Barzani’nin referandum saikleri - 2
Kuzey Irak yerel yönetimi yetkilileri tüm uyarıları hiçe sayarak 25 Eylül 2017’de çakma referandumu düzenledikten sonra Irak’ın merkezi yönetimi de Kuzey Irak yerel yönetimi yetkililerinin ayrılıkçı hareketini durdurmak için bir takım tedbirleri gündemine geldi.
Irak merkezi yönetimi bundan başka ve Irak’ın toprak bütünlüğünü korumak amacıyla İran İslam Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti ile de Kuzey Irak bölgesine karşı bazı ortak adımlar atmaya başladı.
Irak merkezi yönetimi Kuzey Irak bölgesinde illegal referandumun ardından ilk adımda bu bölgenin hava sahasını tüm uluslararası uçak seferlerine kapattı. Bundan başka Irak Dışişleri Bakanlığı da 6 Ekim 2017 tarihinde İran ve Türkiye’nin Bağdat büyükelçiliklerine resmi bir yazı göndererek her iki ülkeden Kuzey Irak’a açılan tüm kapılarını kapatmanın yanında bu bölge ile petrol alanındaki teamüllerini de askıya almalarını istedi. Irak Dışişleri Bakanlığı gönderdiği yazıda İran İslam Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti devletlerinden bundan böyle ortak sınırlarda ancak merkezi yönetimle teamülde bulunmalarını istedi.
Kuzey Irak petrolünün ihracatını ve Erbil ile Bağdat arasında münakaşa konusu olan bölgelerin kontrolünü ele almak, Irak merkezi yönetiminin bu ülkenin toprak bütünlüğünü koruma yönünde atmak istediği bir sonraki adımdır.
Kuzey Irak bölgesi günde 650 bin varil ham petrol üretiyor. Bu bölge aynı zamanda münakaşa konusu olan Kerkük sahalarından da günde 150 bin varil ham petrol elde ediyor. Oysa Kerkük konusunda Bağdat ile Erbil arasında ciddi ihtilaf yaşanıyor. Irak meclisi ise mali komisyonun sunduğu tasarıyı onaylayarak Irak’ın tüm bakanlıklarına ve devlet erkanlarına Kuzey Irak bölgesi ile her türlü ticari ve iktisadi ve mali işbirliğini durdurması yönünde elzem getirdi.
Aslında Irak merkezi yönetimi, Kuzey Irak yerel yönetimi yetkilileri bu bölgenin ve özellikle Kerkük’ün petrol ihracatı konusunda asla şeffaf davranmadıkları bir sırada Irak’ın bütün bölgelerinden petrol ihracatını denetim altına almak istiyor. Bu bağlamda Irak Türkmenler cephesi Başkan yardımcısı Hasan Turan da Kuzey Irak yerel yönetimi yetkilileri Kerkük petrolünü çalarak gelirini kişisel hesaplarına aktırdığını ifşa etti.
Bir TV kanalına konuşan Irak Türkmenler cephesi Başkan yardımcısı Turan, Kerkük iki milyar dolar olan yıllık bütçesini Bağdat yönetiminden aldığını ve Kuzey Irak yerel yönetimi 2016 yılından beri Kerkük’ün bütçesini karşılamakta hiç bir rol ifa etmediğini ve bu kentin bütçesinin Erbil tarafından karşılandığı iddiası büyük bir yalan olduğunu vurguladı. Turan, Kuzey Irak yerel yönetimi Kerkük petrolünü çaldığını ve sadece 120 milyon dolar ödediğini, üstelik bu para da Kerkük valiliğinin hesabına değil, özel hesaplara aktarıldığını ve bu hesapların üzerinde de hiç bir denetim olmadığını ifade etti.
Irak petrolü bu ülkenin anayasasına göre tüm Irak milletine aittir ve doğal olarak Irak merkezi yönetimi ülkenin tümünden sorumlu olan yönetim olarak Irak’ın petrol ihracatının tamamını denetlemesi gerekir.
Irak Başbakanı Haydar İbadi’nin belirttiğine göre bu karar Iraklı kürtleri cezalandırmaya yönelik bir karar değildir ve ancak Irak anayasasına göre merkezi yönetimi ülkenin tüm doğal kaynaklarını korumaktan doğrudan sorumlu olduğu için uygulanması gerekir. Gerçekte Bağdat yönetiminin bu yönde izlediği tutumu tamamen üniter Irak’ı ve toprak bütünlüğünü korumak içindir.
Irak merkezi yönetiminin Kuzey Irak bölgesinde çakma referandum düzenlenmesinin ardından atmak istediği bir başka adım, münakaşa konusu olan bölgelerin yönetimine el koymaktır. Bu bölgelerden biri Kerkük’tür ve nüfus yapısı ve zengin petrol kaynakları yüzünden Kuzey Irak yerel yönetiminin göz diktiği önemli bölgelerden biri sayılır.
Mesut Barzani hatta çakma referandumu Kerkük’te de düzenledi, gerçi referanduma yönelik ilgi çok renksizdi.
Aslında Kuzey Irak yerel yönetimi bu ülkede devam eden tekfirci IŞİD terör örgütü ile savaştan faydalanarak Irak’ın kuzeyinde IŞİD’in hezimete uğradığı Kerkük’ten başka bazı bölgeleri de ele geçirdi ve şimdi de bu bölgelerden çekilmiyor. Irak hükümet sözcüsü saad Hadisi’nin belirttiğine göre IŞİD terör örgütü 2014’ün ortalarında Irak’ın kuzeyinde bazı bölgelere saldırdıktan sonra peşmerge güçleri Ninova, Diyale ve Kerkük eyaletlerinde bazı bölgelerin kontrolünü ele geçirdi. Hadisi, oysa münakaşa konusu olarak anılan bölgelerin denetimi Irak merkezi yönetiminin elinde bulunduğunu ve sonuçta bu bölgelerin idari ve hizmet meselelerinden de Bağdat’taki merkezi yönetim sorumlu olduğunu vurguladı.
Bu şartlarda Irak merkezi yönetimi bir yandan ülkenin toprak bütünlüğünü korumaya çalışırken, öbür yandan da münakaşa konusu olan bölgelerin kontrolünü de Kuzey Irak yerel yönetiminden geri almak istiyor. Bu karar özellikle referandumun ardından güvenlik krizi ile karşılaşan Kerkük gibi bölgelerde bir zaruret gibi görünüyor.
Kuzey Irak bölgesinde illegal referandumun düzenlenmesi ve Kerkük eyaletinde güvenliklerin artmasının ardından Iraklı bazı milletvekilleri merkezi yönetimin münakaşa konusu olan bölgelerin kontrolünü ele almak üzere müdahalede bulunmasını istedi. Bu doğrultuda Iraklı parlamenter Abbas Bayati merkezi yönetimin Kerkük gibi münakaşa konusu olan bölgelerin kontrolünü ele alması ve bu bölgelere güvenlik güçlerini sevketmesi gerektiğini, zira bu bölgelerin halkı huzur içinde yaşamak için merkezi yönetime bağımlı olduklarını vurguladı.
Iraklı bir başka parlamenter Selim Şevki de şöyle diyor:
Huzursuzluk veya güvensizlik yaratmak bir suçtur ve Irak merkezi yönetimi geri adım atmaksızın Kerkük’te güvenliği ve huzuru sağlaması gerekir.
Buna karşın Irak meclisi hukuk komisyonu üyelerine göre Kerkük’e veya münakaşa konusu olan diğer bölgelere güvenlik güçlerini göndermek, Irak anayasasına aykırı değildir.
Kuzey Irak yerel yönetiminin düzenlenen illegal referandumun sonuçları üzerinde ısrar etmesi ancak Erbil ile Bağdat arasındaki krizi tırmandıracaktır ve eğer bu konuda her türlü yapıcı müzakere yürütülecekse, en başta Iraklı kürtlerin liderleri ayrılıkçı tutumundan vazgeçmesi gerekir. Nitekim Irak başbakanlığı basın bürosu da yaptığı açıklamada, Kuzey Irak yetkilileri ilkin illegal referandumun sonuçlarını iptal etmeleri gerektiğini ve ancak bu durumda Erbil ile Bağdat arasında ciddi müzakere başlatılabileceğini ve Irak’ın toprak bütünlüğü korunarak iki taraf arasındaki sorunlar çözümlenebileceğini belirtti.