Trump’ın Kudüs kararının sonuçları - 2
Sohbetimizin ikinci bölümünde ABD Başkanı Trump’ın Kudüs kararının Amerika’nın çıkarları üzerindeki etkilerini gözden geçirmek istiyoruz.
Bu kararın Amerika açısından sonuçlarını şöyle sıralamak mümkün.
Karara karşı oluşan küresel konsensüsün ABD’nin itibarını zedelemesi,
Amerika’nın Filistin – İsrail münakaşasında arabuluculuk konumunu kaybetmesi,
Amerika’nın Ortadoğu bölgesindeki çıkarlarına aykırı olması,
Amerika ile Avrupalı müttefiklerinin arasında çatlakların artması,
Şimdi bu sonuçları bir bir gözden geçirelim.
1-Karara karşı oluşan küresel konsensüsün ABD’nin itibarını zedelemesi,
Amerika Başkanı Donald Trump’ın Kudüs kararı uluslararası camiada Amerika’ya karşı bir konsensüse sebebiyet verdi. BM güvenlik konseyinde ilk kez 14 üye 20 Aralık 2017 tarihinde Mısır’ın önerdiği ve Trump’ın kararına muhalefet eden kararname taslağına olumlu oy verdi. Kararname sırf ABD’nin vetosu yüzünden onaylanmadı. Buna karşın BM genel kurulunda Türkiye ve Yemen’in önerdiği kararname taslağını 9 olumsuz ve 35 çekimser oya karşı 128 olumlu oyla onayladı, 21 ülke ise oylamanın yapıldığı oturuma katılmadı.
Bu kararname ABD Başkanı Donald Trump ve Amerika’nın BM temsilcisi Nikki Haley BM üyesi olan ve Amerika’dan mali yardım alan ülkeleri kararnameye destek verdikleri takdirde bu mali yardımları kesmekle tehdit etmişti. Ancak bu tehditler Amerika’nın işine yaramadı ve Kudüs kararnamesi BM genel kurulunda onaylandı. Aslında bu karar Amerika’nın uluslararası camiada ne denli itibar ve haysiyet kaybına uğradığını ortaya koydu. Bir başka ifade ile bir zamanlar BM bayraktarı olan Amerika şimdi bu teşkilatın baş düşmanı oldu, zira bu ülke uluslararası barış ve güvenliği savunmak yerine bu durumları bozan ülke oldu.
2- Amerika’nın Filistin – İsrail münakaşasında arabuluculuk konumunu kaybetmesi,
Gerçi Amerika devleti korsan İsrail ile Filistin arasındaki münakaşalarda sürekli siyonist rejimin hamisi oldu, fakat beyaz saray aynı zamanda sürekli bu krizde tarafsız bir arabulucu olduğunu telkin etmeye çalıştı. Amerika Başkanı Trump’ın Kudüs kararının önemli bir sonucu ise son 70 yılda Amerika’nın önceki yönetimlerinin kendilerini Filistin İsrail münakaşasında tarafsız arabulucu gösterme çabalarını bir anda boşa çıkarması ve Kudüs’ün Filistin’in ebedi başkenti olmasını isteyen Filistin milletini öfkelendirmesi oldu.
Amerika’nın ünlü Carnegey vakfının seçkin uzmanlarından Mark Lintch ise şu yorumda bulundu: Başkan Trump Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımakla Amerika’nın Ortadoğu politikasından radikal bir uzaklaşmayı gerçekleştirdi. Trump bu hareketi ile seçim kampanyasındaki sözünü ve İsrail’in eski talebini gerçekleştirdi ve aynı zamanda Filistin milleti, Araplar ve uluslararası camianın büyük bir bölümünün öfkesini tetikledi. Trump bu kararı ile ortada bu kararla zarar görecek hiç bir gerçek barış süreci olmadığını, suya düşecek hiç bir iki devletli çözüm için anlamlı bir ufuk olmadığını ve bu kararla zarar görecek Amerika’nın tarafsızlığı da söz konusu olmadığını ortaya koydu.
3- Amerika’nın Ortadoğu bölgesindeki çıkarlarına aykırı olması
Amerika Başkanı Trump’ın kararının doğuracağı sonuçlar hakkında gündeme getirilen yorumlardan biri, bu kararın Amerika’nın çıkarları doğrultusunda olmadığı ve açıkça Washington’un Ortadoğu bölgesindeki çıkarlarına zarar verdiği yönündedir. Zira bu karar Amerika’nın İslam dünyasındaki imajını daha da tahrip edecektir.
Bu doğrultuda Amerika’nın uluslararası stratejik etüt merkezi tarafından yayımlanan Kudüs’ü İsrail’in başkenti tanımanın stratejik başlıklı makalenin yazarı Amerikalı uzman Antony Kurdzman Amerika Başkanı Trump’ın Kudüs kararını eleştirerek şöyle dedi: Başkan Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti tanıması ve Amerika’nın büyükelçiliğini bu kente taşıma kararı iki yoldan Amerika’nın çıkarlarına zarar veriyor. Birincisi Arap dünyasını germek ve İran, Hizbullah ve Rusya’ya bu öfkeden ve oluşan çatlaklardan yararlanma fırsatı sağlamaktır. Oysa Arap dünyasını tahrik etmek için hiç bir değerli neden yoktu. Başkan Trump’ın İsrail’e yardım etmekte ihtiyaç duyduğu tek şey, seçim kampanyasındaki sloganını gözardı etmek ve İsrail’in siyasi açıdan aşırıya kaçmasını görmezden gelmek ve hiç bir şey yapmamaktı.
Amerikalı uzman Antony Kurdzman şöyle devam etti:
1967 yılından beri Kudüs sürekli olarak Yahudileştirildi ve pratikte Batı şeriaya kadar uzanmaya başladı. Trump’ın hiç bir şey yapmaması bu sürecin sınırsız bir şekilde devam etmesine imkan sağlayabilirdi, üstelik İran, Hizbullah ve muhtemelen Rusya ve Suriye’ye siyasi fırsat da vermeyecekti. Trump’ın hareketinin nihai sonucu ise Amerika’nın Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da imajının zedelenmesi oldu. Bu hareket geniş çapta muhalefetlere yol açtı ve Avrupalı müttefikleri arasında da ABD’nin liderliği konusunda ciddi kuşkuları uyandırdı.
4-Amerika ile Avrupalı müttefiklerinin arasında çatlakların artması
ABD Başkanı Trump’ın Kudüs kararının bir başka önemli sonucu, Amerika ile Avrupalı müttefikleri arasında çatlakları arttırmasıdır. Donald Trump yönetiminin bir yıllık icraatı süresince Trump’ın bazı açıklamaları ve uygulamaları Amerika ile Avrupalı müttefikleri arasında bazı çatlakların oluşmasına yol açtı. Trump’ın Avrupalıların NATO paktında konumu, Bercam nükleer anlaşmasından çıkma tehdidi ve yine Paris iklim anlaşmasından çekilmek, Atlas okyanusunun iki kıyısı arasında ticari anlaşmaya hayır demek ve UNESCO’dan çekilmek gibi kararları Amerika ile Avrupa arasında önemli anlaşmazlıklara yol açtı. Üstelik Trump’ın Kudüs kararı bu çatlakları daha da derinleştirdi ve hatta tamamladı, zira çoğu Avrupa ülkesi ve ayrıca AB Trump’ın Kudüs kararını şiddetle kanayarak büyükelçiliklerini Kudüs’e taşıma konusunda hiç bir planları olmadığını açıkladı.
Amerika’nın stratejik müttefiki olan İngiltere Başbakanı Theressa May ABD Başkanı Trump’ın kararını yapıcı olmayan karar niteleyerek kınadı. Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Federico Mogherini de Trump’ın kararına gösterdiği ilk tepkide, bu kararı kınadı ve Kudüs’ün siyonist rejimin başkenti ilan edilmesi yönündeki Washington’un tek yanlı kararı dünya barışı ve istikrarına zarar verdiğini ve Filistin münakaşasının çözümü için sarf edilen çabaları etkisiz hale getireceğini belirtti.
Bu arada BM güvenlik konseyi ilk kez 14 üyenin olumlu oyu ile Trump’ın Kudüs kararını kınadı, ancak Amerika bu kararı veto etti. BM güvenlik konseyi üyeleri ortak bir bildiri yayımlayarak Trump’ın kararını BM güvenlik konseyinin kararnamelerine aykırı olan ve bölgede barışa zarar veren bir karar niteledi.
ABD Başkanı Trump’ın Kudüs kararı, siyasi akılcılık ve tedbirden anlamadığını ve aşırı bir şekilde Amerika’daki siyonist lobilerin ve siyonist rejim Başbakanı Netanyahu’nun etkisi altında olduğunu ortaya koydu.
Siyaset meseleleri uzmanları Trump’ın bu kararı Amerika’nın çıkarlarını Netanyahu’nun idealleri karşısında feda ettiğini ve bunun yanında Amerika’nın uluslararası arenalarda konumunu gerilettiğini belirtiyor.