Kudüs ebediyen İslam dünyasına aittir – 1
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i92577-kudüs_ebediyen_İslam_dünyasına_aittir_1
İslam dünyasında ABD Başkanı Trump’ın uygulamalarına yönelik öfke ve nefret gittikçe tırmanıyor. Bu arada Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi ona karşı nefret ve öfkeyi had safhaya ulaştırdı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Aralık 16, 2017 15:52 Europe/Istanbul

İslam dünyasında ABD Başkanı Trump’ın uygulamalarına yönelik öfke ve nefret gittikçe tırmanıyor. Bu arada Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi ona karşı nefret ve öfkeyi had safhaya ulaştırdı.

Amerika Başkanı Donald Trump bu anormal ve uluslararası hukuk ve anlaşmalara aykırı olan hareketi ile bir kez daha uluslararası kararnamelere saygı göstermediğini ve uluslararası hukuk ve yasaları hiçe saydığını ortaya koydu.

Amerika Başkanı Trump yasalara aykırı olan bu hareketi ile aslında dünyanın tüm ülkelerine hakaret etti ve İslam dünyasının derin mazisi ve dini değerleri olan ayrılmaz bir parçasını kendince İslam dünyasından kopararak çakma ve işgalci bir rejim olan İsrail rejimine verdi ve böylece bu rejimin işgalciliğini de tanımış oldu.

Trump’ın bu hareketi, korsan İsrail bölgeye yönelik politikalarında ciddi sıkıntı yaşadığı bir sırada gerçekleşti, nitekim bunun gibi her türlü hareket eli kanlı rejimin lehine olduğu ve bölgede yeni bir krizi tetikleyebileceği ve sonuçta yeni çatışmalara sebebiyet vereceği kesindir.

Gerçekte bölgede korsan İsrail’in durumu daha da vahim hale geldiğini fark eden Amerika bu tür entrikacı hareketleri ile eski yaraları açmaya çalışıyor. Bundan önce de Amerika’nın eski yönetimleri bu ülkenin Tel Aviv’deki büyükelçiliğini Beytulmukaddes’e taşımaya çalışmış, fakat bazı sakıncaları gözeterek bu kararı hayata geçirmekten vazgeçmişti.

Ancak şimdi bu hassas şartlarda korsan İsrail Trump’ın bidati yüzünden ve komplocu karar uygulandığı takdirde yeniden ayakta durmaya başlayacaktır. İsrail rejimi bu doğrultuda ve bu şom hedefine ulaşma yolunu kısaltmak için İslam ülkeleri arasındaki ihtilafları ve çatlakları daha da derinleştirmeye çalışacaktır. Nitekim korsan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu son bir kaç konuşmasında bu rejimin bazı irticai Arap rejimlerle ilişkilerinin gizli katmanlarını ifşa etmeye ve İslam dünyasında İsrail’in bölgenin ve Ortadoğu tarihinin gerçeklerinin bir parçası olduğunu telkin etmeye çalıştı.

Amerika Başkanı Trump’ın Kudüs kararı oldukça tehlikeli bir karardır ve tüm Müslümanları sorumluluklarını üstlenmeye ve Kudüs’ü kurtarmak için harekete geçmeye yöneltmelidir. Zira zaman hızla akmakta ve bu yara eskidikçe daha da derinleşeceği ve Amerika Başkanı Trump’ın Kudüs’ü çakma rejim İsrail’in başkenti olarak ilan etmesinin olumsuz sonuçları tüm herkesi etkileyeceği kesindir.

Amerikalı yetkililer bölgede bazı yeni değişiklikler yaratmaya ve korsan İsrail’in İslam dünyasında işgalciliğini pekiştirmeye ve İslam ülkelerine dayatmaya çalışıyor.

Amerika Başkanı Trump’ın Kudüs’le ilgili kararı, hatta Amerika ve Trump ve İsrail’in Ortadoğu bölgesinde en yakın müttefiki olan Suud rejimini bile tepkiye zorlayacak kadar facia boyutunda ve kaygı vericidir. Nitekim hiç bir Suud yetkilisi Amerika’nın büyükelçiliğini Tel aviv’den Kudüs’e taşıma ve bu kenti İsrail’in başkenti olarak kabul etme kararını olumlu karşılamadı.

Suud rejiminden bir yetkili bu konuda yaptığı açıklamada bu kararın çok ciddi sonuçları olacağını ve tüm Müslümanları tahrik edeceğini belirtti. Suud yetkili Amerika’nın bu kararı Filistin meselesinde adil bir çözüme ulaşma çabalarına darbe vuracağını, Kudüs konusunda kararı İsrail ile Filistin arasındaki müzakerelerin son aşamasına bırakmak gerektiğini belirtti.

Amerika Başkanı Trump’ın Kudüs’le ilgili kararı hatta bölgede sözde barış sürecinin devam etmesini bile imkansız hale getireceği kesindir. Aslında Amerika yönetiminin Filistin ile İsrail arasındaki münakaşada adil bir arabulucu olduğu iddiası, Arabistan gibi rejimlerin Filistinlilere yardım bahanesi ile Amerika ve korsan İsrail ile ilişkilerini geliştirmesini haklı göstermeye yönelik bir iddiadır.

Öte yandan Kudüs’ün korsan İsrail’in başkenti olarak tanınması hiç kuşkusuz siyonistleri işledikleri cinayetlerde daha da küstahlaştıracaktır. İslam dünyası Amerika’nın bu hareketini Kudüs, Mescid-i Aksa ve diğer İslamî kutsal mekanlara yönelik ciddi bir tehdit olarak algılıyor. Bu kutsal mekanların büyük önemi tabi ki dünya nüfusunun %22 kadarını oluşturan 1.5 milyar Müslüman nüfusunun kaygısını ve tepkisini de beraberinde getireceği kesindir. Amerika Başkanı Trump’ın başına buyruk ve ahmakça uygulamaları ise bu ülkenin dış politikaları bölgeye ve hatta tüm dünyaya yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaya başladığını da ortaya koyuyor.

Filistin kurtuluş örgütü de korsan rejim İsrail ile uzlaşma müzakereleri yönünde sergilediği onca esneklik ve uzlaşmacı anlayışına karşın Amerika yönetiminin Kudüs’ü korsan İsrail’in başkenti olarak tanıması uzlaşma sürecinin ölümü olacağı yönünde uyarıda bulundu.

Filistin kurtuluş örgütünün Washington temsilcisi Husan Zumlut konu ile ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: Amerika yönetiminin Kudüs’ü korsan İsrail’in başkenti olarak tanıması uzlaşma sürecinin ölümü anlamına gelir. Bu karar Amerika’nın Ortadoğu bölgesine yönelik siyasetleri ve stratejilerinin tamamen değiştiği anlamına gelir ve sonuçta bölgede şiddeti tırmandırır.

Amerika Başkanı Trump’ın Kudüs kararı açıklandıktan sonra Reuters haber ajansı, Amerika Dışişleri Bakanlığı korsan İsrail’den bölgede Amerika’nın çıkarlarına yönelebilecek muhtemel zararlar yüzünden Filistin milletinin Kudüs’ün İsrail’in başkenti ilan edilmesine karşı gösterdikleri tepkilere karşı sağduyulu olmasını istediğini ortaya koyan bir belge yayımladı. Belgede şu ifadeler yer alıyor:

Siz, yani İsrail, bu haberi açıkça olumlu karşıladığınızı anlıyoruz, ama sizden itirazlara karşı tepkilerinizi yumuşatmanızı istiyoruz. Biz Ortadoğu ve dünya genelinde bu habere karşı direniş ihtimali veriyoruz ve halen bu kararı Amerika’nın yurt dışındaki askeri tesisleri ve üsleri üzerindeki etkisini değerlendiriyoruz.

Lübnan Hizbullah hareketi genel sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah da Amerika yönetiminin Kudüs’ü korsan İsrail’in başkenti olarak tanımasını açıklamasının ardından yaptığı konuşmasında bazı Arap ülkelerinin bu konuya yönelik müsamahakarlığını eleştirerek şöyle konuştu: gelecek bir kaç günde bazı Arap ülkelerinden Amerika’nın bu illegal uygulamasının tehlikelelerini hafifletmeye çalışan bazı sözler duyacağız ve bu kararın pek ciddi olmadığını söyleyeceklerdir, oysa yeni bir Balfour bildirisi ile karşı karşıyayız. Amerika için İsrail’den daha değerli hiç bir müttefiki yoktur. Amerika’nın Arap ve Müslüman müttefiklerinin değeri Trump için ne kadardır? Gerçekte hiç. Amerika, İsrail ve bu rejimin çıkarlarından başka hiç bir şeye değer vermez.

Gerçekte Seyyid Hasan Nasrullah’ın tabiri ile şimdi Balfour bildirisinin üzerinden yüz yıl geçtiği bir sırada ikincisi yayımlanmıştır. Aslında siyonistlerin onlarca yıldan beri istedikleri şeyi Trump bir anda onlar için yerine getirdi ve bu da çok ciddi bir tehlikedir. Trump bu hareketi ile uzlaşma müzakerelerine son kurşunu sıktı, zira Filistin’in kalbi ve esas kimliği yani Kudüs’ü Filistin’den alırsanız geriye hiç bir şek kalmaz. Filistin Ortadoğu bölgesinde Müslümanların kimliğinin bir parçası ve Kudüs de bu kimliğin tam merkezindedir. Bu yüzden Kudüs meselesi dini ve siyasi boyutundan başka Müslümanların haysiyeti ve kimliğidir. Bu yüzden Kudüs meselesi bir İslam ülkesi olan Filistin meselesi ve bu ülkenin işgalinden daha da ötede bir meseledir. Amerika’nın önceki başkanları Kudüs konumu İsrail ile Filistin arasındaki uzlaşma müzakerelerinde belirlenmesi konusunda ısrar  etmişti.

Ancak Amerika ne derse desin, korsan İsrail istediği kumpası kursun, Kudüs Filistin’in ebedi başkentidir ve olmaya da devam edecektir.