Uyuşturucu madde ile mücadelede gençlerin gözetilmesi
Uluslararası uyuşturucu madde bağımlılığı ve kaçakçılığı ile mücadele konferansı 17 ila 26 Haziran 1987 tarihinde Avusturya’nın Viyana kentinde düzenlendi. Konferansın amacı milletlerin uyuşturucu madde gibi şom bir fenomenle mücadelede siyasi azim ve kararlılığına vurgu yapmaktı.
Viyana’da düzenlenen bu konferansta CMO adı altında bir belge katılımcı ülkelerce onaylandı. Bu belge katılımcı ülkelerce uyuşturucu maddelerin kontrol altına alınma yönünde izlemeleri gereken uygulamaları belirledi ve bu ülkeleri uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadelede uluslararası işbirliğini kesin bir şekilde yürütmekle yükümlü hale getirdi.
Konferansta 4 bölümden oluşan bir belge düzenlendi. Belgede uyuşturucu maddenin tüketim miktarının değerlendirilmesi, uyuşturucu maddenin tüketiminin eğitim yoluyla önlenmesi, medyanın bağımlıları topluma yeni kazandırmak ve tedavi etmekte rolü, illegal haşhaş ekimi yapılan tarlaların yok edilmesi, uyuşturucu madde kaçakçılığı yapan büyük çetelerin çökertilmesi, ülkelerin bu bağlamda hukuki işbirliği yapmaları gibi toplam 35 başlık yer alıyor.
Söz konusu bu belge 26 Haziran 1987 tarihinde katılımcı ülkelerin oy birliği ile onaylandı ve belgenin onaylandığı gün de insanları uyuşturucu madde tüketiminin olumsuz sonuç ve tesirleri hakkında bilgilendirmek amacıyla Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Günü olarak adlandırıldı. Bu doğrultuda her yıl Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Günü için özel bir slogan belirleniyor. Bu yıl geçen sene olduğu gibi “ilk kulak verme, çocukların ve ergenlerin sesine kulak vermek sağlıklı ve güvenli büyümelerine yardım için atılan ilk adım” sloganı belirlenerek çocukların ve ergenlerin sağlıklı büyümelerine yardım etmek ve uyuşturucu madde tüketmek gibi tehlikeli davranışlarını engellemek için daha fazla çaba harcanması gözetildi.
Bugün 26 Haziran günü ve bu yüzden ve Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Günü dolaysıyla sizler için özel bir programlar hazırladık.
Uyuşturucu madde tüketimi belki de insanoğlu yeryüzüne ayak bastığı günün üzerinden geçen süre kadar derin mazisi olabilir, fakat şimdiye kadar hiç kimse bu afetin kesin olarak ne zamandan beri insanların yaşamına girdiğini belirleyemedi. Kuşkusuz bu şom afet tüm ülkelerde çok eskilerden beri var olan bir afettir ve ölümcül tesirleri de herkesçe bilinen bir gerçek sayılır. Ancak günümüzde bu meseleyi, ülkelerin milli güvenliğini ve uluslararası camianın sağlığını ve insanların fikri, ruhi, cismi ve ahlaki sıhhatini tehdit eden bir mesele haline getiren konu, bu şom maddenin her geçen gün artan üretimi ve uluslararası düzeyde kaçakçılığı ve kara ticaretinin hızlı bir şekilde yayılmasıdır.
Günümüzde uyuşturucu madde kaçakçılığı silah ve petrol ticaretinin yanında dünyanın üçüncü büyük ticareti sayılır. 2017 yılı için hazırlanan uluslararası uyuşturucu madde raporunda yer alan verilere göre bu tür maddelerin dünya genelinde 290 milyon müşterisi ve yıllık yüzlerce milyar dolar cirosu bulunuyor. Yine tahminlere göre dünya genelinde uluslararası suç çetelerinin 2014 yılında elde ettikleri illegal gelirin beşte birinin üçte biri uyuşturucu madde ticaretinden elde edilmiştir. Bu şom ticaret maalesef günümüzde hatta sanal ortamda da hızla geliştiği ve alıcıların kimliklerini açıklamadan ve dijital para ödeyerek uyuşturucu madde temin edebildikleri gözleniyor. Bu alanda yapılan son araştırmaya göre Eylül 2013 ila Ocak 2016 tarihleri arasında uyuşturucu madde alış verişinde yıllık %50 artış yaşandığı anlaşılıyor. İnternet üzerinden uyuşturucu madde satın alan tüketicilerin genellikle kanabis, ekstazi, kokain ve yeni sentetik uyuşturucu maddeleri satın aldıkları ifade ediliyor.
Uyuşturucu madde ticaretinde maalesef bazı ülkeler istemeyerek bu ticaretten olumsuz etkileniyor. İran İslam Cumhuriyeti bu ülkelerden biridir, zira dünyanın en büyük uyuşturucu madde üreticisi olan Afganistan ile ortak sınırları bulunmaktadır.
BM uyuşturucu madde ve organize suçlarla mücadele bürosunun raporuna göre Afganistan’da üretilen uyuşturucu maddelerin %53 kadarı İran, %33’ü Pakistan ve %15’i de orta Asya cumhuriyetleri ve özellikle Tacikistan üzerinden kaçak ediliyor. Buna göre her yıl yaklaşık 5 bin ton uyuşturucu madde İran’ın Doğu sınırlarından kaçak olarak ülkeye sokuluyor. Gerçi İran devleti son yıllarda uyuşturucu madde kaçakçıları ve dağıtıcı çeteleri ile amansız bir mücadele sürdürerek şimdiye kadar da resmi yetkililerin açıklamalarına göre bu yolda 37 bin de şehit verdi, ama yine de bu şom ticaretin etkilerinden kurtulamadı.
Bu arada uyuşturucu madde kaçakçılığının getirdiği büyük haksız kazanç bir çoklarının bu ölüm ticaretine el atmalarına sebebiyet verdiği de belirtilmelidir. Bu şom ticaret yüksek iktisadi kazanç sağlamanın yanında, felç edici ve yıkıcı tesirleri yüzünden de zorba devletlerce bağımsız milletlere karşı hasmane bir malzeme olarak kullanılıyor. Bu savaşta düşman silahla değil de uyuşturucu madde ile hedef toplumları çökerterek daimi geri kalmışlıkta tutuyor.
Geçenlerde BM uyuşturucu madde ve organize suçlarla mücadele bürosunun yayımladığı en yeni uluşturucu madde raporuna göre afyon kökenli uyuşturucu maddeler en zararlı uyuşturucu maddeler ve dünya genelinde insanların sağlığını olumsuz yönde etkileyen etkenlerin arasında %70’li payı bulunan etkenler olarak açıklandı. Rapora göre dünya genelinde uyuşturucu maddeleri enjekte etme yoluyla tüketen 12 milyon bağımlı arasında Hepatit-C en çok yaygın olan hastalıktır. Yine bi sayıdan her sekiz bağımlıdan biri, yani yaklaşık 1.6 milyon kişi HIV ve yarısı Hepatit-C hastasıdır ve ayrıca 3.1 milyon bağımlı da her iki hastalıktan acı çekiyor. Öte yandan her yıl yaklaşık 222 bin uyuşturucu bağımlısı da Hepatit-C hastalığı yüzünden hayatını kaybediyor. Bu sayı HIV hastalarının üç katından fazladır.
Günümüzde uyuşturucu madde ve bağımlılığı sorunu ve yarattığı sosyal sıkıntılardan acı çekmeyen hemen hemen bir tek ülke bile yoktur. Her yıl uyuşturucu madde bağımlılarının tedavisi için yüklü paralar harcanıyor, ama buna rağmen uyuşturucu madde kaçakçı çeteleri ve bağımlıların sayısı her geçen gün biraz daha artıyor.
Uyuşturucu madde bağımlılığı sorunu, beşeri toplumları ölümcül pençelerinin tutsağı haline getiren yakıcı ve yıkıcı bir afettir. Bu maddeler insanların düşünme gücünü, yenilikçiliğini, çalışkanlığını ve yapıcılığını özellikle genç kuşakların arasında yok ediyor ve onların ailelerini ve hatta dini inançlarını çökertiyor.
Gözlemlere göre uyuşturucu maddenin en tehlikeli olduğu dönem, ergenlik ve gençlik dönemleridir. Veriler ayrıca bir çok ülkede uyuşturucu bağımlılığı 16 ila 20 yaş arasında başladığını ve 18 – 31 yaş grubunda yer alan gençlerin en çok bu tehdidin altında bulunduğunu gösteriyor. Yine dünyanın bir çok ülkesinde yapılan araştırmalar, uyuşturucu madde tüketimi ergen ve genç yaşta olan insanların arasında hızla arttığını gösteriyor. Gençlerin arasında uyuşturucu madde tüketiminin artışı bireysel şiddet, trafik kazaları, cinsel tehlikeli davranışlar, AIDS gibi hastalıklara yakalanma ve eğitimde sorun gibi durumları da körüklüyor.
Gerçi uyuşturucu maddeleri tamamen yok etmek pek de mümkün gözükmüyor, ama yine de bazı özel tedbirler ve uygulamalarla toplum üzerinde ağırlık eden bu tehdidi hafifletmenin mümkün olduğu ifade ediliyor. Uzmanlara göre uyuşturucu madde bağımlılığı ile sert yöntemlerle mücadele etmek tek başına yeterli olmuyor ve bu yakıcı ve yıkıcı afetle en iyi mücadele yöntemi toplumu bilinçlendirmek ve mücadele sürecini toplumun tüm kesimleri arasında yaygınlaştırmak ve bu yönde kültür oluşturmaktır.
Uyuşturucu madde bağımlılığı ile mücadele etmekte en etkili faaliyetlerden biri, ailelerin bilgisini arttırmaktır. Zira başta gençler olmak üzere aile fertlerinin uyuşturucu maddeye yönelmelerinin önemli bir nedeni aile ocağının kopukluk yaşaması ve bu kurumun üyelerini doğru biçimde gözetlememesidir. Ebeveyn çocuklarına her ne kadar güveniyor olsa bile yine de çocukların merak yüzünden ve deneyimsizliğinin etkisi ile uyuşturucu maddeye yönelebileceklerini bilmeleri gerekir. bu yüzden BM bu yıl uyuşturucu madde bağımlılığı ile mücadele için “ilk kulak verme, çocukların ve ergenlerin sesine kulak vermek sağlıklı ve güvenli büyümelerine yardım için atılan ilk adım” sloganını belirleyerek ergenlerin ve gençlerin önemine vurgu yapmaya çalışmıştır. Zira gençler toplumun dinamik ve aktif kesimidir ve uyuşturucu bağımlılığı hem onları ve hem toplumu ve geleceklerini olumsuz yönde etkileyeceği kesindir.
Ergenleri ve gençleri uyuşturucu madde bağımlılığı ve olumsuz sonuçlarından koruyabilecek bir başka önemli etken, dini inançtır. Araştırmalar dindar insanların stresli durumlara karşı koymakta daha güçlü olduklarını ve olumsuz heyecanlara ve depresyona ve ızdıraba daha az kapıldıklarını ve bu yüzden alkol ve uyuşturucu madde tüketmekten kaçındıklarını ve daha güçlü bir sosyal destekten yararlandıklarını ve sonuçta daha sağlıklı bir yaşam sürdürdüklerini gösteriyor.
Her halükarda uyuşturucu madde tehdidi çok büyük bir tehdittir ve hiç bir zaman gözardı edilmemesi gerekir. gerçi uyuşturucu madde sorunu toplumlarda hızla çözümlenmeyebilir, ama unutmamak gerekir ki uzun yolculuklar daha uzun zaman gerektirir ve her gün sarfedilecek çaba insanı iyi sona biraz daha yaklaştırır.