Mikrobik ve kimyasal silahlarla Dünya mücadele günü
29 Nisan İran ve insanlık tarihinde içler acısı bir günün yıldönümüdür.
Dünya takviminde bugün " kimyasal ve mikrobik silahlarla mücadele günü" olarak kayda geçmiştir. 28 ve 29 Nisan 1987 tarihinde Irak baas rejiminin savaş uçakları İran'ın batısında bulunan Serdeşt kentinin 4 kalabalık bölgesine kimyasal saldırı düzenledi. Bu acımasız cinayet nedeni ile onlarca masum sivil saldırı sırasında hayatını kaybederken binlercesi de yaralandı.
Kısa süreli kimyasal bombardıman sırasında hayatını kaybedenler diğerlerine nazaran daha az acı çektiler. Fakat kimyasal bombaların etkisi ile yaralananlar ise acılar içinde hayatlarını kaybettiler ve bazıları hala bu amansız ağrılar ve acılara Katlanıyorlar. İnsanlık düşmanı Saddam rejiminin Serdeşt kentine yönelik kimyasal bombardımanı sırasında, her şeyden habersiz kendi günlük işleri ile meşgul olan 8 bin kişi kimyasal gazlardan etkilendi. Çoğu çocuklar ve kadınlardan oluşan yaralılar hayatlarının sonuna kadar kimyasal gazların ölümcül etkilerini ve yaralarını üzerlerinde taşıdılar ve halen de taşıyorlar.
Irak Bass rejimi İran’a dayattığı 8 yıllık savaşta ilk kez kimyasal saldırıda bulunmuyordu. Serdeşt kentine düzenlenen kimyasal saldırıdan önce, İran silahlı güçleri ve halk güçleri karşısında savaş meydanında aldığı yenilgiler nedeni ile savunmaya geçmek zorunda kalan Saddam rejimi, kahraman İran güçlerinin direnişi ve saflarını kırmak amacıyla kimyasal silahlar kullandı. Saddam rejiminin İran'a karşı dayattığı 8 yıllık savaşta düzenlediği kimyasal saldırılarda en az 100 bin sivil ve asker yaralanıp şehit düştüler. Kimyasal saldırı yaralıları, bu savaşın bitmesinden 30 sene geçmesine rağmen hala kimyasal bombaların ölümcül etkilerinden kurtulamamış, amansız acılar çekmektedirler. Kimyasal yaralıların çoğu geçen yıllarda şehit olurken, neredeyse her ay onların yaşam mücadelesine yenik düşerek şehit oldukları haberleri duyuluyor.
Kimyasal silahlar kendi aralarında sinir sistemi zehirleri, yakıcı kimyasallar, Akciğeri tahriş edici kimyasallar, sistemik zehirler, kapasite bozucu kimyasallar ve kargaşa kontrol kimyasalları sınıflandırılıyor. Sinir gazları kimyasal silahlar içinde en tehlikeli olanı... Nispeten basit kimyasal tekniklerle üretilen, ham maddeleri ucuz ve kolay bulunan sinir gazları, kolaylıkla atılıp yayılıyor, cilt ve solunum yolundan absorpsiyonları çok hızlı olduğu için kişinin sinir sistemine doğrudan doğruya etki ederek hayati fonksiyonlarını felce uğratıyor. /Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz, "Sinir sistemi yoluyla etki eden sarin gazının belirtileri çeşitlidir. Öldürücülüğü yüksektir. Sinir sitemini etkilediğinden nöbetlere neden olabilir. Ayrıca aşırı terleme, bulantı, kusma, solunum yolları salgılarında, salya ve tükürük artışı gibi etkiler görülebilir. Kimyasal silahların sağlık etkileri açısından boğucu etkenler, tüm solunum yollarını tahrip ederek aşırı nefes darlığı ve solunum durmasına yol açar" dedi. /Dikkat edilmesi gereken konu ise Saddam rejiminin sürekli Kimyasal silah kullanmasına karşı, dünyada insan severlik iddiasında bulunan Amerika ve Avrupa yönetimlerinin politikasıdır. Günümüzde Suriye ordusunun Kimyasal silah kullanması iddiasının ispatla olmadığı bir ortamda bu ülkeye füzeleri ile saldıran ülkeler, Saddam rejiminin İran'a 8 yıllık savaşı döneminde defalarca Kimyasal silah kullanmasına en ufak ses çıkarmazken, Birleşmiş Milletler’de Saddam rejimini kınayan bildirinin onaylanmasını engellediler.
Amerika ve Avrupalı müttefikleri Saddam rejiminin İran İslam Cumhuriyeti ile savaşında yenilgisini önlemek için diktatör rejiminin kimyasal silahlara ulaşmasında her türlü kolaylık ve yardımda bulundular. İşte bu yardımlar ve Saddam rejiminin sivillere bile karşı Kimyasal silah kullanmasındaki cinayetlerine karşı umursamaz tutumları ve politikaları, insanlık ayıbı Saddam rejiminin hiçbir endişe duymadan ve Kimyasal silah mağdurlarının çektikleri acıları yansıtan karelerin dünyada yayılmasının sonuçlarına aldırmadan, acımasızca ve defalarca Kimyasal silah kullanmasına sebep oldu.
Serdeşt kentine yapılan kimyasal saldırı, Amerika'nın Irak’ın İran'a karşı Kimyasal silah kullanmasına tamamen aldırmadığı bir ortamda gerçekleşti. Bu umursamazlık bir süre sonra en az 5000 sivilin Halepçe kentinde kimyasal saldırı sonucu ölümü ile sonuçlandı. Saddam rejimi tarafından yapılan bu vahşi ve acımasız saldırı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğunun Irak tarafından kimyasal silahların kullanılması için bir bildiri ve 9 karara yönelik çabalarının, Washington tarafından veto edilmesinden 9 ay sonra yapıldı. Üstelik Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Saddam rejiminin kimyasal silahları kullanmasını kınayan bildirinin onaylanmasını engelleyen Amerika yönetimi, bizzat 2003 yılında Irak’a saldırmak için kimyasal silahları bahane gösterdi./1938'de Alman kimyager Gerhad Schrader tarafından bulunarak Nazi Almanya’sında katliamlarda da kullanılan sarin gazı, "sinir sistemi zehirleri" grubu arasında sınıflandırılırken, diğer sinir gazlarından renksiz ve kokusuz olmasıyla ayrılıyor. Zaten bu özelliğiyle zor tespit edildiği, aynı zamanda da oldukça güçlü, geniş ve çabuk etki yaptığı için en çok tercih edilen kimyasal silahtır. Etkileri, "Burun akması, göğsün sıkışması, görüşün zayıflaması, nefes almada güçlük, aşırı terleme, adalelerin kasılması, kusma, gözbebeklerinin küçülmesi ve görüşte bulanıklık, sendeleme, şaşkınlık, uyuşukluk, hafıza kaybı, çırpınma, koma, nefesin kesilmesi ve ölümün meydana gelmesi" olarak tanımlanıyor. Çok küçük bir damlasıyla dahi sinir sistemini felç ederek saniyeler içinde canlıları yok edebildiği için, en acımasız savaş aracı sayılan sarin gazı, 1988 yılında Saddam Hüseyin'in Irak'ın Kürtlerin yaşadığı Halepçe'deki 6 bine yakın insanı katletme aracıydı./
Diktatör ve katil Saddam hükümetinin devrilmesinden 6 ay önce Amerika dönem başkanı George Bush 7 Ekim 2002 tarihinde Irak ‘a saldırıyı haklı çıkaracak konuşmasının bir bölümünde şöyle dedi: Saddam Hüseyin İran ve 40 Irak köyüne Kimyasal saldırı direktifi vermiştir. Bu saldırılar en az 20 bin kişinin ölümü ve yaralanmasına sebep oldu.
Saddam rejiminin İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı Kimyasal silah kullanması, Amerika'nın yeni öğrendiği bir konu değildi. Fakat Washington, Irak’ın İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı dayattığı savaşın devam ettiği müddetçe Saddam rejiminin Kimyasal silah kullanmasına karşı pratikte hiçbir tepki göstermedi. Financial Times dergisi 23 Şubat 1983 tarihindeki sayısında ABD Askeri İstihbarat Teşkilatı'nın (DIA) 1980 yılı raporuna değinerek, Bağdat rejiminin İran inkılabının zaferinden önce, yani 1970'li yılların ortasından " aktif" bir şekilde Kimyasal silah elde etmeye çalıştığını ortaya çıkardı.
1982 yılında İran İslam Cumhuriyeti büyük Beyt'ül Mukaddes operasyonu sırasında Irak ordusuna ağır ve ölümcül darbeler vurdu ve stratejik ve önemli Hürremşehr kentini Irak ordusunun işgalinden kurtardığı zaman, siyaset ve saha dengeleri tamamen İran İslam Cumhuriyeti'nin lehine değişti. Dengelerin değişmesi Saddam rejiminin doğulu ve batılı destekçilerini, diktatör rejiminin sarsılması ve hatta devrilmesi konusunda endişelendirdi.
Washington Post gazetesi 4 Eylül 2013 tarihli sayısında, Ronald Reagan yönetiminin 1983 yılında ve İran’ın Basra kentini ele geçirme çalışmaları ardından İran'a dayatılan savaşta Zaferini engellemeye çalıştığını yazdı. Amerika'nın Irak'a destek kararı, 26 Kasım 1983 tarihinde Amerika'nın 114 sayılı ulusal güvenlik talimatlarında kayda geçirilerek, Irak'ın İran'a karşı yenilgisini engellemek için " her türlü yasal ve gerekli eyleme" başvurulması gerektiği belirtiliyor.Washington Post Amerika'nın Irak saldırısından 3 ay önce 30 Aralık 2002 tarihinde yayınladığı bir başka raporda, Amerika başkanları Ronald Reagan ve ardından Baba George Bush’un Saddam rejimine " zehirli kimyasal maddeler ve öldürücü biyolojik virüslerin" satışına onay verdiklerini açığa çıkarttı.
Irak rejiminin kimyasal silahlara ulaşması için Amerika yönetimi ve Avrupalı müttefiklerinin tüm bu yardımları, Irak’ın İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı dayattığı savaş boyunca birkaç kez Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başkanları, bağlayıcı olmayan bildiriler yayınlayarak, Irak'ı kimyasal silahlar kullanma nedeniyle kınadıkları bir ortamda devam etti. Fakat Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde başta Amerika olmak üzere süper güçlerin sahip olduğu nüfuz ve veto hakkı nedeniyle Irak’ın Kimyasal silah kullanmasını engelleyebilecek bağlayıcı bildiri yayınlayamadı. Serdeşt saldırısından önceye 21 Mart 1986 tarihinde Güvenlik Konseyi'nin son girişimlerinden birinde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi çoğu üyelerinin, Irak'ın İran'a karşı sürekli kimyasal saldırısını kınamaya dayalı bir bildiri onaylama çalışmaları, Amerika'nın veto hakkı ile başarısız kaldı. Yapılan oylamada Güvenlik Konseyi üyesi 10 ülke bildiriye Evet oyu verirken, Britanya, Fransa, Avustralya ve Danimarka oylamaya katılmadılar.
Amerika'nın Saddam rejiminin sürekli Kimyasal silah kullanmasına karşı destekleyici tutumu ve bu ülkeye, kimyasal silahlara ulaşması için yaptığı yardımların ardından, Saddam rejiminin kimyasal silahlar kullanmasını bahane ederek bu ülkeye yaptığı saldırı ve işgali, Amerika'nın iç ve dış siyaset alanındaki çelişkili tutumunu ve insan hakları ile ilgili attığı sloganların ne kadar boş olduğunu gösterirken, Washington yalanlarının ifşa edilmesinden dünya kamuoyundan hiç çekinmediği ve ülke içinden ve dışından gelen tepkileri asla umursamadığını gösteriyor.
Irak’ın 1991 yılında Kuveyt’e saldırması ardından Amerika'nın Saddam rejiminin kimyasal silahlar kullanmasına karşı sessizliği ve işlediği cinayetlere göz yumması sona erdi. 11 Eylül 2001 saldırıları ardından Amerika başkan birinci yardımcısı Dick Cheney ve savunma Bakanı Donald Ramsfild'den bizzat dönem başkanı oğul George Bush'a kadar bazı Amerikalı etkin politikacılar, Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olduğu ve de El-Kaide terör örgütü ile bağlantılı olduğu bahanesi ile Irak’a saldırı operasyonunu savundular. Irak'a saldırı ve işgalini savunan kesim, 11 Eylül 2001 olaylarından hemen sonra, böyle bir saldırı için gerekli hazırlıklarda bulunarak saldırı kararları almışlardı. 11 Eylül olaylarından Irak’a yapılan saldırı arasındaki bir buçuk yıllık sürede Amerika ve İngiltere yönetimleri ve istihbarat kurumları, yapılacak saldırı ve işgali haklı çıkarmak için çeşitli sahte belgelerle " casusluk iddialarını" öne Sürdüler.
Böylece batı dünyası ve özellikle Amerika'nın bizzat Irak'a hibe ettikleri kimyasal silahlar binlerce masum kadın erkek, çocuk yaşlının acımasızca ölümüne sebep olurken, Irak’a saldırı ve işgali için bir bahane oluşturdu.Evet, Serdeşt kentinin mazlumiyet belgesi dünyada kimyasal silahların ilk kurban kenti olarak tarihte ebediyen kayda geçti. Bugün bu cinayetin üzerinden otuz yılı geçtiği halde kimyasal bombardımanın mağdurları hala bu tür silahların etkisinden acı çekiyor ve şehit düşüyor. Gerçekte kimyasal silahların yüz bin kadar mağduru çağımızın bu büyük cinayetinin canlı tanıkları ve İran milletinin mazlumiyet belgeleri sayılır./