Yeni yıla girerken Güney Kafkasya
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i106152-yeni_yıla_girerken_güney_kafkasya
Hş. 1396 yılında Güney Kafkasya cumhuriyetleri engebeli bir yılı geride bıraktılar.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Nisan 20, 2018 13:57 Europe/Istanbul

Hş. 1396 yılında Güney Kafkasya cumhuriyetleri engebeli bir yılı geride bıraktılar.

Ermenistan’da 6. Dönem milli meclis seçimleri ve yeni parlamenter sistemde ilk cumhurbaşkanlığı seçimleri düzenlendi. Gürcistan’da anayasa reformları üzerine referandum ve kendini Cumhuriyeti ilan eden Güney Osetya’da cumhurbaşkanlığı seçimleri düzenlendi. Güney Kafkasya bölgesinde sıcak haberlerden biri de tekfirci IŞİD terör örgütü üyelerinin faaliyetlerinden doğan gerginliklerdi.

Bu arada Güney Kafkasya cumhuriyetleri arasında Azerbaycan Cumhuriyeti, diğer cumhuriyetlere nazaran daha hareketli bir yılı geride bıraktı. Bakü yönetiminin İslam karşıtı politikalarını sürdürmesi, camilerin yıkılması, Azeri Müslüman kesimlere yönelik kısıtlamaların özellikle Bakü’da düzenlenen 4. İslam ülkeleri olimpiyat oyunlarının arifesinde ve düzenlendiği günlerde arttırılması, Ermenistan ve dağlık Karabağ ile toprak ve sınır anlaşmazlığının devam etmesi, geçen sene bu ülkede yaşanan bazı gelişmelerdi.

Geçen sene Ermenistan’da 2 Nisan tarihinde 6. Dönem milli meclis seçimleri düzenlendi. Bu dönemde 9 siyasi parti ve 4 ittifak milli meclisin 101 sandalyesi için birbiriyle rekabet etti.

Ernemistan’a 2015 yılında anayasada yapılan düzenlemeye göre bu ülkenin milli meclisinde 101 sandalye bulunuyor ve dört sandalye de etnik azınlıklara ait olduğu anlaşılıyor.

Ermenistan merkezi seçim komisyonunun verilerine göre 6. Dönem milli meclis seçimleri için 2 milyon 564 bin 734 vatandaş oy kullanmak ve 1539 aday arasından meclise girecek milletvekilleri belirlemek üzere kayıt yaptırdı.

Ermenistan’da 6. Dönem milli meclis seçimleri, 2015 yılında düzenlenen referandumda bu ülke başkanlık sisteminden parlamenter sisteme geçmesi kararlaştırıldığı bir sırada gerçekleşti. Bu yüzden bu seçimler Ermenistan’ın tüm siyasi partileri açısından büyük önem arzediyordu. Referandum sonuçlarına göre Ermenistan, şimdiki Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın görev süresi 2018 yılında sona erdikten sonra başkanlık sisteminden parlamenter sisteme geçiyor. Bir başka ifade ile bundan böyle Cumhurbaşkanı milli meclisteki milletvekilleri tarafından seçilmesi gerekiyor. Buna göre Ermenistan da bundan böyle parlamenter sistemle yönetilecek ve hükümet de mecliste çoğunluğu kazanan parti tarafından kurulacak. Yine anayasada yapılan değişikliklere göre ülkenin önemli sorumlulukları başbakana verilecek.

Gürcistan’da merkezi yönetim gecikmeli olsa bile, 9 Nisan’da kendini Cumhuriyet ilan eden Güney Osetya’da anayasa reformları referandumu ve cumhurbaşkanlığı seçimleri düzenlenmesine tepki gösterdi. Gürcistan Dışişleri Bakanlığı bir bildiri yayımlayarak Güney Osetya’da cumhurbaşkanlığı seçimleri ve referandum düzenlenmesini kınadı. Bakanlık bildiride bu seçimleri uluslararası yasalara aykırı ilan etti ve Rusya’yı da bu bölgedeki ayrılıkçı güçlere destek vermekle suçladı. Bildiride bu seçimlerin Gürcistan’ın milli egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğu belirtildi.

Gürcistan Dışişleri Bakanlığı bir bildiri yayımlayarak Güney Osetya’da cumhurbaşkanlığı seçimleri ve referandum düzenlenmesini uluslararası yasalara aykırı niteleyerek uluslararası camiadan bu konuya tepki göstermelerini istedi. Ancak dünyanın bir çok ülkesi Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanımamalarına rağmen bu ülkelerden hiç biri de bu bölgede yaşanan gelişmelere tepki göstermedi. Güney Osetya’da düzenlenen referandumun konusu ise bu bölgenin adını Güney Osetya özerk Cumhuriyeti’nden Alanya devleti olarak değiştirmekti.

Güney Osetya ve Abhazya bölgeleri Gürcistan topraklarında yer alan iki özerk bölgedir. Bu iki bölge Gürcistan 1991 yılında bağımsızlığını kazandıktan sonra Teflis’teki merkezi yönetimden ayrıldıklarını ilan ettiler. Öte yandan Gürcistan yönetiminin bu iki ayrılıkçı bölgeyi kontrol altına alma çabaları da şimdiye kadar hiç bir sonuca ulaşmadı. 2008 yılında ise Gürcistan’ın bu iki bölgeye saldırmasından sonra her iki bölge bağımsızlık ilanında bulundu. Tiflis yönetimi ise sürekli Moskova yönetimini bu iki bölgenin liderlerini kışkırtmak ve desteklemekle suçluyor.

Gerçi Gürcistan’ın ayrılıkçı bu iki bölgesinin liderleri uluslararası arenada tanınmak için pek fazla çaba sarfetmedi, fakat buna karşın şimdiye kadar bazı devletler bu iki ülkenin bağımsızlığını tanıdıklarını ilan etti. Şimdiye kadar Rusya, Nikaragua, Venezüella ve Naoro ülkeleri Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlığını tanıdıklarını ilan ettiler. Kuşkusuz  bu iki bölgesinin liderleri uluslararası arenada tanınmak için çaba harcadıkları takdirde diğer bazı ülkeler de bu iki bölgenin bağımsızlığını tanıyabilir.

Azerbaycan cumhuriyetinde ise geçen sene camilerin yıkımı ve kapatılması devam etti ve halen de devam ediyor. Ancak Bakü yönetiminin yetkilileri gündemlerine aldıkları bu politikayı haklı göstermek için bir dizi mantıksız gerekçeleri ileri sürdükleri anlaşılıyor.

Bu politikanın devamında en son Bakü’de Hacı Cevad caminin yıkımı Bakü yönetiminin gündemine alındı. Ancak bu caminin yıkımı medyaya yansıyınca Azerbaycan Cumhuriyeti genelinde dindar kesimlerin sert tepkileri ile karşılaştı. Bu tepkiler ise Bakü yönetimini derinden kaygılandırdı. Özellikle 4. Dönem İslam ülkeleri olimpiyat oyunları arifesinde Bakü yönetimi bu ülkenin cari gelişmelerini sakin göstermeye çalıştı. Ancak gerçekte Azerbaycan cumhuriyetinde dini atmosferde gerginliğin devam ettiği gözleniyor.

Camilerin yıkımı ve kapatılması, eğitim kurumlarında başörtüsü yasağı getirilmesi, başta Şii din adamları olmak üzere dindar insanların tutuklanarak hapse atılması, Bakü yönetiminin İslam karşıtı bazı uygulamalarıdır. Yine Azerbaycan cumhuriyetinde tüm devlet erkanlarında çalışanların namaz kılmaları veya mübarek Ramazan ayında oruç tutmaları yasaklandı, öyle ki herhangi bir devlet memuru namaz kılarken görülecek olursa işten atılması da kesin olarak ilan edildi.

Bakü yönetiminin Azeri dindar kesimlerin itirazları ve tepkileri ile karşılaşmalarına karşın Müslüman vatandaşlara yönelik bu politikası özellikle son bir kaç yılda değişmediği, bilakis şiddetlendiği gözleniyor.

Bakü yönetiminin Azeri dindar kesimlere yönelttiği bu baskılara paralel olarak Bakü yetkililerinin İslam karşıtı simgeleri ve hareketleri serbest bırakmayı Azerbaycan cumhuriyetinde dini hoşgörü olarak ilan etmeleri dikkat çekiyor.

Gerçekte son zamanlarda Bakü yönetimi Azerbaycan cumhuriyetinde İslam karşıtı simgelerin ve münkerlerin serbest olmasının propagandasını yapıyor ve bu simgeleri yaygınlaştırıyor ve hatta Batılı devletlerin Bakü’nün bu politikasını örnek almaları gerektiğini savunuyor. Bir başka ifade ile Bakü hakimiyeti İslam karşıtlığında adeta Batı dünyasını bile solladığı söylenebilir. Bu arada Güney Kafkasya bölgesinde yer alan bu İslam ülkesinde eşcinselliğin propagandası yapılması ve yaygınlaştırılmaya çalışılması da Azeri halkı ve hatta bazı politikacıları derinden inciten ve tüm itirazlarına karşın devam eden bir başka çirkin gerçektir.

Hş. 1396 yılında dağlık Karabağ münakaşası da oldukça engebeli bir yılı geride bıraktı. Münakaşanın iki taraf devleti yani Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan birbirini tehdit etmeye devam etti ve bu tehditler aslında Azeri – Ermeni münakaşasının daha da derinleşerek devam etmesine sebebiyet verdi. Bu gerçeklere karşın Karabağ münakaşasının aşamalı çözüm önerisi Rusya devlet Başkanı Putin tarafından bir kez daha gündeme geldi. Gerçi bu münakaşanın aşamalı çözümü bundan önce de defalarca gündeme gelmişti. İlk kez 1994 yılında AGİT’e bağlı Minsk grubunun eşbaşkanları Karabağ münakaşasının aşamalı çözümünü gündeme getirmişti.

Öte yandan 2007 yılında ve Madrid barış önerisi adı ile anılan bir başka öneride Minsk grubunun eşbaşkanları bir kez daha aşamalı çözüm konusunu gündeme getirdi. Madrid barış önerisi ve düzeltilmiş Madrid barış önerilerinde karabağ münakaşasının aşamalı çözüm önerisi tekrarlandı. Rusya lideri Vladimir Putin de barış önerisinde aynı çözüm yoluna vurgu yaptı. Bu önerilerde aslında sadece bazı barış etkenleri değiştirilmiştir. Örneğin barış gücü hangi ülkelerden olmalı veya Azerbaycan cumhuriyetinin işgal edilen bazı kentlerinin geri verilmesi ve benzeri konular aşamalı çözüm önerisinde değiştirilen bazı etkenlerdir.

Aslında Azerbaycan Cumhuriyeti aşamalı çözüm önerisine sıcak baktığı kadar Ermenistan bir o kadar bu öneriye soğuk baktığı belirtilmelidir. Gerçekte Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarından çekilmek istemiyor, Bakü yönetimi ise topraklarının bir bölümünün Ermeni güçlerce işgal edilmiş olmasını asla kabul etmeyeceğini vurguluyor.

Azerbaycan Cumhuriyeti siyaset meseleleri uzmanı Alhan Şahinoğlu şöyle diyor: Ermenistan Rusya’nın baskısı olmadan bu konuda hiç bir adım atmaz. Ancak Rusya 2017 yılında Ermenistan’a çok az baskı uyguladı.

Rus gazeteci Maksim Şoçenko ise zaman Azerbaycan cumhuriyetinin lehine ilerlediğini zira bu süreçte İran, Rusya, Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasında çok yönlü bölgesel işbirliği takviye edildiğini  ve Tahran, Moskova ve Ankara’nın Karabağ münakaşasının çözümünde görüşlerinin birbirine yakınlaşması bölgede kalıcı ve ideal bir barışın inşa edilmesinde etkili olabileceğini belirtiyor.

Her halükarda uzmanlar, küresel güçlerin bölgede daha çok kendi çıkarlarını gözetlediklerini ve bu yüzden bu münakaşanın sürmesini ve bundan münakaşa taraflarına baskı uygulama aracı olarak yararlanmak istediklerini belirtiyor.