Sanal ortam fırsatlar ve sorunlar-19
Bugünkü sohbetimizde sizlerle sanal dünyada bilimsel ve kültürel Sanat eserlerinin fikri mülkiyet haklarının ihlali konusundan söz edeceğiz. Birlikte deneyelim.
Yeni bilgi ve iletişim teknolojilerinin ortaya çıkışı, genel halkın çeşitli bilgi kaynaklarına hızlı ve kolayca iletişim imkanını sağlarken maalesef birçok eserin mülki fikri hakkını çok önemli oranda etkilemiş bulunuyor. Telif hakkı veya Fikri Mülkiyet hakkı bir eser üzerinde sahip olunabilecek maddi ve manevi hakların tamamını ve komşu haklarını ifade ederken, söz konusu kişi ya da kuruluş, sonradan, bunu serbestçe paylaşmayı veya kullanımını belirli biçimlerde kontrol etmeyi tercih edebilir; fakat başkaları telif hakkı sahibinin onayı olmadan söz konusu ürün veya fikri kullanamaz. Aksi halde izinsiz kullanan kişi veya kişilere sivil ve cezai sorumluluk getirir.
Çeşitli hukuki düzenlerde fikri mülkiyet haklarının korunması için çeşitli kurallar ve yasalar onaylanmıştır. Sanal ortamda fikri mülkiyet hakkı konusunda çeşitli ülkeler iki farklı tutum sergileyebilirler. Birçok ülkede sanal ortamda Fikri Mülkiyet hakkı, sanatsal ve edebi eserler, yasal sistemi altında veya başka bir ifade ile telif hakkı kapsamında yer alıyor. Çok az sayıda ülkede de bu konu sanayi mülkiyet veya patent çerçevesinde yer alıyor.
Fakat sanal ortamda pratikte fikri ve manevi mülkiyet haklarına riayet edilmiyor. Tabii ki sanal ortamın tüm içerikleri de edebi ve fikri mülkiyet hakkı içeriğine girmiyor ve sadece sizin kaynağı olduğunuz bilgiler bu yasa kapsamına girebiliyor.
Fikri mülkiyet hakkının özü, yeni eserleri ve yeni icatları yaratan insanların haklarını bu kesimi daha iyi eserler ve icatlar yaratma yönünde teşvik etmek amacıyla koruma temeline dayanır, nitekim bu hak güvence altına alındığı takdirde toplumun çeşitli kesimleri yaratılan yeni eserlerin asaletinden haberdar olmakla beraber faydalarından da yararlanacaktır.
Teknoloji ve kültür arasındaki karşılıklı etkileşimin en bariz örneğine değinmek istersek, çoğaltma yani kopyalama teknolojisine değinebiliriz. Çoğaltma teknolojisi veya kopyalama edebi ve kültürel eserlerin yayılması ayrıca söz konusu eserlerin yaratıcılarının ürünlerinin ekonomi nimetlerinden yararlanma ve de üreticilerde ekonomik amaçlar oluşturmada önemli rol oynuyor. Buna karşılık edebi ve sanatsal eserleri yaratanlar olmaksızın da çoğaltma teknolojisi gereken performansa sahip olamaz. Bu yüzden yaratıcılar ve kopyacılar, birbirinin haklarına riayet etmelidir.
İster hakiki ister hukuki yaratıcılar, vakit, sermaye ve yeteneklerini kullanarak eser ya da eserler üretiyorlar. Eğer bu kişiler kendi ürünlerinin ekonomik yararlarını kullanamaz ya da yasal şekilde desteklemezlerse, öyle ki her hangi birisi onların ürünlerini en az masrafla kopyalayıp dağıtabilirse, bu üretim süreci sorunla karşı karşıya gelecektir ve sonucu da kültürel eserlerinin azalmasından başka bir şey olmayacaktır.
Günümüzde teknoloji, edebi ve sanatsal eserlerin büyük kitlelere ulaşma hizmetindedir ve hatta bu konu teknolojinin ilerlemesi ve gelişmesine sebep bile olmuştur, öyle ki yayıncılar ve sanat eserleri sahipleri tarafından ekonomik hedefler de dikkate alınmaktadır. Böylece sadece ekonomik yönler veya mali gelirler, günümüzde toplumda kültürel faaliyetlerin gelişerek artması ve bizzat toplumun gelişmesine sebep olabilir.
Tabii ki bu konuda ilk yatırımcılar daha çok tehlike ile karşı karşıyadırlar. Zira toplumun söz konusu ürüne tepkisi belli olmazken pazarlamak için geniş çalışmalar gerekiyor. Bazen üretim süreci karşılaştığı engellerle askıya alınır ya da durdurulur. Fakat üretilerek muhataba sunulan bir ürün kendi piyasasında geniş kitleye ulaşabilir. Bu durumda, ilk girişimci ve yaratıcı yatırımcı dışında olan herhangi bir kişi, oluşan fırsatı kullanarak söz konusu ürünü kopyalamakla söz konusu ürünün ekonomik gelirlerinin önemli bir bölümünü sahiplenmeye kalkışabilir.
Bu süreç başlangıçtaki tehlikeleri göze alan yatırımları durdurur ve edebi ve sanatsal eserlerin üretilerek dağıtımını geniş çapta engelleyebilir. Bu sebepten dolayı, bu ürünleri üretenler ve yaratanlara Mülkiyet veya telif hakkı tanıyarak, ihlalcilere karşı dava açılması ve şikayet hakkı tanınmalıdır.
Sanal ortamda edebi ve sanatsal eserlerin kullanımını kontrol için söz konusu eserleri oluşturanların hak ve hukukları, Paris Sınai Mülkiyet Sözleşmesi ve İsviçre Bern Konvansiyonu, Roma Konvansiyonu ve Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü gibi uluslararası konvansiyonlar tarafından resmiyete tanınmıştır.
Evrensel insan hakları bildirgesi ve uluslararası iktisadi, sosyal, kültürel, medeni ve siyasi haklar misakında da devletlerin edebi ve sanatsal eserlerin üretilmesi, korunması, yaygınlaştırılması yönündeki uygun tedbirleri almaları ve eserlerin maddi manevi her türlü menfaatinden yararlanılması vurgulanmıştır. Nitekim bu bağlamda her yıl bir kaç bölgesel ve uluslararası oturum ve konferansın düzenlenmesi de uluslararası camianın bu konuya verdiği önemi yansıtır.
Beşeri deneyimler, her toplumun iktisadi ve sanayi açılardan gelişmesi ve ilerlemesi her şeyden ziyade yeni düşüncelere ve yaratıcı fikirlere bağlı olduğunu ve bu düşünceler ve fikirler de ancak uygun zemin hazırlandığı takdirde ortaya çıktığını gösterir. Bu yüzden toplumun fikri mülkiyet hakkını korumaya yönelik güçlü bir mekanizmadan yararlanması ve kamu çıkarları ile yaratıcı kimsenin kişisel çıkarları arasında denge oluşturulması, yaratıcılığın ve yenilikçiliğin tüm insanların lehine filizlenecek bir ortam yaratır.
Her ülkede fikri mülkiyet hakkının korunması, bilginlerin yenilikçiliğini ve yaratıcı gücünü geliştirir ve bir yandan çeşitli kültürleri yaygınlaştırırken, medeniyetlerin zenginleşmesine vesile olur.
Fikri mülkiyet hakkı sistemi aynı zamanda başkalarının fikirlerini çalanların kolay kolay bunu yapamayacakları bir ortam oluşturur ve böylece eseri yaratanların haklarını ödemeksizin haksız kazanç elde etmelerini engeller. Bu ise toplumun iktisadi, sosyal ve kültürel açıdan ilerlemesinin zeminini oluşturur./