Filistin’in Balfour bildirisinden yüz yıl sonra kaderi - 2
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i88851-filistin’in_balfour_bildirisinden_yüz_yıl_sonra_kaderi_2
Filistin toprakları İslam dünyasının stratejik derinliği olduğu halde yaklaşık 70 yıldır siyonistlerce işgal edilmiş ve zengin tarihi de Batı ve küresel siyonizmin sultacı emelleri doğrultusunda ve medya gibi çeşitli araç gereçler kullanılarak tahrifata uğramıştır.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Kasım 07, 2017 16:05 Europe/Istanbul

Filistin toprakları İslam dünyasının stratejik derinliği olduğu halde yaklaşık 70 yıldır siyonistlerce işgal edilmiş ve zengin tarihi de Batı ve küresel siyonizmin sultacı emelleri doğrultusunda ve medya gibi çeşitli araç gereçler kullanılarak tahrifata uğramıştır.

Nitekim gaspçı siyonist rejimin çakma bir rejim olduğu ve Filistin topraklarında sözde Yahudi bir milletin varlığının uluslararası siyonizm elebaşılarının Balfour bildirisi çerçevesinde uydurulan büyük bir yalan olduğu meselesi İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei tarafından çeşitli etkinliklerde farklı açılardan ele alınan bir konu olmuştur.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei 1993 yılının Nisan ayında Hac kurumu yetkililerini kabulünde Filistin topraklarının işgal edilişinin tarihi seyrine değinerek şöyle buyurdu:

Filistin meselesi hakkında arz etmek istediğim şey, bu meselede çok acı bir noktanın bulunmasıdır. Gerçi Filistin toprakları ile ilgili olan her şey acıdır, ama bu nokta hakikaten acı vericidir ve küresel propagandalarda ve Filistin’in işgali üzerinden geçen şu 45 yıl boyunca ve özellikle şu son bir iki onyılda telkin edilmeye çalışılmıştır ve bu da şu ki Filistin’e gelen ve bu ülkeyi işgal eden Yahudilerin mazlum, hak sahibi, baskı ve zulüm altında olan insanlar olduğu meselesidir. Siyonistler ve Rus Yahudiler Filistin’e göç etmek istediklerinde, bunlar gaspçı, bunlar Filistinli olmadıkları halde oraya gidenler denmiyordu. Bunlar Rusyalıydı, Ukraynalıydı, Avrupalıydı ve Amerikalıydı ve her biri kendi ülkesinde yeri mekanı evi serveti ve yaşamı olan insanlardı. Ama buna karşın bunlar Filistin’e geldiler ki bir Filistinlinin hakkını gasp etsinler, evlerini ele geçirsinler, servet ve topraklarını gasp etsinler, aile kurma hakkını elinden alsınlar. Ama bunları asla söylemediler ki... bu onların altmış yıl, yetmiş yıldan beri günümüze dek yaptıkları şeydi, yani Filistin’i resmen işgal etmeden 25 yıl öncesinden itibaren bu yöntemi izlediler. Bunlar ilkin Filistin’e getirildiklerinde “biz Filistin’e göçmen getiriyoruz” demediler. Filistin halkı “bunlar kim, neden buraya geliyorlar” diye şaşırıyordu. Ama onlar yalan söyleyerek “buraya uzman getiriyoruz” diyordu.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei konuşmasında bazı belgelere istinat ederek şöyle devam etti: bugün altmış ve yetmiş yılın ardından yayımlanan İngiltere Dışişleri Bakanlığı belgelerinde Filistin’de bir işten sorumlu olan İngiliz bir subay raporunda şöyle yazıyor:

Biz Filistin halkına buraya gelenlerin uzman ve mühendis ve doktor veya falanca işin uzmanı, sizin ülkenizi abad etmek için geliyorlar, sizin ülkenizi abad ettikten sonra da gidecekler, dedik. Aynı İngiliz subay bir mektubunda da şöyle yazmış: Ama biz bu insanlara yalan söylüyoruz. Hiç bir uzmanlığı ve zanaatı olmayan Yahudileri dünyanın dört bir yanından topladılar ve Filistin’e götürdüler ve onlara her türlü imkan ve arsa ve her şeyi sundular, çünkü Filistin’in esas sahiplerini bu ülkeden atmak istediler... bir zulmü pekiştirmek istiyorlar, bir zulmü yasal ve resmi hale getirmek istiyorlar.

Gerçekte Filistin adında bir İslam ülkesinin büyük bir bölümüne ahtapot gibi musallat olan İsrail adındaki çakma  ve sahte bir rejim, bir kanser tümörüdür. İran İslam Cumhuriyeti nizamının büyük kurucusu İmam Humeyni -ks- çeşitli etkinliklerde ve İslam inkılabından önce ve zafere kavuşmasından sonra sürekli Filistin meselesine ve Kudüs’ü işgal eden bu rejimin çakma bir rejim olduğunu ve yine bu rejimin üzerinden uydurma bir millet yaratma çalışmasına ve bunun Müslümanlara ve İslam ülkelerine yönelik ciddi bir tehdit olduğunu vurguluyor ve bu yönde uyarılarda bulunuyordu.

İmam Humeyni’nin -ks- inkılapçı ve kurtuluşçu düşüncesinde İran milleti ve Filistin milletinin kurtuluşu iki temel ve somut zaruretti ve bir çok yazılı eserinde ve konuşmalarında ve siyasi mücadele sürecinde bu konuya temas etti.

1948 ila 1967 yılları arasında ve İsrail’in şom varlığı pekiştirildiği dönemde yaşanan savaşların sırasında eli kanlı rejim kesin ve daimi bir varlık olduğu ve hiç kimse bu rejimi yok edemeyeceği yönünde mesajlar veriyordu. Ancak İslam inkılabından sonra yaşanan ilk intifada hareketi, siyonist rejime meşruiyet kazandırma sürecini ciddi engellerle karşı karşıya getirmeye başladı.

İmam Humeyni’nin -ks- siyonizm karşıtlığı ve Filistin milletine desteklerinin doruk noktası, müstekbirler ve zalimler ve siyonistlerle mücadele günü olarak dünya Kudüs gününü ilan etmesi sürecinde yaşandı. İmam Humeyni -ks- mübarek Ramazan ayının son Cuma gününü dünya Kudüs günü ilan etti.

İmam Humeyni -ks- düşüncesinde siyonizm büyük bir tehlikeydi ve yine İmam açısından İslam karşıtlığı, siyonizm hareketinin en bariz özelliğiydi ve sömürücü güçlerce destekleniyordu.

İmam Humeyni -ks- açısından siyonizm tamamen siyasi, sömürücü, dini olmayan ve Yahudi camiasından kopuk bir hareketti. Bu yüzden İmam Humeyni -ks- siyonist rejimin şom mahiyetini ifşa etmek amacıyla İsrail ve siyonizmle muhalefetin Yahudi inancı ve Yahudilere muhalefet etmekten ayrı bir konu olduğunu belirtti ve hatta başka inançlara saygı gösterme zaruretini vurguladı.

İmam Humeyni -ks- siyonizmi Amerika’nın sürekli himayesi altında bulunan sömürü düzeni ve istikbarın ürünü olduğunu belirtiyordu. İmam siyonistlerin başta Amerika olmak üzere Batı dünyasının büyük sermaye çevreleri ile sıkı ilişkilerine ve bağlarına temas ederek İsrail’in ortaya çıkış noktası ve sebebini şöyle beyan ediyordu:

İsrail Doğulu ve Batılı sömürücü devletlerin işbirliği ve anlaşması ile türedi ve amacı İslamî milletleri ezmek ve sömürmekti ve bugün tüm sömürücü güçlerce desteklenmektedir. Amerika ve İngiltere İsrail’i askeri ve siyasi açılardan takviye ediyor ve İsrail’e en ölümcül silahları vererek Araplara ve Müslümanlara art arda saldırmaya teşvik ediyor.

İmam Humeyni -ks- ayrıca sürekli Filistin ve Lübnan ve Golan tepelerinin işgali, barış ve uzlaşma anlaşmalarının imzalanması ile siyonistlerin tecavüzleri son bulmayacağına, siyonistlerin sözde büyük İsrail projesini hayata geçirme yönünde ilerlediklerine ve tehlikeleri tüm Ortadoğu ve tüm İslam ülkelerine yönelik olduğuna vurgu yapıyordu .

Bu konuda Ortadoğu meseleleri uzmanı Hasan Riveran şöyle diyor:

Siyonistler çakma bir tarihi rivayete göre bir zamanlar Yahudiler Filistin topraklarında bulunduklarını ve bu yüzden bu topraklar onlara ait olduğunu iddia ediyor. Eğer bu konu kriter olacaksa, yani hangi millet bir zamanlar bir yerde bulunduysa orası ebediyen onlara ait olacaksa, o zaman biz İranlılar da bir zamanlar Yunanistan ve Mısır’da ve diğer bir çok yerdeydik. Eğer tarihi iddialar temel alınacak olursa, ki günümüzde herkesçe reddedilmektedir, o zaman taş üstünde taş kalmazdı. Dolaysıyla siyonistlerin bugün kendilerinin meşruiyeti için ileri sürdükleri tüm bu meseleler esas itibarı ile meşruiyet kazandıran şeyler değildir.

Gerçek şu ki siyonist rejimin neden kurulduğunun gerçek nedenlerini Balfour bildirisinin gizli katmanlarında aramak gerekir. İsrail gerçekte Batılı sömürücü güçlerin Ortadoğu gibi stratejik bir bölgede çıkarlarına hizmet etmek üzere kuruldu ve bunu yapan da Britanya idi. Siyonist rejim Arap ve İslam dünyasının vahdetini engellemek için kuruldu ve bu rejim İslam dünyasının göbeğinde bulunduğu müddetçe de vahdet mümkün değildir.