Katar, Arabistan, ABD ve Türkiye ittifakının kaçırdığı hedef,Suriye - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i88540-katar_arabistan_abd_ve_türkiye_ittifakının_kaçırdığı_hedef_suriye_1
Katar’ın eski Başbakanı Hamd bin Casim bin Al-i Sani, Arabistan, Katar ve Türkiye’nin Suriye’de teröristlere silah gönderdiklerini ifşa etti.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Kasım 01, 2017 15:06 Europe/Istanbul

Katar’ın eski Başbakanı Hamd bin Casim bin Al-i Sani, Arabistan, Katar ve Türkiye’nin Suriye’de teröristlere silah gönderdiklerini ifşa etti.

Katar’ın eski Başbakanı, Arabistan Suriye’de Beşar Esad yönetimini devirme görevini Katar’a verdiğini, Suriye’de teröristlere silah ve mühimmatların da Türkiye ve ABD ordusunun koordinasyonu ile ulaştırıldığını vurguladı.

Katarlı eski yetkilinin bu açıklamasından hareketle biz de bu dört ülkenin Suriye’de teröristlerin üzerinden yürütülen savaşı nasıl körüklediğini gözden geçirmeye karar verdik ve ilk olarak da özellikle Katar’ın bu savaşta nasıl rol ifa ettiğini masaya yatırmak istedik.

Katar’ın eski Başbakanı Hamd bin Casim bin Al-i Sani Suud rejimini Suriye krizinde tutum değiştirmesini ve Beşar Esad’ın iktidardan uzaklaştırılmasından Beşar Esad’ın iktidarın başında kalmasına doğru yön değiştirmesini, fakat Katar yönetiminin bu tutum değişikliğinden haberdar etmemesini eleştirerek Riyad’a hitaben şöyle dedi: siz bizimle aynı cephedeydiniz ve biz birbirimizle avın üzerine kavga ettik ve böylece avı elimizden kaçırdık ve şimdi de oturmuş bunun üzerine birbirimizle kavga ediyoruz.

Aslında bu sözler açıkça bu ülkelerin Suriye halkının protesto eylemlerine karışarak bu itirazları teröristlerin savaşına dönüştürdüklerini ve böylece Beşar Esad yönetimini devirmeye çalıştıklarını ortaya koyuyor. Ancak burada akla gelen önemli soru şu ki Katar yönetimi Beşar Esad’ı devirmek için hangi yollara baş vurdu ve uyguladı?

Suriye’de hükümet karşıtı protesto eylemleri 15 Mart 2011 tarihinde başladı. Colin Kal ve Mark Lintch 2013 yılında Washington dergisinde yayımladıkları makalede şu ifadelere yer verdi: Suriye’deki itirazların diğer Arap rejimlerde yaşanan itirazlarla aralarındaki en önemli farklılık, Suriye’nin Ortadoğu bölgesinde güç dengeleri bakımından stratejik bir konuma sahip olması ve bölgede direniş ekseninde yer almasından ibaretti. Suriye gelişmeleri bölgesel ve bölge dışı güçlerin doğrudan müdahalesi ile yıpratıcı bir savaşa dönüştü ve terör örgütleri bu savaşın önemli parçasıydı.

Nitekim bu yüzden Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad da ülkesindeki huzursuzlukları ecnebilerin komplosu niteledi.

Aslında 2011 yılına kadar Suriye ve Katar ilişkileri dostane ilişkilerdi, fakat Katar’ın Arap dünyasındaki gelişmeleri yanlış okuması ve Ortadoğu’nun gelecek düzeni, Doha’nın desteklediği ihvani düzen olacağını zannetmesi yüzünden bu kez Beşar Esad yönetimi karıştlarının en önemli yabancı hamisi oldu.

Katar’ın dönem Başbakanı Hamd bin Casim bin Al-i Sani, Şam yönetimini soykırım uygulamakla suçlayarak şöyle dedi: Suriye’de yaşanan gelişmeler iç savaş değil, soykırımdır.

Ancak Katar’ın eski Başbakanı Hamd bin Casim bin Al-i Sani’nin son itirafı bu soykırımın Suriye yönetimi tarafından değil asıl Katar, Arabistan, Türkiye ve ABD’den oluşan dörtlü ittifak tarafından yapıldığını ortaya koydu.

Katar yönetimi Suriye yönetimi karşıtı uluslararası hareketleri organize etmeyi üstlendi. Katar yönetimi Suriye krizi sırasında Suriye milli koalisyonu adlı bir yapılanmaya öncülük ederek Beşar Esad muhaliflerini organize etmeye çalıştı. Suriye milli koalisyonu Kasım 2012’de Doha’da kuruluşunu ilan etti. Katar ise bu koaliyonun bütçesini karşılayan ilk ülke oldu.

Katar yönetimi aynı zamanda Suriye dostları grubunun şekillenmesinde de önemli rol ifa etti ve bu grubun oturumlarından birine ev sahipliği yaptı.

Katar meseleleri uzmanı Lina Hatib 2014 yılında yaptığı açıklamada, Doha yönetimi Suriye ordusundan ayrılan subaylar ve askerlerden oluşan özgür Suriye ordusu liderlerini ağırladığını belirtti.

Katar yönetimi Suriye nizamına karşı uluslararası hareketleri organize etmekten başka kurumsal ve bireysel kalıplarda da Suriye krizine müdahale etti.

Katar’ın Suriye krizine kurumsal müdahalesi, BM ve Arap dünyasının kapasitelerinden yararlanma çerçevesinde gerçekleşti. Katar bu yönde BM genel kurulun kapasitelerinden faydalandı. Katar yönetimi BM genel kurulunun Suriye yönetimi aleyhinde çıkardığı kararnamelere öncülük etti.

Katar yönetimi BM kapasitelerinden başka Arap dünyasının iç kapasitelerinden de Beşar Esad yönetimine baskı uygulamak için yararlandı. 12 Kasım 2011 tarihinde Suriye’nin Arap birliği üyeliği Katar yönetiminin önerisi üzerine askıya alındı.

Suriye’nin Arap birliğine üyeliği askıya alındıktan sonra birlik, Suriye yönetimine iktisadi ceza uygulamaya karar verdi ve bu alanda yine Katar öncü oldu. Katar’ın dönem emiri Şeyh Hamd bin Halife Al-i Sani Ocak 2012’de resmen Arap ülkelerinin Suriye’ye askeri müdahalesini istedi.

Katara yönetiminin Suriye’ye bireysel kalıpta müdahalesine gelince, Doha yönetimi bölgesel ve uluslararası teşekküllerin üzerinden yaptığı müdahalelerden başka bireysel olarak da Beşar Esad yönetimine karşı bazı hareketlerde bulundu.

Siyasi açıdan Katar yönetimi Temmuz 2011’de Şam büyükelçiliğini kapatan ilk Fars körfezi ülkesi oldu ve yine büyükelçisini Şam’dan geri çeken ilk Arap devletti.

İktisadi açıdan Katar 2011 yılına kadar Suriye’de en büyük yabancı yatırımcıydı. Katarlı firmalar 2008 yılında Suriye’de 5 milyar dolar yatırım yapmıştı. 2011 yılından sonra Katar ekonomik gücünü Beşar Esad karşıtlarının hizmetine sunmaya başladı. Katar yönetimi 2013 yılına kadar Suriyeli muhaliflere üç milyar dolar yardımda bulundu. Aslında Katar yönetimi bu yardımları Beşar Esad muhalifleri arasında kendisine bağlı olanların sayısını arttırmak için yapıyordu.

Elizabet Dikenson 2014’te Foreign Policy dergisinde yayımladığı makalesinde Katar’ın Suriye’ye yönelik iktisadi stratejisini müzayede sistemine dayalı bir strateji olarak adlandırdı. Zira Katar yönetimi mali gücünü kullanarak Beşar Esad karşıtları arasında kendine müttefikler bulmaya çalıştı. Dikenson, ancak bu müzayede sistemi fesada yol açtığını zira aracıların muhaliflerin yeteneklerini abartarak Katar’dan yüklü paralar aldıklarını ve muhalif grupların arasında maaş vermek üzere üç dört bin kişini adını verdiklerini fakat gerçekte 300 ila 400 kişi söz konusu olduğunu belirtti.

Lojistik açıdan da Katar yönetimi Beşar Esad karşıtlarının silah ve mühimmatını karşılayanların başını çekiyordu. Elizabet Dikenson bu konu hakkında da şöyle yazdı: Katar 2012 ve 2013 yıllarında ABD casusluk örgütü CIA’nin yardımı ile Suriye’ye 3500 ton silah ve askeri teçhizat yolladı.

Suriyeli muhaliflere medya desteği sağlamak da Katar’ın Suriye krizinde müdahaleci stratejisinin bir parçasıydı ve bu desteği de El Cezire kanalı üzerinden yapıyordu. El Cezire kanalı Suriye’nin yasal yönetimine karşı savaşmayı teşvik ediyordu ve bu politika zamanla daha da güçlü bir şekilde yürütüldü.

Yine El Cezire Amerika, Suriye yönetimi 20 Ağustos 2013 tarihinde kimyasal silah kullandığını iddia eden ilk haber kanalı oldu. El Cezire Amerika kanalı CNN ve Foxnews kanalları gibi Amerika’nın Suriye’ye Beşar Esad yönetimi kimyasal silah kullandığı iddiası ile saldırması üzerinde en çok manevra yapan haber kanalıydı. El Cezire Amerika beş gün içinde ve 26 ila 31 Ağustos 2013 tarihleri arasında Suriye krizi hakkında 321 rapor ve 26 saat haber yayımladı.

Ancak Katar ve diğer ülkelerin Beşar Esad yönetimini devirmek için sarf ettikleri bunca çabaya karşın Beşar Esad yönetimi devrilmedi, fakat Katar’da 2013’te eski emir Şeyh Hamd bin Halife Al-i Sani iktidardan çekilmek zorunda kaldı ki bunun bir sebebi de Suriye krizinde başarısız olmasıydı.

Gerçi Katar’da Şeyh Tamim bin Hamd Al-i Sani’nin iktidarın başına geçmesinden sonra Katar’ın Suriye’de terör örgütlerine verdiği destek azaldı, fakat bu ülke 2016’nın sonlarına kadar Suriye’de terör örgütlerinin önemli hamilerinden biriydi. 2016’nın sonlarında ve Beşar Esad yönetimini devirme çabalarının başarısız olduğu anlaşılmaya başlamasının ardından Katar yönetimi de yavaş yavaş terör örgütlerine verdiği desteği çekmeye başladı ve ardından Haziran 2017’de Katar ile Arabistan arasında gerginlik baş gösterdi ve bu da Katar yönetiminin Suriye krizine yönelik tutumunu değiştirdi. Bu doğrultuda El Cezire Katar kanalı 2017’de ilk kez ve yedi yılın ardından Beşar Esad’ın konuşmasını canlı olarak yayınladı ve böylece Doha’nın Şam yönetimi ile yeni bir ilişki dönemi başlatmak istediğini ortaya koydu. Ancak bu kez Suriye’de Beşar Esad her zamankinden daha güçlü bir şekilde iktidarın başında olacaktı.