Trump’ın BM’de ağır hezimeti - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i118685-trump’ın_bm’de_ağır_hezimeti_1
Amerika Başkanı Donald Trump beyaz saraya girdiği günden beri BM ve insan hakları konseyi gibi alt kurumlarına karşı sürekli sert eleştiriler yaptı ve bu kurumların işleyişini sorgulamaya çalıştı.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ekim 01, 2018 07:50 Europe/Istanbul

Amerika Başkanı Donald Trump beyaz saraya girdiği günden beri BM ve insan hakları konseyi gibi alt kurumlarına karşı sürekli sert eleştiriler yaptı ve bu kurumların işleyişini sorgulamaya çalıştı.

Amerika devletinin bu kurumlara ve çeşitli ülkelere mali yardımlarını ön plana çıkaran Trump bundan böyle bu yardımları sıkı bir şekilde denetleyeceklerini ve ancak Washington’un dostu olan ülkelere bu tür mali yardımlarda bulunacaklarını belirtti.

Buna karşın bu durum Amerika devleti BM’yi bir malzeme olarak kullanmasına engel olmuyor. Bu doğrultuda başta Amerika’nın BM daimi temsilcisi Nikki Haley olmak üzere Amerikalı üst düzey yetkililer şimdiye dek bir çok kez bu uluslararası teşkilatın tribününü başka ülkelere ve hatta BM alt kurumlarına saldırmak için kullandılar.

Yine bu doğrultuda Amerikalı yetkililer, BM’nin New York binasında düzenlenen 73. BM Genel Kurul zirvesinden ve ardından da ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği BM Güvenlik Konseyi oturumundan bu hedefleri doğrultusunda yararlanmaya çalıştılar.

Amerikalı yetkililer bu hedeflerine ulaşmak için bir süre öncesinden Trump’ın BM’de yapacağı konuşması hakkında geniş bir kampanya yürüttüler. Bu durum siyaset çevreleri ve siyasi yetkililerin arasında Trump’ın sergileyeceği tutumu hakkında hassasiyet uyandırmıştı.

73. BM Genel Kurul zirvesi 24 ila 27 Eylül 2018 tarihleri arasında New York kentinde düzenlendi. Zirvede 93 Cumhurbaşkanı, 41 Başbakan ve 55 Dışişleri Bakanı konuşma yaptı.

Ancak Amerika Başkanı Trump’ın BM Genel Kurul zirvesinde 25 Eylül Salı günü yapacağı konuşma ta baştan sıkıntı ile karşılaştı. Trump BM Genel Kuruluna belirlenen saatten yarım saat gecikme ile geldi. Bu durum başka ülkelerin liderleri ve üst düzey yetkililerinin konuşma programını bozdu.

Yine Trump’ın konuşmasının başında ortaya attığı bir iddia, zirvede bulunanların alaylı gülümsemeleri ile karşılandı. Trump kendi icraatını Amerika’nın önceki başkanlarına kıyasla en iyi icraat niteledi. Bu iddia zirveye katılanların alaylı gülümsemelerine sebebiyet verdi.

Amerika Başkanı Trump konuşmasında başında bulunduğu yönetimin ekonomik ve askeri alanlarda başarılı olduğunu iddia ederek şöyle dedi: biz bir yıl içinde Amerika’nın askeri bütçesini göz kamaştıracak şekilde arttırdık ve bu durum gelecek yıl için de geçerlidir, ki bu da ordunun ve ABD’nin daha güçlendiği anlamına gelir!

Gerçi Amerika’nın 2019 yılı için askeri bütçesi şimdiye dek görülmemiş düzeyde artış kaydederek 716 milyar dolar seviyesine yükseldi, ama buna karşın Amerika silahlı kuvvetleri bir çok yetersizlikten acı çekiyor. Bu arada Amerikalı bazı araştırma kurumları da Trump’ın iktisadi alanda iyileşme iddialarını sorguladığı gözleniyor.

Bugün Amerika’da vergi mükelleflerinin ödediği vergi ile mali açıdan beslenen firmalarda kaybolan iş fırsatları eski başkanlar Obama ve oğul Bush dönemlerine kıyasla üç kat olduğu belirtiliyor. Böylece Amerika’da küçük ve orta işletmelerin art arda iflas ederek kapanma süreci devam ediyor. Amerika’da Donald Trump beya saraya girdiği günden beri 133 bin Amerikalı işten atıldı. Trump’a destek veren işçi seçmenler açısından Trump’ın onlara yönelik duyarsızlığı sahtekar mahiyetini ortaya koyuyor.

Amerika Başkanı Donald Trump’ın BM Genel Kurul zirvesinde yaptığı konuşmada en önemli gündemi İran ve barışçıl nükleer programıydı. Trump BM binasına gelir gelmez ve konuşması başlamadan önce İran’la ilgili bir soruya verdiği cevapta “İran değişmekten başka çaresi yoktur” dedi. İran ile iyi ilişki kurmak istediğini de belirten Trump, ancak bu mesele hali hazırda mümkün olmadığını söyledi.

Amerika’nın BM daimi temsilcisi Nikki Haley de bundan önce Trump’ın İran’la ilgili tutumu hakkında yaptığı açıklamada, İran halâ büyük bir sorundur ve dünyanın krizzede  bölgelerinde İran’ın ayak izleri görülmektedir, iddiasını ortaya atmıştı. Haley bu yüzden İran ve Ortadoğu bölgesindeki uygulamaları ABD Başkanı Trump’ın BM Genel Kurul zirvesinde yapacağı konuşmanın ana eksenlerinden biri olacağını söyledi.

Amerika Başkanı Trump konuşmasında daha önce ileri sürdüğü iddiaların devamında bir kez daha İranlı yetkililere hakaret etti. Trump İran’ı başka ülkelerin milli egemenlik hakkına saygı duymamakla suçlayarak başka ülkelerden İran’a dayattığı iktisadi baskılarda Amerika’ya katılmaya davet etti.

Amerika Başkanı Trump konuşmasında ayrıca İran’ı Bercam nükleer anlaşmasındaki mali menfaatlerinden bölgesel programı doğrultusunda yararlanmakla suçladı.

Bilindiği üzere İran, Bercam nükleer anlaşmasında nükleer yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programının bazı bölümlerini durdurdu ve Avrupa da 2016 yılında İran’a dayattığı yaptırımları kaldırdı. Ancak buna karşın Amerika yönetimi İran’a dayattığı yaptırımları kaldırmaktan kaçınmaya başladı. Trump Bercam nükleer anlaşmasını İran lehine bir anlaşma niteledi ve Amerika bu anlaşmadan çekildiğinde Ortadoğu bölgesinde bir çok ülke bu kararı desteklediklerini ileri sürdü.

Amerika Başkanı Trump konuşmasının bir başka bölümünde Bercam nükleer anlaşmasından sonraki yıllarda İran askeri bütçesini yüzde 40 arttırdığını ileri sürdü. Ancak gözlemciler Trump’ın bu sözlerini de yalan sözler niteledi. Nitekim bazı raporlara göre İran’ın 2015 yılında askeri bütçesi yaklaşık 11 milyar dolardan 2017 yılında 14 milyar dolara yükseldi ki bu da ancak yüzde 30’luk bir artışa denk geliyor.

Gerçekte İran’ın askeri bütçesinde yaşanan artış, Trump’ın iddia ettiği yüzden çok altındadır. Üstelik Trump konuşmasında bir kez daha İran İslam Cumhuriyeti’ne hakaretler yağdırdı ve iftiralar atarak tehditler savurdu. BM ülkelerinden İran’ı münzevi etme talebinde bulunan Trump, 5 Kasım 2018’den itibaren amacı İran petrolünün satışını engellemek olan yeni yaptırımların başlayacağını belirtti.

Amerika Başkanı Trump konuşmasında Kuzey Kore yönetimi kendisi bu ülkenin lideri Kim Jung Un’la görüştükten bu yana takdire şayan uygulamalarda bulunduğunu ileri sürdü. Ancak Trump’ın bu iddiası da ortada duran gerçeklerle örtüşmüyor. Zira söz konusu görüşme Singapur’da gerçekleştikten sonra Piyong Yang yönetimi sadece görecede nükleer ve füze denemelerini durdurdu. Trump ayrıca Kuzey Kore yönetimi bazı askeri tesislerini imha ettiğine işaret ederek bu gelişmeyi de Kuzey Kore ile müzakerelerde ilerlemenin işareti niteledi. Oysa Kuzey Kore’nin nükleer tesisleri halâ aktiftir ve hatta Piyong Yang’ın daha fazla uranyum zenginleştirdiği yönünde duyumlar söz konusudur.

Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da Temmuz 2018’de senato dış ilişkiler komisyonunun oturumunda Kuzey Kore’de nükleer maddelerin üretimine devam edildiğini açıkladı.

Gerçekte daha önceden de beklendiği üzere, Amerika yönetimi yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve Kuzey Kore’den tek yanlı bir şekilde yükümlülüklerini yerine getirmesini beklemesi, iki taraf arasında varılan anlaşmayı sıkıntıya soktuğu gözleniyor

Kuzey Kore yetkilileri beyaz saray yetkilileri Singapur anlaşmasının bazı bölümleri uygulanmasına karşı Piyong Yang’ın isteklerini yerine getirme yolunda belli ve anlamlı bir adım atmadıklarını, bilakis Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımları uzatarak baskılarını arttırdıklarını belirtiyor.

Dolaysıyla Singapur anlaşması pratikte askıya alındığı gözleniyor. Üstelik Trump konuşmasında açıkça BM’den Kuzey Kore’ye uyguladığı yaptırımları daha da ağırlaştırılmasını istedi. Bu talep Kuzey Kore açısından Amerika yönetiminin bu ülkeye karşı olumsuz tutumunun bir başka işareti sayılır.

Amerika Başkanı Donald Trump konuşmasının bir başka bölümünde de yine çok çirkin ve asla diplomatik sayılmayan bir ifade ile petrol ihraç eden ülkelerin örgütü OPEC’i dünyanın başka ülkelerinin cebini boşaltan yan kesici niteledi. Trump, OPEC petrol piyasasında tekel kurduğunu, kendisi böyle bir şeyi sevmediğini, başkaları da sevmemeleri gerektiğini söyledi. Trump ayrıca Amerika OPEC’e üye olan bir çok ülkeye destek verdiğini, fakat bu ülkeler petrol fiyatlarını yükselttiğini, Amerika bundan böyle petrol fiyatlarında artışı kabul etmeyeceğini kaydetti.

Ancak ne var ki ABD Başkanı Trump’ın OPEC’ten haksız istekleri bu kurumun muhalefeti ile karşılaşıyor. Trump başta Suudi Arabistan olmak üzere Ortadoğu bölgesindeki müttefikleri petrol üretimini arttırarak İran petrolünün satışının engellenmesinden doğaca boşluğu doldurabileceklerini zannediyordu. Ancak gelişmeler Trump’ın bu yöndeki düşüncesi ve sonuçta petrol fiyatlarının düşmesi ile ilgili amacı ciddi engellere takıldığını gösteriyor.

Bu doğrultuda Rusya ve Suudi Arabistan petrol üretiminde her türlü ani artışın mümkün olmadığını belirterek pratikte Trump’ın üretim artışı yönündeki talebini reddettiler.

Konu hakkında bir açıklama yapan Arabistan Enerji Bakanı Halid Falah, Riyad fiyatları etkilemeyeceğini ve daha fazla üretmek için gerekli olan kapasitelere sahip olmalarına karşın bunu şimdilik zaruri görmediklerini belirtti. Rusya Enerji Bakanı Aleksandır Noak da acilen üretim artışı zaruri olmadığını belirterek, Amerika ile Çin arasındaki ticari savaş ve Amerika’nın İran’a dayattığı yaptırımlar petrol piyasaları için yeni sorunlar olduğunu belirtti.

Amerika Başkanı Trump konuşmasının bir bölümünü de BM insan hakları konseyi ve uluslararası ceza mahkemesini eleştirmeye ayırdı.

BM insan hakları konseyini eleştiren Trump bu konseyi BM için utanç kaynağı niteledi. Trump BM elçileri Nikki Haley bu konseyin değişmesi için bir öneri hazırladığını, konseyde gerçek reformlar yapılmadığı sürece Amerika bu konseye geri dönmeyeceğini vurguladı.

Uluslararası ceza mahkemesini de sert bir şekilde eleştiren ABD Başkanı Trump mahkemeyi zalimlerin kulağına fısıldayan müzik niteledi. Trump, Amerika insan hakları konseyinden çekildiği aynı gerekçelere dayanarak uluslararası ceza mahkemesinin kararlarını uygulamayacağını vurguladı. Gerçekte Trump her zamanki gibi uluslararası kurum ve kuruluşları eleştirdi ve hatta tehditler savurdu.

Aslında Amerika Başkanı Trump’ın BM insan hakları konseyine karşı İsrail’in lehine tavır koyması, Filistin karşıtı bir başka uygulamasıdır. Amerika Ağustos 2018’in sonlarına doğru konseyi İsrail karşıtı olmakla suçlayarak bu konseyden çekildi. Bundan önce de Amerika’nın BM daimi temsilcisi Nikki Haley, Amerika ancak gözetlediği reformlar gerçekleşirse bu konseyde kalacağını belirtmişti. Bu yüzden şimdi Amerika’nın gözetlediği reformların gerçekleşmediği anlaşılıyor.

Amerika Başkanı Trump’ın konuşmasında dikkat çeken bir başka konu, sosyalizme saldırmasıydı. Trump tüm ülkelerin sosyalizme ve beraberinde getirdiği felakete karşı direnmeleri gerektiğini belirtti. Venezüella’da yaşanan iktisadi krize değinen Trump, bu ülkenin yaşadığı sorunların sebebi, sosyalizm olduğunu, sosyalizm ülkeleri yok ettiğini ileri sürdü. Trump ayrıca Venezüella Cumhurbaşkanı Madoro ve yakınlarına yeni yaptırımlar uygulayacaklarını açıkladı.

Amerika Başkanı Trump konuşmasında Venezüella eskiden dünyanın en zengin ülkelerinden biri olduğunu iddia etti, ancak bu iddia da ekonomi uzmanlarınca reddedildi. Brookings düşünce merkezi uzmanı Dany Bahar, Venezüella’ya dünyanın en zengin ülkelerinden biri demek biraz abartmalı olduğunu belirtti.

Gözlemciler ise Venezüella’nın içinde bulunduğu iktisadi kötü şartları Amerika’nın bu ülkede muhalifleri desteklemesi ve bu çerçevede Venezüella’ya yaptırım ve baskı uygulamasına bağlıyor.