Dünya su günü
Dünya su günü dolaysıyla hazırladığımız kısa sohbetimizde sizlerle birlikteyiz.
Bir müzede bir aynanın üzerinde şu cümle dikkat çekiyor:
Su, güneş, ay ve altın gibi aydın ve parlak ol ve içinde ne varsa, onu yansıt.
Bu dört aydınlatıcı arasında su ötekilerden farklıdır, zira nur suda yansır ve suya aydınlık kazandırır. Su, temizlik aracıdır ve bereketlendirir. Su herkesin ulaştığı bir şeydir ve gökten insanlar için nazil olur.
Bugün, dünya genelinde suya saygı günüdür.
Suyun simgesel manalarını üç temel manada özetlemek mümkün. Bunlar hayat çeşmesi, tezkiye aracı ve yeniden hayat merkezidir. Bu üç kavram en eski geleneklerde ve ayinlerde buluşur ve çeşitli kurgusal ve aynı zamanda uyumlu bileşikleri şekillendirir. Denizciler için su yeniden hayat merkezidir. Denizciler denizi, hayatın aracı ve yaşamın akışı bilir ve tarihi geçmişlerden, çeşitli diyarların denizlerin aracılığı ile birbiriyle bağlantılı hale geldiğini ve denizlerde seyretmekle kavimler birbirinden haberdar olduğunu öğrenmiştir.
Mana ve irfan ehli olanlar için su, imkanların sınırsız olduğu anlamına gelir. Su tüm potansiyel güçleri şekillerine bakmaksızın kapsar ve ilerlemenin tüm müjdelerini içerir. İlginçtir ki deniz medeniyetleri ilerlemelerinin sebebini her zaman deniz suyuna ve ona yönelik hakimiyetlerine bağlamıştır. Yine deniz simgelerinde deniz piri, suyun potansiyel gücünün mahzenine ulaşmak ve bu gücü ele geçirmekle mitoloji haline gelen bir simgedir.
Tüm coğrafyalarda ve tüm tarihi evrelerde ve hatta efsanelerin satır aralıklarında su paklık, şeffaflık ve bereket aracıdır. Bu yüzden doğal olarak Doğu medeniyetlerinde su, bereketle eş anlamlı olmuştur. Su mecazi yaşam hükmündedir, gerçi suda yaşayan canlılar için gerçek yaşam hükmünde sayılır. Su başlı başına tezkiye edici bir fazileti içerir ve kutsal bir gevher ve unsur şeklinde algılanır. Daha manevi bir manada Mevlana gibi büyük bir arif dünyayı bir okyanusa benzetir ve bu okyanusun suyu, ilahi cevherdir ve bu ilahi cevher yaratılışın tümünü kapsamıştır.
Bir başka açıdan su, hayat simgesidir. Bu simgenin irfani bir manası vardır ve ebediyet çeşmesinde yüzmek gibi bir düşünce ile irfan aleminde ye almaktadır.
Suya simgesel bakışla gündeme gelen Ruhani tezkiyenin yanında su, temizleyici bir araç olarak bilinir. Nitekim günde beş vakit kılınan namaz belli kurallara tabi olan abdestin yerine getirilmesinden sonra kılınır. Yine İslam dininde ve diğer ilahi dinlerde ve hatta bir çok inançta vücudun su ile yıkanması büyük önem arzeden bir konudur.
Günümüzde suyun yeryüzünde yaşamın ortaya çıkışında önemini bilmeyen yoktur, nitekim geçmişlerimiz de suyun önemini idrak etmiş ve bu maddeyi kutsal saymıştır. Örneğin Anahita, eski İran’da su ve yağmur tanrıçasının adıdır ve üreme, şifa ve düşünce gibi simgelerle birlikte anılır.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısının başlarından itibaren dünya nüfusunun artması ile birlikte yerküre de ısınmaya başladı ve kirletici sanayilerin artması bir yandan ve uluslararası araştırmalar öbür yandan su meselesini dünya kamuoyunun ilgi odağına yerleştirdi. Nitekim günümüzde su krizi beraberinde tarım ve gıda krizini de getirmiş ve dünya camiasının en önemli sorunlarından biri yapmıştır
Gerçi yerküremizin %75 kadarını su kaplıyor, fakat bu suyun sadece %2 kadarı içme suyu kaynaklarından oluşuyor, üstelik yeryüzünün genelinde adil bir şekilde de dağılmadığı anlaşılıyor. Verilere göre dünyanın içme suyu kaynaklarının %60 kadarı sadece Kanada, Brezilya, Çin, Kolombia, Peru, Rusya, ABD, Endonezya ve Hindistan’dan oluşan 9 ülkenin elinde bulunuyor. bunun karşı noktasında Kuveyt, Bahreyn, BAE, Ürdün ve Libya en az su kaynaklarına sahip olan ülkelerdir.
22 Mart BM tarafından dünya su günü olarak adlandırılmıştır. Dünya su günü ilk kez 1992 yılında Brezilya’nın Rio kentinde düzenlenen UNDP konferansında gündeme geldi. Bu konferansta dünya ülkelerinden BM’nın 21 sayılı bildirisinin uygulanması çerçevesinde bu günü insanları su konusunda bilinçlendirmeye ayırmaları istendi.
Her yıl bu özel gün için BM tarafından bir slogan seçiliyor. Su ve sürdürülebilir kalkınma, su ve iştigal ve atıkların ve kanalizasyon sularının gözetilmesi, son yıllarda bu gün için belirlenen bazı sloganlardır.
Daha sonra dünya su konseyi 1996 yılında kuruldu. Konseyin sekreterliği Fransa’nın Marsey kentinde bulunuyor. hali hazırda BM ve alt kurumları, uluslararası kurum ve kuruluşlar, devletler, bakanlıklar, akademik kurumlardan 500 kadar tüzel şahsiyet bu konseyi üyesidir. Dünya su konseyi 1997 yılından itibaren her üç yılda bir uluslararası düzeyde su konusunda en büyük etkinlik olarak düzenleniyor.
8. dünya su konseyi su herkes için sloganı ile Brezilya’da devam ediyor. Bu zirveye dünyanın 150 ülkesinden yaklaşık 20 bin kişi katılıyor.
Dünya su konseyi açık görüşü ve birlik yaratma ruhu ile faaliyet alanını dünyada su tüketen tüm toplumları ve tüketicileri ve siyasileri ve STK’ları kapsayacak şekilde yaygınlaştırmaya çalışıyor. Dünya su konseyi çeşitli yıllarda konseyin zirvelerine ev sahipliği yapan ülkelerde ve kentlerde bu alanda faaliyet yürütenlerin arasında teamül ve katılımcılık ruhunu pekiştirmeye çalışıyor.
Dünya su konseyi başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere çeşitli coğrafi ölçeklerde su konusunda bilgi alış verişini sağlamak istiyor. Gerçekte bu zirve geniş, zengin ve çok yönlü bir hadisedir ve mahiyet itibarı ile ne bir oturum, ne bir sergi ve ne de kültürel bir etkinlik olmakla beraber aynı zamanda tüm bunları kapsamaktadır. Konseyin en önemli görev ve sorumluluklarından biri yerkürenin gerçek su kaynaklarının durumu hakkında doğru ve gerçek bilgi ve veri sunmaktır.
Uluslararası raporlar, dünyada yaklaşık 663 milyon insan sağlıklı içme su kaynaklarından mahrum olduğunu ve her yıl yaklaşık 486 bin insan sağlıksız su içme yüzünden yakalandığı hastalıklarla hayatını kaybettiği gösteriyor. Yine dünya genelinde yaklaşık 1.8 milyar insan kirli su kaynaklarını tüketmek zorunda kalıyor ve böylece kolera, kanlı ishal ve çocuk felci gibi türlü hastalıklara maruz kalıyor.
Aslında dünya genelinde milyarlarca insan sağlıklı içme suyuna 1990’lı yıllarda ancak kavuşabildi, fakat veriler bu alanda halen bir çok eşitsizlik hakim olduğunu gösteriyor. O tarihte dünyada 2.6 milyar insan için sağlıklı suya ulaşma şartları iyileştirildi. Yine bu alanda önemli çalışmalardan biri su kaynaklarını kirlenmelere karşı büyük planların yapılmasıydı. Buna karşın 2015 yılında yaklaşık 700 milyon insan yani her yedi kişiden bir kişi hala korunmayan su kaynaklarından içme suyunu karşılamak zorunda kalıyor.
Dolaysıyla ülkelerin arasında ve hatta her ülkenin içinde su kaynakları konusunda büyük eşitsizlik hakim olduğu söylenebilir. Yine sağlıksız içme suyunu tüketmek zorunda kalan insanların yaklaşık yarısı Afrika’nın güneyinde yer alan Sahara'da yaşayan insanlardan oluşuyor. Bundan başka her on kişiden sekiz kişi kırsal alanlarda yaşıyor ve zenginlerle fakirlerin arasında büyük bir uçurum bulunuyor. dünyanın 41 ülkesinde insanların beşte biri içme suyunu korunmayan su kaynaklarından temin etmek zorunda kalıyor.
İçme suyu alanında sürdürülebilir kalkınmanın hedeflerinden biri, tüm insanların sağlıklı içme suyuna ulaşabilmesidir ve bu konuda alınacak tüm kararlar ve uygulanacak tüm politikalar da bu hedefin doğrultusunda olması gerekir. Bundan başka her toplumda insanların su kaynakları konusunda bilinçlendirmek ve bilgi seviyelerini geliştirmek ve konunun hassasiyetinin idrak edilmesini sağlamak gerekir.
Unutmayalım ki, çevreyi korumak, deniz çevresini temiz tutmak ve hayat kaynağı suya değer vermek ancak kültürel yollardan mümkündür. Son yıllarda insanlar suyun değerini unutarak bu hayati maddeyi sürekli kirlettiği gibi, şimdi yine insanların kendileri kolları sıvamalı ve bu konuda daha sorumlu hareket etmeye başlamalıdır. Devletler milletlerin tüm alanlarda temsilcileri olduğundan vatandaşların kendi devletlerinden su kaynaklarını korumakta daha sorumlu davranmalarını talep etmelidir.