21. yüzyılda kadınların sorunları
8 Mart, uluslararası camia tarafından kadınlar günü olarak adlandırılan gün. Bu özel gün, dünya kadınlarının durumunu gözden geçirmek ve gelecekte kadınların yeni kuşağını bekleyen fırsatları ve ileriye dönük hareketlerini irdelemek için bir fırsat niteliğindedir.
Son onyıllarda bu alanda dikkat çeken ve üzerinde durulan konulardan biri, üçüncü milenyumun en önemli programlarından biri olarak cinsiyetlerin eşitlik konusudur. Bu konu dünya liderlerince üzerinde mutabakata varılan bir konudur. Cinsiyet eşitliği aslında kadınların daha yüksek gelir elde etmeleri, çocukların arasında ölüm oranının düşürülmesi, sağlık durumlarının iyileşmesi, verimliliklerinin arttırılması ve kalkınmaya katkı sağlamaları açılarından önem arzeden bir konudur.
Bu konunun önemi itibarı ile 21. Yüzyılın ilk yıllarından itibaren dünya genelinde kadınların eğitim alanında bazı hedeflerin belirlenmesi, kadınların girişimci ve üretici olarak iktisadi güçlerinin takviye edilmesi, ayrıca kadınların hükümetlerde ve liderlik kadrolarında yer almaları ve önemli siyasi kararları alabilmeleri gibi konuların üzerinde durulmuştur.
Uzmanların belirttiğine göre ise 21. Yüzyılın ilk iki onyılında yapılan tüm çalışmalara rağmen kadınlar hala bir çok alanda ciddi boşluklarla karşı karşıyadır. Buna göre dünya kadınlar günü dolaysıyla hazırladığımız kısa sohbetimizde günümüzde kadınların karşı karşıya bulundukları bazı meseleleri gözden geçirmek istiyoruz.
BM’nin cinsiyet eşitliği ve kadınları güçlendirme doğrultusunda belirlediği uzun vadeli hedeflerden biri kadınların eğitim konusudur. Uzmanlara göre yoksul ülkelerde kadınların ilk öğretim düzeyinde her bir yıl eğitim artışına karşılık kadınların ortalama geliri %10 kadarı artıyor. Ancak bu konunun önemine karşın hala bazı ülkelerin kadınlar için eşit eğitim hakkı sağlayamadıkları gözleniyor.
Gerçekte bir çok ülkede cinsiyetlerin eğitim alanında karşılaştıkları ayrımcılık ve çatlaklar ta ilkokul çağında açıkça göze çarpıyor. Örneğin Çad’da kız öğrencilerin ancak %55 kadarı ilkokul eğitiminden sonra orta eğitimine devam ediyor ve bu açıdan Çad dünyanın en geri kalmış ülkesi olarak ifade ediliyor. Çad’dan sonra Fildişi Salihi, Pakistan ve Yemen kız öğrencilerin orta eğitimine devam etme konusunda en geri kalmış ülkelerdir.
Aslında eğitim alanında sözü edilen ülkelerde kadın ve erkek arasında ciddi farklılık söz konusudur. Örneğin Mali’de kadınların ancak %25 kadarı okuma yazma bilirken, bu oran erkeklerin arasında %43’tür. Çad’da da benzer bir durum hakim olduğu anlaşılıyor, zira bu ülkede de kadınlar ve erkeklerin okuma yazma oranı sırasıyla %28 ve %47 kadardır. Öte yandan bu ülkelerde kadınların arasında okuma yazma oranının düşük olması, kalkınma süreçlerinde sorun yarattığı gözleniyor. Bu arada hatta gelişmiş ülkelerde bile kadınlar yüksek eğitim alanında erkekleri solladıkları halde istihdam meselesi gündeme gelince kadınlara karşı ayrımcılık uygulandığı belirtilmelidir.
2015 yılında yapılan geniş kapsamlı bir araştırmaya göre, eğer kadınlar erkeklerle eşit oranda ekonomi alanında varlık sergileyecek olursa, 2025 yılına kadar dünya genelinde gayri safi hasılanın 28 trilyon dolar veya %26 artış kaydedecektir. Bu rakam, yani 28 trilyon dolar, Amerika ve Çin gibi dünyanın iki büyük ekonomi devinin gayri safi milli hasılalarının toplamına eşittir. Bu veri aynı zamanda kadınların iktisadi gücü sadece kendileri ve aileleri için değil, aynı zamanda yaşadıkları toplumun iktisadi kalkınması için de önem arzettiğini gösteriyor.
Ancak bu konunun bu denli önemine karşın, mevcut şartlarda dünyada kadınların sadece %50 kadarı çalıştığı ve iş piyasalarında faaliyet yürüttükleri anlaşılıyor. Oysa erkeklerin iş piyasalarındaki varlık oranı %77 kadardır. Öte yandan çalışan kadınlar, aynı işi yapan erkeklere nazaran %24 daha az maaş aldıkları, bu durum özellikle Asya, Afrika ve latin Amerika bölgelerinde söz konusu olduğu ve ayrıca bir çok sosyal hizmet, sigorta ve mesleklerinde ilerleme imkanlarından mahrum bırakıldıkları gözleniyor. Gerçi bu durum hatta bazı Batılı gelişmiş ülkelerde de geçerli olduğu belirtiliyor.
İngiltere’de çalışan kadınların maaşı aynı işi yapan erkeklere nazaran çok düşüktür. Gerçi bu fark son yıllarda bir ölçüde azalmıştır, fakat genelde aynı işte çalışan kadınlara, erkeklere nazaran daha az maaş ödeniyor. Bu duruma örnek olarak Britanya’da ofislerde çalışan kadınların aynı işi yapan erkeklere nazaran %60’a kadar daha az maaş almalarını göstermek mümkün. Yine satıcı kadınlar aynı işi yapan erkeklere nazaran %57 daha az maaş alıyor.
Dünya ekonomi forumunun tahminlerine göre, eğer kadınların iktisadi katılımı şimdiki tempo ile devam edecek olursa, kadınlarla erkeklerin iş ortamlarında eşit olmaları için 81 yıl geçmesi gerekir. Bu korkunç gerçek dünya camiasını geleceği dönük etkili bir bakışla 2030 yılına kadar iktisadi alanlarda cinsiyet ayrımcılığını azaltmak ve kadınların iktisadi gücünü takviye etmek ve kadınlar için daha uygun şartları taşıyan bir toplum oluşturmak doğrultusunda harekete geçirdiği anlaşılıyor. Gerçi bu önemli hedefe ulaşmak için günümüzde dünyanın dört bir yanında kadınların yaşadığı şiddete maruz kalma sorunu çözümlenmesi gerekir.
Dünya üçüncü milenyuma girdiği bir sırada kadınlara karşı şiddetin hala eskisi gibi devam ettiği gözleniyor. Nitekim dünyanın dört bir yanından gelen raporlar kadınların en temel hakları ihlal edildiğini ve bu kesime karşı şiddetin sadece şekil değiştirdiğini ve mahiyeti hiç değişmediğini ortaya koyuyor. Bu gerçeği Galop anket kurumunun yaptığı en son ankette görmek mümkün. Galop’un dünyanın 160 ülkesinde yaptığı araştırmaya göre dünyada 2 milyar kadın yaşam koşullarını acı ve meşakkat dolu bir yaşam olarak ifa ediyor. Yine bu kadınlardan sadece 620 milyon kadarı yaşam koşullarını katlanabilir niteliyor, ki bu kadınların büyük bir bölümü İzlanda ve İsveç’te yaşıyor. Galop’un raporuna göre yaşam koşullarını acılı ve meşakkatli olarak değerlendiren kadınların çoğu Afganistan, Yunanistan ve Ukrayna gibi iktisadi, sosyal ve güvenlik şartları istikrarlı olmayan ülkelerde yaşıyor.
Dünya sağlık örgütü de kadınlara karşı şiddetin arttığı konusunda uyarı yaptığı raporunda yapılan son araştırmalara göre her üç kadından biri evde şiddet uygulamasına maruz kaldığını belirtti. İlginçtir ki kadınlara karşı şiddet, gelişmiş ülkelerde gelişmemiş ülkeler kadardır.
Dünya genelinde kadınlara karşı şiddet üzerine yapılan 500 araştırmanın sonuçları Amerikalı kadınların maruz kaldığı şiddetin, Zimbabve ve Kamboçya’da kadınların maruz kaldığı şiddete benzer olduğunu gösteriyor.
Dünya sağlık örgütü ayrıca savaş ve beşeri krizlerin sırasında kadınlara karşı uygulanan şiddet ve özellikle silahlı çatışmaların devam ettiği bölgelerde kadınları cismi ve ruhi açılardan derinden etkileyen cinsel şiddet konusunda uyarılarda bulunuyor.
Dünya genelinde silahlı çatışmaların yaşandığı bölgelerde bir savaş taktiği olarak cinsel tecavüz vakaları ile mücadele yönünde sarf edilen tüm emeklere rağmen günümüzde hala cinsel şiddet ve tecavüz suçunun dünyanın en az 20 ülkesinde kadınları olumsuz yönde etkilediği gözleniyor. Myanmar ülkesinde askerlerin Rohingyalı Müslüman kadınlara ve kızlara toplu tecavüzde bulunmaları bu acı gerçeğin en somut örneklerinden biridir.
Afrika kıtasında da kadınlar yıllardır bölgesel münakaşalarda şiddetin kurbanı oluyor. Afrika Time dergisinin raporuna göre kara kıtada kadınlar ve kızlar cinsel şiddet ve cinsel sömürüye maruz kalıyor.
Raporda domokratik kongo Cumhuriyeti, Fildişi Sahili, Güney Sudan, Somali ve Merkezi Afrika başta olmak üzere bir çok Afrika ülkesinde kadınların yoksulluktan başka cinsel ve fiziksel şiddete maruz kaldıkları vurgulanıyor.
Tüm bu gerçeklerden hareketle, üçüncü milenyumun ilk iki onyılında bile dünya genelinde kadınların çoğu derin sorunlarla karşı karşıya kaldığı söylenebilir. Kadın haklarının ihlal edilmesi, kadınların siyasi ve iktisadi katılımlarının engellenmesi ve yine bir çok ayrımcı yasa, kadınların iktisadi açıdan güçlenmeleri yolunda var olan önemli engellerdir.
Bir süre önce BM genel sekreteri kadın işlerinden sorumlu yardımcısı dünyada kadınların güçlendirilmesi ve cinsiyet eşitlik alanında ilerlemenin çok düşük tempolu olduğunu belirterek bu konuda ciddi uyarılarda bulundu. Söz konusu yetkili bu temponun düşük olması 21. Yüzyılda kalkınma hedeflerine ulaşmayı ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakacağını vurguladı.
Uzmanlara göre, gerçi 21. Yüzyılın başında kadınların güçlendirilmesi ve cinsiyet eşitliği üzerine vurgu yapıldı, fakat daha sonra bu hedeflerin gerçekleşmesi için gerekli zeminin hazırlanmasına özen gösterilmedi. Özellikle hali hazırda da dünya genelinde kadın haklarına destek yönünde gerekli siyasi iradenin bulunmadığı ve hükümetlerin de bu konuya gerekli ödenekleri tahsis etmediği anlaşılıyor.
BM’nin kadın işleriyle ilgilenen yetkilileri ise dünyanın tüm ülkelerinde kadınların güçlendirilmesine öncelik tanındığı ve dünya liderleri yıllar önce pekin konferansında verdikleri sözü doğru biçimde yerine getirdikleri takdirde hala 2030 yılına kadar cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi hedeflerine ulaşmanın mümkün olduğunu belirtiyor.