Myanmar’da müslümanlara dayatılan soykırım - 3
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i115206-myanmar’da_müslümanlara_dayatılan_soykırım_3
Geçen bölümde Rohingyalı Müslümanların Myanmar’dan ihraç edilmelerinin sebebi bu insanların yabancı olduklarının iddia edilmesi ve Myanmar devleti tarafından vatandaş olarak tanınmamalarıdır.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Temmuz 25, 2018 19:10 Europe/Istanbul

Geçen bölümde Rohingyalı Müslümanların Myanmar’dan ihraç edilmelerinin sebebi bu insanların yabancı olduklarının iddia edilmesi ve Myanmar devleti tarafından vatandaş olarak tanınmamalarıdır.

Gerçekte Rohingyalıların yabancı oldukları ve Bangladeş uyruklu oldukları iddiası İngilizlerin Hindistan topraklarına nüfuz ettikleri bazı Bangladeşli ve Hindistanlı Müslümanların o dönemde Myanmar topraklarına göç etmek zorunda kalmalarının sonucudur.

İngilizlerin Myanmar üzerinde sömürü dönemi bu ülkenin ele geçirilmesi ve İngilizlerin Myanmar’da doğrudan varlığı ve İngilizlerin bu ülkeden çekilmeleri ve Myanmar bağımsızlığını ilan etmesi olmak üzere iki döneme ayrılabilir.

 

Aslında Myanmarlı Müslümanların konumu ve özellikle Rohingya kavmine ait olan Müslümanların İngiliz sömürüsü döneminde ve daha sonraki çöküşleri döneminden bugüne kadar sürekli soykırımla karşı karşıya kaldıkları dönemde konumları çok belirleyici olmuştur. Bu durumun belki de en önemli sebebi Rohingya’nın coğrafi konumudur. Rohingya halkı Myanmar’ı o dönemde Hindistan’ın büyük eyaleti olan Bengal eyaletinden ayıran Arakan eyaletinde yaşıyordu. Bu komşuluk, Arakan eyaleti İngilizlerin askeri nüfuzuna hedef olmasına sebebiyet veren etken oldu.

 

Rahin halkının British Raj adı ile anılan İngiliz ordusuna karşı sıkı direnişi, bu ordu Arakan eyaletini işgal edince Çin sınırına kadar Myanmar topraklarının içinde ilerlemesine sebebiyet verdi ve Müslümanlara karşı bilinçli bir politika izlemelerine yol açtı, şöyle ki İngilizler budistleri başta Rohingyalı Müslümanlar olmak üzere bölgedeki Müslümanlara musallat etmek istedi. Gerçi bu politika yeni bir politika sayılmazdı ve İngilizler Hindistan yarımadasında yaşayan Müslümanların sömürü karşıtı zihniyetlerini biliyordu. İngilizler, Müslümanların Moğol istilası döneminde ve İngiliz sultasından önce esas güç sahibi olan kesimler olduklarını biliyordu. Şimdi İngilizler yeni güç olarak Hindistan’da konumlarını pekiştirmek için Müslümanların gücünün gerilemesine yol açan bir siyaset izlemeye başlamıştı.

 

İngilizlerin izlediği bu politikada, Hindistan’da o döneme kadar müslümanların sultası altında bulunan hinduların yeni bir fırsat ele geçireceği belliydi ve ingilizler de bu durumdan nemalanarak müslümanlarla hinduların arasındaki sürtüşmeyi körükleyerek müslümanların yeniden güç kazanmasını önlemeye çalıştı. İngiliz sömürücüler aynı politikayı Myanmar’da da izlemeye başladı ve bu ülkede çoğunluk konumunda olan budistleri Rohingyalı müslümanlar başta olmak üzere müslüman etnik gruplarla karşı karşıya getirdi.

 

İngilizlerin Hindistan’da uyguladıkları politikadan elde edilen deneyimlere göre, Myanmar’ın çeşitli bölgelerinden Arakan eyaletine budistlerin göç etmeleri kolaylaştırıldı ve böylece bu eyaletin nüfus yapısı tamamıyla ve ebediyen Rohingyalı müslümanların aleyhine değişti. Bu politika daha sonraları da Rohingyalı müslümanların Bangladeş kökenli oldukları algı çerçevesinde bu eyaletten ihraç edilmelerine zemin oluşturdu. Bu politika uygulanırken, Rohingyalı müslümanların Myanmar’da tarihi varlığı gözardı edildi.

 

Aslında ingilizlerin Myanmar üzerindeki sultaları döneminde bazı müslümanların Bangal eyaletinden Myanmar’a göç ettikleri konusunda hiç bir kuşku yoktur. Ancak göçmenlerin büyük bir bölümü Hindistan uyrukluydu ve 1942 yılında budistlerin iİngilizlerin kışkırtması ile isyan etmelerinin ardından müslüman gayri müslim, herkes kaçmak zorunda kaldı. O isyanda hangi dine mensup oldukları bir yana Myanmar’da yüz bini aşkın Hindistanlı göçmen öldürüldü.

 

Bu isyanda ilginç olan nokta, Myanmar’a göç eden Hindistanlı göçmenlerin büyük isyanının sebebi iktisadi sebep olmasıydı. Myanmar halkı Hindistanlı göçmenlerin İngilizlerin himayesi altında olduğunu ve onların olumlu tutumu ile pirinç tarlalarında çalışmak veya ticaret yapmak üzere Myanmar’a geldiklerini ve müslümanların hakkı olan meslekleri ele geçirdiklerini düşünüyordu. Bu yüzden Rohingyalı  müslümanlar Myanmarlı budistlerin yanında yer aldı ve Hindistanlı göçmenlere karşı iktisadi saiklerle harekete geçti. Myanmarlı budistlerle Rohingyalı müslümanların Hindistanlı budistlere karşı işbirliği, o dönemde Rohingyalı müslümanların Hindistanlı göçmen telakki edilmediklerini ve budistler tarafından Myanmarlı bir etnik grup olarak tanındığını ortaya koymuştu.

 

Myanmar’da Rohingyalı müslümanların hakkında gündeme gelen esas soru şu ki neden daha ileriki yıllarda bu etnik grubun Arakan eyaletinde varlıkları gözardı edildi ve Rohingyalı müslümanlar Hindistan’ın Bangal göçmeni bir etnik grup telakki edildi?

Bu konuyu anlayabilmek için ikinci dünya savaşında Myanmar’da yaşanan gelişmeleri ve Japonya’nın Hindistan’ı ele geçirmek ve Myanmar üzerinden İngilizleri yenmek için Myanmar’i işgal etmeye karar vermesini gözden geçirmek gerekir.

 

Myanmar’da bağımsızlık için mücadele eden bazı gruplar, Pearl Harbor limanına saldırarak ikinci dünya savaşının kaderini Amerika’nın savaşa resmen katılması ve İngiliz müttefiklerinin lehine ve Japonya, Almanya ve müttefiklerinin aleyhine değiştiren Japonların askeri gücünden yararlanarak ülkelerinde İngiliz sömürüsüne son verebileceklerini zannediyordu. Ancak Myanmar halkı ve mücadeleci grupları bir bütün olarak hareket edemediler ve bazıları İngilizleri yenmek umuduyla Japon askerlerin saflarına katılarak İngiliz güçleri ile savaştılar, fakat aralarında Rohingyalı müslümanların da bulunduğu bazı gruplar İngilizlerin yanında kalmayı tercih ederek Japon ordusu ile savaşa girdiler.

 

Bu aradı Myanmar’da daha sonra büyük bir politikacı olan Myanmar’ın şimdiki politikacısı bayan Ang San Suchi’nin babası General Ang San İngilizlere yöneldi ve onlarla bir pazarlık yaptı. Myanmar’da budist milliyetçilerin büyük bir kesimini temsil eden General Ang San bu yoldan Britanya ordusu ile irtibat kurdu ve Japonya ordusu ile savaştı ve sonuçta Japonların yenilmesine ve Myanmar’dan çekilmelerine yardımcı oldu. General Ang San’ın bu hareketi, Britanya ordusunun 1948 yılında kısa bir süreliğine Myanmar’ı yeniden işgal etmesine sebebiyet verdi.

 

Gerçekte ingilizler kendi ülkelerinde bir dizi iç sorunla karşılaşmıştı ve böylece Hindistan ve Myanmar’ın bağımsızlığına boyun eğmekten başka çareleri yoktu. Sonunda İngilizler Hindistan ve Myanmar’dan el çekmeleri gerektiğine karar verdi ve ardından Hindistan yarımadası Hindistan ve Pakistan olmak üzere iki ülkeye bölündü. Myanmar ise daha önce zemini hazırlandığı için ayrı bir ülke olarak bağımsızlığına kavuştu.

 

Japonya’nın Myanmar saldırısı Pearl Harbor olayından kısa bir süre gerçekleşti. Ancak Japonların bu saldırısı Myanmar’da milliyetçi aktif grupları ikiye bölerek iki ayrı saflara ayırdı. Gerçi Myanmar toplumunun büyük bir bölümü kendilerini Japon ve İngiliz hengamesinden uzak tuttular ve sadece savaşın sonuçlarını beklemeyi tercih ettiler.

Bu arada Myanmarlı milliyetçilerin Japon ve İngiliz taraftarları olarak ikiye bölünmeleri, hangi tarafın Myanmar’ın bağımsızlığını kabul edeceği sorusunu gündeme getirdi.

 

Japonya taraftarları, Japonlar savaşı kazandıkları takdirde İngiliz sömürüsünden kurtulacaklarını ve bu savaşa ortak oldukları için de japonların onları sömürge olarak değil, ortak olarak tanıyacaklarını savunuyordu. Bu düşünce ile Şan ve Karen etnik gruplarından olan bazı milliyetçilerl Japonya ordusu ile işbirliğine başladılar. Taknin adında yeni bir milliyetçi parti Japon ordusuna gönüllü askerler verdi ve bu gönüllüler Japonya ordusu tarafından Hay Nan adasında askeri eğitim verildikten sonra İngiliz ordusuna karşı savaşa girdiler.

 

Ancak General Suchi tarafından yönetilen Myanmarlı bir başka bağımsızlık yanlısı milliyetçi grup maslahatı İngilizleri desteklemekte gördü.  Ve böylece Myanmar’da bağımsızlık isteyen milliyetçiler japon ve İngiliz orduların savaşı sayesinde bu ülkülerine kavuşmak istemelerine karşın aynı cephede yer alamadılar. Ancak farklı cephelerde yer almalarına rağmen her iki grup hedef olarak bağımsızlık hedefini belirlediler. İki grup arasındaki tek fark algılarında yaşanan farklılıktı. Suchi grubu ingilizlerin yardımıyla bu hedef gerçekleşeceğini düşünürken, Taknin grubu ingilizlerin yenilmesi ve Japonların zafer kazanması Myanmar’ı bağımsızlığa götüreceğini savunuyordu.

 

O dönemde İngiliz ordusunun Myanmar halkının İngiltere ve Japonya’ya verecekleri destekle ilgili tahminleri Myanmarlı bağımsızlıkçı milliyetçilerin dağınıklılığını aydınlatır niteliktedir. Bu tahminlere öre 1948 yılında Myanmar halkının Karen ve Şan azınlıkları başta olmak üzere %10’u Britanya hamisi, %10’u Japonya hamisi ve geriye kalanı da işin sonucunu bekleyen kesimdi.