IŞİD’in medya propagandası; doğuştan çöküşe - 4
Bazı medya uzmanları, tekfirci IŞİD terör örgütünün bir çok uygulaması kendi başına hedef olmadığını ve asaletten yoksun olduğunu, esas hedef bu uygulamaların yayımlanmasının niteliğinden ibaret olduğunu belirtiyor.
Tekfirci IŞİD terör örgütünü diğer terör örgütlerinden farklı kılan özelliklerinden biri , başta Batılı ülkeler olmak üzere dünya genelinde taraftar toplamak için kitle iletişim araçlarından yararlanma biçimidir. IŞİD’in bu eğilimi Arapça ve İngilizce çıkan Dabek dergisinin yayımlanmasından sonra daha da koyulaştı. Aslında IŞİD üyelerinin büyük bir bölümü Arapça biliyordu ve bu yüzden ingilizce çıkan dergi örgütün Irak ve Suriye’deki üyeleri arasında pek fazla etkili olmuyordu.
Dabek Suriye’nin kuzeyinde halep kentinin yakınında ve Türkiye sınırına yakın bir bölgede yer alan bir köyün adıdır. Dergi için bu adın seçilmesinin sebebi, muhtemelen Osmanlı imparatoru birinci sultan selim ve kansuh krallığı arasında 1516 yılında yaşanan savaştı. Bu köyün Şam yöresinin Osmanlı tarafından işgal edilen ilk bölgesi olduğu belirtiliyor.
Tekfirci IŞİD terör örgütünün Dabek adlı dergisinin ilk sayısı 5 Temmuz 2014’de ve Musul düştükten bir ay sonra çıktı. Bu dergi IŞİD’in kuruluşunun dili ve pratik temellerini tefsir eden ve kurucularının neden bu örgütün kurulduğunu anlatan görüşlerini yansıtan bir dergidir. Derginin yazarları ve bir nevi bu akımın fikir babaları görecede çeşitli şeri ve tarihi konulara istinat ederek bu örgütün neden kurulduğunu, operasyonlarını ve faaliyetlerini yorumlayarak doğru göstermeye çalışıyordu. Dergi çalışanların en güncel grafik teknikleri kullanarak tamamen profesyonel bir dergi çıkarmaya başladı ve örgütün ülkülerini ve uzun vadeli kuruntularını anlattı. 50 sayfada yayımlanan derginin internetteki versiyonu ingilizce yayımlanıyordu ve tamamen profesyonel bir kalitesi vardı.
Dabek dergisi seçtiği konularda ve bu konuların tedvin edilmesinde de diğer benzeri dergilerden çok üstündü ve seviyesi hatta Suriyeli muhalif çevrelere bağlı olarak çıkan dergilerden de daha yüksekti. Tekfirci IŞİD terör örgütü üyelerinin sosyal paylaşım sitelerinde bu derginin tirajına işaret etmiyordu, fakat hem internette ve hem kağıt üzerinde yayımlandığı ifade ediliyordu. Dergide ilk sayının IŞİD’in Irak’ta işgal ettiği bölgelerde yaşayan insanların arasında dağıtıldığı ve internet versiyonu da elektronik posta ile alıcılarına gönderildiği ifade ediliyordu.
Dabek dergisinin üçüncü sayısında hicret meselesi ve IŞİD’in işgal ettiği bölgelere dini saiklerle gelinmesi üzerinde propaganda yapıyordu. Bu çerçevede yayımlanan makalelerde ve hicret konusunda bir nevi zorlama göze çarpıyordu. Buradaki rivayetlerde gerçek Müslüman, evini yurdunu bırakan ve Allah’ın dinine yardıma koşan insanlar olarak tanıtılıyor. Yine bu hicreti yapanlar, Mekke’den göç eden muhacirler ve İslam Peygamberi’nin -s- sahabesi ile bir tutuluyor.
Ancak tüm bu dini gerekçelerin aksine gerçekler çok farklıydı. Hicret konusunda ısrar etmek aslında IŞİD’in çeşitli uzmanlık alanlarında uzman kişilere ve özellikle savaş tekniklerini bilenler, mühendisler, doktorlar ve hatta tarımı bilenlere ihtiyacını ortaya koyuyordu. Zira IŞİD kendince gerçek bir devlet ve modern bir yapı kurmak istiyordu ve bu yolda elinden geleni yapıyordu. Nitekim bu örgütün propagandalarında lüks evler ve arabalar gösteriliyor ve bunlardan IŞİD’e yardım eden ve hicret edenlere verilecek mükafattan söz ediliyordu.
Aslında IŞİD her ne pahasına olursa olsun ve her türlü imkanları kullanarak uzman kadrolarını doldurmak istiyordu. Bu çerçevede örgüt Dabek dergisinde hicret etme meselesine değinerek buna cevap vermeye çalışıyordu. Örgüt bir yerde mali meseleyi gündeme getiriyor ve bir başka yerde insan başkalarına kulluk etmekten kaçarak geçim sıkıntısı hissetmeden ibadetlerini edebileceğini söylüyordu. IŞİD hatta taraftarlarına hicret etme imkanları yoksa bağlılıklarını internet ve diğer kitle iletişim araçları üzerinden ilan etmelerini istiyor ve bunun kafirleri daha da korkutacağını ileri sürüyordu. Dergiyi okuyanlara anne, baba,eş ve çocuklarını da beraberlerinde getirmeleri ve IŞİD topraklarına katılmaları tavsiye ediliyordu.
Dabek dergisinde göze çarpan bir başka üzücü noktalardan biri, örgütün yaptığı katliamları, yağmaları ve cinayetleri din ve mezhep adına mal etmesiydi. Örneğin derginin dördüncü sayısında Müslümanların mallarının yağmalanması haklı gösteriliyor ve daha da kötüsü bu durum İslam Peygamberi’nin -s- adına mal edilerek yağmalanan mallar en sevilen ve en has zenginlik ve gelir olarak tanıtılıyor. Yine aynı sayıda İzedi kadınların ve kızların köle yapılmasını haklı göstermek için onların kafir oldukları ileri sürülüyor ve ardından bu kadınların ve kızların köle yapılması helal olduğu ileri sürülüyor. Dergini bir makalesinde kafirlerin köle edilmesi İslam şeriatinin ta kendisi olduğu ve buna karşı çıkanlar mürted oldukları iddia ediliyor. Yine dergide yayımlanan Şaitat kabilesinin ihanetine karşı ceza başlıklı bir makalede muhalifleri anlaşmayı ihlal ettikleri gerekçesiyle katletmek haklı gösteriliyor, fakat anlaşmanın ihlal gerekçelerine değinilmiyor. Bu yazıların çoğunda muhalifleri katletmek dini gerekçelerle haklı gösteriliyor ve daha kötüsü hiç bir belgeye dayandırılamayan İslam Peygamberi’nden -s- uydurma masallara işaret ediliyor.
Suriye’de simge haline getirilen Dabek kenti düştükten sonra ve IŞİD’in şatafatlı dergisi kapatılınca, örgütün medya sistemi hızla Rumiye adında yeni bir dergi çıkardı. Derginin ilk sayısının kapağında bir hava operasyonu sırasında helak olan IŞİD sözcüsü Ebu Muhammed Adnani’nin fotoğrafı yer alıyordu. Tekfirci IŞİD terör örgütü bu derginin IŞİD’in Avrupalı taraftarları için yeni bir simge haline gelmeye çalışacağını ve İngilizce, Arapça, Fransızca, Türkçe, Almanca, Peştun, Türkistan ve Endonezya dillerinde yayımlanacağını duyurdu. Ancak derginin yeni adı ve yeni dillerde yayımlanmasına karşın din ve ahlak ve insani ilkelerle ilgili yaftaları eskisi gibi devam etti. Örneğin derginin en çok IŞİD’in Avrupa kıtasındaki operasyonları üzerinde odaklanan son bir kaç sayısında bıçakla veya yayaları araçla ezmek gibi imkanlarla terör operasyonu düzenleme yolları anlatılıyordu. Dergi komyonizm adı ile ün yapan araçla yayaları ezme yöntemini dolaylı bir şekilde muhataplarına öğretiyordu.
Mısırlı medya uzmanı Mazen Zeki şöyle diyor: Dabek düştükten sonra IŞİD bu sıkıntıdan yeni bir dergi çıkararak kurtulma ihtiyacını hissetmeye başladı. Rumiye yeni dergi oldu. Bu dergi Dabek’in neden başarısız olduğunun önemini hafifletmek için Batılı kafirlerden intikam alınmasını isteyen IŞİD elebaşıları ile yapılan röportajlara yer veriyordu.
Mısırlı strateji uzmanı Yahya Muhammed Ali de IŞİD terör örgütü Rumiye gibi medya imkanları üzerinden Batılılara karşı propaganda yaptığını ve onları kafir ilan ettiğini belirtiyor. Muhammed Ali, örgüt yalnız kurtların bu dergiyi okuduklarından emin olduğunu vurguluyor.
IŞİD üyesi olmayan insanlar için bu dergi IŞİD korkusunu halk arasında yaygınlaştırmaya çalışıyor ve IŞİD’e karşı kurulan sözde uluslararası ittifaka katılan ülkelerde iç gerginlikleri yaratmak için uğraşıyordu.
Rumiye dergisinde terör şövalyelerinin taktikleri başlığı altında yayımlanan yazılarda taraftarların bireysel olarak başkalarını öldürmeleri ve suikast düzenlemeleri öğretiliyordu. Bu dergi dünya genelinde yalnız kurtlar tabir ettiği kişilerle irtibat kurma üzerinde odaklanmıştı ve bu eğitimler de mevcut şartlarda örgüte ulaşamayanlara özeldi.
Tüm bunlar tekfirci IŞİD terör örgütünün dünyanın çeşitli bölgelerinde terör eylemlerini arttırma çabasını yansıtıyordu, ki bu da örgütün yavaş yavaş zayıfladığının işaretiydi. Bir başka ifade ile IŞİD kafirlerle mücadeleyi ve onları katletme elzemini belli bir alanda hüküm sürmeyi gerektiren hilafet düşüncesinin yerine geçirerek örgütsel yapısını El-Kaide terör örgütüne yakınlaştırdığı anlaşılıyor. IŞİD bundan önce da yalnız kurtlar modelini ülkelerine geri dönen Batılı üyelerinin bireysel olarak terör eylemi yapmaları doğrultusunda gündemine aldı.