Kuzey Irak’ın bağımsızlık referandumu - 1
Kuzey Irak yerel yönetimi Başkanı Mesut Barzani 7 Haziran 2017 tarihinde yaptığı açıklamada, Kuzey Irak’ın bağımsızlık referandumu 25 Eylül 2017’de düzenleneceğini belirtti.
Bu açıklama bölgede ve dünyada gözleri Irak’ın kuzeyine çevirdi. Biz de bu doğrultuda bir program hazırlayarak Kürt halkının Irak’taki 97 yıllık tarihini kısaca gözden geçirmeye karar verdik.
Kürtlerin Irak’taki varlığı çağdaş tarihte bir kaç devrede ele alınabilir. İlk devre 1920 ila 1991 yılları arasında kalan dönemdir.
Gerçi Irak’ın çağdaş tarihi İngiltere’nin bu ülkenin üzerindeki mandalığı 1932 yılında sona erince başlıyor, ama şimdiki Irak’ın temeli aslında 1920’li yılların başında atıldı. Bu arada Irak’ta etnik sürtüşmelerin ve çatışmaların tohumu de Osmanlı çöktükten sonra Britanya’nın yeni bir Irak inşa etme yönündeki politikaları ile serpilmiş oldu.
Irak liderleri 1920 ila 1975 yılları arasında sürekli Arap kimliğini ve değerlerini ön plana çıkarmaya ve Kürt kimliğini inkar ederek dışlamaya çalıştı. Bu süreç Irak’ta Baas partisi ortaya çıkıncaya kadar devam ederken, Kürt halkı 1920, 1930, 1940, 1960, 1970 ve 1980’li yıllarda arada bir ayaklandı, ki bu ayaklanmalarda Iraklı kürtlerin liderlerinden Molla Mustafa Barzani önemli rol ifa ediyordu.
Mart 1970 tarihinde Molla Mustafa Barzani ve Irak’ın merkezi hükümeti arasında bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmada Irak Kürdistanı’na özerklik verildi ve Barzani’nin Arap dilinin yanında Kürt dilinin de tanınması, kürtlerin hükümette ve askeri ve sivil mevkilerde ortaklık etmeleri, Kürt kültürü ve Kürtlerin eğitimine önem verilmesi ve kürtlerin yoğunlukta yaşadığı bölgelerde uygun toprak reformları yapılması gibi talepleri kabul edildi, ancak bu anlaşma hiç bir zaman uygulanmadı.
Öte yandan etnik kimlik üzerine çatışmalar 1970’li yılların ortalarında şiddetlenmeye başladı. Baas partisi 1968 yılında Irak’ta iktidarı ele geçirdi. Bundan sonra Saddam başta muhalif Kürtler olmak üzere Baas partisinin güdümünde hareket etmeyen azınlıkları göçe zorlayarak Arapların onların yerine geçirmeye çalıştı. Iraklı Kürtler 1975 ila 1991 yılları arasında en karanlık dönemlerini yaşadı. Saddam rejimi Araplaştırma politikasını kürtlerin yoğunlukta yaşadığı kentleri ve köyleri tahrip etmek ve Iraklı kürtleri bölgede ve hatta başka ülkelerde mülteci etmekle sürdürdü. Araplaştırma politikası çerçevesinde Kürt halkının toplumda Kürtçe konuşması engellendi, Kürtlerin bundan böyle Arapça ad seçmeleri zorunlu hale getirildi ve resmi belgelerde de onlardan Kürt değil de Arap olarak söz edilmeye başladı
Aslında Saddam’ın Iraklı kürtlere karşı izlediği bu politika, bir nevi dili yok etme politikasıydı. Buna karşın Saddam’ın Iraklı kürtlere karşı acımasızlığının doruk noktası, 1988 yılında Saddam’ın amcaoğlu Ali Hasan Macid’in komutasında Iraklı kürtlere karşı Enfal adı ile anılan bir operasyonun düzenlenmesi oldu. Bu operasyon Irak’tan bağımsızlık için ayaklanan kürtleri bastırmak üzere düzenlendi. Saddam’ın amcaoğlu Ali Hasan Macid bu operasyonda Iraklı kürtlerin kentlerine ve köylerine karşı geniş çaplı kimyasal ve biyolojik silah kullandığı için Ali Kimyevi lakabı ile ün yaptı. Ali Kimyevi’nin en acımasız kimyasal saldırısı Mart 1988 tarihinde Halepçe’de gerçekleşti. Bu operasyonun amacı Saddam rejiminin anarşist olarak adlandırdığı ve yaşları 15 ila 70 yaş arasında değişen kürtlerin direnişini her ne pahasına olursa olsun bastırmaktı. Enfal operasyonu çerçevesinde 4 bin köy tahrip edildi, 180 bin kişi katledildi ve yüz binlerce kişi de mülteci durumuna düştü.
Irak’ta Kürt tarihinin ikinci devresi 1991’den 2003 yılına kadar uzanan dönemi kapsıyor. 1990’lı yılların başları Iraklı kürtler için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Iraklı kürtler 1991 yılında ülkenin kuzeyinde Saddam rejimine karşı ayaklandı. BM güvenlik konseyi ise 688 sayılı kararnamesi ile bu kıyama destek verdi ve Irak’ın kuzeyini yasak bölge ilan etti. Bu kıyam ve BM güvenlik konseyinin desteği ilk kez Kuzey Irak’la Irak’ın merkezi yönetimi arasındaki hukuki ve idari irtibatın kesilmesine yol açtı ve Kuzey Irak bölgesi ilk kez güvenli bölge ilan edilerek özerklik statüsüne kavuştu.
Bu tarihten sonra Kuzey Irak siyasi hayatında yeni bir döneme girdi. Yeni dönemde Kuzey Irak yerel parlamento ve yerel yönetime kavuştu.
Mayıs 1992 tarihinde Kuzey Irak’ta parlamento seçimleri düzenlendi ve bölge ilk kez yerel parlamentoya şahit oldu. Buna karşın Kuzey Irak’ın ilk yerel parlamentosunun faaliyetleri bölgenin iki büyük partisi arasında 1994 yılında çıkan iç savaş yüzünden 2002 yılına kadar askıya alındı.
1992 yılında yerel parlamentodan başka yerel yönetim de kuruldu. Bir Başbakan ve bakanlar kurulundan oluşan yerel yönetimin merkezi Erbil kenti oldu, fakat Fuat Masun başkanlığında kurulan birinci kabineden başka ikinci, üçüncü ve dördüncü kabineler söz konusu iki büyük parti arasındaki iç savaş yüzünden Erbil ve Süleymaniye’de iki ayrı kabine şeklinde kuruldu.
1998 yılında, yani dört yıl sonra iki Kürt parti Amerika’nın hazırladığı Washington barış anlaşması çerçevesinde iç savaşını sonlandırma üzerine anlaştı. Bu anlaşmaya göre iki partinin düşmanlığa son vermeleri ve 1999 yılında parlamento seçimlerini düzenleyerek ortak bir hükümet kurma konusunda mutabakata vardı. Ancak savaşın sonlandırılmasından başka Amerikan ordusu 2003 yılında Irak topraklarına saldırdığı güne kadar başka maddeler hiç bir zaman uygulanmadı.
Gerçekte Kuzey Irak’ta bugün hakim olan siyasi şartlar 1998 yılında imzalanan Washington barış anlaşmasında üzerinde mutabakata varılan maddelerin uygulanmasının sonucudur. 2002 yılında Kuzey Irak parlamentosu ilk kez oturum düzenledi ve 1998 anlaşmasını onaylayarak yeni anayasa için müzakereleri başlattı.
Iraklı kürtlerin tarihinde üçüncü devre 2003 yılından sonra başlıyor. Iraklı kürtler 1920 ila 2003 yılına kadar en çok Bağdat yönetimi ile karşı karşıya gelmek ve merkezi yönetimle sürtüşmekle uğraşıyordu. 2003 yılından sonra Kuzey Irak’ın resmen özerk olması ve federal yapıda siyasi faaliyetlerine devam etmesi gündeme geldi. Gerçekte Irak’ın siyasi düzeni 2005 yılında hazırlanan ve Irak’ın 1920 yılından sonra sekizinci anayasası sayılan yeni anayasa çerçevesinde demokratik federal Cumhuriyet ilan edildi. Irak’ın 2005 yılında hazırlanan anayasasının 4. Maddesinde kürtçe ve Arapça bu ülkenin resmi dilleri ilan edildi. Yeni anayasanın 113. Maddesi de Kürdistan eyaletini ve içindeki erkleri federal bir eyalet çerçevesinde tanıdı.
Gerçekte Irak’ın yeni nizamında Iraklı kürtlerin konumu büyük oranda gelişti ve Iraklı kürtler dışlanan azınlık konumundan meşru azınlık konumuna geçti ve Süleymaniye, Dahuk ve Erbil gibi Kürt eyaletlerin üzerindeki egemenliği de resmiyet kazandı.
Kuzey Irak bölgesinde hali hazırda bir parlamento, bir Başbakan, bakanlar kurulu, polis teşkilatı ve peşmerge adında ordu kurumu faaliyet yürütüyor.
Irak bütçesinin %17 kadarı ise Kürdistan eyaletine aittir. Iraklı kürtler milli yönetimde de önemli payı bulunuyor. Irak Cumhurbaşkanı, Başbakan yardımcısı, meclis Başkanı yardımcısı, önemli büyükelçiliklerde büyükelçi mevkii, genel kurmay Başkanı ve bazı bakanlıklar Iraklı kürtlere aittir. Irak parlamentosunda da kürtlerin 57 sandalyesi bulunuyor ve meclis Başkanı yardımcısı koltuğu da Iraklı kürtlere aittir. Öte yandan dünyanın bir çok önemli ülkesinin Kuzey Irak’ta temsilcilikleri veya konsoloslukları bulunuyor. Bu puanlar yüzündan Iraklı kürtler kendilerini bu ülkenin üçüncü önemli akımı olarak tanımlıyor, nitekim Irak’ın diğer iki önemli akımı olan şii ve sünni akımları hükümeti kurmak için Kürt akımının desteğine ihtiyacı bulunuyor.
Irak’ta Saddam rejimi devrildikten ve yeni siyasi düzen kurulduktan sonra bu ülkenin siyaset arenasındaki aktörler de değişti. Yeni dönemde Şii Müslümanlar kuşatmadan ve kürtler de dışlanmadan kurtuldu. Raklı ehli sünnet de yeni dönemde Saddam döneminden farklı olarak kendi nüfus ve siyasi ağırlığına göre Irak’ın yeni yönetiminde rol ifa ediyor.
Gerçekte Irak’ta yeni siyasi düzende üç aktör ön plana çıkıyor. Bu aktörlerin başında şii müslümanlar ve ardından kürtler ve sünni müslümanlar geliyor.
Ancak Irak’ta kürtlerin yeni siyasi yapıda önemli payı bulunmasına karşın Kuzey Irak yerel yönetimi lideri Mesut Barzani 25 Eylül 2017’de bağımsızlık referandumu yapacaklarını açıkladı.
Şimdi bir sonraki bölümde Barzani ve demokrat partinin Irak’ın yeni siyasi yapısında eşsiz konumlarından yararlanmak için Kuzey Irak’ı Irak topraklarından ayırma sevdasına düştükleri sorusuna cevap vermeye çalışacağız.