Amerika ve Trump'ın Filistin karşıtı yeni adımları-1
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i118645-amerika_ve_trump'ın_filistin_karşıtı_yeni_adımları_1
Bu programımızda, Amerika Başkanı Donald Trump'ın Filistin karşıtı eylemleri konusunu ele almak istiyoruz.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Eylül 30, 2018 14:48 Europe/Istanbul

Bu programımızda, Amerika Başkanı Donald Trump'ın Filistin karşıtı eylemleri konusunu ele almak istiyoruz.

Amerika, 1948 yılında gayrimeşru Siyonist Rejimin kuruluşundan beri bu Rejimin en önemli mali ve askeri destekçisi olmuştur. Barack Obama başkanlık döneminin sonlarında Tel aviv'le 38 milyar dolar değerinde 10 yıllık askeri yardım anlaşmasını imzalayan Amerika hala aynı istikamette hareket ediyor. Son anlaşmanın parasal değeri, 2007 yılında Tel aviv ve Washington arasında yapılan askeri anlaşmadan yüzde 27 kadar daha fazladır. Bütün bunlara rağmen Amerika'nın Siyonist Rejime verdiği destekler, Donald Trump hükümeti döneminde daha önce görülmemiş bir şekilde artış göstermektedir.

Buna istinaden, Amerika'nın 2019 askeri bütçesine göre bu ülkenin Siyonist Rejime verdiği askeri destek de artmıştır. Trump'ın son yıllarda Filistin halkı aleyhine ve tamamen Siyonist Rejim lehine uyguladığı siyasetlerden yola çıkarak Donald Trump'ın Amerika'nın diğer başkanlarına kıyasen kayıtsız şartsız Siyonist Rejimi desteklediğini görüyoruz.

Bu eşi benzeri görülmemiş desteklerin en belirgini ise, Donald Trump'ın Kudüs'ü sözde Siyonist Rejimin başkenti olarak resmen tanıma kararı ve Amerika büyükelçiliğinin bu kente taşınma emriydi. Trump 6 Aralık 2017 yılında Siyonistleri desteklemek siyaseti doğrultusunda, Kudüs'ü resmen Siyonist Rejim başkenti olarak kabul ettiklerini açıkladı ve Amerika büyükelçiliğinin Telaviv'den Kudüs'e taşınması emrini verdi. Amerika büyükelçiliği 14 Mayıs 2018'de, Siyonist Rejiminin 70'inci kuruluş yıldönümünde  1967'den beri Siyonistlerin işgali altında bulunan Kudüs'e taşındı.

Rusya Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Danışmanı Yelena Suponina'ya göre Donald Trump, Kudüs'ü sözde Siyonist Rejim başkenti olarak resmen tanıması ateşle oynamaktır.

Donald Trump'ın bu girişimi, hem Filistin sınırları içerisinde ve  hem Arap ve İslam ülkeleri ve uluslararası arenada sert tepkilerle karşılaştı. Trump'ın Kudüs kararına karşı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararının onaylanmasından sonra, Siyonist Rejim ve onun stratejik ortağı ve en önemli destekçisi Amerika günden güne artan bir baskı ve tepkiyle karşılaştılar.

 Trump'ın Kudüs kararı, Siyonist Rejime bağlılığını göstermek, rızasını almak ve Amerika'daki güçlü Siyonist lobisini arkasına almak için yapılan bir girişim olduğuna rağmen, Birleşmiş Milletler, Uluslararası tepkiler ve özellikle de Paraguay gibi kimi Amerika müttefiklerinin büyükelçiliklerini Kudüs'e taşıma kararlarından vaz geçmeleri, Trump'ın Siyonistleri desteklemek yönündeki siyasetlerinin yenilgiye uğradığının bir göstergesidir.

Viyana Üniversitesi profesörlerinden olan Heinz Gratener'in sözlerine göre Donald Trump tamamen Siyonist Rejim taraftarlığı yapmaktadır. Kanıtlara göre cinayetkar Siyonist Rejim, Amerika'nın bütün himayelerine rağmen günden güne yok olmaya doğru ileri gitmektedir. Özellikle de cinayetkar Siyonist Rejimin Filistinlilerin topraklarını zorla boşaltıp sahiplenmeleri ve sadece temel insani haklarını arayan yerli halkı vahşice bastırmaları gibi girişimler, uluslararası arenada Siyonist Rejime yönelik nefretin günden güne artmasına neden olmuştur.

Trump'ın daha önce eşi benzeri görülmemiş küstahça alınmış Kudüs kararı, Amerika'nın Filistin karşıtı siyasetlerinin daha da şiddetlenmesini gösteriyor. Trump hükümetinin bu doğrultuda aldığı kararları da Filistin konusunda dengeyi tamamen Siyonist Rejim lehine çevirmek istediğinin bir başka örneğidir. Bu doğrultuda Amerikalılar planlanmış bir şekilde, Filistinlilere yapılan mali desteklerin kesilmesiyle Filistinlilerin Yüzyılın Anlaşması adlı Amerikalıların planını zorla onlara kabul ettirmek istiyor.  Amerika Başkanı Donald Trump'ın iş başına geldiğinden beri Filistin karşıtı eylemlerini Siyonist Rejimler koordineli bir şekilde yürütmesi, yeni bir aşamaya ayak basmıştır. Trump'ın Siyonist Rejimi desteklemek yönündeki yaklaşımını açığa kavuşturmak için Amerika'nın Filistin karşıtı eylemlerini göz önünde bulundurmak lazım.

Trump'ın Filistin karşıtı yaklaşımının en önemli göstergesi ise Amerika'nın Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'na yaptığı mali desteklerin kesilmesiydi. Bunun girişim birçok uluslararası tepkiyle karşılaştı. Washington'un bu girişimi Telaviv tarafından olumlu bir şekilde karşılandı ama başka ülkelerden ve özellikle de Amerika'nın Avrupalı ortaklarından tepkiler gelmeye devam etti. Amerika Dışişleri Bakanlığı 31 Ağustos 2018 yılında Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'na yapılan bütün yardımların durdurarak artık bu ajansa yardım yapmayacağını ilan etti.

Son yıllarda Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı bütçesinin yüzde 30'unu karşılayan Amerika, 2018 yılının başlarında, öngörülen 300 milyon dolarlık mali yardımı iptal etti ve yeni bir kararla bu yardımların tamamen durdurulduğunu ilan etti. Washington'un bu son kararı, Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'na yapılan para finansal desteği resmen durdurmakla beraber gelecekte de hiçbir yardım yapılmayacağını kesinleştirdi.

İslami Direniş Hareketi-Hamas'ın sözcüsü Hazim Kasım, Amerika'nın Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'na karşı tavrını Filistinlilerin kendi tarihi topraklarına dönme hakkını yoka sayan bir adım olarak değerlendirdi ve sözlerine şunları ekledi:" Yapılan son müdahalelere baktığımızda Amerika'nın Siyonist Rejimi desteklemenin yanı sıra, Filistin halkının haklarını da ayaklar altına almakta ısrarcı olduğu görülüyor." Amerika'nın Filistin karşıtı eylemlerinin bir başkası da Gazze Şeridi'ne ve Batı Şeria'ya yapılan 200 milyon dolarlık mali yardımın kesilmesidir.

Filistin Ulusal Yönetim Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, Amerika'nın düşmanca tavırlarına değinerek şöyle bir açıklamada bulundu: " Amerika'nın bölge siyasetleri barışın sağlanmasına değil terörizmin yayılmasına yardımcı olmak yönündedir."  Amerika'nın bu girişimleri Filistinlileri Yüzyılın Anlaşması olarak bilinen Amerika planını kabul etmeleri için baskı altında tutmak yönündedir. Bu plana göre Kudüs tamamen Siyonist Rejime devredilecek ve başka ülkelerde bulunan Filistinli avareler de geri dönmeye hakları olmayacaktır. Böylece Filistin devleti de sadece Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da bulunan topraklarda hâkimiyet kurabilecektir. Halbuki Batı Şeria'daki Yahudi yerleşim yerlerinin Filistinlilere ait topraklarda günden güne artması neticesinde bu bölgede Filistin Ulusal Yönetimi için fazla yer bırakılmamıştır.

Washington'un Avrupalı ortakları bile Amerika'nın kayıtsız şartsız Siyonist Rejim hamiliği ve Filistin düşmanlığının Filistin sorununu çözmeyeceğini, tam tersi hasmane girişimlerin Filistinlileri Siyonistlere karşı mücadelede daha da ateşleyeceğini biliyorlar.  Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Amerika'nın Kudüs'ü Siyonist Rejimi başkenti olarak tanıması gibi tek taraflı kararların, uluslararası güvenlik ve barışı zedelediğini ve Filistin sorununun da bir çıkmaza sokulduğunu söylüyor.

Aynı zamanda Amerika devletinin Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'na yaptığı yardımları kesmesi de Amerika'nın Filistin aleyhine yaptığı faaliyetlerin bir başka örneğidir. Bu doğrultuda Avrupa Birliği ortak bir bildiri yayınlayarak Amerika'nın Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'na yapılan yardımlarını durdurması konusunda alınan kararını gözden geçirmesi istenmiştir. Avrupa Birliğine göre Filistin'de, Ürdün'de ve Suriye'de onlarca okulu yöneten Birleşmiş Milletler Yakındoğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı'na yapılan yardımların devam ettirilmesi gerekiyor.

Amerika'nın Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nde Siyonist Rejim tarafında durarak tarafçılık yapması da Donald Trump'ın Filistin karşıtı eylemlerinin bir başka örneği sayılıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, defalarca Siyonist Rejimi, Filistinlilerin temel insani haklarını ihlal ettiğinden dolayı mahkum etmiştir ama Amerikalılar bu kararları umursamadan hep Siyonist Rejimi aklamaya çalışmıştır.

2018 yılının Mart ayının sonlarında Amerika, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin Siyonst Rejimi karşıtı kararlarını eleştirerek bu konseyi terk etmekle tehdit etti. Amerika Birleşik Devletleri Birleşmiş Milletler Temsilcisi Nikki Haley sert bir dille Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin Siyonist Rejim'e karşı aldığı kararları eleştirerek bu kararları gerçek dışı ve adil olmayan kararlar olarak nitelendirdi. Nikki Haley Konsey'in bu tavrının devam etmesi halinde Amerika'nın bu konseyden çekileceğini açıkladı.

Nihayet Amerika 2018 yılının Ağustos ayında bu tehdidini gerçekleştirdi.  Amerika Birleşik Devletleri Birleşmiş Milletler Temsilcisi Nikki Haley Washington'da düzenlenen bir basın toplantısında, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin Siyonist karşıtı tavırlarının kurumsallaştığından dolayı Amerika'nın bu konseyden çıktığını açıkladı. Nikki Haley bu konseyin, isminin hakkını veremediğini savundu. Nikki Haley bir yıl önce şöyle bir açıklamada bulunmuştu: " Amerika'nın bu konseyde kalması için gerekli değişiklikler yapılmalıdır." Bu sözlere bakıldığında bu değişikliklerin yapılmadığı ileri sürülebilir.

Nikki Haley basın toplantısındaki konuşmasında şöyle bir açıklamada da bulundu: " İnsan Hakları Konseyi gerekli reformu yaptığı zaman Amerika da bu uluslararası kuruluşa geri dönecektir." Nikki Haley ayrıca İnsan Hakları Konseyi'ni Siyonist Rejime karşı sonsuz bir düşmanlık yapmakla suçladı ve sözlerine şöyle devam etti: " Bu kuruluş 2018 senesinde Siyonist Rejim aleyhine 5 karar onaylamıştır. Bu da İran, Kuzey Kore ve Suriye aleyhine alınan kararların beş katıdır. "

Her gün mazlum ve masum Filistinlileri katleden Siyonist Rejim, Filistinlilerin kendi tarihi topraklarında yaşamak gibi temel insani haklarını bile yoka saymaktadır. Böylece Filistinliler çok ağır bir baskı altında yaşamakta ve kimileri de bu baskılar sonunda tarihi Filistin topraklarını terk etmek zorunda kalır. Kimi uluslararası kurumlar da bu baskıcı Rejimin eylemlerine karşı tepki göstermektedirler.  

İnsan Hakları İzleme Örgütü Ortadoğu temsilciliği başkanı Sarah Leah Whitson, Siyonist Rejimin Filistinlileri göç etmeye zorlayan siyasetleri ve baskılarıyla ilgili raporda, Siyonist Rejimin Filistinlilere karşı adil davrandığı iddialarının, Yahudiler ve Filistinlilerin ayır ayrı kurallara ve yasalara tabi tutuldukları gerçeği karşısında anlamsız olduğunu ve bunun da Filistinlilere karşı açık bir ayrımcılık olduğunu söyledi.

Amerika, insani cinayetlere ve eylemlere karşı duyarsız bir tavır sergileyerek Siyonist Rejimin demokrasiyi uyguladığını savunuyor. Amerika Siyonist Rejimi, demokrasiyi uygulayıcısı ve insan haklarının savunucusu olarak göstermeye çalışıyor. Bu da Amerika'nın Siyonist Rejime kayıtsız şartsız destek vermesi yönünde uydurduğu yalanların en büyüğüdür.