2017 yılında İslam dünyasının gelişmeleri - 1
2017 yılında İslam dünyasında yaşanan en önemli hadise, tekfirci IŞİD terör örgütünün Irak ve Suriye’de tamamen bozguna uğratılması ve iddia ettikleri sözde devletin yok edilmesiydi.
1.8 milyara yakın nüfusu olan İslam dünyası uluslararası ilişkilerde önemli ve etkili rol ifa etmektedir. Nitekim dünya genelinde Müslümanlarla ilgili yaşanan gelişmelere ve hadiselere bakıldığında bu etkinin derecesi daha iyi anlaşılır. Bu yüzden sömürücü ve zorba güçler sürekli İslamî devletlerin üzerinde sulta kurmaya ve nüfuz etmeye ve Müslümanların gücünü kısıtlamaya çalışır.
2017 yılında İslam dünyası geçmiş yıllarda olduğu gibi, başta ABD olmak üzere sultacı güçlerin ayak izi belirgin olan bir çok hadiseyi ve gelişmeyi geride bıraktı. Biz de bu gelişmeleri iki bölümde sizlerle paylaşmaya karar verdik.
Sohbetimizin başında da belirtildiği üzere, 2017 yılında İslam dünyasında yaşanan en önemli hadise, tekfirci IŞİD terör örgütünün Irak ve Suriye’de tamamen bozguna uğratılması ve iddia ettikleri sözde devletin yok edilmesiydi.
Bilindiği üzere son bir kaç yılda İslam dünyasının karşı karşıya kaldığı en büyük musibetlerden biri tekfirci IŞİD terör örgütünün türemesi ve işlediği korkunç cinayetleriydi. Bu örgüt Irak toprakları 2003 yılında Amerika tarafından işgal edildikten sonra şekillendi ve 2006 yılında Irak’ta bazı bölgeleri ele geçirerek kendini sözde Irak İslamî devleti ilan etti. Örgütün faaliyetlerin Suriye’de 2011 yılında başlayan kriz ve iç savaşın ardından bu ülkeye de yayıldı ve iki yıl sonra söz konusu terör örgütü kendini bu kez sözde Irak Şam İslam Devleti IŞİD ilan etti.
Tekfirci IŞİD terör örgütü başta Amerika ve Fransa olmak üzere bazı Batılı ülkelerin ve bölgede de Arabistan, Katar ve BAE gibi bazı Arap rejimlerin mali, askeri, propaganda ve siyasi desteklerinden yararlanıyordu. Gerçi bu devletlerden bazıları IŞİD ile ilişkilerini inkar ediyor, fakat bu iddiayı ispat edecek bir çok delil ve belge bulunuyor. Arap Batı ittifakının sınırsız destekleri sayesinde IŞİD’in Suriye’de işgal ettiği topraklar bu ülkenin yüzölçümünün yarısına ulaştı. O dönemde, yani 2013 yılında IŞİD teröristleri Irak topraklarında da geniş saldırılar düzenleyerek Irak topraklarının da önemli bir bölümünü işgal etti, fakat IŞİD’in en büyük saldırısı Haziran 2014’te gerçekleşti ve örgüt Irak’ın ikinci büyük kenti olan Musul’u ele geçirdi.
Tekfirci IŞİD terör örgütünün en önemli özelliği ise barbarlığı, acımasız katliamları ve cinayetleridir. IŞİD teröristleri hatta kadınlara, çocuklara ve erkeklere karşı cinayetlerini örtbas etme ihtiyacı bile hissetmiyordu ve bilakis bu cinayetleri görüntülemek ve yayımlamak sureti ile halk arasında panik ve dehşet saçıyordu. IŞİD teröristleri masum insanları en feci yöntemlerle katlediyor ve kadınlara ve kızlara tecavüz ediyordu. Ancak tekfirci örgütün bu zulümleri ve cinayetleri karşılıksız kalmadı ve Irak ve Suriye orduları Irak, Suriye, Lübnan ve Afganistan’ın İslamî direniş güçleri ve İran’ın etkili istişare yardımları ve Rusya hava kuvvetlerinin destekleri ile IŞİD teröristleri kıskaca aldı. Böylece 2015 yılında IŞİD’e karşı mücadele daha geniş ve daha koordineli hale getirildi.
IŞİD teröristleri Musul’un ardından Tikrit kentini işgal etmeye kalkışınca Irak yönetiminin resmi talebi üzerine İranlı güçler Kudüs ordusu komutanı General Kasım Süleymani komutasında IŞİD teröristlerini geri püskürttü. Bu sürecin devamında da İranlı büyük komutan General Kasım Süleymani Irak ve Suriye’de etkili rol ifa etti.
Irak’ta Şii Müslümanların büyük alimi Ayetullah Ali Sistani’nin cihat fetvasından sonra Irak halkı tekfirci IŞİD terör örgütü ile mücadele için seferber oldu ve böylece Irak topraklarının IŞİD’in işgalinden kurtarılmasında önemli rol ifa eden Haşed-ul Şaabi hareketi kuruldu. Bu gelişmenin ardından Ramadi ve Felluce kentleri kurtarıldı ve ardından Musul kentini geri alma operasyonu için düğmeye basıldı ve sonunda Temmuz 2017’de bu kent de IŞİD işgalinden kurtarıldı. Bu önemli zaferin ardından Iraklı güçler IŞİD’i işgal ettiği kentlerden bir bir geri püskürterek Irak ve Suriye sınırına ulaştı.
Suriye’de ordu birlikleri ve halk direniş güçleri Aralık 2016’da Halep kentini tekfirci teröristlerin işgalinden kurtardıktan sonra ilerleme ivmeleri artmaya başladı. Suriye’nin batısında çöllük alanları elinde tutan IŞİD çeşitli kentlerden atıldı ve sonunda Bu Kemal kentinde nihai savaşta IŞİD’in son kalesi de düştü. Bundan önce Amerika’nın desteklediği Suriyeli kürtler IŞİD’in başkent ilan ettiği Rakka kentini ele geçirerek Suriye ordusunun eline geçmesine mani oldu. IŞİD Bu Kemal kentinde şiddetle direndi ancak sonunda Suriye ordusu ve direniş güçleri General Süleymani komutasında IŞİD’e nihai hezimeti dayattı.
General Süleymani 21 Kasım 2017’de İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’ye bir mektup yazarak IŞİD’in Irak ve Suriye’ye sultasının sonu geldiğini ilan etti.
Amerika Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı verilen mücadelede sürekli kendini bu menfur örgüte karşı göstermeye çalıştı ve arada bir örgüte hava akınları da düzenledi, ancak gerçekte Amerika IŞİD’i korumak ve beyaz sarayın bölgesel muhaliflerine karşı kullanmak istiyordu. Amerika hava kuvvetleri bu bağlamda defalarca ve en hassas anlarda Irak ve Suriye orduları ve halk güçlerinin mevzilerini bombardıman ederek IŞİD’e doğrudan yardımda bulundu. Yine Amerika Irak’ta Musul operasyonu sırasında helikopterleri ile IŞİD elebaşılarını ve bazı teröristleri bu kentten kaçırdı. Amerika IŞİD Irak’a saldırdığı sırada Bağdat yönetimi ile güvenlik anlaşması imzaladığı ve Irak’a destek vermeyi kabul ettiği halde bunu yapmadı ve IŞİD’e Irak içinde ilerlemesine fırsat verdi. Şimdi ise IŞİD Suriye’den geri çekildiği halde bazı kalıntıları hala bu ülkede faaliyet yürütmeye çalışıyor, fakat yakında tamamen temizlenecekleri anlaşılıyor.
Aslında son yıllarda tekfirci IŞİD terör örgütünün faaliyetleri Irak ve Suriye ile de sınırlı kalmadı ve örgüt Libya, Afganistan, Nijerya ve Yemen gibi İslam ülkelerinin bazı bölgelerini işgal ederek fitnelerini sürdürdü.
IŞİD Amerika ve bazı Batılı ve Arap devletlerin işbirliği ile ve Irak ve Suriye’nin yasal yönetimleri ile mücadele için türetildi. Nitekim örgüt şimdiye kadar bu iki ülkede bir çok intihar eylemi düzenleyerek masum insanları katletti. Örgüt ayrıca çoğu İslam ülkesi olan bir çok ülkede de bombalı eylemler düzenledi.
IŞİD şimdiye kadar Mısır’da bir kaç kez bombalı eylem düzenledi. Bu eylemlerin en kanlı olanı 24 Kasım 2017’de bir camide gerçekleştirildi ve 200 kadar ölü ve yaralı geride bıraktı. Örgüt ayrıca Afganistan, Pakistan ve Nijerya ve diğer bazı İslam ülkelerinde de masum insanları hedef aldı.
Bu arada IŞİD’i kurarak besleyen Avrupalı bazı ülkeler de IŞİD’in saldırılarından nasipsiz kalmadı. IŞİD 2017 yılında İngiltere’de bir kaç saldırı düzenledi. 22 Mayıs 2017’de düzenlenen bu saldırılardan birinde 22 kişi öldü, 59 kişi yaralandı. IŞİD teröristleri 17 ve 18 Ağustos 2017 tarihlerinde de İspanya’da üç intihar saldırısı düzenleyerek 20 kişiyi katletti, 100 kişiyi de yaraladı. Örgüt Rusya, İsveç ve Fransa’da da bazı terör saldırıları düzenledi.
Öte yandan Batılı devletler bu ülkelerde düzenlenen IŞİD saldırılarından Müslümanlara karşı yararlanmaya çalışıyor. Batı medyası IŞİD’in sapkın ve radikal düşünceleri tüm Müslümanlarca onaylandığını telkin ederek böylece Batı dünyasında İslam karşıtlığını körüklüyor. Böylece IŞİD’in Avrupa ülkelerinde düzenlediği kör terör saldırıların bir yandan masum insanların ölümüne sebep olurken, öbür yandan da İslam ve Müslümanların imajını karalama ve Avrupa ülkelerinde yaşayan Müslümanların hedef haline gelmesine hizmet ediyor. Bu yüzden son yıllarda IŞİD’in Avrupa ülkelerinde terör saldırılarının artmasına paralel olarak İslam karşıtlığı da artıyor. Ancak Batılı devletler ve medya organları asla bu terör örgütü ve diğer terör örgütleri bu devletlerin Ortadoğu bölgesinde izledikleri yanlış politikaların ürünü olduklarını ve en çok da Müslümanların hedef alındığını asla itiraf etmiyor.
2017 yılında İslam dünyasında IŞİD ile bağlantılı sayılan bir başka önemli gelişme, Kuzey Irak yerel yönetiminin 25 Eylül 2017’de sözde bağımsızlık referandumu yapmasıydı. Bu komplonun başını ise yerel yönetim lideri Mesut Barzani çekiyordu. Bu konunun IŞİD ile savaş son aşamalarına geldiği bir sırada gündeme getirilmesi kabul edilemez bir durumdu, üstelik Irak anayasasına da aykırı bir hareketti. Bu yüzden Irak merkezi yönetimi referandumu tanımadığını ilan ederek Kuzey Irak yerel yönetimine baskı uygulamaya başladı ve Kerkük kenti başta olmak üzere bazı kentlerin kontrolünü ele aldı.
İran ve Türkiye de Kuzey Irak yerel yönetiminin düzenlediği illegal referanduma tepki göstererek bu bölgeye açılan kara ve hava sınırlarını kapattı. Ancak referandum tüm iç ve dış muhalefetlere karşın düzenlendi ve Iraklı kürtler sözde bağımsızlığa evet dedi. Fakat korsan İsrail’den başka hiç bir rejim Kuzey Irak’ın bağımsızlığını tanımadı ve sonunda Barzaniler referandum sonuçlarını iptal etmek zorunda kaldı ve Mesut Barzani de referandumdan bir ay sonra görevinden çekildiğini açıkladı.