Kudüs ebediyen İslam dünyasına aittir – 3
Amerika kongresi 23 Ekim 1995 tarihinde bu ülkenin büyükelçiliğinin Tel aviv’den Beytulmukaddes’e taşınması ile ilgili bir yasa tasarısını onaylamıştı.
Ancak o tarihten bu yana Amerika’da işbaşına gelen hükümetler kongrenin bu kararını uygulamayı ertelemişti.
Fakat Amerika’nın yeni Başkanı Donald Trump seçim kampanyaları sırasında bu kararı uygulama sözü verdi. Ve sonunda bölgede ve dünya genelinde sergilenen geniş çaplı muhalefetlere rağmen Trump Kudüs’ü çakma İsrail rejiminin başkenti olarak ilan etti.
Beyaz saray şimdiye kadar kongrenin bu kararını her altı ayda bir ertelemişti. Nitekim Trump da Kudüs’le ilgili konuşmasından önce yine bu kararı altı ay erteleyen belgeyi imzalamıştı.
Her halükarda Amerika yönetiminin Kudüs’ü işgalci rejim İsrail'in başkenti olarak tanıması, uluslararası yasaların ve kararnamelerin açık ihlali sayılır.
Beytulmukaddes BM kararnamelerinde işgal edilen topraklar olarak biliniyor. BM güvenlik konseyi de Aralık 2016 tarihinde onayladığı kararnamesinde 4 Haziran 1967 tarihinden önceki sınırlarda ve özellikle Beytulmukaddes’le ilgili her türlü değişikliğin müzakere tarafları üzerinde anlaşmaya varmadığı müddetçe kabul edilmeyeceğini vurguladı.
Aslında Amerika’nın davranışları gözden geçirildiğinde, Washington’un korsan İsrail’in en büyük hamisi olarak sürekli bu rejimin güvenliğini temin ve takviye etme peşinde olduğu ve bu hedefine ulaşmak için başka ülkelerin iktisadi ve siyasi ve kültürel yapılarına nüfuz ettiği anlaşılır.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei dünya ehli beyt forumu üyeleri ve İslam ülkeleri radyo televizyon birliği yetkilileri ile görüşmesinde Amerikalı yetkililerin planlarını üç temel eksende beyan etti.
Ayetullah Hamanei bu üç temel ekseni, bölge ülkeleri arasında tefrika çıkarma siyaseti, İslam ülkelerinde siyasi, iktisadi ve kültürel nüfuz ve Müslümanların arasında ihtilaf yaratma siyaseti olarak ifade etti.
Şimdi ise bu süreçlerin devamında Amerika yönetimi Kudüs’ü işgalci İsrail rejiminin başkenti ilan ederek bölgede yeni bir macera peşinde olduğu anlaşılıyor.
Kuşkusuz bu yeni hareketin şekillenmesinde bir çok etken rol ifa etmiştir. Bu bağlamda bölgesel konularda yumuşak tepki vermek ve işgalcilerle uzlaşmak ve karşı tarafın yalan vaatlerine inanmak, Amerika, korsan İsrail ve Arabistan’ın Filistin meselesinde daha da cesaretlenmelerine yol açan etkenlerdir.
Kuşkusuz Ortadoğu bölgesinde son yarım asırdan bu yana en önemli ve en bariz krizlerden biri Filistin davası ve siyonist rejimin Kudüs’ü işgal ederek izlediği hedefleridir.
İran İslam Cumhuriyeti nizamının büyük kurucusu İmam Humeyni -ks- Amerika ve İsrail’in bölgedeki mahiyetinin bilincinde hareket ederek mübarek Ramazan ayının son Cuma gününü dünya Kudüs günü ilan etti ve böylece dünya Müslümanlarına Filistin milleti ile dayanışmalarını her yıl ilan etme fırsatını sundu. Gerçekte dünya Kudüs günü adlandırması, Filistin meselesini İslam dünyasının meselelerinin başına yerleştirdi. İmam Humeyni -ks- bu konuda yaptığı açıklamada şöyle buyurdu: Kudüs günü sadece Filistin günü değildir. Bu gün, süper güçlere artık İslam ülkelerinde ilerleyemeyeceklerini onlara anlatma günüdür. Kudüs günü tüm süper güçlere artık İslam onların sultası altında olmadığı ve onların habis amellerine alet olmayacağı yönünde uyarıda bulunma günüdür. Kudüs günü, İslam’ın yeniden doğuşudur.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei de bu bağlamda İslam Peygamberi Hz. Muhammed ve Hz. İmam Cafer Sadık’ın -s- kutlu veladet yıldönümünde üç erkin başkanları, nizamın önde gelen yetkilileri, İslam ülkeleri büyükelçileri ve uluslararası İslamî vahdet konferansının konukları ile görüşmesinde Amerika, korsan İsrail, bölgedeki irticai kukla rejimleri günümüz dünyasının Firavunları niteledi ve bu zümrenin İslam ümmeti arasında tefrika ve savaş çıkarma çabalarına işaretle şöyle buyurdu:
Bazı Amerikalı politikacılar isteyerek veya istemeyerek de olsa siyonist rejimin güvenliğini temin etmek için Ortadoğu bölgesinde savaş çıkarmak ve böylece İslam dünyasının yaralı bedeni ilerleme gücü olmaması gerektiğini itiraf etmiştir. Ancak bugün Filistin meselesi, İslam ümmetinin siyasi meselelerinin başındadır ve bütün herkes Filistin milletini kurtarmak için çaba harcamalıdır.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei İslam düşmanlarının Kudüs’ü siyonist rejim İsrail’in başkenti ilan etmeye yönelik iddialarını da onların acizliği ve güçsüzlüğünün işareti niteleyerek şöyle devam etti:
İslam dünyası hiç kuşkusuz bu komploya karşı duracak ve siyonistler bu hareketleri ile daha büyük bir darbe alacak ve aziz Filistin de hiç kuşkusuz sonunda kurtulacaktır.
Aslında İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bundan önce de bir çok kez siyonistlerin ve Amerika’nın bölgeye yönelik açık gizli hedeflerini beyan ederek Filistin meselesini marjinalleştirme çabaları ile mücadele etmek gerektiğini vurgulamıştı. Ayetullah Hamanei üç yıl önce de aynı günlerde İslam dünyasının önemli görevlerini beyan ederken önemli işlerden biri de Filistin davasına özen göstermek olduğunu belirtti ve şöyle buyurdu: Filistin ve Kudüs davası ve Mescid-i Aksa meselesinin unutulmasına müsaade etmeyin. Onlar bunu istiyor. Onlar İslam dünyasının Filistin meselesinden gafil kalmasını istiyor.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei konuşmasını şöyle sürdürdü:
İslam dünyasında herkesi Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya yönelik komploya karşı harekete geçirmeliyiz. Esas mesele, siyonist rejim meselesidir. Esas mesele, Kudüs meselesidir. Esas mesele, Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’dır. Bunlar esas meselelerdir.
Gerçekte bölge gelişmeleri ve tekfirci siyonist IŞİD terör örgütü gibi hareketlerin perde arkasındaki gelişmeler, Ortadoğu bölgesinin hali hazırda çok hassas bir süreci geride bırakmakta olduğunu gösteriyor. Bu yüzden İslam dünyasının akılcı ve bilinçli bir şekilde bu hassas tarihi süreçte hareket edebilmesi bölgenin geleceğinin belirlenmesinde büyük önem arz ediyor. Gerçi İslamî direniş hareketi ve bölgede yaşanan İslamî uyanış hareketi, İslam düşmanlarının hareket alanını kısıtlamış ve bölücü planlarını boşa çıkarmıştır, ama yine de bu komploları önemsiz saymamak gerekir.
Bugün ABD Başkanı Trump’ın Kudüs üzerinden yeni bir komployu başlatması, küresel siyonizmin Ortadoğu bölgesinin geleceği ve Filistin ve Kudüs’ün İslamî kimliğini değiştirmek için planlar yaptığını gösteriyor. Zira bugün Filistin Ortadoğu bölgesinde Müslümanların kimliğinin esas unsurlarından biridir ve Kudüs de bu kimliğin tam merkezinde yer almaktadır. Bu yüzden Kudüs meselesi dini ve siyasi boyutunun yanı sıra Müslümanlar için bir kimlik ve onur meselesine dönüşmüştür. Amerikalı yetkililer ise Ortadoğu bölgesinde nüfuz ve sultasını sürdürebilmek için yeni Ortadoğu haritasında İsrail’in şom varlığını pekiştirmesi gerektiğini biliyor ve bu hedefine ulaşmak için de her türlü ameli mübah sayıyor.
Amerika’nın Şikago üniversitesi öğretim üyesi ve agresif realizm tezini ortaya atan düşünür John Merşaimer 11 Aralık tarihinde Tahran üniversitesinde Amerika'nın şimdiki yönetimi ve son hareketi hakkında yaptığı konuşmada şöyle dedi:
ABD Başkanı Donald Trump’ın Beytulmukaddes’i İsrail’in başkenti ilan etme kararı Amerika içindeki radikal çevrelerin baskısı altında yaşanan köklü bir yanlıştı.
Merşaimer konuşmasının devamında ayrıca Trump’ın bu yöndeki kararı Amerika’nın dış politikasında önemli bir yanlışın işareti olduğunu ve bu yüzden de Amerika’nın şimdiki yönetimi güvenilmez bir yönetim olduğunu vurguladı.
Gerçekte bugün bölge Amerika Başkanı Trump’ın kararını sözlü kınamaktan daha fazlasına ihtiyacı bulunuyor ve bu komployu uluslararası kurumlarda ve çevrelerde ifşa ederek ve İslam işbirliği teşkilatı da olağanüstü oturumlar düzenleyerek Amerika’nın Kudüs kararı müslümanların haklarına tecavüz olduğunu beyan etmelidir.