IŞİD’in medya propagandası; doğuştan çöküşe - 2
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i94059-iŞİd’in_medya_propagandası_doğuştan_çöküşe_2
Terörle sanal ortamın iç içe girmesi son zamanlarda post modern terörizm adında yeni bir fenomenin şekillenmesine yol açtı, öyle ki tekfirci IŞİD terör örgütü gibi eli kanlı terör örgütleri sanal ortamda var olan imkanlardan yararlanarak sapkın ideolojisini yaygınlaştırmaya başladı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Aralık 29, 2017 16:13 Europe/Istanbul

Terörle sanal ortamın iç içe girmesi son zamanlarda post modern terörizm adında yeni bir fenomenin şekillenmesine yol açtı, öyle ki tekfirci IŞİD terör örgütü gibi eli kanlı terör örgütleri sanal ortamda var olan imkanlardan yararlanarak sapkın ideolojisini yaygınlaştırmaya başladı.

Kitle iletişim araçları ve sosyal paylaşım sitelerinin sanal ortamda yaygınlaşması tekfirci IŞİD terör örgütleri gibi örgütlerin twitter, facebook ve youtube gibi çeşitli tribünleri kullanarak mesajlarını yayımlama ve dünya genelinde muhutaplar bulmalarına yardımcı oldu.

Twitter, IŞİD’in sanal ortamda kullandığı en önemli yayın organı haline geldi. Örgüt ilkin twitlerini ingilizce ve daha sonraları da az düzeyde olsa bile Arapça yayımlamaya başladı.

IŞİD bir süre twitterde açtığı bir hesabın üzerinden haberlerini ve mesajlarını yayımlamaya devam ediyor, fakat bu hesap tespit edilerek kapatılıyordu. Ancak IŞİD yeni bir hesap açarak bu sitede çalışmalarını sürdürüyordu. Gerçekte IŞİD adına faaliyet yürüten kullanıcılar genellikle bir kaç benzer kullanıcı hesabı açarak twitter ortamına giriyor ve bu hesaplardan biri kapatılınca da öteki hesapları aktifleştiriyordu.

Tekfirci IŞİD terör örgütü Avrupalı gençleri örgüte cezbetmek için işgal ettiği bölgelerde yaşam kalitesini ideal gibi göstermeye çalışıyordu. Bu bağlamda IŞİD üyelerinden John Cantlie’nin “kulaklarını bana borç ver” başlığı altında yayımladığı ve IŞİD’in işgali altında bulunan bölgelerde insanların normal bir yaşam sürdürdüğünü telkin etmeye çalıştığı video kliplerini örnek vermek mümkün.

Tekfirci IŞİD terör örgütü genellikle örgüt üyeleri çocuklara dondurma ve çikolota dağıttığı veya hastanelerde yaralıları ve yaşlı insanları ziyaret ettiği bir dakikalık kısa süreli video klipler yayımlıyordu. Gerçekte sanal ortam IŞİD’e bu ortamda geniş bir ağ kurma imkanı sunmakla beraber Avrupalı taraftarlarına örgütün temel hatlarını açıklama ve sanal celseler düzenleyerek bu kesimle teamüllerini geliştirme ve her türlü protokolden bağımsız olarak temasa geçmelerine imkan tanıyordu.

Tekfirci IŞİD terör örgütünden yayımlayan görüntüler ve video klipler, diğer terör örgütlerinin yayımladıkları video kliplerden farklı olarak sadece yönetmeni yoktu ve bunun yanında bir dizi teknik özellikler ve örneğin havadan görüntü almak veya after effects gibi yazılımları kullanarak özel efektleri eklemek gibi özelliklere de sahipti ki bu da terör örgütünün propaganda üzerine ciddi yatırım yaptığını gösteriyor.

Örneğin “gerçi kafirler beğenmeyebilir” adlı IŞİD teröristlerinin kanlı tarihi hakkında çekilen bir film, Suriye’de IŞİD’in tutsağı olan tutuklular için yayımlanıyordu. Bu tür filmlerin ingilizce altyazıları ve örgütün işlediği katliamların hakkında çekilen kısa video klipler ve yayımlanan posterler, örgütün başka ülkelerden terörist cezbetme konusunda çok ciddi olduğunu ortaya koyuyor.

Tekfirci IŞİD terör örgütü Avrupa ülkelerinden kadın eleman toplamak için Zora vakfı adında bir medya halkasını çeşitli sosyal paylaşım sitelerinde kurmaya başladı. Bu halkada IŞİD teröristlerine destek düşüncesi üzerinde çalışılıyor ve Avrupalı genç kızlar örgüte katılmaya teşvik ediliyordu. IŞİD teröristlerinin aileleriyle ilgili mutlu aile tablosu görüntülerinin yayımlanması, IŞİD’e üye olan kadınların anılarını twitterde yayımlayarak başkaları ile paylaşmaları, örgütün Avrupalı genç kızları cezbetme yönünde kullandığı diğer taktiklerdi.

Bu taktiklerden başka selefi müftülerden biri olan Muhammed Arizi’nin nikah cihadı adı altında yayımladığı sapkın bir fetva da tekfirci IŞİD terör örgütünün genç kadınları ve kızları örgüte cezbetme yönünde kullandığı bir başka silahıydı.

Yine kadınlara özel El Şamiha adında bir derginin çıkarılması ve kadınların arasında büyük sempati uyandıran Tombler adlı sosyal paylaşım sitesine nüfuz etmek, tekfirci IŞİD terör örgütünün Avrupalı genç kadınları etkilemek için kullandığı yöntemlerden bazılarıydı. IŞİD ayrıca kadınlara özel askeri bir tugay kurmak ve sosyal paylaşım sitelerinde bu tugayla ilgili görüntüleri yayımlamakla IŞİD hilafeti altında yaşayan kadınların silah taşıma ve kendilerini savunma gücüne sahip olduklarını telkin ediyordu.

Öte yandan ışit Irak ve Suriye’nin çeşitli bölgelerinde işlediği cinayetlerden ve katlimlardan korkunç sahneleri görüntüleyerek siyasi ve askeri gücünü ortaya koyuyor ve radikal muhataplarını iddia ettiği hilafetin işgali altında bulunan bölgelere gelmeye ve buralara yerleşmeye teşvik ediyordu.

IŞİD’in bu tür kliplerde gösterdiği sahneler ise kurbanlarını yüksek bir binadan yere atarak infaz etmek veya onları bir kafese attıktan sonra üzerlerine yırtıcı hayvanları salmak veya diri diri yakmak gibi sahnelerden oluşuyordu. Bu son infaz tarzının bir örneği IŞİD’in esir aldığı Ürdünlü genç bir pilotu diri diri yakmasıyla ilgili görüntülerdi.

Tekfirci IŞİD terör örgütü yeni infaz yöntemlerini göstermek, kadınlara tecavüz etmek ve kölelik düzenini kurmakla radikal gençleri örgüte cezbetmeye çalışıyordu. Örgüt bu bağlamda hedeflerine ulaşmak için sürekli yeni ve tuhaf yöntemler geliştiriyordu. Öte yandan Batı medyası da bu tür cinayetlerle ilgili haberleri yayımlayarak farkında olmadan ve belki de bilinçli olarak IŞİD’in amaçlarına hizmet ediyordu. Gerçekte Batı medyası IŞİD’in işlediği cinayetleri ve yaptığı yıkımları göstererek örgütün ulaşmak istediği hedeflere ulaşmasına hizmet ediyordu.

Tekfirci IŞİD terör örgütü askeri gücü ve saçtığı dehşet hakkında gösterdiği propaganda amaçlı video kliplerin yanında Rakka ve Musul’da halkın refah içinde yaşadığını ve bu bölgelerde yoksulluk sorunu çözümlendiğini ileri sürerek genç ve başı boş işsizlerin bu bölgelere göç etmelerine zemin hazırlamaya çalışıyordu.

Tekfirci örgüt, yeni teknolojilerin haram olduğunu ileri sürdüğü ve hatta IŞİD alimlerinin fetvalarına göre film seyretmek ve hatta sinemaya gitmek haram ilan edildiği halde medya ve sanal ortamdan sapkın düşüncelerini telkin etmek için yararlanıyor ve cinayetlerinden çektiği görüntüleri muhatapları ile paylaşıyordu.

Tekfirci IŞİD terör örgütü medya alanındaki ürünlerinde gövde gösterisi yapmak ve bu ürünleri çeşitlendirmeye paralel olarak cihatçı medya adından yeni bir hareket başlattı. Aslında bu hareketi 2004 yılında Amerikalı rehine Armstrong’un kafasının kesildiği bir görüntünün youtube sitesinde paylaşılması ile başladı. Gerçi bu film görüntüleme ve montaj teknikleri bakımından ilkeldi, fakat örgütün propaganda yönünü belirlemekte etkili oldu. IŞİD’in rehinelerini infaz etmesiyle ilgili çekilen ilk görüntüler film teknikleri ve montaj çalışması bakımından zayıftı, fakat Velvekre Elmüşrikun adlı bir filmle birlikte IŞİD’in filmleri nitelik bakımından gelişmeye başladı. Bu filmde 13 askerin infaz görüntüleri yer alıyordu.

Bu filmden sonra da IŞİD savaş alevleri adlı sözde uzun bir belgesel yayımladı. Bu filmde de IŞİD’ın Irak ve Suriye orduları ile çatışmaları yer alıyordu. Bu film dünya medyasının ilgisini çekti, zira filmin çekimi ve montajında oldukça ileri teknolojiler kullanılmıştı ve filmin dili de ingilizce olarak seçilmişti ve muhatapları ise IŞİD’e karşı oluşturan sözde uluslararası ittifakın devletleri ve milletleriydi.

Zamanla tekfirci IŞİD terör örgütü girdiği çatışmalarda ve düzenlediği saldırılarda kamera kullanmayı genişletti ve böylece mesajlarını bu sahalarda çektiği görüntülerle muhataplarına ulaştırmaya çalıştı ve çektiği bu görüntüleri sosyal paylaşım sitelerinde muhatapları ile paylaştı. IŞİD bu alanda barbarlık, çektiği görüntülerin bir numaralı özelliği olacak şekilde hareket etti ve bu özellik de özel olarak sahada esirlerin kafasını kesmekle kendini gösteriyordu.

Bu tür filmler askeri operasyonlardan veya hedeflerin susturucusu bulunan silahlarla infaz edilmesinden çekilen görüntülerle hazırlanıyordu. Bu filmlerde IŞİD teröristleri düşmanın bulunduğu bölgelerin en derin noktalarına sızdıkları gösteriliyordu. Çekimlerin farklı çerçevelerden ve açılardan yapılması ve ışık efekti ve montaj tekniklerinin kullanılması, IŞİD’in bu alanda geliştirdiği faaliyetleriydi. Bu yöntem Suriye’de el Nusra Cephesi gibi diğer terör örgütlerine ilham kaynağı oldu ve onlar da bu alanda IŞİD’i örnek almaya başladı.

IŞİD uzmanları kısa filmlerin çekiminde görsel cazip noktaları ve yüksek kaliteli görüntüler hazırlamak gibi teknikleri kullanmaya başladı. Bu zümrenin çektikleri görüntülerden biri ise Amerikalı muhabir James Fully’nin kafasının kesildiği sahneydi.

IŞİD bunlardan başka bir de Let’s go adı altında bir dizi film çekti. Hızlı bir şekilde hazırlanan bu filmlerde IŞİD sert müzik kullanarak Batılı gençlere hitap etmeye ve onları Irak ve Suriye’ye gelerek örgüte katılmaya ve savaşmaya davet etmeye başladı.

IŞİD hattı duyma engelliler için de film yaptı. Bu filmlerde iki milis işaret dili ile Batılı gençlerden örgüte katılmalarını istiyordu. Bu iki milis ise duyma engelli iki kardeş olarak tanıtılıyordu. İki kardeşin Musul’da trafik polisi olarak IŞİD’in hizmetindeydi.

IŞİD’in hazırladığı filmlerde dikkat çeken bir başka nokta ise örgütün infaz ettiği tüm kurbanların turuncu renkli bir kıyafet giymeleriydi. Peki ama bu rengin seçiminin sebebi neydi ve IŞİD bununla kimleri ne gibi mesaj vermek istiyordu?

Washington Post gazetesi bir raporunda IŞİD’in rehinelere giydirdiği turuncu renkli kıyafetlerin aslında Guantanamo’da tutuklulara giydirilen kıyafeti çağrıştırdığını ve onları idam kararı bekleyen tüm rehinelerin ortak simgesi olduğunu yazdı.

Gerçekte tekfirci IŞİD terör örgütü bu rengi seçerek Batı’ya tepki göstermek istedi. Şöyle ki, Amerika Afganistan’da operasyon yaptıktan sonra 2002 yılında Guantanamo’da bir hapishane açtı ve ilk günden itibaren de buraya getirdiği tutuklulara turuncu renkli bir kıyafet giydirdi. Bu yüzden IŞİD de Amerika’dan nefretini ilan etmek için bu rengi seçti. Ama tüm bunlar olayın dış görünüşüydü ve asıl Amerika IŞİD teröristlerini yönlendiren ve cinayetlerini yöneten yöneticiydi.