Kuzey Irak’ın bağımsızlık referandumu - 2
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i82828-kuzey_irak’ın_bağımsızlık_referandumu_2
Kuzey Irak bölgesinin Irak topraklarından ayrılma meselesi, Irak’ın bazı bölgeleri tekfirci IŞİD terör örgütü tarafından 2014 yılında işgale uğramasının ardından daha da aleni bir şekilde Kuzey Irak yerel yönetimi yetkilileri ve özellikle bölgenin Başkanı Mesut Barzani tarafından dillendirilmeye başladı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Eylül 03, 2017 01:59 Europe/Istanbul

Kuzey Irak bölgesinin Irak topraklarından ayrılma meselesi, Irak’ın bazı bölgeleri tekfirci IŞİD terör örgütü tarafından 2014 yılında işgale uğramasının ardından daha da aleni bir şekilde Kuzey Irak yerel yönetimi yetkilileri ve özellikle bölgenin Başkanı Mesut Barzani tarafından dillendirilmeye başladı.

Kuzey Irak yerel yönetimi lideri Mesut Barzani özellikle son iki yılda sürekli ve defalarca bu bölgenin Irak’tan ayrılarak bağımsız olmasını gündeme getirdi. Barzani Şubat 2016’da şöyle dedi: Kürdistan halkının Ortadoğu bölgesindeki varlığı bir gerçektir ve kürtler de diğer milletler gibi kendi haklarına ve imtiyazlarına kavuşabilir. Bunlar Allah vergisi doğal haklardır ve hiç kimse bu hakları inkar edemez.

Kuzey Irak yerel yönetimi lideri Mesut Barzani Mart 2017’de de şu açıklamayı yaptı: Çekoslovakya ve Yugoslavya yok oldu ve bugün aynı şey Sice Pico mirasının başına geliyor.

Mesut Barzani en son 7 Haziran 2016 tarihinde de Kuzey Irak’ın bağımsızlık referandumu 25 Eylül 2017’de düzenleneceğini açıkladı.

Ancak Mesut Barzani’nin Kuzey Irak için bağımsızlık referandumu üzerindeki ısrarı bir çok çevre tarafından köklü ve mantıklı eleştirilerle karşılaşıyor.

Kuzey Irak yerel yönetimi lideri Mesut Barzani’nin ısrarına yöneltilen ilk eleştiri, Barzani’nin kendi istek ve arzusunu Ortadoğu bölgesinde yaşayan tüm kürtleri temsilen gündeme getirdiğini ileri sürmesidir. Oysa Barzani’nin bu davranış tarzı resmen Türkiye, İran ve Suriye’nin içişlerine müdahale niteliğindedir.

Kuzey Irak yerel yönetimi lideri Mesut Barzani’nin ısrarına yöneltilen ikinci eleştiriye gelince, Barzani’nin kendi istek ve arzusunu Iraklı kürtleri temsilen dile getirmiş olsa bile bunun için ileri sürdüğü mantığın yanlış olmasıdır. Zira Iraklı kürtler Irak anayasası çerçevesinde özerklik hakkına kavuşmuş ve kendi hükümetleri, meclis ve yerel anayasası vardır ve Irak’ın merkezi yönetimi kürtlerin bu haklarını inkar etmediği gibi hatta anayasada da bu haklara yer vermiştir. Dolaysıyla Kuzey Irak’ın bağımsız referandumunun gündeme getirilmesi Irak anayasasına aykırı bir girişimdir.

Kuzey Irak yerel yönetimi lideri Mesut Barzani’nin ısrarına yöneltilen üçüncü köklü eleştiri de şu ki, Çekoslovakya ve Yugoslavya’nın bölünmesi tamamen bir iç meseleye dayanıyordu ve başka ülkelerin insanlarını kapsamayan bir süreçti. Bir başka ifade ile Çek ve Slovak halkları veya Yugoslavya halkları sırf bu ülkelerin içinde yaşayan halklardı ve iki ülkenin bölünmesi başka ülkelere yönelik güvenlik etkisi söz konusu değildi. Oysa Ortadoğu bölgesinde kürtler Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de yaşamaktadır ve Iraklı kürtlerin bu ülkeden ayrılması hiç kuşkusuz diğer üç ülke için önemli güvenlik etkileri olacaktır. Bu yüzden sadece Irak’ın merkezi yönetimi bu referanduma karşı çıkmıyor ve Türkiye, İran ve Suriye yönetimleri de kesin olarak bu referanduma karşı çıkıyor ve bu konuda ortak tavır sergiliyor.

Öte yandan bu konuda akla gelen önemli bir soru da şu ki, neden Irak anayasasında Iraklı kürtlere bu denli seçkin bir statü verilirken ve Iraklı kürtler bu ülkenin iktidar yapısında resmen önemli bir payı elde ederken, Erbil’deki yerel yönetim kuzay Irak’ın bağımsızlığı üzerinde ısrar ediyor? Bağımsızlık referandumu üzerinde ısrar edenlerin amaçları nedir?

Aslında bu konuyu yerel ve milli olmak üzere iki düzeyde ele almak gerekiyor.

Yerel düzeyde, Kuzey Irak bölgesinde yaşanan gelişmelerin gerçeği, bu bölgenin bir nevi siyasi çıkmaza girdiğini gösteriyor. Kuzey Irak bölgesinin üç önemli meselesi olan anayasa referandumu, yerel parlamento ve bölgenin başkanlık seçimleri çıkmaza girmiş bulunuyor ve her biri yıllardır askıya alındığı ve karar beklediği gözleniyor.

Kuzey Irak’ta yerel anayasa referandumu 2009 yılında yapılması gerekiyordu, ancak bu tarihin üzerinden 8 yıl geçtiği halde anayasa referandumu hala düzenlenmedi.

Kuzey Irak bölgesinde son parlamento seçimleri ise Eylül 2013’de yapılmış olmasına rağmen yerel parlamento son 4 yılda hiç bir faaliyette bulunamadı ve pratikte kapalıydı ve bölgenin siyasi hayatında hiç bir etkisi olmadı.

Kuzey Irak bölgesinin üçüncü önemli siyasi çıkmazı, bölgenin başkanlık meselesidir. Kuzey Irak yerel yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin görev süresi Ağustos 2013 tarihinde sona erdi, ancak önceki parlamento çalışma süresinin son günlerine doğru Mesut Barzani’nin görev süresini iki yıl daha uzattı. Fakat başta Goran hareketi olmak üzere bazı yerel siyasi partiler bu kararı illegal ilan etti. Buna karşın Mesut Barzani hatta illegal ilan edilen iki yıllık sürenin sonunda bile bölgenin başkanlık koltuğunu bırakmadı ve uzatılan iki yıllık sürenin üzerinden iki yıl geçtiği halde Mesut Barzani’nin bölgenin başkanlığından çekilmek istemediği anlaşılıyor.

Öte yandan Kuzey Irak’ta yaşanan söz konusu üç siyasi çıkmaz ve ayrıca yerel yönetimin geniş çaplı mali fesadına yönelik itirazların yüzünden muhalefet kanadı ve Mesut Barzani ve partisi IKDP’yi eleştiren çevreler, Barzani’nin Kuzey Irak bölgesini saran sorunları örtbas etmek amacıyla bu yeni maceracılığı ortaya attığını belirtiyor.

Kuzey Irak’ın Değişim hareketi sözcüsü Şureş Hacı bu konuda yaptığı açıklamada şu ifadelere yer veriyor: Eğer IKDP bizim bağımsızlık referandumunu erteleme ve halkın geçiş şartlarını iyileştirme şartlarımızı kabul etmezse biz hiç bir ikili müzakere ve diyaloğa girmeyiz. 25 Eylül 2017’de bağımsızlık referandumunun düzenlenmesi Kuzey Irak’ta yaşayan kürtlerle ilgili maceracı bir girişimdir.

Hal böyleyken, gözlemciler Kuzey Irak’ın bu ülkeden bağımsızlığı için referandum düzenleme girişimi daha çok iç siyaset malzemesi olduğunu ve Mesut Barzani ve IKDP bu konuyu gündeme getirerek kendilerine iç arenada yöneltilen baskıları hafifletmek üzere bir nevi zaman kazanmaya çalıştıklarını ve aynı zamanda yerel yönetime uygulanan bu baskıların yönünü Bağdat’taki merkezi yönetime doğru çevirmeye çalıştığını ve sonuçta Bağdat yönetiminden bazı tavizler koparmak istediğini belirtiyor.

Milli düzeye gelince, Mesut Barzani ve IKDP’nin Kuzey Irak’ın bağımsızlık referandumu için tarih açıklamalarına yol açan ikinci etkeni Erbil yerel yönetimi ile Bağdat merkezi yönetim arasındaki ihtilaflarda aramak gerekir. Bu ihtilafları ise enerji, bütçe, toprak ve güvenlik meseleleri olmak üzere dört kategoriye ayırmak mümkün.

Erbil yerel yönetimi ile Bağdat merkezi yönetimi arasında enerji alanında süregelen ihtilaflar en çok petrol arama, çıkarma ve ihraç etme konuları ile ilgilidir. Bu konuda Irak anayasasına göre her türlü faaliyet için merkezi yönetimin izni alınması gerekmektedir. Ancak Kuzey Irak yerel yönetimi Bağdat yönetiminden herhangi bir izin almaksızın, bu çalışmaları sürdürüyor ve ayrıca petrol ihracatından elde ettiği geliri merkezi hazineye devretmekten de kaçınıyor

Kuzey Irak yerel yönetimi ile Irak’ın merkezi yönetimi arasında bütçe alanındaki ihtilaflar ise Bağdat yönetiminin anayasada belirlenen milli bütçeden Kuzey Irak için ayrılan %17’lik bütçe payını Erbil yönetimine vermemesinden kaynaklanıyor. Bağdat yönetimi bunun için Erbil yerel yönetiminin enerji alanında illegal uygulamalarını gerekçe gösteriyor. Öte yandan Bağdat yönetiminin Erbil’deki yerel yönetime %17’lik bütçe payını vermemesi Kuzey Irak’ta yerel yönetime karşı sosyal itirazları tetiklediği  anlaşılıyor.

Kuzey Irak yerel yönetimi ile Irak’ın merkezi yönetimi arasında toprak alanındaki ihtilafların başında ise Irak anayasasının 140. Maddesinde belirtilen Kerkük statüsünün açıklığa kavuşturulmamış olması yer alıyor.

Kuzey Irak yerel yönetimi Irak topraklarının Haziran 2014’te tekfirci IŞİD terör örgütü tarafından işgale uğramasını fırsat bilerek, merkezi yönetimle ihtilaf konusu olan bazı bölgelerin kontrolünü ele geçirdi. Oysa Bağdat’taki merkezi yönetim bu bölgeleri Irak anayasasına istinaden merkezi yönetime ait bölgeler olduğunu savunuyor.

Kuzey Irak yerel yönetimi ile Irak’ın merkezi yönetimi arasında güvenlik alanındaki ihtilafların başında Iraklı kürtlerin silahlı gücü Peşmerge geliyor. Kuzey Irak yerel yönetimi merkezi yönetimden Irak silahlı kuvvetlerine nasıl bakıyorsa, Peşmerge güçlerine de aynı gözle bakmasını istiyor. Ancak Bağdat yönetimi Irak’ta ordu ve silahlı kuvvetlerin milli güçler olduğunu, Kuzey Irak’taki Peşmerge güçleri ise yerel güç sayıldığını ve bu yüzden bu güçte yer alan personelin maaşı ve diğer ihtiyaçları bölgenin %17’lik bütçesinden karşılanması gerektiğini belirtiyor.

Bazı gözlemcilere göre Kuzey Irak yerel yönetimi ve lideri Mesut Barzani Bağdat’taki merkezi yönetimle yerel yönetim arasındaki ihtilafları ve ayrıca merkezi yönetimin mevcut şartlarda etkisiz ve zayıf konumda olduğu düşüncesini gözeterek, bu şartları bağımsızlık referandumunu gündeme getirme veya en azından Bağdat’tan bazı tavizleri koparma fırsatı olarak görüyor. Bu çerçevede Rand müessesesi 2016 yılında bazı yazarlarının hazırladığı bir raporunda Kuzey Irak yerel yönetiminin bağımsızlık referandumu eğilimine işeretle şu değerlendirmede bulundu:

IŞİD’in Irak’ta varlığı Barzani’nin açıkça Irak yönetiminin başarısızlığından söz etmesine sebebiyet verdi. Kuzey Irak yerel yönetimi Irak’ın merkezi yönetimi siyasi açıdan etkisiz olduğunu ve bu etkisizliğin devam edeceğini düşünüyor. Irak yönetiminin Kürdistan bölgesinin ayrılmasını engelleme gücü kısıtlıdır, zira Bağdat yönetimi ordunun zayıflığı, mali kriz, etnik gerginlikler, siyasi ihtilaflar, felç ekonomi ve genelde on yıllık bir savaştan kaynaklanan aşırı yorgunluk gibi sorunlarla karşı karşıyadır.

Buna Kuzey Irak bölgesinin bağımsızlık referandumu düzenleme konusu ile ilgili senaryolardan biri, Erbil yönetiminin Bağdat’taki merkezi yönetimden bazı tavizler kopararak 25 Eylül referandumunu yapmayacağı yönündedir.