Myanmar’da Müslümanlara dayatılan soykırım - 5
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i115552-myanmar’da_müslümanlara_dayatılan_soykırım_5
Bugünkü sohbetimizde başta ABD ve İngiltere olmak üzere Batılı devletlerin Myanmar’ın askeri yönetimine verdikleri desteği gözden geçirmek istiyoruz.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ağustos 01, 2018 19:04 Europe/Istanbul

Bugünkü sohbetimizde başta ABD ve İngiltere olmak üzere Batılı devletlerin Myanmar’ın askeri yönetimine verdikleri desteği gözden geçirmek istiyoruz.

Geçen bölümde belirtildiği üzere Myanmar’da darbeci generaller Myanmar’ın siyasi düzeninde ve Doğu ve Batı blokları olmak üzere ikiye bölünmesinde etkili rol ifa ettiler ve siyasi çıkarları temelinde siyasi partilere karşı da farklı eğilimlerde bulundular.

Öte yandan Çin ve ABD’nin Myanmar’da rekabetleri devam etti. Gerçi bayan Suchi ve partisi 2015 seçimlerini kazandı, fakat bu kez şartlar ordu generalleri çıkarlarını demokrasi Çin milli birlik partisi ile bir nevi uzlaşmakta görecekleri şekilde gelişti. Bu yüzden generaller bu partinin iktidarın başına geçmesine izin verdi, fakat perde arkasında kalarak iktidarın ana çekirdeklerini kendi ellerinde bulundurmayı sürdürdü.

Aslında Arakan eyaletinde Rohingyalı Müslümanları ihraç ve katliam etme gerçeği, Myanmar’da iktidarın başına geçen sivil yönetimin 969 adlı İslam karşıtı hareketi başlatan şiddet yanlısı radikal budistleri engelleyememesidir. Budist inancında 9, 6 ve 9 rakamları bazı faziletlerin işaretidir. Bu sayıda ilk 9 Buda’nın belirgin sıfatı, 6 rakamı varlık düzeninin işareti ve son 9 da Buda’ya yakın rahiplerin özelliklerinin simgesidir.

Öte yandan Myanmar ordusunun askerleri Myanmarlı generallerin fikri yapısının  etkisi altında kalarak şiddetle İslam karşıtıdır. Bu yüzden ordu askerleri radikal grupların Müslümanlara karşı eylemlerini önlemeleri gerekirken pratikte onlarla el ele veriyor ve Müslümanların katliamına, işkence edilmelerine ve Müslüman kadınlara tecavüz fiiline ortaklık ediyor, ki tüm bunlar da sivil yönetimin pasif tutumundan kaynaklanıyor. Bu arada bazı çevreler bayan Suchi’nin pasifliğini siyasi muhafazakarlığına ve ülkesinde budist çoğunluğun seçimlerde ağır basmasına bağlıyor, fakat bu mazeret asla sivil iktidarın Myanmar’da demokrasi ve azınlık hakları iddialarına rağmen Müslümanların katliamına karşı sessizliğini asla haklı gösteremez.

Öte yandan demokrasi iddiasında bulunan Batılı ülkelerin Myanmar’da yaşanan insani dram veya daha doğrusu facia karşısında sergiledikleri tutum gerçekten düşündürücüdür. Bayan Suchi’ye destek veren Batılı ülkeler ne zaman Myanmar’da Rohingyalı Müslüman azınlıktan söz açılınca Batı’da İslamofobia etkisi altında hareket ediyor ve Müslümanların haklarını pek umursamıyor. Bu arada Amerika konusunda bir başka önemli gerçeği de göz önünde bulundurmak gerekiyor, o da Myanmar ordusunun generallerinin Çin’e yakın durmalarıdır ki bu da Amerika’yı Çin ve Kuzey Kore’nin Myanmar ile askeri işbirliği konusunda kaygılandırıyor.

Bundan başka son yıllarda Amerika ve Çin arasında Doğu Asya bölgesinde rekabetin iyice tırmanması ve bu rekabetin Güney Asya bölgesine de sıçraması yüzünden Myanmar’ın Çin ve Hindistan arasında yer alan bir ülke olarak stratejik konumu başta Amerika olmak üzere Batı’nın ilgisini çekmeye başladığı anlaşılıyor. Görünen o ki Amerika’nın Hindistan ile yakın ilişki kurmasının bir amacı da, her şey bir yana, Çin ve Kuzey Kore yönetimlerini Myanmar’dan uzak tutmaktır.

Gerçekte Çin ve Kuzey Kore’nin Myanmar’da generalleri ve Myanmar ordusunu desteklemeleri ve ayrıca Amerika ve Avrupa’nın yenilerde Hindistan’ın da aralarına katıldığı bölgedeki müttefikleri ile birlikte Myanmar’da demokrasi talep eden akımı ve bayan Suchi’yi desteklemeleri, Amerika ve Çin’in Myanmar’da rekabetleri çok ciddi olduğunu gösteriyor. Eğer Amerika Myanmar’da demokrasi sürecini ve bayan Suchi’yi destekleyerek ordu generallerini bir sivil yönetimin kontrolü altına alabilir ve Myanmar’ı da bölgede kendi müttefiki yapabilirse, o zaman Çin’in Amerika tarafından tam kuşatma altına alındığı düşünülebilir.

Amerika’da demokrat Başkan Barack Obama’nın 2009 – 2017 yılları arasında kalan başkanlık yıllarında Myanmar’da siyasi kanatla askeri kanat arasında rekabet tüm şiddeti ile devam ediyordu. O yıllarda Başkan Obama ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Myanmar’ı ziyaret ederek açıkça bayan Suchi’ye destek verdiler. Bu ziyaretlerin sırasında Amerika yönetimi Myanmar’a büyük yatırımcı firmaları yönlendirme ve onları Myanmar’da yatırım yapmaya teşvik etme sözü verdi.

Barcak Obama hükümetinin Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un Myanmar ziyareti aslında yarım asrın ardından Amerikalı üst düzey bir yetkilinin Myanmar’a yaptığı ilk resmi ziyaretiydi ki bu da başlı başına bu ziyaretin önemini gösteriyordu. Dışişleri Bakanı Hillary Cliton Myanmar’da dönem Cumhurbaşkanı General Tin Sin ile görüşmenin yanı sıra muhaliflerin lideri bayan Suchi ile de bir araya geldi ve Myanmar’da demokrasi sürecini desteklediklerini açıkladı.

Öte yandan Barack Obama da Myanmar’a kısa bir ziyaret gerçekleştiren ilk ABD başkanıydı. O günlerde Batı medyasında Obama’nın Myanmar ziyaretini ele alan medya yazarları bu ziyaretin aslında Çin ve Amerika arasında Güneydoğu Asya bölgesinde devam eden rekabetle ilgili olduğunu vurguluyordu. BBC  ise Amerikalı bir kaynaktan naklen şu iddiada bulundu: Asya’da güçlü varlık sergilemek, Obama’nın Çin’in nüfuzunu önlemek için ve Amerika’nın ihracat piyasalarını genişletmek doğrultusunda dış politika önceliklerindendir. Bir sonraki amaç ise Myanmar ile Kuzey Kore arasındaki siyasi ilişkileri geriletmektir.

Gerçek şu ki, Çin yönetimi Myanmar generallerin iktidarı döneminde Amerika ve Batılı devletlerin ağır yaptırımları altında bulunduğu sıralarda Myanmar ile ortak sınırı bulunan Kuzey bölgelerinde daha önceden oralara yerleşen Çin asıllı nüfusun aracılığı ile geniş yatırımlar yaparak bu bölgelerde nüfuz sahibi oldu. Bir başka ifade ile Myanmar inzivaya itildiği yıllarda Çin bu ülkenin siyasi ve iktisadi açılardan hamisi oldu ve Çin’in yatırımları Myanmar’ın kuzeyine yayıldı ve sonuçta Myanmar’ın ikinci büyük kenti olan Mandalay'da Çinliler nüfusun üçte ikisini oluşturdu.

Ancak bu durum Myanmar’da büyük kayıplara yol açtı. Myanmar’a hakim olan generaller Pekin’e haddinden fazla dayanmayı, Myanmar’ın bağımsızlığını tehdit eden bir nevi acil durum şeklinde telakki ediyordu. Nitekim bayan Suchi’nin serbest bırakılması gibi bir çok reform hareketini de Çin’in nüfuzunu etkisiz hale getirmek amacıyla daha fazla yabancı dost edinme doğrultusunda gerçekleştirdiler.

Myanmar’da Rohingyalı Müslümanların sorunu İngilizlerin Myanmar üzerinde sulta kurmalarından sonra başladı ve İngilizlerin politikaları ile bağlantılı olarak devam etti. İngilizler Rahin eyaletinde Rohingyalı Müslümanların güçlü bağımsızlıktalepliği temelindeki duyguları ve zihniyetlerinin bilincindeydi ve bu duygunun takviye edilmesini önlemek için bazı tedbirleri uygulamaya başladı. İngilizler bu çerçevede budist çoğunluğu Rohingyalı Müslüman azınlıkla karşı karşıya getirdi ve böylece kendi sömürü temellerini pekiştirdi. Böylece Rohingyalı Müslümanlar bu politikanın kurbanı oldu. Aslında bu kavime yönelik katliamlar ve ihraç etme politikasının sebebi şu ki budist çoğunluk, Rohingyalı Müslümanlar fırsat bulursa tarihi Arakan veya Rahin eyaletini Myanmar’dan ayırma peşinde olacaklarını zannediyor.

Genel bir değerlendirmede, İngilizlerin Hindistan ve Myanmar üzerinde sulta kurdukları dönemde uyguladıkları tefrikacı siyasetlerin yüzünden Myanmar’da en çok zarara uğrayan etnik grubun Rohingyalı Müslümanlar olduğu ve kaderleri hala belirsizliğini sürdürdüğü söylenebilir. Zira Myanmar’da diğer etnik gruplar en azından Rohingyalı Müslümanlar kadar milli ve etnik kimlikleri tehlikeye düşmedi. Oysa Rahingyalı Müslümanlar ne Bangladeş ve ne de Myanmar’da kabul edilen bir etnik grup oldu.

Myanmar’da Şan ve Karen ve Çin kökenli kavimler Rohingyalı Müslümanlara nazaran en azından bu ülkenin etnik gruplarından sayıldılar ve katliamlara ve ihraç edilmelere maruz kalmadılar. Gerçi bu etnik gruplar dini açıdan ayrımcılığa maruz kalmış olabilir, ama en azından yabancı sayılmıyorlar. Bu açıdan bakıldığında Rohingyalı Müslümanlar Myanmar’da en mazlum etnik grubu sayılır, nitekim gelecekleri de muğlaklığını sürdürüyor.

Bugün Rohingyalı Müslümanlar uluslararası camia ve kurum ve kuruluşların duyarsızlığı gölgesinde radikal budistlerin katliamına uğruyor, evleri tarlaları yakılıp yıkılıyor. Myanmar yönetimi ise iki siyasi ve askeri kanat arasındaki iktidar savaşından bağımsız olarak pratikte Rohingyalı Müslümanlara karşı uygulanan etnik asimilasyonu teşvik etmeye devam ediyor.