ABD – Türkiye; eski dost, yeni düşmanlar - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i117853-abd_türkiye_eski_dost_yeni_düşmanlar_1
Amerika ve Türkiye soğuk savaş döneminde NATO paktının iki önemli üyesi olarak karşılıklı geniş ve sıkı ilişkileri olan iki devletti. Bu ilişki Türkiye devleti NATO’nun Güney kanadında ve sovyetler birliği komşuluğunda yer alması yüzünden büyük önem arzediyordu.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Eylül 16, 2018 01:42 Europe/Istanbul

Amerika ve Türkiye soğuk savaş döneminde NATO paktının iki önemli üyesi olarak karşılıklı geniş ve sıkı ilişkileri olan iki devletti. Bu ilişki Türkiye devleti NATO’nun Güney kanadında ve sovyetler birliği komşuluğunda yer alması yüzünden büyük önem arzediyordu.

Eski sovyetler birliği 1991 yılında dağılması ve NATO paktı varlık felsefesi ve görevleri için yeni bir tanımlamaya yönelmesi ile birlikte Amerika ve Türkiye arasındaki askeri ve güvenlik ilişkileri devam etti.

 

Amerika’da oğul Bush’un iktidarı döneminde ve Washington yönetiminin teröre karşı küresel savaş ilanına yol açan 11 Eylül 2001 olaylarından sonra Türkiye Amerika’nın 2003 yılında Irak topraklarına saldırısında lojistik destek bağlamında önemli rol ifa etti.

Böylece hatta soğuk savaş sonrası dönemde de Türkiye Amerika’nın en temel müttefiklerinden biri olmaya devam etti. Hali hazırda da iki ülke askeri ve güvenlik alanlarında geniş çapta işbirliği yapıyor. Bu işbirliğine Türkiye’nin İncirlik hava üssünü Amerika’ya sunmasını örnek vermek mümkün.

 

Amerika’nın Türkiye’deki İncirlik hava üssünde savaş uçakları ve lojistik destek amaçlı uçaklarından başka nükleer taktik silahlarını da bulunduruyor. Amerika hava kuvvetleri İncirlik hava üssünü tekfirci IŞİD terör örgütüne karşı kurduğu sözde uluslararası ittifaka ait savaş uçaklarının barınağı olarak da kullanıyor.  Bundan başka Türkiye, Suriye’nin yasal yönetimini devirmek için 2011 yılında kurulan Arap – Batı ittifakında da Suriye’de bulunan terör örgütlerine destek yönünde önemli rol ifa etti.

 

Ancak Arap – Batı ittifakının şom planları boşa çıkınca ve Ankara yönetiminin bu ittifaka katkı sağlamaktan zararlı çıktığı anlaşılınca Türkiye yönetimi yavaş yavaş Rusya, İran ve Suriye eksenine doğru yönelmeye başladı. Bu yönelmenin simgesi, Türkiye’nin Astana sürecine katılması ve Suriye’nin bazı bölgelerinde çatışmasız bölgeleri kurulmasına ortaklık etmesiydi.

Bundan başka Türkiye’de 15 Temmuz 2016 başarısız askeri darbesi de Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başta Avrupa ve Amerika olmak üzere bu darbede rolü bulunan veya en azından darbeye karşı pasif ve duyarsız bir tutum sergileyen Batı’ya yönelik düşüncelerini değiştirmeye başladı ve bu da Ankara ile Washington ve Brüksel arasını hızla açmaya başladı.

 

Amerika ve Türkiye arasındaki ilişkiler özellikle son iki yılda ve 15 Temmuz 2016 başarısız askeri darbenin ardından ciddi gerginliklere sahne oldu. Ankara yönetimi darbeyi atlattıktan sonra, Washington yönetimini bu darbenin tasarlanması ve uygulanmasından sorumlu tuttu. Bu durum iki ülke arasındaki ilişkilerin eski Başkan Obama döneminde soğumasına yol açtı. Gerçekte Ankara yönetimi bu darbe hakkında şiddetle Amerika’dan kuşku duymaya başladı ve hatta CIA’nin ve Afganistan’daki Amerikalı komutanların bu darbeye doğrudan ve darbecileri desteklemesi ile karıştıklarını ve desteklediklerini gündeme getirmeye başladı. Ankara yönetiminin Washington’u bu yönde suçlamasına yol açan gerekçelerden biri, darbe gecesinde darbecilerin kullandığı F16 savaş uçaklarının İncirlik hava üssünden kalkmış olmasıydı.

 

Kuşkusuz F16 savaş uçakları İncirlik hava üssünde bulunan Amerikalı komutanların bilgisi dışında havalanmış olamazdı. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan Amerika yönetimini darbecilerin yanında olmakla suçladı.

Her halükarda başta Erdoğan olmak üzere Türkiye yetkilileri Amerika’dan şiddetle kuşku duymaya başlamıştı. Erdoğan, bazı ülkeler darbecileri bozguna uğratan Türkiye’nin yanında yer almak yerine darbeyi tasarlayan ve uygulayan darbecilerin yanında yer aldıklarını belirtti.

Öte yandan Erdoğan Amerika yönetiminden Pensilvania’da yaşayan Fethullah Gülen’i iade etmesini istedi. Ankara yönetimi 15 Temmuz 2016 darbesinin ardından Gülen bulunduğuna inanıyor. Ancak Amerika yönetimi türlü bahaneleri ileri sürerek şimdiye kadar Gülen’i iade etmedi.

 

Öte yandan Amerika yönetimi Türkiye’deki başarısız askeri darbe girişiminde eli bulunduğu yönündeki Ankara’nın iddialarını reddederek iddianın anlamsız ve saçma olduğunu açıkladı. Amerika’nın Avrupa’daki birliklerinin komutanlığı bir bildiri yayımlayarak Türkiye yönetiminin son açıklamalarında Amerika’nın başarısız askeri darbede eli bulunduğu yönündeki iddiaları anlamsız olduğunu açıkladı. Bu bildiri, Ankara yönetiminin avukatları ABD hava kuvvetlerinin bazı komutanları hakkında toplu dava açmasına tepki olarak yayımlandı. Haklarında dava açılan Amerikalı komutanlar darbeye karışmakla suçlanırken, bu komutanların İncirlik hava üssü ile bağlantılı oldukları belirtildi.

 

Amerika’da Donald Trump 20 Ocak 2017’de beyaz saraya girmesinden sonra Türkiye’nin üst düzey yetkilileri iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlamasını umuyordu. Üstelik Trump eski Başkanı Obama’nın aksine Türkiye’nin anayasasını değiştirmesi, parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçmesi, darbecilere ve hamilerine sert davranması ve onbinlerce devlet memuru ve askeri işten atması gibi iç meseleleri ile pek ilgilenmiyordu.

 

Bu arada Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerde ihtilafların tırmanması ve Ankara Brüksel hattında sürekli gerginlik yaşanmasından sonra Ankara yönetimi daha fazla Washington’a yönelmeye başladı. Ankara yönetimi özellikle Amerika’dan askeri alanda daha fazla destek ve yardım bekliyordu. Ancak pratikte böyle olmadığı gibi iki ülke arasındaki ihtilaflar daha da tırmanmaya başladı. Son aylarda iki taraf arasında Trump’ın ABD’nin Tel aviv büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve yine Amerika’nın Suriye politikası gibi durumların yüzünden ciddi gerginlikler yaşanmaya başladı.

 

Aslında Türkiye ve Amerika arasında anlaşmazlıklar bundan önce de söz konusuydu. Bu anlaşmazlıkların en önemli olanlarından biri Amerika yönetiminin Fethullah Gülen’i iade etmeyi reddetmesiydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Ocak 2018’de bir açıklama yaparak ellerindeki kanıtlar Amerika yönetiminin Fethullah Gülen’in hamisi olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Erdoğan, Amerika yönetimi Gülen’in arkasında yer aldığını, ona büyük bir arsa verdiğini ve Gülen’e ait tüm villaları koruduğunu vurguladı.

 

Amerika ve Türkiye’nin üzerinde ciddi anlaşmazlık yaşadıkları bir başka konu, Washington yönetiminin Ankara’nın tüm muhalefetlerine rağmen Suriyeli kürtlere askeri ve silah desteği vermesidir. Amerika’nın Suriyeli Kürtlerle silah vermesini ve PKK ve Gülen’i eleştirmesini sert bir dille eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’nın bu örgütlere verdiği silahların sonunda Türkiye’ye karşı kullanacağını bildiklerini ifade etti.

 

Türkiye’nin dönem Başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan da Amerika’nın Suriye’ye yönelik politikasını eleştirdiği açıklamasında, Amerika büyük bir devlet olarak ufak tefek terör örgütlerine dayandığını belirtti.

Aslında Yalçın Akdoğan bu sözleri ile Amerika’nın Suriye stratejisinde YPG gibi küçük bir örgüte dayanmasını kastederek bu politikanın yanlış olduğunu kaydetti.

 

Ankara yönetimine göre PYD ve askeri kanadı YPG, PKK’nin bir kanadıdır ve adının değişik olması mahiyetinin değişik olmasına sebep olamaz. Türkiye yönetimi PYD ve YPG teşekküllerini PKK terör örgütüne bağlı terör örgütleri olarak tanımlıyor.

 

El Monitor sitesi ise şöyle diyor: Donald Trump yönetimi NATO’daki müttefiki Türkiye’nin öfkesine rağmen Suriyeli Kürtlere ve Suriye’de desteklediği örgütlere verdiği silahları iki kata çıkarmak istiyor. Türkiye ise YPG’yi terör örgütü biliyor. Ankara yönetimi YPG’nin PKK ile hiç bir farkı olmadığını düşünüyor ve Erdoğan, Washington yönetimi asla  Suriye’yi bir terör koridoruna dönüştüremeyeceğini ve eğer bunu yapmaya kalkışırsa onları hedef alacağını açıkladı.