Sanal ortam, fırsatlar ve sorunlar- 14
Bu programda ailelerin çocuklarını korumak için Medya ve Dijital alanında bilgi sahibi olma konusuna kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Akıllı cep telefonları gibi iletişim araçlarının ilerlemesi ve modernleşmesi nedeniyle internet kullanımı her geçen gün daha da artmaktadır. Öyle ki günümüzde insan yaşamındaki en büyük sorunlardan biri internete bağımlı olmak ve kontrolsüzce kullanılmasıdır. Kullanıcıyı İnternete daha fazla bağlayan ve adeta internete bağımlılık tehlikesini arttıran ise internet ortamının yaşamdaki gerçekleri yoğunlaştırmasıdır.
Gerçekleri şiddetlendirmek veya yoğunlaştırmak, aslında sanal ortamın zati özelliklerinin bu ortamı kullanan kişilere yönelik etkisidir; bu ortamda insanın duyuları yoğun bir şekilde ortamla bütünleşiyor, öyle ki insan adeta bu ortamın bir parçası haline geliyor.
İnternetin kontrolsüzce kullanılmasını genel olarak 5 kategoriye ayırabiliriz. Birincisi en büyük kategoriyi oluşturan cinsel konulara bağlı olmaktır. İkincisi hayattaki boşlukları doldurmak amacıyla internet ilişkilerinde arkadaş bulma bağımlılığıdır. Üçüncüsü insanların kumar veya ticaret gibi ekonomik ilişkileri olan bağımlılığıdır. Dördüncüsü gizli bilgileri toplama veya daha doğrusu olayları bir nevi kurcalamaktır. Beşincisi ise bizzat bilgisayara bağımlı olmaktır yani bilgisayar oyunları, bilgisayarla uğraşmak ve daha sonrası internete yönelme dürtüleridir.
Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) İmranlı Meslek Yüksekokulu öğretim görevlisi, araştırmacı-yazar Sefer Darıcı'nın yaptığı araştırmada, dijital oyunlarda kullanılan bilinçaltı mesajların çocukların gerçeklik algısını değiştirdiği ve gerçek hayatla ilişkisini kopardığı belirlendi.
Darıcı, ilk, orta ve lise düzeyinde eğitim gören 510 çocuk üzerinde gerçekleştirildiği araştırmaların sonuçlarını açıkladı. Bu çocukların tamamı üzerinde yaptıkları "dijital oyun bağımlılık ölçeği"nin ardından oyun bağımlılıkları tespit edilen 34 çocukta ayrı bir çalışma uyguladıklarını belirten Darıcı, bu çocuklara oyunlarla ilgili yaptıkları testlerde onların gerçeklik algılarının değiştiğini gördüklerini ifade etti
Darıcı şöyle diyor: Dijital olarak verilen gerçeklik zamanla gerçek hayattaki orijinalinin yerini alıyor ve çocuk dijital dünyayı gerçek hayatın yerine geçiriyor, kendisine verileni asıl gerçek olarak algılıyor. Bu da çocuğun davranışlarına, tutumlarına, ergenlik ve yetişkinlik dönemindeki karar alma mekanizmalarına yansıyor. Bir çocuk ne kadar televizyon, internet ve dijital oyun ortamında bilinçaltını etkileyen unsurlara maruz kalırsa gerçek hayatla ilişkisini o denli koparıyor. Yani vücut gerçek hayatta, zihin dijital hayatta. Çocukta şiddete yönelik değişim de gözleniyorsa durum daha ciddi boyut kazanıyor." Darıcı, oyunların sadece bir "oyun" olarak algılanmaması, bunlarda ticari ve psikolojik bir altyapının da olduğunun unutulmaması gerektiğini belirtti.
Daha önceki programlarda da belirttiğimiz gibi internet günümüz insan için çeşitli olanaklar, kabiliyetler, fırsatlar ve tehditler oluşturan bir ortamdır. Bu teknoloji, insanı dünya çapında geniş bir iletişim ortamına bağlıyor ve başta aile olmak üzere çeşitli sosyal grupları şaşırtıcı bir şekilde etkiliyor, onların ilişkileri ve rollerini değiştiriyor. Bu teknolojinin yayılması ve etkinliği, ondan kaçışı olmayacak şekilde güçlüdür. Öyle ki bu teknoloji artık yaşam alanından dışlanamaz. Bu yüzden bu ortama karşı önemli olan konu ise tehlikeleri veya hasarlardan korkmak değildir, bu aleti kullanmakta başta Genç nesil olmak üzere aile üyelerine doğru bilgi akışını sağlamak ve bu ortamı doğru bir şekilde yöneterek en fazla randımanı almaktır. Bu hedefin gerçekleşmesi için ülke yönetimlerinin eğitim, sosyal ve kültürel programlarında çeşitli kademelerde bu konuya dikkat etmeleri gerekir.
Çocukların sanal alemde yapacağı hatalara karşı önlem almak, çocukları korumak, büyük bir çaba gerektirmekte. Bu konuda özellikle anne-babaya oldukça fazla sorumluluk düşüyor. Çok da masum olmayan bu sanal alemde çocukların yapacağı hataları telafi etmek için ya en başında önlem almalı ya da sürekli çocuklarla iç içe olarak, anne babayı kendi sır alemleri olan sosyal ortamlarına dahil etmenin yollarını ebeveynler bulmalıdırlar.
Gelecek nesiller için ebeveynlerin tekrar kontrolü ele almaları çocukların sanal alemin tuzaklarından korumaları öncelikli konulardan olmalıdır. Bu konuda ne gerekiyorsa yapılmalı, çocukların sosyal ortama ayırdıkları zamanlar tekrar düzenlenmeli, gerekirse kontrol altında tutulmalıdır. Çocuklar, sanal alemin sırlarına kapılacak kadar boş bırakılmamalıdır.
İnternet dünyasının başlıca kaynağı, modern Batı toplumu, ilkeleri, Seküler ve din karşıtı kıstaslarıdır. Bu yüzden batının modern insanının ihtiyaçları ve eğilimlerine karşılık veren, Batı dünyasında kabul görünen her olayı, internet ortamında bulmak mümkün. Bu konu Batı dünyasını sayısız ahlaki ve kültürel sorunlarla karşı karşıya getirmişken, internet de bu sorunları daha da yoğunlaştırıyor. Bu yüzden internet ve sanal ortamın İslami toplum ve ailelere verdiği en büyük hasarlardan biri, ailede bu teknolojinin kullanılması ile batının ahlak dışı değerler ve anormalliklerinin nüfuz etmesi ve aile temellerini sarsmasıdır. Aile, içindeki ilişkilerin güçlenmesi için ahlaki değerlerin korunması gereken en önemli çerçevedir. Fakat internet kullanıcılarının ahlak dışı ve pornografik siteleri kullanması, çiftler arasında evlilik sorunları ve çocuklarda Cinsel sorunların yaşanması gibi vahim sonuçları vardır.
Uzman Psikolog Özge Altan Aytun, " Internet, Evlilik ve Sanal İlişkiler" başlıklı araştırmada şöyle yazıyor:
İnternetin bu kısa süre içinde çiftler üzerindeki olumsuz etkilerine bakıldığında ise araştırmalar son 10 yılda diğer boşanma sebeplerinin yanında internetin de artık bir başlık olarak yer aldığını gösteriyor. Amerika’da yapılan bir araştırma da geçtiğimiz yıl boşanmaların % 42'sinde diğer sebeplerin yanı sıra internet üzerinden kurulan bir yakınlık ya da ilişki yer alıyor. Eşlerin birlikteyken iletişimlerinin azalması, internet üzerinden ilişkiler yaşanması ve internet pornografisinin kullanımı internet nedeni ile olan boşanmalarda ciddi bir rol oynuyor.
Özet olarak Siber ve sanal ortamdaki tehlikelere karşı çözüm yollarını bu şekilde sıralayabiliriz: her şeyden önce ve en önemlisi; aile fertlerinin dijital bilgisinin artmasıdır; bu da başta ebeveynler olmak üzere tüm aile fertlerinin interneti doğru ve uygun bir şekilde kullanma yöntemlerini öğrenmesidir. Böylece kendi ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra evlatlarının bu ortamı kullanmasını denetleyebilirken tehlikelerini de azaltmış olacaklar. 2. çözüm yolu ise interneti uygun kullanma kültürünü yükseltmek ve yaymaktır; bu da eğitim ortamlarında ve iletişim araçlarında kültürel ve eğitim programları sunmakla gerçekleşir. Üçüncü çözüm yolu ise dini ve kültürel kriterlere uygun olarak sanal iletişim ağı, uygulamalar, yazılımların tasarlanması ve üretilmesidir.
Tabii ki tüm bunlar her toplum veya her kavmiyetin dini ve kültürel değerlerine uygun olması gerekiyor. Dördüncü çözüm yolu ise ailelere, internet ve sanal ortamı kontrol ve denetimine paralel olarak bu ortamların sorunları hakkında bilgi aktarmaktır. Ebeveynler tarafından iletişim araçları ve internetin doğru bir şekilde kullanılması ve doğru denetlenmesi, çocukların medya okuryazarlığı ve kişiliğinin şekillenmesinde büyük etkisi olabilir./