IŞİD’in medya propagandası; doğuştan çöküşe uzanan süreç - 1
Gerçek şu ki medya, sanal ortam ve sosyal paylaşım siteleri tekfirci IŞİD terör örgütüne kendinden başkalarına karşı yeni bir tanım sunma fırsatı sundu.
Peki bu nasıl oldu? Sohbetimiz boyunca bu konuyu mümkün mertebe titiz bir şekilde irdelemek istiyoruz.
Ancak tekfirci IŞİD terör örgütünün medyayı propaganda yapmak için nasıl kullandığını anlayabilmek için ilkin bu terör örgütünün nasıl kurulduğunu gözden geçirmeliyiz. Bu yüzden sohbetimizin başında kısaca tekfirci terör örgütünün nasıl kurulduğunu gözden geçireceğiz.
Tekfirci IŞİD terör örgütünün kökleri 1999 yılında Ebu Masab Zarkavi liderliğinde kurulan tevhid ve cihat cemaatine uzanıyor. Bu örgüt 2004 yılında ise El-Kaide terör örgütüne katıldı. Irak devleti ve bu ülkeyi işgal eden Amerikalı askerlerle savaşa giren bu örgüt 2006 yılında ise diğer bir kaç sözde İslamî örgütle ittifaka girdi ve mücahitler konseyi meclisini kurdu. Bu yeni örgüt, Irak’ın en büyük eyaleti olan Anbar eyaletinde önemli bir güce dönüştü.
Aynı yılın Ekim ayının 13. gününde konsey meclisi diğer bir kaç isyancı grupla birlikte Irak’ta sözde Irak İslam devletini kurdu. Ebu Eyyüb Mısri ve Ebu Ömer Bağdadi Irak İslam devletinin iki esas lideriydi ve 18 Nisan 2010’da Amerikalı askerlerin düzenlediği operasyonda her iki lider öldürüldü ve Ebu Bekir Bağdadi onların yerine geçti.
Ebu Bekir Bağdadi’nin örgütün başına geçmesinden sonra örgütün terör saldırıları ve operasyonları genişledi ve Suriye’de 2011 yılında başlayan krizin ardından örgüt Suriye’de de faaliyete geçti.
Öte yandan el Nusra Cephesi adlı terör örgütü de 2011’in sonlarına doğru ve Suriye’de kriz ve savaşın başlamasının ardından IŞİD’in bir kanadı olarak kuruldu ve 2013 yılında Ebu Bekir Bağdadi bir ses kaydı yayımlayarak el Nusra Cephesi ile birlik olduklarını ilan etti ve böylece Irak şam İslam devleti veya kısa adı ile IŞİD terör örgütü şekillendi.
IŞİD teröristleri başta Anbar eyaleti olmak üzere Irak’ın bazı eyaletlerinde kısıtlı bir şekilde varlık sergiliyor ve Irak genelinde terör eylemlerini buralardan organize ediyordu. Ancak Haziran 2014’te IŞİD beklenmedik bir çıkış yaparak Irak’ın Ninova eyaletinin merkezi ve bu ülkenin ikinci büyük kenti olan Musul’a saldırarak bir kaç saat içinde bu kenti işgal etti.
Irak’ta daha fazla bölgeyi işgal etmeye paralel olarak IŞİD teröristlerin Suriye’de de Rakka, Halep, Lazkiye çevresi, Şam’ın çevresi, Deyrizzur, Humus, Hama, Haseke ve İdlib eyaletlerinin bir çok alanına dağılarak bu bölgelerden bazılarında kontrolü tamamen ele geçirdi.
Bir süre sonra ve el Nusra Cephesi ile IŞİD elebaşıları arasında yaşanan anlaşmazlıklar ve çatışmaların ardından El-Kaide elebaşı İmen Zevahiri, Ebu Bekir Bağdadi’nin başında bulunduğu örgütle el Nusra Cephesi terör örgütünün birleşme kararını feshetti, ancak bu karar Ebu Bekir Bağdadi’nin hoşuna gidecek bir karar değildi, öyle ki bir ses kaydı yayımlayarak İmen Zevahiri’nin IŞİD’in yok sayılması ve el Nusra Cephesi’nden ayrılma kararına karşı olduğunu ilan etti.
Ancak bu muhalefete karşın iki örgüt birbirinden ayrıldı ve aralarında kanlı çatışmalar yaşandı. Bu çatışmalarda ölenlerin sayısı kesin olarak açıklanmadı, fakat bu sayıya örgütün işgal altındaki bölgelerde türlü boş bahanelerle en feci şekilde katlettiği insanların sayısını eklemek mümkün.
Ebu Bekir Bağdadi’nin IŞİD terör örgütü adına işlediği barbarca ve insanlık dışı cinayetleri ve katliamları için kullandığı yöntemlerden biri Avrupa ve Amerika’dan IŞİD’e üye olan teröristleri kullanmaktı. Bağdadi savaş ve katliam için en sıkı eğitim şartlarını tedarik görerek bu teröristleri Irak ve Suriye’daki savaşlarda ve çatışmalarda kullanmaya başladı. Bundan başka Bağdadi, bu teröristlerden bazılarının aldıkları eğitim ve elde ettikleri deneyimlerin ardından ülkelerine geri dönmeleri ve oralarda terör eylemleri düzenlemeleri için zemin hazırladı.
Gerçekte IŞİD teröristleri artık insaniyet ve acıma duygusu gibi kalplerinde tüm duyguların yok olacağı şekilde eğitim alıyordu. Tekfirci IŞİD terör örgütü kendini hilafet teşkilatı ilan etmişti ve bu teşkilatın başında sözde Halife olan Ebu Bekir Bağdadi ve yardımcıları ve yine askeri ve istihbarat gücü yer alıyordu. Bundan başka IŞİD kendince bir teşkilatı, çıkardığı ve uyguladığı yasaları vardı ve teröristlerini de çok tuhaf yöntemlerle yönetiyordu. Bunlar kendilerini cihatçı sünni örgüt olarak tanıtıyor ve İslam şeriati temelinde çok uluslu bir İslamî devlet ve hükümet kurmak istediklerini söylüyordu.
Uzmanlar, tekfirci IŞİD terör örgütünün bütçesinin bir bölümü kaçakçılık, haraç kesme ve diğer bazı suçlardan temin edildiğini belirtiyor. Bazı tahminlere göre IŞİD bu yollardan ve Musul’u ele geçirmeden önce her ay en az 8 milyon dolar gelir elde ediyordu. Daha sonra IŞİD Musul kentindeki bankaları ele geçirerek bu bankalarda bulunan 430 milyon dolar paraya el koydu. IŞİD ayrıca işgal ettiği bölgelerin petrolünü satarak da ayda 40 milyon dolar gelir elde etmeye başladı.
IŞİD esirler, düşmanlar ve hain ilan ettiği kişiler için sözde mahkeme kuruyor ve ardından onları en feci ve en sert biçimde infaz ediyordu. İnfaz edilen insanların arasında çok sayıda sivil ve sıradan vatandaş da yer alıyordu.
Washington müessesesi cihatçı örgütleri araştırma bölümü uzman Aron Zelin’e göre IŞİD terör örgütü mesajlarını iletmek için başta twitter olmak üzere sosyal paylaşım siteleri gibi gelişmiş imkanları kullanıyordu ve bu da Batı dünyasından iki bin kadar kişinin örgüte katılmasına vesile oldu. Zelin’e göre IŞİD sosyal paylaşım sitelerinde sahte taraftar üretme konusunda çok becerikliydi.
Küreselleşme çağında iletişim teknolojilerinden yararlanmanın önemi itibarı ile tekfirci IŞİD terör örgütü de enformasyon organı olarak El İtisam adında bir müessese kurdu. Bundan başka IŞİD 10 televizyon kanalı ve üç radyo kanalı olmak üzere medya imparatorluğunu da kurdu. IŞİD ayrıca Dabek adında Arapça ve İngilizce yayımlanan bir internet dergisi de yayımlamaya başladı. Bu derginin adı Suriye’de bir kentin adıydı. Sahihi Müslim adlı hadis kitabına göre Dabek, ahir zaman savaşlarından birinin yaşanacağı kentin adıdır.
IŞİD terör örgütü sanal ortamdan insan gücü toplamak ve onları organize etmekte en iyi şekilde yararlandı ve türlü sanal dergiler ve siteleri kullanarak sapkın ideolojisini yaygınlaştırmaya çalıştı. Örgüt sanal ortamda kendini adaletsizlik, mağduriyet ve aşağınlanmalara kaşı savaşan bir yapılanma ilan etti. Yine çat ortamları örgüt için başkaları ile irtibata geçmek ve özellikle Avrupalı gençleri örgüte cezbetmekte önemli rol ifa ediyordu. Bir çok durumda bu çat odalarına üye olmak ve örgütün sitelerine kabul edilmek için belli aşamaların izlenmesi ve böylece aday kişinin örgüte ve ülkülerine bağlılığı ispat edilmesi gerekiyordu. Aynı düşünceleri paylaşan kişiler bu çat odalarında belli bir gündem üzerinde görüş alış verişinde bulunuyordu. Çat odalarında veya örgütün internet sayfalarında üyelere veya taraftarlara çeşitli kitapçıklar, broşürler veya eğitim amaçlı klipler dağıtılıyordu.
Tekfirci IŞİD terör örgütü sanal ortama iyice nüfuz ettikten sonra bu kez örgütsel yapısını emir komuta zinciri yapısından hiyerarşik yapıya geçmeye çalıştı. Gerçekte tekfirci IŞİD terör örgütü unsurlarının sosyal paylaşım sitelerinde varlığı her türlü fiziki kısıtlamaya galip gelmeleri ve her türlü görüşü paylaşmaları ve zaman sınırının üstesinden gelerek yapılanmalarını yaymalarına yardımcı oldu. Sosyal paylaşım siteleri ve özellikle internet sayfaları Avrupalı kullanıcılara da ilgilerini, düşüncelerini ve faaliyetlerini tekfirci örgütle paylaşma imkanı yarattı. IŞİD de mesaj üreterek ve görüntü, grafik, ses, müzik ve benzeri teknikleri kullanarak düşüncelerini sosyal paylaşım siteleri üzerinden telkin etmeye başladı.
Aslında tekfirci IŞİD terör örgütünün sanal ortamdaki propagandaları kara propagandaydı. Şöyle ki örgüt Avrupalı gençlere ve muhataplarına yanlış ve gerçek olmayan bilgileri empoze ediyordu. Medyanın özel ve karmaşık teknikleriyle gerçek unsurları kullanmak, yabancı gazetecileri düşman ilan etmek ve bazen onların kafasını keserek medyada tekel kurmak IŞİD'in bu alanda bazı icraatıydı. Bu arada IŞİD’in propaganda amaçlı çektiği klipler de Hollywood filmleri gibi hazırlanıyor ve böylece Batılı gençleri örgüte çekmek için güçlü bir etken olarak kullanılıyordu. Bu kliplerin konusu örgüt üyelerinin normal yaşamından düşman ilan ettikleri kişilerden intikam alma yöntemlerine kadar çeşitli konuları kapsıyordu.
IŞİD’in yayımladığı filmler konusu itibarı ile farklı insanlar için farklı konuları içeriyordu. Korku diyarı olarak adlandırılan vatandan göç etmeye davet etmek ve örgütün İslamî hilafet mekanı olarak iddia ettiği güvenli topraklara gelmek, bu kliplerde göze çarpan çağrılardan biriydi. Öte yandan bazı klipler de şiddet ve korku ve dehşet içeren mesajlar içeriyor ve genellikle beyaz Avrupalıların yaptığı insanların kafasını kesmek gibi görüntülerle muhataplarını bu yeni türemiş güce karşı korkutuyordu.
Her halükarda tekfirci IŞİD propaganda amaçlı mesajlarında hamaset öyküleri, adaletsizlikle mücadele ve kendini İslamî hilafet düşüncesinin hayata geçtiği yapılanma gibi tanıtmak gibi durumlardan yararlanarak çeşitli ülkelerde radikal eğilimli olan gençleri kendine doğru çekiyordu. IŞİD bu konuda El-Kaide terör örgütünün modelini izliyordu, şöyle ki ilkin görsel ürünlerinde çok ustaca bir şekilde şiddetle ütopyayı birbiriyle birleştiriyor ve böylece iki kesimi eşzamanlı olarak örgüte cezbediyordu. Bu iki kesim, radikalizme eğilim olan ve yine şiddet ve maceracılık ruhunu tatmin etmek isteyen kesimlerdi. IŞİD’in propaganda amaçlı mesajları ise tuhaf bir şekilde ister kadın ister erkek, Avrupalı muhatapları arasından terörist cezbetmeye yönelikti.
Öte yandan IŞİD barbarca şiddet ve istikrar ve şan kuruntusunun karışımı olan yeni bir formül icat etmişti ki bu da muhataplarının ilgisini çekiyordu. IŞİD’in saldırgan mesajları ve insanların zayıf yönlerini güçlü yönlere çevirme iddiası bir yandan ve önlerindeki ufuktan güzel bir görüntü sunmak öbür yandan başta Avrupa olmak üzere dünyanın dört bir yanından gençlerin örgüte yönelmelerine sebep oluyordu. IŞİD’in sanal ortamda yarattığı kuruntuya kapılan insanlar ailelerini ve ülkelerini terk ederek IŞİD’e katılmaya başladı ve bu örgütün üyesi olarak Irak ve Suriye’de bir kaç yıl boyunca çok sayıda masum insanı katletti.