Trump’ın Kudüs kararının sonuçları - 3
Sohbetimizin ilk iki bölümünde ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’le ilgili kararının Filistin ve Amerika için doğurduğu sonuçları gözden geçirdik. Şimdi sohbetimizin 3. ve son bölümünde bu kararın İsrail için sonuçlarını gözden geçirmek istiyoruz.
Amerika Başkanı Trump’ın Kudüs’le ilgili kararının korsan İsrail için sonuçlarını şöyle özetleyebiliriz:
İsrail’in Trump’ın kararıyla işgalini genişletmesi,
İsrail’in uyguladığı şiddetin yayılması ve yasal gibi gösterilmesi,
Filistin intifadasının genişlemesi ve İsrail’e yönelik uluslararası camianın nefretinin artması,
Korsan İsrail’e yönelik uluslararası eleştirilerin artması,
İşgal altındaki Filistin’de çatlakların ve ikiye bölünmenin artması.
İsrail’in Trump’ın kararıyla işgalini genişletmesi,
Kuşkusuz Amerika Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü siyonist rejimin başkenti olarak tanıdıklarını ilan etmesinin en önemli sonuçlarından biri siyonistlerin Amerika’nın destekleri ile Filistin topraklarında işgalciliğini genişleterek sürdürmesidir. Nitekim bu doğrultuda korsan İsrail parlamentosu 2 Ocak 2018’de üniter Kudüs adında bir yasa tasarısını onayladı. Bu kanuna göre Kudüs’te hakimiyet tamamen siyonist rejimin eline geçiyor ve Kudüs’ün bölünmesi parlamentoda 128 temsilciden en az 80 temsilcinin olumlu oyu olmaksızın mümkün olmuyor.
Korsan İsrail parlamentosu bu illegal kanunu uluslararası konvansiyonlar ve BM’nin çok sayıda kararnameleri gereği Doğu Kudüs Filistin milletine ait olduğu halde çıkardı. Kudüs’ün Doğu ve Batı Kudüs olarak ikiye bölünmesi Filistin topraklarında iki devletli çözümün temelini oluşturuyor. Ancak şimdi siyonist rejim parlamentosunun bu kararı açıkça uluslararası iradeyi ve özellikle BM kararnamelerini hiçe saymaktır. BM güvenlik konseyi daha bir yıl önce 14 üyenin olumlu ve Amerika’nın çekimser oyu ile korsan İsrail’den işgal altındaki Filistin topraklarında siyonist yerleşke inşaatını durdurmasını istemişti.
Bu süreçte dikkat çeken nokta, siyonist rejimin bu tür yasaları Amerika’nın desteğinden ve ayrıca Arap liderlerin pasifliğinden emin olduğu için çıkarıyor olmasıdır.
Gerçekte Filistin milleti ve yine bazı Arap milletleri ve Müslüman milletlerinin içinde bulundukları durumu gözetleyen ABD Başkanı Donald Trump despot Arap rejimlerin liderleri korsan İsrail’e bu tür tehlikeli hedeflerine ulaşmakta yardımcı olabileceğini düşünüyor. Öte yandan Filistin özerk teşkilatı Başkanı Mahmut Abbas ve teşkilatın diğer yetkilileri çakma rejim İsrail’in işgalci politikalarına ve Kudüs’ü Yahudileştirmek amacıyla sürdürdüğü yerleşke inşaatına karşı direnme gücünden yoksun oldukları anlaşılıyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın kararı kongrenin isteğine de uygundu ve Filistin özerk teşkilatı bu kararla muhalefet etmek ve Amerika Başkanı Trump’tan kararından vazgeçmeyi istemekten başka bir şey yapamadı. Bu arada uluslararası camiadan da Amerika ve İsrail’e baskı uygulama yönünde hiç bir ciddi adım atılmadı. Oysa Trump’ın Kudüs kararı uluslararası yasaların ve konvansiyonların ihlaliydi. Bu arada Trump’ın kararı Filistin özerk teşkilatını hemen Oslo anlaşmasından çekildiğini ilan etmeye yöneltmesi gerekiyordu.
İsrail’in uyguladığı şiddetin yayılması ve yasal gibi gösterilmesi,
Amerika Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü siyonist rejimin başkenti olarak tanıdıklarını ilan etmesinin en önemli sonuçlarından biri, siyonist rejimi Filistin milletine karşı uyguladığı şiddeti arttırmak ve bu yönde bazı yasalar çıkararak uyguladığı şiddeti yasal gibi göstermekti.
Bu çerçevede siyonist rejim askerleri 8 Aralık 2017’de Cuma namazı düzenlendiği saatlerde gövde gösterisi yapmak için Müslümanların üçüncü kutsal mekanı olan Mescid-i Aksa önünde toplanarak burada konuşlandı. Siyonist askerlerin burada varlığı Kudüs’te yaşayan Filistinlilerin küçük gruplarda protesto eylemleri düzenlemelerine yol açtı. Ancak eli kanlı siyonist askerleri büyük bir acımasızlıkla protestoculara saldırdı ve aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu bazı Filistinli protestocuları gözaltına aldı.
Uluslararası kızılhaç örgütü, bu protesto eylemleri sırasında 800 kadar Filisitinli yaralandığını ve başta Gazze şeridi olmak üzere diğer bazı bölgelerde bir kaç Filistinli protestocu da katledildiğini açıkladı.
Siyonist rejim Gazze şeridinde protestoculara saldırmak için hava kuvvetlerini devreye soktu. İki gün sonra, yani 10 Aralık 2017’de de korsan İsrail ordusuna ait askeri bir araç, Filistin halkının eli kanlı rejime karşı en geniş protesto eylemleri düzenlediği el Halil kentinde beş yaşındaki Filistinli bir kız çocuğunu ezdi. Bu tür şiddet uygulamaları daha sonraki günlerde de İsrail ordusu tarafından mazlum Filistin milletine karşı uygulandı.
Ancak tüm bu cinayetlere karşın siyonist rejim bu şiddet uygulamalarına yasal kılıf giydirmeye ve bir başka ifade ile uyguladığı şiddeti yasallaştırmaya çalıştı. Bu doğrultuda korsan İsrail parlamentosu 3 Ocak 2018’de şehadet eylemi yapan Filistinlilere idam cezasını öngören bir yasayı 42 olumsuz oya karşı 52 olumlu oyla onayladı.
Filistinli yetkililerden Dışişleri Bakanı Riyad Maliki ve Hamas’ın siyasi büro Başkan yardımcısı Salih Aruri bu yasayı organize terörün mısdakı niteledi. Çünkü bu yasadan sonra Filistin milletine açıkça suikast düzenlemek yasal hale geliyor. Kuşkusuz bu korkunç yasanın sonuçlarından Kudüs kararına imza atan ABD Başkanı Donald Trump sorumludur.
Filistin intifadasının genişlemesi ve İsrail’e yönelik uluslararası camianın nefretinin artması,
Amerika Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü siyonist rejimin başkenti olarak tanıdıklarını ilan etmesinin en önemli sonuçlarından biri ise siyonistlerin Filistin milletine karşı şiddet ve cinayeti yasal hale getirmeleri Filistin milletinin tepkisi ile karşılaşmasıdır. Bu çerçevede ise en başta Filistin intifadası yaygınlaşacağı kesindir.
Bu doğrultuda korsan İsrail’de yayımlanan Haaretz gazetesi İsrail iç istihbarat örgütünden naklen, işgal altındaki Filistin’de şehadet eyleminin artması, intifadanın yayılması ve ayrıca İsrail vatandaşlarının Arap ve Batılı ülkelerde güvenliklerinin tehlikeye girmesinden Filistinli şehadet eylemcileri için öngörülen idam cezasının doğuracağı sonuçlar olacağını belirtti.
Korsan İsrail’e yönelik uluslararası eleştirilerin artması,
Amerika Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü siyonist rejimin başkenti olarak tanıdıklarını ilan etmesi ve siyonist rejim kabinesi ve parlamentosunun bu kararın ardından aldıkları kararlar ve çıkardıkları yasalar başta BM güvenlik konseyinin 2334 sayılı kararnamesi olmak üzere uluslararası yasaların ve kararnamelerin açıkça ihlali olduğundan ve özellikle Filistin milletine karşı şiddeti arttırdığından uluslararası camianın da İsrail’e yönelik eleştirileri arttıracağı kesindir. Nitekim Trump kararını açıkladıktan sonra dünyanın bir çok yerinde ve özellikle İslam ülkelerinde İsrail ve ABD karşıtı protesto eylemlerinde artış gözlendi ve ister İslam ülkesi olsun ister olmasın, bir çok ülkenin üst düzey yetkilileri İsrail rejimini eleştirmeye başladı. Örneğin AB Trump’ın Kudüs kararını eleştirdi ve siyonist rejim parlamentosu Filistinli şehadet eylemcileri hakkında çıkardığı idam cezası yasasından sonra da bu yasaya tepki göstererek yasayı hakaret edici ve insan kerametine aykırı ilan etti.
İşgal altındaki Filistin’de çatlakların ve ikiye bölünmenin artması.
Amerika Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü siyonist rejimin başkenti olarak tanıdıklarını ilan etmesinin en önemli sonuçlarından biri ise korsan İsrail kabinesi ve parlamentosunun bu kararın ardından aldıkları karar ve uygulamalarının hem kabine ve hem parlamento içinde çatlaklara ve siyasi partilerle Netanyahu ve kabinesi arasını açmaya sebep olma ihtimalidir. Nitekim parlamentoda Filistinli şehadet eylemcileri için idam cezasını öngören yasa 120 kişilik parlamentoda sadece 52 olumlu oyla onaylandı ve 42 olumsuz oyu ve 26 temsilcinin de oylamaya katılmadığı da hesaba katıldığında bu yasa siyonist parlamentoda %43 oy oranı ile çıkarıldı. Bazı kaynaklar, Yahudi evi kanadı Başkanı Neftali Benet ve korsan İsrail iç istihbarat Başkanı Dedaf Ergman gibi bu rejimin bazı önemli şahsiyetleri güvenlik sonuçları gerekçesiyle yasaya karşı olduklarını belirtti.
Genel bir değerlendirmede, gerçi Trump’ın Kudüs kararı siyonist rejimin çıkarları doğrultusunda alındı ve bu rejim de belki coğrafi açıdan bu karardan faydalanabilir, ancak Kudüs’ün Filistin milleti ve İslam dünyası için önemi bu kutsal kentin siyonistler ve korsan İsrail için büyük bir lokma olduğu ve asla boğazından geçemeyeceği söylenebilir.