Abdullah Salih’in ölümü ve Yemen’in geçiş sürecine girmesi – 2
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i94085-abdullah_salih’in_ölümü_ve_yemen’in_geçiş_sürecine_girmesi_2
Suud rejiminin Yemen milletine dayattığı zalimane savaş insani facia ile beraber tüm hızıyla devam ederken, Ali Abdullah Salih Yemen’in Ensarullah hareketi ile taktiksel ittifakını ihlal etti ve kendince Yemen’de yeni bir isyan başlattı, fakat bu isyan eski cumhurbaşkanının ölümü ile sonuçlandı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Aralık 29, 2017 17:25 Europe/Istanbul

Suud rejiminin Yemen milletine dayattığı zalimane savaş insani facia ile beraber tüm hızıyla devam ederken, Ali Abdullah Salih Yemen’in Ensarullah hareketi ile taktiksel ittifakını ihlal etti ve kendince Yemen’de yeni bir isyan başlattı, fakat bu isyan eski cumhurbaşkanının ölümü ile sonuçlandı.

Bir çok gözlemci Ali Abdullah Salih’in Arabistan’ın Yemen’de son etkili piyonu olduğuna inanıyor. Buna göre de Ali Abdullah Salih’in ölümü Arabistan ve Suud hanedanı için Yemen’de yeni bir hezimet ve Riyad’ın bölgesel politikalarında da hüsran oldu.

Hal böyleyken, Suud rejiminin Ali Abdullah Salih’ten sonra Yemen’e yönelik politikasının ana hatlarını şöyle sıralamak mümkün:

Arabistan ve müttefiklerinin Yemen’e yönelik saldırılarının artması

Arabistan’ın Ali Abdullah Salih’ten sonra Yemen’e yönelik önemli politikalarından biri, bu ülkeye karşı saldırılarını arttırmaktır. Gerçi Ali Abdullah Salih ve Suud hanedanı arasında 2012 yılından sonra anlaşmazlıklar baş göstermeye başladı, ama her halükarda Salih bu hanedanın Yemen’de önemli bir piyonu sayılırdı. Bu iddianın ispatı ise Suud rejiminin Ali Abdullah Salih’i Yemen’de iktidarın başında tutabilmek için 2011 yılında yoğun çaba harcaması ve bir çok plan gündeme getirmesiydi. Suud rejimi hatta bu hedefi doğrultusunda Yemen’de cumhurbaşkanlığı sarayında yaşanan ve Salih’in ağır bir şekilde yaralanması ile sonuçlanan olayın ardından hemen müdahale ederek onu kurtardı. Gerçi Ali Abdullah Salih Suud hanedanının Yemen’de Mansur Hadi’nin iktidarın başına geçtikten sonra Salih yakınlarını tasfiye etme operasyonuna destek vermesinden rahatsızdı, ama Salih fırsatçı bir politikacı olmakla ün yapmıştı ve bu yüzden sürekli Suud rejiminden kendisi veya bir yakınının iktidarın başına geçmesi için bir sinyal bekliyordu.

Görünen o ki, Ali Abdullah Salih Arabistan’da Muhammed bin Salman’ın veliaht prensi seçilmesini onunla müzakere etme ve Yemen’de iktidara ortak olma yönünde uygun bir fırsat olarak görmeye başladı. Muhammed bin Salman da Suud rejiminin Yemen’de saplandığı bataklıktan kurtulması için Ali Abdullah Salih üzerinde özel bir hesap açmıştı. Ancak Ali Abdullah Salih’in ölümü, Suud rejiminin Yemen’de önemli ve son piyonlarından birini kaybetme anlamına geliyordu. Bu yüzden Suud rejimi Ali Abdullah Salih helak olduktan sonra başta Taaz, Hadide ve Sana eyaletleri olmak üzere Yemen topraklarına yönelik saldırılarını şiddetle arttırdı, öyle ki 5 Aralık ila 15 Aralık tarihlerini kapsayan on günlük bir süre içerisinde düzenlenen bu saldırıların sonucunda 220 Yemenli hayatını kaybetti, yüzlerce Yemenli de yaralandı. Aslında Suud rejimi başkent Sana’yı Ensarullah hareketinin elinden çıkarmak için ilkin Taaz ve Hadide eyaletlerine yönelik saldırılarını arttırmak ve şiddeti tırmandırarak Ensarullah hareketini bu durumdan sorumlu göstermek istiyor.

Suud rejiminin Ali Abdullah Salih’ten sonra Yemen’e yönelik politikasının ikinci ekseni ise şöyle:

Ensarullah hareketinin kontrolü altında bulunan bölgelerde etnik çatışma çıkarmak.

Arabistan’ın Ali Abdullah Salih’ten sonra Yemen’e yönelik önemli politikalarından biri, halk kongresi partisini kışkırtmak ve Ensarullah hareketinin kontrolü altında bulunan bölgelerde etnik çatışma çıkarmaktır. Gerçi Yemen halk kongresi partisi ve Ali Abdullah Salih hiç bir zaman Ensarullah hareketinin stratejik müttefiki olmadı ve son üç yılda da girdikleri bu ittifak tamamen taktiksel bir ittifaktı, ama yine de bu taktiksel ittifak sayesinde Ensarullah hareketi ve halk kongresi partisi Yemen gelişmeleri ve Suud rejiminin tecavüzü ve istifa eden Mansur Hadi yönetimine karşı ortak tutum sergilemeye başlamıştı.

Şimdi ise Ali Abdullah Salih’in ölümünden sonra halk kongresi partisinin bazı üyeleri Ensarullah hareketi ile ittifakını sürdürebilir, fakat bazı üyeleri de Ali Abdullah Salih’in Ensarullah hareketi tarafından öldürülmesi yüzünden bu hareketin karşı cephesine, yani istifa eden Mansur Hadi yönetimi ve Suud ittifakının kurduğu ortak cepheye geçebilir.

Bu doğrultuda Suud hanedanı Yemen halk kongresi partisinden ikinci kesimle irtibat kurmaya ve onları Ensarullah hareketi ile çatışmaya tahrik edecektir. Ancak böyle bir etnik çatışma başlaması durumunda Ensarullah hareketi Yemen’de savaş ve şiddet bağlamında yeni bir cephe ile karşı karşıya gelecek ve Mansur Hadi ve yandaşları, Suud ittifakı ve Ali Abdullah Salih’e bağlı güçlerden oluşan üç cepheye karşı eşzamanlı savaşmak zorunda kalacaktır. Bu durum hiç kuşkusuz Ensarullah hareketinin askeri gücünün zayıflamasına yol açabilir.

Bu konuda Stephan Landman, Global Research için yazdığı bir yorumunda şöyle diyor: Ali Abdullah Salih’e bağlı güçlerden bazılarının Husi güçlerine sırt çevirmesi, Yemen’de topyekun ve sürekli bir savaşın başlaması demektir ve böylece dünyada en feci insani facialardan biri tetiklenmiş olur.

Suud rejiminin Ali Abdullah Salih’ten sonra Yemen’e yönelik politikasının üçüncü ekseni ise şöyle:

Ensarullah hareketinin muhalifleri arasında ittifak kurmak.

Arabistan’ın Ali Abdullah Salih’ten sonra Yemen’e yönelik önemli politikalarından biri, BAE’ini yanına alarak Ali Abdullah Salih’in Ensarullah hareketi tarafından öldürülmesini bu hareketi yıkıcı ve terörist bir örgüt gibi gösterme yönünde ön plana çıkarmaya çalışmaktır. Bu doğrultuda Muhammed Mahir Darar ise National Interest sitesinde “Salih’in ölümünden sonra Yemen” başlıklı bir makale yayımlayarak şöyle diyor: Ali Abdullah Salih’in ölümü Yemen savaşını etnik bir savaşa dönüştürmekle kalmaz, aynı zamanda Husilerin düşmanlarını daha da birleştirir. Buna göre Arabistan sadece Husileri askeri açıdan yenme üzerinde değil, daha çok onları psikolojik açıdan yenme üzerinde odaklanmalıdır. Arabistan bunun için Ahmet Ali Abdullah Salih ile, Ocak 2011 inkılabından sonra Salih hanedanı ile ilişkileri bozulan Yemen Cumhurbaşkanı yardımcısı Ali Muhsin Ahmer’in ittifakı üzerinde odaklanmalıdır.

Gerçekte Suud rejimi BAE’ini de yanına alarak birlikte Yemen’de yeni gelişmelerin çerçevesinde Ensarullah fobisi stratejisini izlemeye ve Ensarullah muhalifleri arasında ittifak kurmaya çalışacaktır. Arabistan bu stratejide ise hedeflenen ittifaka kişisel ve örgütsel olmak üzere iki yoldan ulaşmaya çalışır. Kişisel olarak Mansur Hadi’nin yardımcısı Ali Muhsin Ahmer, Ali Abdullah Salih’in oğlu Ahmet Ali Abdullah Salih, mali ve istihbarat gücü bakımından önemli biri olan Hamid Ahmer ve istifa eden Cumhurbaşkanı Mansur Hadi Ensarullah hareketine karşı ittifaka gidebilir.

Örgütsel ittifaka gelince Suud rejimi Yemen’de ihvanilerin kanadı olan Islah partisi, Yemen halk kongresi partisinin Ali Abdullah Salih’e bağlı kanadı, Yemen’in güneyinde faaliyet yürüten sosyalist parti, Baas partisi, Ali Abdullah Salih’e bağlı olan Haşed aşiretinin bir bölümü gibi teşekkülleri ittifak kurmaya teşvik edebilir. Bu doğrultuda, Ali Abdullah Salih helak olduktan sonra BAE ve Arabistan veliaht prensleri Arabistan’ın başkenti Riyad’da ihvani Islah partisinin genel sekreteri ile bir oturum gerçekleştirdi. Oysa BAE ve Abu Dabi 2014 yılında ihvani hareketini ve kanatlarını terör örgütleri listelerine almıştı.

Gerçekte Yemen’de kişisel ve örgütsel muhtemel ittifakların kurulmasının amacı, Ensarullah hareketinin muhaliflerinin askeri gücünü birleştirmek ve bu harekete karşı şiddet uygulamasını arttırmaktır.

Her halükarda ortada duran gerçek şu ki, Arabistan rejiminin Yemen’e yönelik savaş dayatmakla izlediği stratejisi hezimete uğradı ve Arabistan’ın Yemen bataklığına saplanmasına yol açtı.

Gerçi Ali Abdullah Salih Suud rejiminin Yemen’de son etkili piyonlarından biriydi, fakat şimdi Ali Abdullah Salih’in ölümünden sonra bu gelişmeyi yeni bir fırsata çevirmeye ve Yemen’e yönelik saldırılarını arttırmakla beraber Ensarullah hareketine karşı siyasi baskılarını da arttırmaya çalışıyor.