IŞİD’in medya propagandası; doğuştan çöküşe - 5
Dünyada haberleşme hızının artmasıyla beraber medya kimin elinde olursa aslında en stratejik silaha sahip olan güç sayılıyor.
Buna göre tekfirci IŞİD terör örgütü 50 kadar medya organı ile bölgede ve hatta dünyada az sayıda bir gücün bu denli geniş bir kitleye hitap edebileceği bir medya savaşı başlattı. Arap dünyasında şiir medyası rakipsiz bir medyadır ve IŞİD bu medyadan da propagandaları yönünde yararlanmıştır.
Geçen bölümlerde IŞİD terör örgütünün kullandığı medya organları özel karmaşıklıklardan yararlandığını anlattık. IŞİD medya organları uluslararası bir medya organı veya özel bir kanalın sergilediği güzel görüntüyü sergiliyordu. Hatta IŞİD’in sahip olduğu medya organlarının en önemli etkili olma sebebi, ses ve görüntü sunmanın ötesinde olmasıydı. Bu medya organları askeri operasyonların engebelerine göre strateji değiştiriyor ve direniş eksenini hedef alıyor veya katlettikleri masum insanların sayısının çokluğunu takdir etmeye odaklanıyor.
Ancak şimdi bekasını sürdürmek IŞİD medyasının yeni stratejisi sayılıyor ve en çok IŞİD’in her geçen gün biraz daha çökmesine odaklanarak iki noktaya vurgu yapıyor. IŞİD medyasının üzerinde durduğu ilk nokta, çocuklara ve gençlere ideoloji eğitimi ve ikincisi de örgütün en büyük silahı olan terörle panik ve dehşet yaratmaktır.
IŞİD terör örgütü çocuklara ve gençlere eğitim vermek yönünde geçenlerde yeni bir video klip yayımladı. Klipte ihtiyar bir adam evinde yetim çocuklara bakıyor ve aynı zamanda onlara IŞİD’in ideolojisini öğretiyor ve askeri eğitim veriyor.
Bu klibin ilginç noktası IŞİD’in çocuklara verdiği eğitimlerdir. Koyun kesmek, keskin nişancı teknikleri, araç kullanmak, büyüklerin sözünü dinlemek ve çok ince bir nokta da başörtüsüz kızların içinde bulunduğu bir parkta oynamak gibi eğitimlerin bu klipte yer almasıdır. IŞİD’in yayımladığı yeni video kliplerde IŞİD teröristleri genellikle beylik tabancası ile görülüyor. Bundan önce ise IŞİD işgal ettiği toprakları güvenli göstermek için yayımladığı video kliplerinde teröristlerini silahsız gösteriyordu.
14 Ekim 2014’de IŞİD’in taraftarı olan twiter kullanıcılarının belirttiğine göre Ahlam Ennasr adında bir kadın Suriye’nin Rakka kentinde bir mahkemeye başvurarak Viyana doğumlu Ebu Usame Garib adında IŞİD elebaşılarından biriyle evleniyor. IŞİD’e bağlı sosyal paylaşım siteleri yavaş yavaş üyeleri arasında gerçekleşen izdivaç durumlarını bildirmeye başlamıştı. Ancak Ennasr ve Garib, IŞİD üyeleri ve teşkilatı arasında önemli bir çift sayılıyordu. Garib çok yetenekli bir teröristti ve daha önce El-Kaide için çalışıyordu ve daha sonra IŞİD’e katılmıştı. Ancak Garib’in eşi Ennasr tanınmış biriydi ve Arabistan’ın edebiyat arenasında ün yapmış ve şimdi de IŞİD şairesi olarak biliniyordu.
Ennasr ilk kitabını internet ortamında yayımladı ve böylece teröristlerin sitelerinde büyük taraftar kitlesi buldu. Ennasr IŞİD’in ölüleri için mersiye yazıyor ve tutuklularına inleyerek şiir yazıyor ve örgütün zaferlerini ballandıra ballandıra anlatarak takdir ediyordu. Ennasr’ın şiirleri genellikle Arap edebiyatının klasik şiirleri gibi tek kafiyeliydi ve içeriği IŞİD teröristleri tarafından büyük ilgi görüyordu ve yavaş yavaş örgütün resmi şairi ve propaganda elemanı oldu. Ennasr hatta IŞİD elebaşı Ebu Bekir Bağdadi’nin medhinde şiir yazdı ve 30 sayfalık bir makale yazarak Ürdünlü pilot Maaz Kesasebe’nin yakılmasını savundu.
Son yıllarda Ennasr’dan başka IŞİD ve El-Kaide ve diğer tekfirci terör örgütleri bir çok şiir yazdılar ve bu şiirleri örgütün alt kademelerinde üyelerin arasında dağıttılar. Bu şiirlerin bir çoğu sosyal paylaşım sitelerinde ve sahte adların kullanılması ve yardımcı linklerin ve proksilerin yardımı ile elden ele dolaştırılıyor ve herkesin ulaşabileceği şekilde yayımlanıyor. Hatta örgüt üyelerinin katıldığı çat odalarında da bu şairler oturumlara katılıyor ve birbiriyle rekabet ediyor. Bu şairler sanatçıların arasında düzenlenen düellolar çerçevesinde birbirine galip geliyor ve sonuçta şiirlerini sunuyor ve bazı açıklamalar yapıyor.
Peki ama, tekfirci IŞİD terör örgütünün şiirden bir kitle iletişim aracı olarak yararlanmasına sebebiyet veren esas etken nedir? Acaba bu şiirler ve yazıları ve onları yayımlayan kişiler, sırf edebiyat aleminin sır dolu dünyasında mı seyrediyor, yoksa teröristlerin bir medya aracı olarak bu aracı kullanmayı bir görev olarak mı biliyor?
Bir çok uzman bu yazıları ve şiirleri esasen umursamıyor ve şimdi de bunları önemsemiyor. Onların gözünde bu şiirler her ne kadar renkli ve güzel gözükse bile, yine de tekfirci IŞİD terör örgütünün yürüttüğü savaşların ve terör eylemlerinin ürünüdür ve sırf kamuoyunu germekten başka bir işe yaramıyor. Fakat bu büyük bir yanlıştır.
Gerçekte IŞİD ve El-Kaide gibi tekfirci terör örgütlerini kültürlerini, zihniyetlerini, gelenek ve göreneklerini ve hatta eğlencelerini incelemeden tanımak imkansızdır. Bu zümrenin inançları ve alışkanlıkları yazdıkları şiirlere, belgesel ve video kliplerinde ve hatta yayımladıkları haberlerde kendini gösteriyor. Ancak tüm bunlar en çok kendilerini şair olarak tanıtanların şiirlerinde tecelli ediyor. Nitekim eğer kafa kesmeleri, yakmaları ve işgal edilen bölgelerde barbarlıkları yansıtan video klipler teröristlerin çemberi dışında yer alan insanların arasında panik ve dehşet saçmak içinse, şiirleri de bu canilerin kendi aralarındaki sözleri yansıtan aynadır. Gerçekte bu zümrenin şiirlerinde yaşamın zorlu ve anormal koşulları birer fantezi gibi beyan ediliyor ve gerçek zorluklardan ve sıkıntılardan söz edilmiyor.
Öte yandan örgütün barbarlık ve kan kokan belgeselleri gibi, IŞİD şairlerinin düşmanları ile savaşlarından sergiledikleri ufuk da acımasız ve kan dolu bir ufuktu. Bu şiirlerde Şii Müslümanlar, gayri müslimler, bazı küresel güçler ve rakip örgütler şiddet içerikli kavramlarla tehdit ediliyor ve sonları yıkım olacağı belirtiliyor.
Aslında IŞİD teröristleri arasında şiire olan ilgi çok yüksektir öyle ki bu canilerin bir tankı hedef almaları veya masum insanların kafalarını kesmeleri ile ilgili video klipleri kadar bu teröristlerin bir şiir parçası veya bir şarkıyı söylediklerini yansıtan video klipleri bulmak da mümkün.
Belki tuhaf gelebilir ki nasıl insanları acımasızca katleden bu teröristlerin zaman ayırıp kafiyeli klasik şiir söyleyebiliyor veya bu tür şiirleri ezberleyerek yüksek sesle söylüyor ve o sırada bir de görüntü çektiriyor. Ancak tüm bunlar IŞİD’in günümüz insanlarının hoşuna gidebilecek cazip görüntüleri kullandığını ispat eden en güçlü delili oluşturuyor. Gerçekte IŞİD elebaşıları bu tür çalışmaları ile kendilerini Arap ve hatta İslam dünyasına uzanan derin kökleri bulunan kültürlü aktörler olarak tanıtmaya ve böyle bir köklerinin bulunmadığı yönündeki kaygı ve korkularına galip gelmeye çalıştıkları anlaşılıyor.
Prinstone üniversitesi Ortadoğu etüt hocası Bernard Haykel bir makalesinde şöyle yazıyor: IŞİD teröristleri için şiir bir nevi manifestodur. IŞİD hilafeti şimdiye kadar hiç bir ülke tarafından tanınmadı onlar şu bir kaç yılda tamamen hayal ürünü bir dünyada ve sınırları değişen topraklarda yaşıyor ve geçmişteki ihtişamlarını yeniden ihya etmeye çalıştı. IŞİD teröristleri şiirlerinden romantik bir kültür sergiledi. IŞİD maceracılık vaadinde bulunuyor ve Ortaçağ kahramancılığının sırlı alemi hala var olduğunu iddia ediyordu. Ancak gerçekte onlar kendi milliyetlerinden vazgeçerek kendileri için yeni bir kimlik yaratmaya çalışıyor. Onlar bu yeni kimliğin aslında yeni değil, çok eski olduğuna inanmak istiyordu. IŞİD teröristleri kendilerini hakiki Müslüman olarak tanıtıyordu, gerçi hayali bir düşmanla savaşıyor ve amaçları yeni bir siyasi coğrafya oluşturmaktan ibaret olduğu anlaşılıyordu. Gerçekte IŞİD’in esas politikası milli devletlerle mücadele etmekti ve savaş çığırtkanlığı ekseninde şekillenmişti.
Böylece tekfirci IŞİD terör örgütü binlerce insanı katletmek ve yüzlerce kenti ve köyü yakıp yıkmanın yanında yıllarca derin ve eski kültürü ve mazisi olan büyük bir bölgede zihinleri kirletmek ve soykırım uygulamakla uğraştı. IŞİD teröristleri ütopya ve ülküleri yönünde romantik şiirleri yazmakla beraber gençlere mali vaatlerde bulunarak Avrupa kültüründe aşağılanan ve kimlik krizine kapılan gençleri cezbetmeye ve onları örgütün intihar eylemcilerine dönüştürmeye çalışıyordu. Avrupa’dan IŞİD’e katılan bir çok genç gerçekte Avrupa'da orta gelirli ailelerdendir ve orada uygun ve orta düzeyde bir yaşama sahipti. Bu yüzden bu insanların IŞİD’e katılmaları mali sebeplerin dışında sebepleri olduğu açıkça ortadadır.
Aslında IŞİD bu gençler için maddi refah ve iktisadi güvenliklerinin alternatifi olan cazip bir teklifte bulunuyordu. IŞİD’in Avrupa’da Müslüman gençlere önerdiği şey, liberal demokrasi düzeni onlara veremediği bir şeyi öneriyordu ve bu da onların yaşamına anlam kazandıracak bir maske vurmaktı. Gerçekte Avrupalı gençlerin kalbini IŞİD’e katılmak için heyecanlandıran şey, hayattan daha büyük bir kavramdı. Onlar gerçekte Batı dünyasına hakim olan liberal ve humanizm anlayıştan uğradıkları hüsranı telafi etmek istiyordu, fakat bir çukurdan kurtulup IŞİD’in onlar için kazdığı derin kuyuya düştüklerinin farkında değildi.