Batı'da Sosyal Şebekelerin Performansı
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i107094-batı'da_sosyal_Şebekelerin_performansı
İnternet ve sanal ortamın günden güne yayılmasıyla birlikte, bu günlerde sosyal şebekelerin bütün dünya ülkelerindeki önemi de artmıştır.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Nisan 27, 2018 14:48 Europe/Istanbul

İnternet ve sanal ortamın günden güne yayılmasıyla birlikte, bu günlerde sosyal şebekelerin bütün dünya ülkelerindeki önemi de artmıştır.

Özellikle de Batı ülkeleri ve dünyanın diğer ülkelerin vatandaşları, sosyal şebekeleri, kişisel, toplumsal ve idari alanda geniş bir şekilde kullanmaya başlamışlardır.

 

Sosyal şebekeler ve sanal âlemin kapasitesi ve imkanları, mali, siyasi, reklamcılık ve güvenlik maksatları doğrultusunda suiistimallerin artmasına sebep olmuştur. Son zamanlarda yapılan bu suiistimallerden en önemlilerinden birisi, tanınmış ve eski bir sosyal şebekesi olan Facebook'ta yaşanan kişisel bilgilerin sızdırılması skandalı olmuştur. Facebook'ta yaşanan skandalın haberi 2018 yılının Mart ayının ortalarında verilmişti. Facebook'un kurucusu ve genel müdürü olan, MarcZuckerberg, bu olayın yaşandığı ilk zamanlarda bu konuyla ilgili konuşmamayı tercih etmişti, ancak kaç gün sonra şirketinin yaptığı hataları kabul etmiş ve kullanıcıların kişisel bilgilerini korumak ve üçüncü şahısların onlara erişmesini zorlaştırma doğrultusunda değişiklik yapacağının sözünü vermişti.

 

Zuckerberg 2018 yılının Mart ayının sonunda yaptığı açıklamada, bu sosyal şebeke kullanıcılarının kişisel bilgilerinin suiistimal edilmesini dolaylı bir şekilde kabul etti ve bu konuda yanlışlıklar yapıldığını itiraf ederek bu eksikliğin giderileceğinin sözünü verdi. Zuckerberg, Facebook kullanıcılarına hitaben yaptığı açıklamada,'' biz sizin kişisel bilgilerinizi korumakla mükellefiz, bunu yerine getiremezsek, size hizmet etmek için layık değiliz'' dedi. Bu skandal, Global Research adlı bir şirketin, 50 milyondan fazla Facebook kullanıcısının bilgilerine, onların rızası olmadan erişim sağlamasıyla, onları veri tabanı halinde, Cambridge Analytica şirketine vermesiyle başladı.

 

Raporlara göre, seçimler için bilgi işlemi alanında faaliyet gösteren Cambridge Analytica, bu bilgileri seçimlerde Donald Trump'ın seçim kampanyalarına fayda sağlamak yönünde kullanmıştır. Cambridge Analytica milyonlarca Facebook kullanıcısının kişisel bilgilerini elde ederek, bu kullanıcıların siyasi görüş ve yaklaşımlarını Trump'a seçimde başarı sağlamak doğrultusunda analiz etmiştir. Hâlbuki Facebook, mesajlaşma servisi sunan bir şirket olarak, kullanıcıların kişisel alanı ve bilgilerini korumaya taahhütlü idi. Bu sorundan doğan tepkiler, Facebook'un bu bilgi sızdırılmasından haberdar olup buna tepki göstermediği zamandan beri, bu sosyal şebekenin peşini bırakmıyor.

 

Facebook sosyal şebekesine, kullanıcıların kişisel bilgilerini korumakla ilgili kusurlarından dolayı yapılan eleştiriler, ''WhatsApp'' uygulamasının kurucularından olan BrianActon'un, DeleteFacebook#hashtag'ine destek vermesiyle, Facebbok'un silinmesini istemesine kadar şiddetlendi. ''WhatsApp'' uygulaması, 2014 yılında, 19 milyar dolar pahasıyla Facebook tarafından alınmıştır. Twitter'dan yazan Acton,  artık Facebook'un silinme zamanı gelmiştir mesajını paylaştı. Bu skandalın yaşanmasıyla birlikte, Facebook'un hisse değeri yüzde 9'dan fazla düştü ve bunun sonucunda Zuckerberg'in servetinden de 6 milyar dolardan fazla bir miktar azalmış oldu. CNN kanalı bu konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Facebook'un hisse değerlerinin düşüşünü, Cambridge Analytica adlı bir şirketin Facebook kullanıcılarının kişisel bilgilerini Trump'ın seçim kampanyalarına yardım maksadıyla kullanması haberlerine bağladı. CNN bu şirketin, Facebook kullanıcılarının kişisel bilgelerini izinsiz bir şekilde kullanarak, oy kullananların siyasi tercihlerinin analizinin logaritmasını hazırladığını açıkladı. Eleştirilerin doruğa ulaşmasıyla birlikte, ABD federal ticaret komisyonu bu konuyla ilgili Facebook'un kişisel alanı ve gizlilik kurallarını çiğneyip çiğnemediği dosyasını incelemek zorunda bıraktı. Twitter'de ''DeleteFacebook''(Facebook'u sil) kampanyasının başlamasına ilaveten, birçok web sitesi de Facebook hesaplarının tamamen kapatılmasıyla ilgili bilgileri yayınlamaya başladılar.

 

Facebook kurucusu ve genel müdürü olan MarcZuckerberg, şimdi farklı ve büyük sorunlarla karşı karşıya. Zuckerberg, 10 Nisan 2018'de Kongre'de süren 5 saatlik bir toplantıda, bu sosyal şebeke kullanıcılarından, yapılan bilgi sızdırılmasından dolayı, özür dilemek zorunda kaldı. Buna rağmen, Zuckerberg kabahati Rusya'nın üstüne atarak Rusya'nın seçimlerdeki müdahalesine bağlı yapılan araştırmalarda ilgili makamlarla işbirliği yapacağının sözünü verdi. O yapılan bu toplantıda, Facebook'tan yararlanarak başkalarına zarar vermek yönünde yapılan önlemlerin yeterli olmadığını itiraf ederek, işte bundan dolayı, yalan haberlerin yayınlanması, seçimlerde yabancı ülkelerin müdahalesi, nefret saçmak, kimi şirketlerin suiistimalleri ve kişisel alanın çiğnenmesi sorunlarıyla karşı karşıya geldiğini belirtti. O '' Sorumluluğumuzla ilgili açık bir görüşe sahip değildik, bu da bizim büyük hatamız oldu''. Asıl bu benim yanlışımdı ve bunun için de çok üzgünüm'' dedi. Bu sosyal şebeke kullanıcılarının kişisel bilgilerinin sızdırılması olaylarında bir ilk olmamıştır.

 

 

Son zamanlarda, sosyal şebekelerin hack edilmesi ve onları kötüye kullanma raporlarına sık rastlanır. Facebook, İnstagram, Twitter gibi sosyal şebekelerin mali kaynaklarından biri de, kullanıcıların kişisel bilgilerini özel ticari şirketlere satmaktır. Bu bilgilerden kullanıcıların ihtiyaçları ve beğenilerini ölçerek reklamcılık maksatlarına uygun hedef seçmek için kullanılır. Hâlbuki Batı devletleri, güvenlik ve terörizm bahaneleriyle, defalarca kullanıcıların kişisel bilgilerini gözden geçirmektedir. İşte Facebook ve Cambridge Analytica şirketi arasındaki gizli ilişkilerin ortaya çıkmasıyla, kişisel alandan siyasi ve seçimsel yararlanmalar da ilk kez açığa çıktı. Bu konu, kişisel alanı çiğneme ve kamuoyunu yasadışı olan bir şekilde yönlendirme endişelerinin yaranmasına sebep oldu.

 

2 milyar 400 milyondan fazla kullanıcısıyla Facebook, nüfus bakımından Çin'den bile daha kalabalıktır. Avrupa ülkeleri ve Amerika'da, Facebook'a gösterilen merak dolayısıyla Facebook bu ülkelerde siyasi süreçler ve özellikle seçim sürecinde etkili rol oynama gücüne sahiptir. Sosyal şebekeleri yönetenlerin ne kadar taahhütlerine bağlı kalacakları da belli değildir. Bunu da devletlerin baskısıyla defalarca bilgilerin sızdırılmasından kolaylıkla anlayabiliriz. MarcZuckerberg gibi bir insanın özür dilemesi ve bu durumun değiştirilmesine dair verdiği sözü de, bu endişeleri gidermeyecek gibi görünüyor. Siyasi uzman,Davidİngram'ın dediğine esasen, Amerikalıların yüzde 51'i Facebook'un kişisel alan ve gizlilik kurallarına uymadığını düşünüyor, ki bu da kullanıcıların Facebook'a olan güvenini sarsmış durumdadır.

 

Cambridge Analytica şirketinin adı Facebook'un bilgi sızdırılması skandalından sonra daha da sık duyulmaya başlandı. Kısaca CA adıyla tanınan Britanyalı Cambridge Analytica şirketi, danışmanlık alanında hizmet sunarak, veri işlemi ve komisyonculuğu ve veri tahlilini stratejik iletişim çerçevesinde göz önünde tutarak, seçim süreçleri doğrultusunda faaliyet göstermektedir. Bu şirket, 2013 yılında SCL Grubu'nun bir parçası olarak kurulmuştur ve Londra, New York ve Washington'da bürosu bulunmaktadır. 2015 yılında bu şirketin, Amerika senatörü olan TedCruz'a seçim kampanyası için veri analizi sağladığı bilinmektedir. 2016 yılında, Cruz'un seçim kampanyasının bitmesiyle, Cambridge Analytica şirketi Donald Trump seçim kampanyasında faaliyetine başlayarak, onun bu seçimleri kazanmasında etkili olmuştu.  Buna ek olarak, bu şirket Brexit(Britanya'nın Avrupa Birliğinden çıkma) referandumunda da rol oynamıştır. Cambridge Analytica'nın faaliyetleri ve etkileri, hem Amerika hem de Britanya'da soruşturulmaktadır.

 

 

2018 yılının Mart ayında Observer ve New York Times gazetelerinin raporuna göre, bu şirket, akademik amaçlarla toplanan çevrimiçi kişisel bilgilerden seçim kampanyalarında yararlanmıştır. Guardian gazetesi ise, Facebook'un bu bilgi sızmasından iki yıldan beri haberdar olduğunu iddia  etti ve Facebook'un kullanıcıların bilgilerini korumak için hiçbir şey yapmadığını öne sürdü. Kimi bilgilere göre ismi geçen şirket başka ülkelerde de faaliyet göstermiş ve özellikle de birkaç Afrika ülkesinde secim sürecini etkilemiştir. Bilgi işlemi alanında faaliyet gösteren bu şirket, Kenya ve Nijerya'daki seçimlere karışmasından dolayı da itham ediliyor. Kenya'nın son seçimlerinde bu şirketin sağladığı bilgiler yardımıyla,  Jubilee Partisi'nden olan Uhuru Kenyatta cumhurbaşkanı olarak seçildi. Guardian gazetesinin, son zamanlarda verdiği rapora göre, Facebook ve Cambridge Analytica şirketi, birlikte kullanıcıların kişisel bilgilerini kötüye kullanarak, İslam karşıtı filmleri yayınlamakla, Nijerya'daki seçimlerde, Müslümanlara darbe vurmaya çalıştı. Bu gazeteye göre, Nijerya'nın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Cambridge Analytica'danMuhammadu Buhari'nin aleyhine yararlanıldı. Özellikle İsrailli hackerler Buhari'nin sağlığıyla ilgili birçok bilgiyi Cambridge Analytica'ya sunarakbir Nijeryalı milyarderin bu şirkete 2 milyon 800 bin dolar karşılığında bu bilgilerin, Muhammadu Buhari'nin rakibi, cumhurbaşkanı olan GoodluckJonathan lehine kullanılmasını sağladılar.

 

 

Facebook'un bilgi sızdırma skandalı, sosyal şebekelerin yanlış işlevlerinin sadece birisinin göstergesidir. Sanal âlem ve sosyal şebekelerin kapasitesi ve imkânları, mafya ve teröristleri ondan kendi yasadışı ve gayriinsani hedefleri doğrultusunda yararlanmaya yöneltmiş ve onların gözünde, milyonlara hitap eden ve yüksek menzilli bir araçhaline gelmiştir.

Büyük Britanya Milli Güvenlik Bakanı, Ben Wallace, Facebook ve Google gibi sosyal şebekelerin birer acımasız menfaatçi olarak niteledi ve bu şebekelerden yayılan hoş olmayan mesajlara rağmen, bu sosyal şebekelerin bu çevrimiçi terörizm ve ekstremizminekarşı koymakta hiçbir şekilde yardımcı olmadıklarını söyledi. Sosyal şebekelerden, dolandırıcılık, aldatma, sanal hırsızlık, insan kaçakçılığı ve yasadışı alım satım vb. aracı olarak yararlanan suçlular ve mafyalardan başka, IŞİD gibi terörist grupların, sosyal şebekelerini kullanması da devletlerin en önemli korkuları içerisinde yerini almıştır. Avrupa Polis Ofisi ya da kısacası Europol başkanı, RobWainwright, IŞİD'insosyal şebekelerde tanıtma ve aldatma faaliyetlerinin arttığını ve IŞİD'e bağlı iki bine yakın medyatik içerikli kanalın mevcut olduğunu belirtti. Rusya da Telegram sosyal şebekesiyle ilgili alınması gereken önlemleri uygulayacağını bildirdi. Rusya yargıtayı da bu doğrultuda kullanıcıların bilgilerinin güvenlik kurumlarına sunulmasına dair bir karar aldı.

 

 

Rusya güvenlik yetkilileri ve özellikle Rusya Federal Güvenlik Kurumu(FSP), teröristlerin Telegram sosyal şebekesini St. Petersburg'daki Mayıs ayında yapılan terör saldırısında kullandığını bildirmişti. Bunlara bakılırsa, Batı devletlerinde ve dünyanın diğer devletleri tarafından yapılan sosyal şebekeleri kısıtlamalar ve filtre edilme girişimleri, yıkıcı yasadışı sosyo-ekonomik hedefler için bu şebekeleri suiistimal etmek ve terörist hedefler uğrunda kullanılmasının önlenmesinden başka bir şey değildir. Buna rağmen bu alandaki en önemli etken, Google, Facebook ve Telegram gibi internet şirketlerinin ne kadar işbirliği yapacağı olacaktır.