.

Öte yandan Filistin halk direnişi hareketlerinden Hamas bir süre önce yeni siyasi belgesini yayımladı. Bu belgenin muhtevası bazı çevrelerin Hamas’ın direniş seçeneğinden vazgeçtiğini düşünmelerine sebebiyet verdi.

Bu konuyu aydınlatmak üzere Mehr haber ajansı Filistin İslamî cihat hareketinin üst düzey yetkililerinden Nafız Azam’la görüştü.

Nafız Azam, Filistin özerk teşkilatının üst düzey yetkililerin Saib Arikat’ın geçenlerde bu teşkilatın Hamas hareketini bir terör örgütü olarak görmediğini açıklamasının Filistin’de milli barışın gerçekleşmesi üzerindeki etkisini şöyle değerlendirdi:

Şimdiye kadar Filistin milli barış dosyasında herhangi bir özel gelişme yaşandığı gözlenmiyor. Maalesef Filistinli gruplar ve siyasi partiler ve akımların arasında milli barışı geciktiren meselelerin üzerindeki ihtilaflar hala devam ediyor. Bu ihtilaflar on yıldır söz konusudur ve bugün yine Filistinli grupları uğraştırmaktadır. Bu süreçte ise Filistinli siyasi grupların ve partilerin ve akımların arasındaki iç ihtilafların bedelini sadece Filistin milleti ödüyor. Bence en azından yakın gelecekte Filistinli çeşitli grupların arasında anlaşmazlıkların devam etmesi yüzünden Filistin’de milli barışın gerçekleşmesini bekleyemeyiz.

Nafız Azam, Amerika’nın Tel aviv’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararını ve Amerika Başkanı Donald Trump’ın bu kararı ertelemesine rağmen gelecekte uygulanma ihtimalini ve uygulandığı takdirde ne gibi sonuçları doğuracağını da şöyle değerlendiriyor:

Amerika Başkanı Donald Trump’ın politikaları Filistin meselesi ile ilgili gerçekleri asla değiştiremez. Amerika’nın Donald Trump başkanlığındaki yeni yönetiminin izlediği politikalar ve stratejiler Filistin meselesinin gerçeklerini değiştiremez.  Amerika’da art arda gelen hükümetler kendi politikalarını izlemiştir. Barack Obama yönetimi de Filistin konusunda kendine özel bazı politikaları vardı ve sonuçta hepimizin gördüğü gibi Obama hiç bir zaman İsrail’in Filistin’e karşı izlediği politikaları etkileyemedi. Hali hazırda da ABD’de radikal bir yönetimi iktidarın başına geçmiştir. Ama buna karşın bu yönetim ve izlediği politikalar işgal altındaki Filistin’de gerçekleri değiştiremez. Filistin milleti asla zorbalığa karşı teslim olmaz ve oldu bittiye getirilmesine müsaade etmez.

Nafız Azam, Hamas direniş hareketinin geçenlerde yeni siyasi belgesini yayımlanmasını ve bazı çevrelerin Hamas bu belgede siyonist rejime karşı direniş ilkesinde bir nevi geri adım attığını düşündüğünü ve ayrıca Hamas ile İslamî cihat arasındaki ilişkilerin bu bölge yayımlandıktan sonra nasıl etkilendiğini de şöyle değerlendiriyor:

Biz sürekli Filistinli çeşitli gruplar ve akımlarla daha iyi ilişkimiz olması yönünde çaba harcıyoruz. Belki bu gruplarla bazı konuların üzerinde anlaşmazlığımız olabilir ama tüm çabamız Filistin İslamî direniş hareketi Hamas ile ilişkilerimizi takviye etme yönünde olmuştur, böylece eğer aramızda bir ihtilaf varsa bile, ondan pek fazla söz etmeyi ve daha çok ortak yönlerimizi takviye etme üzerinde odaklanırız.

Filistin İslamî cihat yetkililerinden Nafız Azam, İran İslam Cumhuriyeti’nin son onyıllarda Filistin meselesine ve Filistinlileri siyonist rejimin cinayetlerine karşı desteklemesini şöyle değerlendiriyor:

Kuşkusuz İran İslam Cumhuriyeti son onyıllarda Filistin milletine büyük destek vermiştir. İran her daim çeşitli düzeylerde Filistin milletini ve Filistin meselesini desteklemiştir. Uluslararası arenalarda da İran İslam Cumhuriyeti’nin Filistin meselesine desteğine şahit olmuşuzdur. Şimdi de İran geçmişte olduğu gibi Filistin milletinin gasp edilen tüm haklarının iade edilmesi peşindedir. Biz de İran’a bu açıdan teşekkür ediyoruz.

Nafız Azam son günlerde Katar ile Arabistan, Mısır, BAE ve Bahreyn’den oluşan ittifak arasında patlak veren kriz hakkında özellikle Doha yönetimi bu dört ülkenin ileri sürdüğü şartları reddetmesinden sonra oluşan şartlar hakkında da şöyle diyor:

Biz uzun zamandır bu tür krizlere karışmamaya çalışıyoruz. Yani Filistin meselesi ve bu meseleye destek, başka ülkeleri ortak bir hedefe doğru sevk edebileceğinden bizim Arap ülkeleri arasında yaşanan krizlere karşı tavır koymamız doğru olmaz. Ancak buna rağmen tüm Arap ve İslam ülkelerinin sürekli barış ve istikrar içinde yaşamalarını umuyoruz. Arapların arasındaki sorunların çözümlenmesini umuyoruz, çünkü bu durumdan en çok Filistin meselesi fayda görecektir. Biz Katar ile Arap ülkeleri arasında yaşanan ihtilaflardan ve gerginliklerden mutlu değiliz. Bu tür gerginliklerden ancak İslam ümmetinin düşmanları fayda görebilir.

Öte yandan Filistin meseleleri uzmanlarından Muhammed Musalehe de Suud rejimi ile korsan İsrail arasındaki ilişkilerin hakkında şöyle diyor:

Siyonist rejim medyasında Tel aviv ile Riyad ilişkilerinin pekiştiği yönünde sürekli haber çıkması ve bu konudan söz edilmesi tesadüfi veya geçici bir gelişme olamaz, nitekim son dönemde iki taraf ilişkilerini geliştirme yönünde karşılıklı gizli ziyaretleri gerçekleştirdi. Suud hanedanı ile çok yakın ilişkileri olan Arabistanlı General Enver Aşki de son dönemde bir kaç kez işgal altındaki Filistin topraklarını ziyaret etti. Yine Arabistan ile İsrail ilişkilerinin normalleştirilmesi ve Ortadoğu uzlaşma süreci hakkında bazı düşünceler gündeme geliyor, ki tüm bunlar da Aşki gibilerinin ekseninde Riyad ile Tel aviv arasındaki istişarelerin sonucudur.

Filistin meseleleri uzmanlarından Muhammed Musalehe açıklamasının devamında, siyonist rejim Başbakanı Benyamin Netanyahu ile bazı Arap liderleri arasında gerçekleşen gizli görüşmeleri ifşa eden İsrail işçi partisi eski lideri İshak Hertzug’un açıklamalarına işaretle şöyle devam ediyor:

Hertzug’un bu ifşaatı, hali hazırda Arabistan ve siyonist rejimin tam yakınlaşması ve hatta aralarında bir ittifakın kurulması yönünde büyük çaba cereyan ettiğini gösteriyor. Siyonist tarafların Riyad’a yaptığı gizli kısa ziyaretlerle ilgili basına sızan bilgilere ve yapılan araştırmalara göre, siyonist taraflar bu ziyaretlerde Suud rejimini güvenlik hizmetleri yönünde bazı önerilerde bulunmuştur. Bu önerilerin arasında Suud kraliyet hanedanını korumak ve Tiran boğazı ve Arabistan kıyıları ve Fars körfezi emirleri kıyılarında karadan, havadan ve denizden casusluk faaliyetleri yürütmek ve sözde İran’ın Arabistan ve İsrail başta olmak üzere müttefiklerine karşı tehdidi ile mücadele etmek gibi öneriler yer alıyor.

Filistin meseleleri uzmanlarından Muhammed Musalehe şöyle devam ediyor: siyonist rejim İsrail Akdeniz’e doğru Süveyş kanalına paralel olarak bir kanal açmak ve böylece bölge ve dünya ülkelerinin Kızıldeniz ve Akdeniz’e doğru deniz güzergahının alternatiflerini arttırmak istiyor. Siyonist rejim uzun vadede Arabistan ile ortak çıkar temelinde bir ittifak kurmayı amaçlıyor ki bu ittifak hiç kuşkusuz Mısır ile kurduğu ittifaktan daha güçlü olacaktır.