Myanmar’da Müslümanlara dayatılan soykırım - 2
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i115202-myanmar’da_müslümanlara_dayatılan_soykırım_2
Bugünkü sohbetimizde sizler için Myanmar tarihini ve coğrafyasını gözden geçirmek istiyoruz.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Temmuz 25, 2018 18:31 Europe/Istanbul

Bugünkü sohbetimizde sizler için Myanmar tarihini ve coğrafyasını gözden geçirmek istiyoruz.

Myanmar coğrafi bakımdan oldukça stratejik bir bölgede yer alıyor. Myanmar Doğu Asya bölgesinin en batısında yer alan bir ülke ve kıtanın doğusu ile batısı arasında bir köprü konumundadır. Myanmar gerçekte Güneydoğu ve Güney Asya bölgeleri arasında hassas bir konumda yer alıyor. Gerçekte Myanmar’ın coğrafi konumu bu ülkenin Hint okyanusunun kuzeyinde deniz güzergahları bölgesinde önemli rol ifa etmesine sebebiyet veriyor.

 

Öte yandan dağlık alanlar Myanmar’ı komşularından ayırıyor ve bu ülkeyi dağların arasında mahsur kalan bir kale gibi yapıyor.

Myanmar kuzeydoğudan Çin, doğudan Laos, güneydoğudan Tayland, batıdan Bangladeş ve kuzeybatıdan Hindistan ile ortak kara sınırları ve güneybatıdan Bengal körfezi ve güneyden Andaman denizine kıyısı bulunuyor.

 

Myanmar’ın nüfusu hakkında farklı verilerden söz ediliyor. Bazı kaynaklar Myanmar nüfusunu 75 milyon ve diğer bazı kaynaklar 55 milyon olarak açıklıyor. Bu arada Myanmar’da yaşayan Müslüman nüfus hakkındaki veriler bundan da daha karmaşıktır. Ancak çoğu çevreler bu ülkenin %4’lük nüfusu üzerinde mutabıktır.

Aslında Myanmar nüfusu hakkında bu kadar karışıklık varken doğal olarak Rahin eyaletinde yaşayan Rohinyalı Müslümanların hakkında kesin bilgi elde etmek daha da zor olacağı bellidir. Bazı kaynakları Rohingyalı Müslümanların sayısını 800 bin ve bazıları 1.1 milyon olarak tahmin ediyor. Yine bazı kaynakları bir o kadar Rohingyalı Müslümanın da Myanmar dışında ve çevre ülkelerde yaşadığını belirtiyor.

 

Myanmar dışında yaşayan Rohingyalı Müslümanların büyük bir çoğunluğu aslında Myanmar’ın Rahin eyaletinde onlara karşı uygulanan etnik şiddet yüzünden bu ülkeden kaçan ve Bangladeş, Tayland, Malezya ve Endozenya’ya sığınan mültecilerdeen oluşuyor.

Myanmar dışında en büyük Rohingyalı nüfus Bangladeş’te kurulan kamplarda yaşıyor ve BM’nin kısıtlı yardımları ile ölüm kalım mücadelesi veriyor. Gözlemlere göre geçmiş yıllarda 300 bin ve son katliamların yüzünden de 400 bin Rohingyalı Müslüman geçen sene Bangladeş’e göç etmek veya daha doğrusu kaçmak zorunda kaldı.

 

Myanmar kendine özel doğal coğrafyaya sahiptir. Bu ülkenin geniş ormanları onu Hindistan’dan ve dağları ve geniş dönemeçleri onu Çin’den ayırıyor. Myanmar’ın bu ülkeyi başka ülkelerden ayıran doğal kaynakları tarih boyunca özel bir etnik grubun özel bir bölgede ve başka etnik gruplardan ayrı olarak belli bir coğrafi alanda yaşamasına ve şartların milli bir dil ve milli bir kültürün oluşmamasına sebebiyet vermiştir.  Buna göre Myanmar’ın etnik bir grubu nüfus bakımından daha üstün konumda olmaları yüzünden Myanmar’ın diğer bölgelerinden ayrılma duygusunu yaşamaya başlamıştır.

 

Myanmar’da ne zaman ve hangi sebepten dolayı olursa olsun, Çin ve Hindistan imparatorlukları bu ülkeye musallat olduklarında askeri güçlerini uyguladıkları sürece ortalık sakin olmuş, fakat merkezi güç zayıflayınca her bölgede etnik bir grup isyan ederek kendi bölgesini Myanmar’ın diğer bölgelerinden ayırmıştır. Gerçekte her bölgede musallat olan etnik grupların yönetimi arasında yaşanan çatışmalar, Myanmar’ın bütünlüğü yolunda daimi bir sorun olmuştur. Myanmar’da yüz kadar etnik grup yaşıyor ve bu etnik grupların birbirinden ayrı yaşaması ülkede farklı kimliklerin ve sonuçta farklı etnik duyguların ve ayrılıkçı saiklerin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

 

Myanmar’ın birbirinden hemen hemen ayrı olan bölgeleri arasında Rohingyalı Müslümanların yaşadığı tarihi Arakan bölgesi ya da yeni adı ile Rahin eyaleti doğal ve insani coğrafya bakımında hemen hemen eşsiz özellikleri bulunan bir bölgedir ve şiddetli bir şekilde etnik grupların iskan şartlarından etkilenmiş ve kültür, dil, gelenek ve dini değerler bakımından diğer etnik gruplardan farklıdır. Bu yüzden Myanmar’ın merkezi yönetimi Rohingyalı Müslümanlara etnik asimilasyon uygulamaya karar vermiştir.

 

Rahin bölgesi coğrafi konum bakımından kuzeybatıdan Bangladeş ve kuzeyden Hindistan’la ortak sınırı olan bir bölgedir. Arakan sıradağları bu bölgeyi Myanmar topraklarının esas bölümünden ayırır  ve Doğu ve Batı taraflarından da  Bengal körfezine 360 mil kıyısı bulunur.

Rahin eyaleti yemyeşil toprakları ile birlikte ülkeni ana gövdesinden ayrı durmaktadır. Bu özel konum yüzünden Myanmar’ın çoğu Müslüman hükümdarının Arakan ya da şimdiki Rahin eyaletinden çıkmasına vesile olmuştur. Bu hükümdarların sonuncusu Selim sultandı ki 1784 yılında bu eyalette bağımsız bir devlet kurmuştu.

 

Myanmar Doğu Asya bölgesindeki bir çok ülke gibi milli tam ve yazılı bir tarihten yoksundur ve kaderi çevresindeki imparatorluklarla düğümlenmiştir. Bu konu, Myanmar’da tarihi gelişmelerin doğru idrak edilmesini zorlaştırmıştır.  Myanmar tarihi çeşitli evrelerde iktidarın başına geçen ve kendi saltanatlarını oluşturan kavimlerin ve iktidarların yapısı bakımından hemen hemen açıktır ve bu bakımdan benzer bölgeleriyle pek fazla farklılık göstermemektedir.

 

Myanmar’da en önemli tarihi olay, 1404 yılında yaşanır. O dönemde budist olan Anawranhta adında askeri komutanlardan biri Pagan krallığını kurar ve güçlü bir iktidar oluşturur. Bu kraliyet 200 yüz yıl sürer. Bu dönemde Müslümanlar siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda faaliyet yürütüyor ve budistlerle barışçıl bir şekilde yaşıyordu. Bu hanedan  Moğol imparatorluğunun saldırısına uğradı. Cengiz han zuhur ettikten sonra evlatları ve çok sayıda torunlarının fetihleri ile birlikte Moğolların en büyük imparatorluğu kuruldu ki bir ucu Avrupa sınırlarına ve bir ucu Afrika ve bir ucu Asya kıtasının önemli bir bölgesinin sonuna kadar uzanıyordu.

 

Çin topraklarını ele geçiren Moğol Kubilay han  Myanmar’a çıkarma yaptı ve bu ülkeyi de Çin topraklarına ilhak etti. Bundan sonra gerçi Kubilay hanın ordusu çok sayıda savaşın ardından Myanmar topraklarının tümünü ele geçirmesine karşın bu ülkenin çeşitli bölgelerinde bir nevi isyan ve itaatsizlik hakimdi ve bu yüzden Kubilay hanın ordusu asla Myanmar’a tam olarak musallat olamadı ve Myanmar pratikte çeşitli etnik grupların arasında yerel özerk devletler olarak bölündü.

 

Myanmarlı Müslümanlar ve Rohingyalıların hakkında önemli tarihi gerçek şu ki onlar bu dönemde Arakan eyaletini ya da şimdiki Rahin bölgesini korumaya başarmıştı. Gerçi bu etnik grubun istiklal dönemi budist hükümdarların sultası altında bulundukları döneme kıyasla daha kısa sayılır. Buna karşın Myanmar Kubilay hanın güçlü ordusunun istilasına uğradığında Kubilay bu ülkede kendine bağımlı üniter bir devlet kuramadı ve her bölge o bölgede yaşayan özel etnik grubun eline geçti ve Müslümanlar da bu fırsattan yararlanarak Arakan’da konumlarını pekiştirdi.

 

O dönemde Arakan nüfusunun kahir çoğunluğunu Rohingyalı Müslümanlar oluşturuyordu ve Şan, Karen veya kaçin etnik grupları da Müslüman azınlık grupları olarak Rohingyalı Müslümanların yanında yaşıyordu. Aslında onların etnik çeşitliliği pek fazla önemli değildi, nitekim dini çeşitlilikleri ve budist azınlıkların da Müslüman çoğunluğun yanında bulunması önemli bir etken sayılmazdı ve tüm dini ve etnik gruplar bir arada ve barış içinde yaşıyordu.

 

Gerçekte Moğolların Myanmar topraklarına saldırması gerçi Pagan iktidarı bakımından bir facia sayılırdı ve onların gücünü ve iktidarını etkiledi, fakat Rohingyalı Müslümanlar başta olmak üzere diğer etnik grupların daha fazla özgürlük kazanması bakımından Müslümanların lehine oldu ve o dönemde ve İngiliz sömürüsü Myanmar’a gelmeden önce Rohingyalı Müslümanlar Rahin eyaletinde konumlarını korudu.

 

Buna göre İngiliz sömürüsü Hindistan üzerinden Myanmar topraklarına ayak basmadan önce Myanmarlı budistlerle Müslümanlar arasında pek fazla bir ihtilaf yoktu. Rahin eyaletinde Rohingyalı Müslümanlar bazı evrelerde ve budist etnik grupların bu bölgeye göç ederek bölgeye dini ve etnik açılardan musallat olmadan önce Rohingyalı Müslümanlar hatta daha seçkin ve daha üstün konumdaydı ve budistlerle barış içinde yaşıyordu.