Mam Celal; Irak’ın ılımlı devlet adamı
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i88000-mam_celal_irak’ın_ılımlı_devlet_adamı
Celal Talabani hiç kuşkusuz Ortadoğu bölgesinde en etkili siyasi şahsiyet ve Irak’ın başta İran İslam Cumhuriyeti olmak üzere komşuları ile ilişkilerinde de önemli bir aktördü.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ekim 23, 2017 16:42 Europe/Istanbul

Celal Talabani hiç kuşkusuz Ortadoğu bölgesinde en etkili siyasi şahsiyet ve Irak’ın başta İran İslam Cumhuriyeti olmak üzere komşuları ile ilişkilerinde de önemli bir aktördü.

Irak’ta milli diyalog öncüsü Celal Talabani’yi kaybetmek ise mevcut şartlarda bölge gelişmelerini etkileyebilir.

Irak devlet televizyonu resmi olmayan haber ajansları ve medya organlarında çıkan haberi doğruladı ve Iraklı kürtlerin liderlerinden ve Irak’ın eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin vefat ettiğini duyurdu.

Irak’ın ilk Arap olmayan Cumhurbaşkanı Talabani 83 yaşında ve 2014 yılında beyin kanaması yüzünden cumhurbaşkanlığı görevini bıraktığı bir sırada hayata gözlerini yumdu. Bazı resmi olmayan kaynaklar, Talabani’nin beyin kanaması geçirmesi, siyasi yetkililerle ağır siyasi tartışmaları yüzünden olduğunu belirtirken, bu gelişme Talabani’nin siyaset arenasındaki etkinliğini de yavaş yavaş renksizleştirmeye başladı.

Celal Talabani hayatının son günlerini Almanya’nın Berlin kentinde bir hastanede geçirdi. Ancak siyaset arenasında etkinliğini kaybeden Talabani buna karşın Kuzey Irak bölgesinde yaşayan Iraklı kürtlerin arasında en saygın siyasi şahsiyetlerden biriydi ve bu bölgede yaşanan gelişmelerde hala etkili olabiliyordu.

Bölge meseleleri uzmanları IKYB sekreteri Celal Talabani’yi zor müzakerelerin adamı olarak biliyordu. Nitekim Talabani’nin Irak’ın geçici anayasası sürecinde yürütülen müzakerelerde anahtar rolü da unutulmayan durumlardan biridir.

"60 yılın ardından", Celal Talabani’nin yaşamı ve anılarını içeren ve bağımsız bir şekilde yapılan araştırmaların sonucu olan bir eserdir. Bu eserde yer alan belgelere göre Talabani’nin dedeleri İran’ın Bukan yöresinde yaşayan İranlı kürtlerdendi ve Safeviler döneminde Irak topraklarına göç etti.

Celal talabani ise 1933 yılında Irak’ın Kosert dağının eteklerinde yer alan Kalan köyünde dünyaya geldi. Kürtlerin haklarının çiğnenmesi, Celal Talabani’yi ta çocukluk çağından mücadele ile tanıştırdı. Bazı belgelere göre Celal Talabani 13 yaşındayken, amacı Irak’ın dönem rejiminin Kürt azınlığın haklarını bastırmakla mücadele olan gizli bir öğrenci örgütüne üye oldu.

Kürt partilerin merkezi komitelerine üyeliği ve ardından Irak Kürdistanı yöresinde direniş hareketinin önderliği, Talabani’nin adını bölgede duyurmaya başladı. Hatta 1975 yılında kürdistan bölgesinde başlayan kriz ve Kürt partilerin dağılması da Celal Talabani’nin mücadele sürecini etkileyemedi. Bu krizden bir kaç ay sonra Celal Talabani kürtlerin dağılan direnişini yeniden yapılandırmak için modern ve demokratik yöntemlere yöneldi ve Irak Kürdistanı Yurtseverler Birliği IKYB’yi de bu doğrultuda kurdu. Gerçi kürtlerin tarihinde bir dönem IKYB ve  IKDP arasında mücadelelere sahne oldu, fakat iki rakip partinin Talabani ekseninde diyalog mantığına yönelmesi, bu iki partiyi Irak merkezi yönetimi ile mücadelede aynı saflara yerleştirdi.

Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin, iki Kürt partinin arasını açmak için IKYB’ye kürdistan yöresinin özerkliği yönünde bazı vaatlerde bulundu. Ancak bu vaatler hiç bir zaman hayata geçmedi. Gerçekte Kerkük petrol kuyuları, Saddam’ın kolay kolay vazgeçeceği ve Iraklı kürtlere vereceği bir şey değildi. Saddam kürtlere verdiği sözlere bağlı kalmadığı gibi Enfal adı ile anılan bir operasyon sırasında binlerce Iraklı Kürt vatandaşı katliam etti. Celal Talabani Saddam rejiminin Halepçe kentine kimyasal saldırı düzenlemesi ve beş bin kadar Kürt vatandaşı katliam etmesini Kürt halkına yönelik soykırım ilan etti ve Iraklı kürtleri Saddam rejimi ile mücadelede organize etti. Saddam devrildikten sonra Irak cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmak, Celal Talabani’nin 60 yıllık siyasi mücadelesinin doruk noktası oldu.

Gerçi Irak’ın yeni anayasasında cumhurbaşkanlığı makamı, protokol makamıydı ve yürütmede pek fazla bir etkisi yoktu, fakat bu koltuğa oturmak, Celal Talabani’nin Irak’ın iç ve dış siyaset arenalarında yılmaz mücadeleleri ve bitmeyen müzakerelerinin ürünüydü.

Gerçi Celal Talabani’nin Kuzey Irak bölgesindeki siyasi konumu sürekli itibarını koruyan bir konumdu, ancak Irak’ta özellikle Saddam sonrası dönemde çıkan krizleri çözümleme sürecinde ifa ettiği etkili rolü onu Irak genelinde etnik kimliğinden bağımsız olarak karizmatik bir şahsiyete dönüştürdü. Nitekim Talabani’nin bu bağlamda etkinliği 2012 yılında hastanlanmasına kadar devam etti ve krizzede Ortadoğu bölgesinde bir çok siyasi gelişmeye kaynaklık etti.

Sonunda Talabani geçenlerde Almanya’nın Berlin kentinde bir hastanede hayata gözlerini yumdu.

İran’da şah rejimine karşı olan muhaliflerin Kuzey Irak dağlarında Celal Talabani ile görüşmesi belki de bu mücadeleci insanın İranlıların özgürlükçü hareketleri ile tanışmasıydı ve Talabani’nin İran ile yakınlığını ve özgürlükçü karakterini gösteriyordu. Gerçi IKYB  Saddam’ın İran İslam Cumhuriyeti’ne dayattığı 8 yıllık savaşta tarafsızlık ilan etti, ancak İran için Talabani her daim güvenilir bir liderdi, nitekim İran da Irak diktatörü Saddam’a karşı Iraklı kürtlerin stratejik müttefiki oldu.

İran İslam Cumhuriyeti’nin Kuzey Irak ile ilişkileri ve Irak’ın bu bölgesi stratejik sınırlar olarak İran için önem arz etmesi bir yandan ve Talabani’nin İran’ın bu bölgeden duyduğu kaygıları gidermek için sarf ettiği çabalar öbür yandan Mam Celal’den İranlı yetkililerin nezdinde güvenilir bir karakter yarattı. Bu karakter İran’a yöneltilen baskıların hafifletilmesi ve İran’ın bölgesel güçler ve bölge dışı güçlerle ilişkilerinde sürekli arabulucu bir rol ifa etti. Talabani’nin cumhurbaşkanlığı döneminde Erbil ile Bağdat hattında yaşanan gerilimi hafifletme üzerinde odaklanması bir yandan ve Iraklı şii ve sünni Müslümanların arasındaki yanlış anlaşılmaları düzeltme çabaları öbür yandan, kendisini bölgede akılcı bir lider olarak üne kavuşturdu.

Celal Talabani ömrünün son yıllarında Tahran’a geldi ve İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani ve diğer bir çok siyasi şahsiyetle görüştü. Nitekim Cumhurbaşkanı Ruhani, Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani ve diğer bir çok siyasi yetkili ve şahsiyetinin taziye mesajları da İslamî nizamın Celal Talabani’ye duyduğu saygının işaretidir.

Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması ve komşu ülkelerle iyi komşuluk ilkesi temelinde ilişkilerin korunması çerçevesinde Iraklı kürtlerin haklarını savunmak, Mam Celal’in tam 60 yıl boyunca uğruna mücadele ettiği ülküleriydi. Gerçi Kuzey Irak bölgesinde bir Kürt devletinin kurulması da Mam Celal’in ülküleri arasında yer alan bir ülküydü, fakat akılcılığı ve ılımlı karakteri bir çok aşamada Kuzey Irak bölgesini yöre halkına kabus düzeyinde sonuçları olacağı bağımsızlık hayalinden sakındırmıştı.

Gerçekte Irak ve Ortadoğu bölgesinin ılımlı siyaset adamı hayatta olsaydı mevcut şartlarda İran ile Kuzey Irak yerel yönetimi arasında sözde bağımsızlık referandumu üzerine baş gösteren gerginlikleri hafifletebilir ve yerel yönetim yetkililerini ifrat ve tefrit tuzağına düşmekten sakındırabilirdi.

Şimdi ise bu etkili şahsiyetin yokluğu Kuzey Irak bölgesinin geleceğinin üzerini sis perdeleri örtmesine yol açtığı gözleniyor. Gerçi Celal Talabani’nin karnesi diğer bir çok politikacı ve mücadeleci liderler gibi kusursuz bir karne sayılamazdı, fakat en azından Kürt halkı için yürek yakan bir lider ve Irak için bilinçli ve ılımlı bir politikacı ve İran için de güvenilir bir şahsiyetti.

Irak’ın Hikmet hareketi siyasi büro üyesi Ali El Muvayyid IKYB lideri Celal Talabani’nin vefatının sonuçlarını muhabirimizle paylaştı.

Muvayid, IKYB lideri Celal Talabani’nin vefatını, özellikle Kuzey Irak’ta düzenlenen illegal referandumun sırasında ve bu bölgede parlamento seçimleri yaklaştığı bir sırada şöyle değerlendiriyor:

Gerçekte Celal Talabani’nin vefatı, kürtlerin ve Irak’ın en ılımlı lideri olarak hem Kuzey Irak bölgesini ve hem başkent Bağdat’ı olumsuz yönden etkilediğini söyleyebiliriz. Celal Talabani Iraklı kürtlerle başkentin barışmasında önemli ve tarihi bir rol ifa etti. Irak anayasasının onaylanması ve milli vahdetin sağlanması ve genel seçimlerin sürekliliği ve Irak’ta hükümetlerin kurulması, hepsi Talabani’nin sıkı işbirliği ve gönül birliği ve Bağdat’ta diğer siyasilerle işbirliği ile mümkün oldu. Kuşkusuz bu seçkin siyasi şahsiyetin hastalığı ve şimdi de vefatının vahim etkileri olmuş ve olacaktır. Merhum Talabani Kuzey Irak maslahatını Irak’ın maslahatı ile uyumlu hale getirmeyi ve hiç bir şaibe ve çelişkiye yer vermeden birleştirmeyi başarmıştı. Şimdi hiç kuşkusuz Talabani’nin rakipleri vefatını siyasi rekabet alanında yeni bir alan olarak değerlendirecektir ve bu da onların yolunun açılmış olduğu anlamına gelir. Gerçi bir denklem kısa sürebilir, çünkü Talabani’nin yokluğu daha uzun süre etkisini sürdürecektir.

Muvayyidi’ye soruyoruz: Talabani’nin partisi Kuzey Irak referandumuna karşıydı, nitekim merhumun eşi de IKYB’nin tutumunu açıkladı ve çakma referanduma sert tepki gösterdi. Bu duruma bakıldığında, referandum süreci hangi yönde ilerleyecek ? Acaba Talabani’nin yokluğunda Kuzey Irak daha fazla kaos ve kargaşaya süreüklenebilir mi?

Muvayyidi şöyle diyor:

Maalesef IKYB  referanduma karşı açık, net ve kesin bir tavır sergilemedi ve muhalefetler daha çok detaylara ve referandumdan sonra yaşanan gelişmelere yönelikti. Aslında IKYB Mesut Barzani’nin tek yanlı hareket ederek kendi siyasi emirlerini uygulamaya çalışmasına karşı tepki gösteriyor. Bence IKYB’nin bu şaşkınlığı ve belirsizliğinde Talabani’nin yokluğu etkili olmuştur. Nitekim bundan önce Goran hareketi ve şimdi de Berham Salih’in IKYB’den ayrılması bu iddianın ispatıdır. Kuzey Irak yerel yönetimi hali hazırda da siyasi kaos ve kargaşa ile karşı karşıyadır. Siyasi partilerin arasında şiddetli anlaşmazlık, Kuzey Irak başkanlığı ve yerel parlamentosu üzerinde yürütülen sıkı rekabet, referandumun doğurduğu sonuçlar, uluslararası baskılar, iktisadi baskılar, merkezden gelen baskılar vesaire durumlar, hepsi el ele vererek Kuzey Irak’ta siyasi vahdeti zayıflatan etkene dönüşmüştür.

Muvayyidi’den Iraklı büyük alim Ayetullah Sistani’nin siyasi fetvasını, özellikle Cumhurbaşkanı Fuat Masum gensoru ile karşı karşıya bulunduğu bir sırada Ayetullah Sistani’nin önerisini kabul ettiği bir sırada nasıl değerlendirdiğini soruyoruz. Muvayyidi şöyle diyor:

Kuşkusuz Ayetullah Sistani Irak’ta en önemli siyasi ve dini bir şahsiyet olarak defalarca en zor şartlarda ve en sert sürtüşmelerin sırasında denge unsuru olabildiğini ve siyasi vahim sorunlara çözüm ürettiğini ispat etmiş bir şahsiyettir. Nitekim Ayetullah Sistani’nin son fetvası veya daha doğrusu son tavsiyesi merkezi hükümetin yoluna ışık tutmuş oldu. Ayetullah Sistani’nin Irak’ın coğrafi ve milli vahdetinin korunması ve anayasaya saygı duyulması ve Erbil ile Bağdat arasında her türlü anlaşmazlığın çözümü için yasalara ve milli diyaloğa baş vurulmasına vurgu yapması bir nevi ilk ve son sözü söylemektir. Gerçi Iraklı Kürt siyasiler son günlerde sadece diyalog üzerinde durmaya çalıştı, fakat Irak yönetimi ve parlamentosu Iraklı alimlerin destekleri ile kürtleri Ayetullah Sistani’nin tavsiyesinin tümüne saygı duymaya teşvik etti.