Kudüs; İlahi dinlerin çıkış noktası - 3
https://parstoday.ir/tr/radio/west_asia-i94395-kudüs_İlahi_dinlerin_çıkış_noktası_3
Amerika Başkanı Donald Trump Beytulmukaddes kentini çakma İsrail rejiminin başkenti olarak tanımakla bir kez daha başta Müslümanlar olmak üzere semavi dinlerin izleyenleri için büyük önem arz eden bu kenti dünya medyasının en önemli haberi yaptı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ocak 01, 2018 08:06 Europe/Istanbul

Amerika Başkanı Donald Trump Beytulmukaddes kentini çakma İsrail rejiminin başkenti olarak tanımakla bir kez daha başta Müslümanlar olmak üzere semavi dinlerin izleyenleri için büyük önem arz eden bu kenti dünya medyasının en önemli haberi yaptı.

Geçen bölümde Salahaddin Eyyübi’nin kameri 583 yılında Kudüs kentini haçlı ordunun 90 yıllık işgalinden kurtarmak için bu kente saldırdığını anlattık. Haçlı savaşları ise tam iki asır sürdü. Haçlı savaşlarının bir sebebi ise tarihçilere göre Filistin meselesi ve Kudüs kentinin durumu ve Hristiyanlarla Müslümanların bu kentin kontrolünü ele geçirme rekabetiydi.

Miladi 395 yani eski Roma imparatorluğunun Doğu ve Batı Roma olmak üzere ikiye bölündüğü yıldan, miladi 1453’te Konstantinopolis’in fatih sultan Mehmet tarafından fethedilmesine kadar uzanan ve bu tarihte son bulan Ortaçağda Avrupa, kilisenin despot hakimiyetinin merkeziydi. Papa savaşı başlatmak için bir hileye baş vurdu ve papazlar Filistin’de Hz. İsa’nın zuhur işaretleri belirmeye başladığı spekülasyonunu yaymaya başladı. Bu yüzden bir çok Hristiyan Hz. İsa’nın zuhuruna şahit olmak için Beytulmukaddes’in yolunu tuttu. Papazlar her yıl zuhur tarihini bir sonraki yıla havale ediyor ve böylece Hristiyan ziyaretçilerin sayısı sürekli artıyordu.

Öte yandan işin ta başlarında 700 kadar ziyaretçiyi yanına alarak Beytulmukaddes’e gelen papalardan biri Kıbrıs üzerinden Avrupa’ya geri döndü ve burada Müslümanların Hristiyanların kente girişini engellediğini ileri sürdü. Ve böylece iki asır süren ve milyonlarca insanın canına mal olan bir savaşın ateşi yakıldı. Bu gelişmenin devamında 700 bin kadar yoksul ve sıradan insanlar bazı şövalyelerin peşine takılarak Kudüs’ün yolunu tuttu ve yol boyunca bu kalabalığa yeni insanlar katıldı ve bir rivayete göre sayıları milyonları buldu.

Üç yıl süren savaş ve yağma ve tedrici ilerlemenin sonunda bu kalabalıktan  sadece 40 bin kişi Beytulmukaddes’e varabildi ve geriye kalanları ya hastalıktan ya da Müslümanlarla savaş yüzünden hayatını kaybetti.

Beytulmukaddes uzun süren bir kuşatma ve ağır bir savaşın sonunda düştü ve haçlı ordu kente girerek büyük bir katliam yaptı ve her şeyi yağmaladı. Haçlı ordunun daha sonra Filistin kralı olan komutanı Gudafer papaya yazdığı raporda şöyle dedi: eğer Beytulmukaddes’te elimize geçen düşmanlarla ne yaptığımızı bilmek isterseniz, şu kadarını bilin ki bizim askerlerimiz Süleyman tapınağında Müslümanların kanından atların dizlerine kadar battığı kan gölü yaptılar.

Ve böylece Hristiyanlar 90 yıl Filistin’e hükmettiler.

Haçlı savaşların sonlarına doğru, yani miladi 1147 ila 1149 yılları arasında Salahaddin Eyyübi haçlıları tarumar etti ve Beytulmukaddes kentini kurtararak, haçlıları Suriye, Mısır ve diğer İslam beldelerinden attı.

Öte yandan haçlı orduya yardım birlikleri adeta sel gibi Avrupa’dan bu bölgeye doğru akın ederek haçlı orduya katılıyor ve savaşı sürdürüyordu. Ta ki üçüncü haçlı savaşları miladi 1189 ila 1192 yılları arasında gerçekleşti. Beytulmukaddes’in Hristiyanların elinden çıkarılmasını onları aşağılama şeklinde yorumlayan papa Hristiyanlar için cihat fetvası verdi. Öte yandan imparatorlar ve papazlar Beytulmukaddes hezimeti yüzünden ihtilaflarını bir kenara bıraktı ve İngiltere ve Fransa kralları doğrudan bu savaşa katılarak bazı bölgeleri ele geçirdiler ve Müslümanlara karşı yeni katliamları işlediler.

Salahaddin Eyyübi’nin vefatından sonra kurduğu Eyyübi iktidarı ayakta kalmaya devam etti. Avrupa’da da papazlarla kralların arasında yaşanan uzun süreli sürtüşmelerin ardından sonunda papa üçüncü Enyusan kralları tekfir ederek Müslümanlarla cihat fetvası yayımladı. Böylece barışın üzerinden üç yıl geçtiği bir sırada savaş ateşi yeniden alevlendi. Haçlılar konstantinopolis’i fethetti ve bu kente bir kral atadı ve dördüncü haçlı savaşları da sona erdi.

Beşinci haçlı savaşları miladi 1217 ila 1221 yılları arasında ve papa Enyusan ve halefi tarafından yeniden alevlendirildi. Papa Avrupalı krallardan Beytulmukaddes’i kurtarmalarını istedi, ancak krallar kabul etmedi, böylece papa yeniden Müslümanlara karşı cihat hükmü verdi. Beşinci savaşta haçlı ordu hezimete uğrayarak geri çekilmek zorunda kaldı.

Altıncı haçlı savaşları papa üçüncü Enuriyus’un kışkırtması ile başladı. Almanya kralı Fredrick ilkin papanın çağrısını kabul etti, ama daha sonra pişman oldu, papa da onu tekfir etti. Bunun üzerine Fredrick papayı tutukladı ve kendisi Beytulmukaddes’in yolunu tuttu. Bu arada Eyyübi komutanların arasında yaşanan şiddetli ihtilafların yüzünden Müslümanlar haçlı ordu ile bir anlaşma yaparak Beytulmukaddes’i onlara verdi, fakat Mescid-i Aksa’nın Müslümanların elinde kalması kararlaştırıldı.

Yedinci haçlı savaşları 1248 ila 1254 yılları arasında ve San Lui’nin 1248’de Mısır’a saldırmasıyla başladı. Aslında haçlı ordu Gazze’de yenilmişti ve bu yüzden 9. Lui bu yenilgiyi telafi etmek istedi, fakat o da yenildi ve yakalanarak hapsedildi ve daha sonra Müslümanlara yüklü bir fidye ödeyerek kurtuldu.

Yedinci haçlı savaşlarının bitmesi ve son Eyyübi kralının vefat etmesinden sonra Müslümanlardan Mamalik adında bir iktidar tam üç asır boyunca bu yörede hüküm sürdü ve Beytulmukaddes’i de ele geçirdi. Mamalikler Moğol ordusunun Beytulmukaddes’e saldırısını bozguna uğrattı ve haçlı ordunun geriye kalan kısmını da temizledi.

Öte yandan Anadolu’da Osmanlı devleti Osman gazinin Moğollar ve Romalılarla yürüttüğü uzun süreli savaşların ve fetihlerin ardından bu topraklarda kuruldu. Osman miladi 1326 yılında vefat etti ve halefleri bir bir iktidarın başına geçti ta ki sıra fatih sultan Mehmet’e geldi.

Fatih sultan Mehmet 1453 yılında Doğu Roma imparatorluğunun başkenti ve haçlıların en önemli merkezi olan Konstantinopolis’i fethetti ve haçlıları Avrupa kapılarına kadar geri püskürttü ve daha sonra da Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarında fetihlerini sürdürdü.

Konstantinopolis fethi Avrupa tarihinde bir dönüm noktasıydı ve nasıl ki haçlı savaşları Müslümanların bilim ve medeniyetinin Avrupa’ya yol bulmasına vesile olduysa, bu Fetih de Ortaçağa son noktayı koydu ve rönesans gibi büyük değişimlere kaynaklık etti. Bundan sonra konstantinopolis İstanbul adıyla beş yüz yıl boyunca Osmanlı imparatorluğunun başkenti oldu.

Osmanlı imparatorluğu bu olaydan sona sanayi, mimari, bilim, ülke yönetimi ve imar meselelerinde büyük gelişmeler kaydetti. Avrupa devletleri ise sürekli bu imparatorluğun korkusu altında yaşadı.

Ancak sanayi devriminden sonra Avrupa hızla gelişmeye başladı ve çeşitli bilim ve sanayi alanlarında Müslümanları sollamaya başladı. O dönemde Müslümanlar derin uykuya dalmışken, Avrupa yeni sanayileri geliştirmek ve iç piyasalarında ihtiyacını karşılamaktan başka dış piyasalara ürünlerini ihraç etmeye başladı ve ardından ham madde bulmak için sömürü dönemini ve başka ülkelere müdahale etmeyi başlattı.

Gerçekte Ortadoğu bölgesinde yaşanan gelişmelerin ve münakaşaların mazisini gözden geçirecek olursak, bu gelişmelerin ve münakaşaların hemen hemen tümünün kökleri Filistin topraklarına ve Beytulmukaddes’in jeo politik önemine uzandığı anlaşılır. Buna göre geçmiş tarihte Filistin toprakları sürekli Beytulmukaddes’i ele geçirmek üzere bir dizi savaşlara sahne olmuştur. Günümüzde de Ortadoğu bölgesine sömürücülerin gelmesi ve Filistin topraklarını işgal ederek siyonist rejim İsrail’i kurmasıyla birlikte bu bölgede münakaşalardan yeni bir dönem başladı.