Trump'ın yalnızlığı; ABD’nin dünyada inzivası - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i115213-trump'ın_yalnızlığı_abd’nin_dünyada_inzivası_1
Amerika’da Donald Trump’ın 20 Ocak 2017’de iktidarın başına geçmesini bu ülkede tek yanlı politikaların yeniden hortladığı bir gün olarak telakki edebiliriz.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Temmuz 25, 2018 20:44 Europe/Istanbul

Amerika’da Donald Trump’ın 20 Ocak 2017’de iktidarın başına geçmesini bu ülkede tek yanlı politikaların yeniden hortladığı bir gün olarak telakki edebiliriz.

Amerika’da tek yanlı politikalar eski Başkan Barack Obama’nın iktidarın başına geçmesinden sonra İran’ın nükleer meselesi gibi uluslararası meselelerde ortakları ile birlikte hareket etmeye karar vermesinden sonra kısmen bir kenara bırakılmıştı.

Amerika’nın eski Başkanı Obama bu çerçevede İran’a dayatılan ve felç edici yaptırımları olarak tabir edilen ağır yaptırımları Avrupalı müttefikleri ile birlikte dayattı. Ancak Amerika’nın yeni Başkanı Donald Trump “önce Amerika” sloganı doğrultusunda bir tek Amerika’nın çıkarlarına ve hedeflerine öncelik vermeye başladı ve başka ülkelerin çıkar ve hedeflerini hiçe saydı.

Gerçekte ABD Başkanı Trump Amerika’nın tek yanlı politikaları bu ülkeyi daha güçlendireceğini ve rakiplerine karşı üstünlük sağlamasına vesile olacağını savunuyor.

Ancak Avrupa komisyonu Başkanı Jean Claud Junker Trump’ın politikaları hakkında yaptığı en yeni açıklamasında Trump’ın önce Amerika politikası bu ülkeyi inzivaya ittiğini belirtti.

Bu arada Trump tek yanlı politikalarını dayatmak için anormal yöntemlere başvurduğu da belirtilmelidir.

Fransız uzman Marie Ceciel Naves, ABD Başkanı Trump bu politikaları ile dünyanın çok kutuplu düzenine son vermeye çalıştığını, bu politikalar dayatmaya, blöflere ve Trump’a özel bazı perde arkası anlaşmalara dayandığını belirtiyor.

Amerika Başkanı Trump’ın kendince Amerika’ya ve çıkarlarına asalet kazandırma eğilimi ise uluslararası camianın ve hatta Avrupalı ortaklarının konsensüsünün aksine bir tutum sergilemesine yol açmış bulunuyor. bu çerçevede ABD milli güvenlik konseyi eski üyesi Robert Malley şöyle diyor: Trump’ın tek yanlı tutumu bu ülkeyi münzevi etti ve Bercam’dan çekilmesi ve ticari tarifeleri dayatması bu inzivayı daha da belirgin hale getirdi.

BM genel sekreteri Antonio Guterres ise günümüzde çok yönlülük her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulan bir tutum olduğunu belirtiyor.

Amerika Başkanı Trump tek yanlı tutumu ve despotça uygulamaları ile aslında kendi isteklerini ve eğilimlerini Avrupalı ortakları dayatmak istiyor. Trump şimdiye kadar bir çok kez Avrupalı ortaklarını NATO’da üzerlerine düşen payın yetersiz olması yüzünden serzeniş etti ve ayrıca Paris iklim anlaşmasından çekilerek AB liderlerinin eleştirilerine yol açtı.

Bundan başka Trump’ın 8 Mayıs 2018’de Bercam nükleer anlaşmasından çekildiğini açıklaması da AB ve Avrupa troykasının isteklerine tamamen aykırı bir davranış oldu, zira Avrupa ve AB troykası Bercam nükleer anlaşmasının korunmasına vurgu yapıyor.

Amerika Başkanı Trump Bercam nükleer anlaşmasından çekilerek aslında ağır bir tarihi sorumluluğun altına girdi ve Amerika dünya genelinde müspet ve etkili bir rol ifa edemeyeceğini ortaya koydu. Fransa ekonomi Bakanı Lumer Amerika’nın Bercam’dan çekilmesini büyük talihsizlik niteleyerek şöyle dedi: Amerika dünya ekonomisinin jandarmalığına soyunması asla kabul edilemez. Avrupalı yetkililere göre Trump’ın Bercam anlaşmasını imzalayan tüm taraflara muhalefet anlamına gelen bu hareketi büyük bir yanlıştır, zira bu hareket uluslararası güvenliği siyasi, askeri ve hatta iktisadi açılardan tehlikeye atmıştır.

Ancak Amerika’nın popülist Başkanı Donald Trump’ın tek yanlı tutumu ve aşırı talepleri ve her şeyi kendisi ve Amerika için istemesi sırf Avrupalı ortakları ile sınırlı kalmadığı belirtilmelidir. Trump ticaret alanında da ağır tarifeleri dayatarak başka ülkeleri de rencide etmiştir. Bu durum hatta G-7 grubu liderler zirvesini de etkiledi. Kanada’da düzenlenen son G-7 liderler zirvesi bir yanda Trump ve karşı tarafta Avrupa liderleri ve Kanada Başbakanı olmak üzere iki cephenin sert tartışmalarına sahne oldu. Bu yüzden gözlemciler G-7 tabiri yerine G 6+1 tabirini kullanmaya başladı ki bu da grup içinde derin anlaşmazlıkların yaşandığını ortaya koydu.

AB’nin ağır topu ve Batı blokunun anahtar üyesi Almanya Başbakanı Angela Merkel şimdiye kadar bir çok kez Trump’ın politikalarını eleştirerek bu politikaları Amerika’nın gücünü arttırmayacağı, bilakis inzivaya itilmesine yol açacağı uyarısında bulundu.

Alman Başbakan Merkel aynı zamanda Trump’ın inzivaya çekilmeyi seven bir lider olarak eleştirerek, sırf kendini düşünen ve başka ülkeleri önemsemeyen bir Amerika asla bir süper güç olamayacağını vurguladı.

Amerika Başkanı Trump’ın sırf Amerika’ya ve bu ülkenin çıkarlarına asalet tanıması hiç kuşkusuz Washington yönetiminin tek yanlı bir politika izlemesine ve uluslararası camianın ve hatta Avrupalı müttefiklerinden farklı bir tutum izlemesine yol açacaktır.

İranlı uluslararası meseleler uzmanı Ruhullah Suri, Amerika yönetiminin başkalarının çıkarlarını hiçe sayması hiç kuşkusuz çok kutuplu bir düzenin oluşmasına daha fazla zemin hazırlayacağını belirtiyor. Trump’la müttefikleri arasında en önemli anlaşmazlıklar ise Paris iklim anlaşması, NATO’nun geleceği, küresel ticaret ve Bercam nükleer anlaşmasından ibarettir.

Fransa’nın sosyalist partisi de Mayıs 2018’in sonlarına doğru Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasından çekilmesine gösterdiği tepkide, Trump’ın bu hareketi Washington’un gönül kazanma diplomasisi artık Avrupa konusunda geçerli olmadığını açıkladı.

Fransız parti konu ile ilgili yayımladığı bildiride Amerika’nın Bercam ve yine Paris iklim anlaşmalarından çekilmesi ve yeni ticari tarifeleri dayatması bu diplomasinin başarısızlığını ortaya koyduğunu belirtti.

Gerçekte Trump ve Amerika yönetiminin Avrupa’ya karşı tutumu ve davranışı, artık Avrupalı ortaklarının görüşlerine asla önem vermediğini ve Atlas okyanusunun karşı kıyısının çıkarlarını gözetmeksizin sırf kendi çıkarlarını gözetlediğini gösteriyor.

Aslında bugün dünyada Trump’ın davranışları ve tutumu sadece Avrupalı ortakları tarafından eleştirilmiyor. Bugün Amerika’nın siyasi ve askeri ve iktisadi alanlarda iki güçlü rakibi olan Rusya askeri ve siyasi alanlarda ve Çin de ticari ve iktisadi alanlarda Trump’ın çeşitli uluslararası meselelere yönelik tutumunu en sert biçimde eleştiriyor.

Kendini hala dünyanın en üstün gücü sanan ve bu kuruntuya göre küresel meseleler için ahkam kesen Amerika bu yüzden Moskova ve Pekin tarafından eleştiriliyor.

Rusya yönetimi şimdiye kadar bir çok kez başta Amerika olmak müzere Batı’nın çeşitli uluslararası meselelerde tek yanlı hareketlerini eleştirmiştir. Moskova’ya göre Amerika’nın bu tutumu BM güvenlik konseyinin görevlerini ve yetkilerini olumsuz etkiliyor ve uluslararası arenalarda kaosa yol açıyor.

Rusya lideri Vladimir Putin ise Rusya açısından Amerika liderliğinde tek kutuplu bir dünya düzeni asla kabul edilemez olduğunu, Moskova asla böyle bir düzene boyun eğmeyeceğini belirtiyor. Gerçekte Moskova son yıllarda dünyada çok kutuplu bir düzen inşa edilmesini amaçlıyor.

Avrupa’nın Rusya ve Çin ile ortak bir tutum içinde bulunduğu konulardan biri Bercam nükleer anlaşmasıdır. Rusya lideri Putin’in danışmanı Yuri Oşakov bu konuda şöyle diyor: Rusya, Fransa ve Almanya liderlerinin Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasından çekilmesine yönelik eleştirel tutumları bu ülkeleri birbirine yakınlaştıracaktır.

Gerçekte Moskova yönetiminin Bercam anlaşmasının Rusya ile Avrupa’yı birbirine yakınlaştırma konusunda etkisi ile ilgili açıklaması iki tarafın bu anlaşmanın korunması ve ayrıca Amerika’nın uluslararası platformlarda tek yanlı sultacı tutumuna karşı çıkılması temeline dayanıyor.

Aslında Rusya ve Çin uzun yıllardan bu yana dünyada çok kutuplu düzeni dış politikalarının öncelikleri olarak benimsiyor. Bu doğrultuda Rusya başta Çin olmak üzere dünyanın yeni iktisadi güçleri ile teamüllerini geliştirmeye çalışıyor. Moskova’ya göre Rusya ve Çin’in çok yönlü teamülleri 21. Yüzyılda milletlerin ilişkilerinde iyi bir model olabilir. Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov’un belirttiğine göre Moskova ve Pekin hem ikili ve hem Avrasya iktisadi birliği, toplu güvenlik anlaşması paktı, BRICS ve Şanghay işbirliği teşkilatı gibi kurumların çerçevesinde çok yönlü ilişkileri sürekli gelişme kaydediyor.

Bundan başka Rusya iktisadi ve siyasi arenalarda yaşanan küresel gelişmeleri gözeterek, yeni uluslararası teşekküllerin eskilerinin yerini almaları gerektiğini, zira eski teşekküller varlık felsefelerini yetirdiğini savunuyor.

Kuşkusuz Rusya’nın bu tutumu ve yeni dünya düzeninde çok kutupluluğu savunmak ve yeni iktisadi ve siyasi teşekküllerin kurulmasına vurgu yapması Amerika’nın çıkarlarına aykırıdır ve bu yüzden Washington yönetimi sürekli bu süreci engellemeye çalışmıştır.

Gerçekte Trump’ın Paris iklim anlaşması, Bercam nükleer anlaşması ve yeni ticari tarifelerin dayatılması gibi durumlara yönelik tutumu ve uluslararası camianın düşüncelerini hiçe sayması uluslararası arenalarda Trump ve Amerika karşıtı bir konsensüsün şekillenmesine zemin oluşturuyor. Bu arada Trump’a karşı muhalefetin ABD kongresinde de üst düzey yetkililerin arasında artmaya başladığı belirtilmelidir. Bu baskılar ve muhalefetler ise Trump ve Amerika’nın uluslararası arenalarda daha da inzivaya itilmesine yol açıyor.