Ekonomi dünyasında girişimci kadınlar
Daha önceleri ticari bir işletme ve kurumda belirleyici role sahip olan faktör ise kurumun mal varlığıydı. Fakat günümüzde yenilikçilik, yeni ürünler üretmek ve yazılım kabiliyetleri gibi hususlar ise söz konusu ticari kurumun konumunu belirliyor.
Halihazırda dünyanın ekonomi yapısı eskiye nazaran çok değişmiştir. Daha önceleri ticari bir kurumda belirleyici role sahip olan ise işletmenin mal varlığıydı. Fakat günümüzde yenilikçilik, yeni ürünler üretmek ve yazılım kabiliyetleri ise söz konusu işletme kurumun konumunu belirliyor. Dün, zengin insanlar, en fazla mali kaynaklara sahip olanlar sayılıyorduysa, günümüzde en zengin insanlar, bilgi eksenli, yaratıcı, yenilikçi ve girişimci insanlar olarak tanınıyorlar. Girişimciliğe dayalı ekonomik düzenlerde ticari bir kurumun temel sermayesi ise yenilikçilik ve fikir sahipleridir.
Birçok ekonomi uzmanına göre girişimcilik, ekonomi dünyasında bir değer olarak zenginlik oluşturan ana temeldir. Ekonomide gelişme ile ilgili yeni görüşlere göre girişimci olmak, ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişimi ile sıkı bir bağlantısı vardır. Günümüz dünyasında ekonomi gelişme; yenilikçilik, yaratıcılık ve ilimden yararlanmaya dayalıdır. Bilim ve teknoloji olmadan hiçbir ülke gelişme sürecini başarı ile kat edemez. Bilim üretiminde yüksek güç ve kabiliyete sahip olan ülkeler, sanayi açısından gelişmiş sayılıyorlar ve yüksek ekonomi ve siyasi güce sahiptirler.
Avusturyalı iktisatçı ve Çağdaş siyaset bilimcisi Joseph Alois Schumpeter, girişimciliği ekonomik gelişmenin motoru olarak biliyor. kendisine göre girişimci birisi, düşünce ve inisiyatif sahibi bir yönetici olarak yaratıcılık, risk alma, zeka ve geniş görüş açısı ile altın fırsatlar yaratıyor. Yapılan araştırmalar bir ülkede ekonomi gelişme ve girişimciler sayısında direkt bağlantı olduğunu gösteriyor. Daha fazla girişimciye ve daha da önemlisi en iyi girişimcilere sahip olan bir ülke, daha güçlü ekonomi ve ticari dürtülere sahiptir. Girişimciliğin sonuçlarından, teknolojinin oluşturulması ve gelişmesi, toplumda servet üretmesi, iş yaratması ve refahı arttırmasıdır.
Yaklaşık 6 asır önce girişimcilik kelimesi ekonomi edebiyatına girdi. Bu kelime, zaman sürecinde ekonomi alanında yaşanan gelişmeler ile birlikte birçok anlam değişikliğine uğradı ve her gün daha fazla önem kazandı. Girişimciliğin tanıtılmasında birçok indeks ve tanımlar kullanılmıştır. Fakat hepsi yenilikçilik, taahhüt ve risk alma konularında görüş birliğindeler. Günümüzde girişimcilik sadece yeni bir bilim alanı değil, bir yaşam yöntemidir. Girişimci azim ve irade, özgüven ve bağımsızlık yanlısı biridir. Kendisi hedefine odaklanmış gerçekçi biridir; hayal gücü ve öngörülü olmak, Karar alma gücü ve bağlantı kurma kabiliyeti ise girişimcilerin diğer özellikleridir. Girişimciler sorunlarla mücadele ederler, sorunlar ve engellere karşı olumlu tutum sergiler ve bilimden en iyi şekilde yararlanır. Girişimci araştırma merkezlerinde araştırılan bilimi, üretim bilimine çevirmeye çalışarak, uygun zamanlarda fırsatları kullanarak, yeni ve rekabet gücü olan ürünleri piyasaya sürmeye çalışır.
Girişimlerin bir çoğu kendi çalışmalarını küçük ve orta ölçekli firmalar-SME (Small and medium – sized enterprises) şeklinde kurarak başlıyorlar. Bu firmalar ileri endüstrilerin (HT) gelişmesinde ve iş yaratma konusunda önemli paya sahiptirler ve büyük firmalara kıyasla daha yüksek oranda esneklik kabiliyetine sahiptirler. Dünyanın büyük firmalarının birçoğu, kendi sorunlarını çözmek için girişimci ticari işletmelere başvuruyorlar. Söz konusu firmaların performansı nedeniyle birçok devlet, Sanayi ve Teknoloji Parklarları ve gelişme merkezleri çerçevesinde, küçük ve orta ölçekli işletmelerin gelişmesi için uygun ortam oluşturmaya ikna olmuşken, onların bağımsız bir firma olarak piyasaya katılmalarına kadar bu işletmelere destek veriyorlar.
Asya'nın güney doğu ülkelerinde ekonomi ve sanayi işletmelerinin büyük bir bölümünü küçük ve orta ölçekli firmalar-SME ‘ler oluştururken bu ülkelerin ekonomi ve iş sahası açma konusunda köklü etkileri var. Japonya, Güney Kore, Malezya ve Hindistan gibi ülkelerin tecrübesi, ekonomi alanında girişimcilerin önemini gözler önüne seriyor.
Global girişimcilik Merkezi-GEM'in verilerine göre dünyadaki 2 milyar 400 milyon işgücünde, kadınlara göre erkekler %50 daha fazla girişimcilik alanında çalışmaktadırlar. Tabii ki bu oran çeşitli ülkelerde farklıdır. Birçok ülkede girişimcilerin erkek olmasına rağmen girişimci kadın sayısının yükselmekte olduğu da dikkate değerdir.
Girişimcilik konusu hızla yayılarak gelişmekte ve birçok ülkede kadınların girişimciliği dikkate alınan konular arasındadır. Birçok araştırmacıya göre kadınların girişimcilik faaliyetleri, milletlerin ekonomi sağlığında seçkin rolü vardır. Kadınlar kısa bir süre içinde çalışma alanına girmekle ülkelerinin ekonomik gelişmesinde etkin rol üstleniyorlar. İstatistiklerin belirttiğine göre kadınların ekonomik çalışmaları ve faaliyetleri, tüm dünyadaki faaliyetlerin %25-%35'ini oluşturuyor. Girişimcilik konusunda ise 2012 yılında dünyada girişimciliğe dayalı ticari işletmelerin kurucularından yaklaşık %12'si kadınlardan oluşuyor ve bu oran 2015 yılında ise %18'e yükseldi.
2015 yılı raporlarının verilerine göre Global Girişimcilik Ekosistemler Sıralamasında (Global Startup Ecosystem Ranking) günümüzde girişimci kadınların sayısı, önceki yıla göre artmıştır. İngiltere Aston Üniversitesi'nin yaptığı araştırmalara göre, coğrafi konum, kadınlar ve erkeklerin girişimciliğini etkileyebilir. Dünyada 60 ülke üzerine yapılan araştırmalara göre gelişmekte olan birçok ülkede girişimci kadın oranı gelişmiş ülkelerden yüksektir. Latin Amerika ve güneydoğu Asya ülkelerindeki girişimci kadınlar daha yüksek sıralamada yer alırken, Ekvator’da kadınların %30’undan fazlası girişimcidir.
Dünyada girişimci kadınlarla ilgili çok tartışmalara sebep olan konulardan biri, bu kadınların kendi çalışmalarını,ülkelerin ekonomik hizmet sektöründe odaklamalarıdır. Tahran Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve İran Kadın Ticaret Merkezi Başkanı ayrıca 2012 yılında İslam dünyasının en girişimci kadını seçilen bayan Fatıma Mogimi bu konu hakkında şöyle diyor: “Dünyada kadınların ekonomik faaliyetlerinin %70'i maalesef hizmet sektöründe yoğunlaşmıştır. Kadınları bu alana yönlendiren sebeplerden biri, hizmet sektöründeki çalışmalar için az bir sermayenin gerekli olmasıdır ve kadınların az bir miktar sermayeleri olduğu nedeniyle üretim ve sanayi sektöründe risk alma güçleri de yoktur. Dünya mülkiyetinin sadece %10'u ve dünya servetinin %1'i kadınlara aittir; bu da maalesef kadınların ticari ve ekonomik faaliyetlerine başlamaları için gereken mali ve mülkiyet dayanakları olmadığını gösteriyor.
Bazı toplumların kadınların ekonomik kabiliyetlerine olan menfi bakışları ve yaklaşımları, kadınların ekonomi alanlarında boy göstermeleri için uygun ortamın hazır olmaması, ayrıca toplumda kadın ve erkeğin değişik sorumlulukları olması, girişimci kadınların bu alanda başarılı olmalarını engelleyen sorunlardır. "Adran Rayane" firması genel müdürü ve Ulusal İran Kadın Girişimcileri Derneği Genel Müdürü bayan Meryem Havazi, erkeklere göre girişimci kadınların çalışma zorlukları sebeplerine değinerek, toplumda kadınların çeşitli rolleri ve görevleri olduğunu belirtiyor ve şöyle ekliyor: “Kadınlar ve özellikle girişimci kadınlar, evlat, eş ve anne olmanın yanısıra aileden işletme Müdürlüğüne, girişimci olmak ve sosyal sorunları üstlenmek gibi çeşitli rolleri ve görevleri üstleniyorlar. Bu yüzden iş ve yaşam arasında denge kurabilmek, girişimci kadınların yaşamlarındaki en önemli sorunlardan biridir.
Dünyada birçok ülkede kadınların ekonomik faaliyetleri için uygun yasalar bulunmaması ve de girişimcilik alanında kadınların kabiliyetleri ile ilgili hala tereddütlerin bulunmasına rağmen, girişimci kadınların girişimcilik alanındaki payı her geçen gün artmaktadır. İletişim becerileri, halkla ilişkiler,düşünce ağlarını kullanma, pozitif ilişkiler oluşturulup genişletilmesi için güçlü olup anlaşma sağlamak, girişimci kadınların kabiliyetlerinden olmalıdır; nitekim uzmanlara göre bu özellikler onların bu alandaki rolünü daha da seçkinleştiriyor.