Amerika; Ayrımcılıkların İmparatorluğu - 1
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i124211-amerika_ayrımcılıkların_İmparatorluğu_1
Amerika’da polis teşkilatının bu ülkede yaşayan azınlıklara ve hatta bu kesimin bir üyesi olan çocuk yaştaki zanlılara karşı uyguladığı sebepsiz şiddet, son yıllarda Amerikan toplumunda derin kaygılara yol açmış bulunuyor.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ocak 18, 2019 13:06 Europe/Istanbul

Amerika’da polis teşkilatının bu ülkede yaşayan azınlıklara ve hatta bu kesimin bir üyesi olan çocuk yaştaki zanlılara karşı uyguladığı sebepsiz şiddet, son yıllarda Amerikan toplumunda derin kaygılara yol açmış bulunuyor.

Görünen o ki Amerikan toplumunda polisler tarafından dini ve etnik azınlıklara karşı uygulanan şiddetin kökleri bu ülkede ta ilk çağlardan bu yana süregelen derin bir ırkçılığa dayanıyor.

Öte yandan muhaliflerce polis barbarlığı olarak tabir ettikleri Amerikan polisinin şiddet içerikli davranışları aslında bu ülkenin toplumunda kök salan şiddetin bir yansımasıdır. Amerika başta İngilizler olmak üzere Avrupalı göçmenler tarafından kuruldu ve köle ticareti ve onların iş gücü ile ilerledi.

Amerika’da azınlıklar ise siyahiler, kızılderililer ve sarı derililer gibi etnik azınlıklar ve yine Müslümanlar, Yahudiler ve budistler gibi dini azınlıklardan oluşuyor.

Bundan pek uzak olmayan yıllar önce siyahi azınlıklar Amerika’da tarlalarda ve diğer bazı sektörlerde köle ve işçi olarak çalıştırılıyordu. İkinci etnik azınlık yani kızılderililer Amerika kıtasının esas sahipleri sayılıyor, fakat bu insanların servetleri beyazlar tarafından yağmalanarak yoksul hale getirildi, ama yine de çalışan insanlar sayılır. Asya kıtasından gelen sarı derili azınlık ve yine Latin Amerika’dan gelen ve Latino azınlığını oluşturan insanlar da düşük ücret karşılığında daha fazla çalıştıkları ve işlerini titizlikle yaptıkları için Amerika’nın çeşitli sanayi sektörlerinde işe alındı.

Gerçekte şimdiki modern ve gelişmiş Amerika bu konuma gelmesini sözü edilen renkli derili azınlıkların emeklerine ve daha doğrusu beyazlarca sömürülmelerine borçludur. Amerika’da dört renkli derili azınlığa beşinci ve altıncı azınlıkları da eklemek gerekir. ABD polisinin şiddetine maruz kalan bu iki azınlık kesimi Müslüman azınlık ve yine siyonizm karşıtı olan Yahudi azınlıktır.

Sözde liberal olan Amerika’nın kapitalist iktisadi düzeni ise azınlıklara hiç bir ilerleme ve gelişme şansı tanımıyor ve hatta onları türlü bahanelerle ezmeye çalışıyor.

Aslında Amerika’nın kapitalist ekonomisi sadece bu ülkede yaşayan azınlıkları değil, aynı zamanda Amerika halkının geniş kitlelerini de olumsuz etkiliyor. Bu etkinin sonucunda Amerika’da Wall Street’i işgal edin, hareketi başladı. Gerçi bu hareket ABD polisinin sert müdahalesi sonucunda başlar başlamaz bastırıldı.

2011 ve 2012 yıllarında Wall Street hareketine katılan protestocular bu ülke nüfusunun yüzde 99 kadarını oluşturdukları halde servetin sadece yüzde 1 kadarına sahip olduklarını ve geriye kalan yüzde 99’luk servetin yüzde 1 kadar olan sermaye sahiplerinin elinde bulunduğunu belirtiyordu.

Bugün Amerika’da bu durum aynı şekilde devam ediyor. Bu arada Amerika’da yoksulluğun tadını en çok ta eski zamanlardan bu yana ırkçılığa maruz kalan, hapse atılan ve beyaz polisten şiddet gören azınlıklar hissediyor.

Amerika devletinin ayrımcılığı yüzünden bu ülke nüfusunun yüzde 12 kadarını oluşturdukları halde Amerikalı siyahiler yoksulluk ve ayrımcılıkların yüzünden Amerikan toplumunun suçlularının yüzde 50 kadarını oluşturuyor. Aslında Amerika’da siyahilerin yoksulluğu bu insanları istemeyerek de olsa, suç işlemeye yöneltiyor ve bu yüzden aralarında suç oranları sürekli artıyor. Amerikalı siyahilerin arasında suç oranı yüksek olması polislerin tüm siyahilere zanlı gözüyle bakmalarına ve sonuçta bu insanlara karşı şiddet uygulamalarına ve onları gerekli gereksiz yere tutuklayarak hapse atmalarına sebebiyet veriyor.

Amerika’da siyahi kadınlar da şiddetten nasipsiz kalmıyor ve bu durum kısır döngü gibi sürekli tekrarlanıyor. Böylece ırkçılık siyahi kadınlara yönelik cinsiyet ayrımcılığına dönüşüyor. Gerçekte siyahi erkeklerin hapse atılmasının ardından siyahi kadınlar genellikle çok sayıda çocuklu aileleri geçindirmek zorunda kalıyor ve bunun için başta fuhuş olmak üzere her türlü işi yapıyorlar. Bu arada ailelerine bakmak zorunda kalan kadınların mali yoksulluğu siyahilerin arasında suç oranını arttırıyor ve bu da beyazların onlara karşı olumsuz düşünmelerine sebep oluyor.

Siyahi erkeklerin hapse atılmaları, onların davranış modellerini çocuklarına intikal ettiriyor ve bu sürecin bir türlü sonu gelmiyor. Bu durum Amerikan toplumunda sınıfların arasındaki uçurumları daha da derinleştiriyor ve mahalleleri ve eyaletleri birbirinden ayırıyor, öyle ki siyahi bir üniversite hocası beyazların müreffeh bir mahallesine geldiğinde tüm gözler ona doğru çevriliyor ve en ufak hareketi bile gözetim altına alınıyor. Böyle bir insanın davranışları hatta alış veriş sırasında ve para öderken bile dikkat çekiyor ve tüm bu söylenenler Hollywood sinemasında olduğu gibi Amerikan toplumunun gerçek yaşamında göze çarpıyor.

Son yıllarda Hollywood sinemasında kızılderilileri ve siyahileri kötüleyen bir çok ırkçı film ekranlara girdi. Bir milletin doğuşu gibi Hollywood eserlerinde siyahilere karşı ırkçılığın izleri açıkça göze çarpıyor.

Yine Hollywood sinemasının diğer bazı eserlerinde kızılderililerden şiddet yanlısı bir imaj sunuluyor. Örneğin Zanlı adlı filmde Hollywood polislerin siyahilere yönelik şiddetini ve Şayan kabilesinin sonbaharı adlı filmde de Amerikalı beyazların kızılderililere kaşı şiddeti gösteriyor.

Gerçekte Amerika’da ırkçılık özellikle siyahilere karşı uygulanan ırkçılık kuramsal hale gelen bir konudur. Amerika’da ırkçılık bu ülkenin kölelik tarihi ile iç içedir ve kökleri 17. Yüzyıllara dayanır. Gerçi Amerika’da kölecilik düzeninin üzerinden asırlar geçti, fakat bu ülkede siyahilerden tutun da diğer göçmen azınlıklar sürekli ırkçılık durumu ile karşı karşıyadır, öyle ki hatta Amerikalı beyazlar bile bu konuyu itiraf etmektedir.

Amerika’nın ilk ve tek siyahi Başkanı Barack Obama 2013 yılında beyaz bir polisin 18 yaşındaki siyahi bir genci suçsuz olduğu halde öldürmesi ve mahkeme tarafından beraat etmesinden sonra yaptığı açıklamada, Amerika’da beyaz polislerin kötü muamelesine maruz kalmamış Afrika kökenli Amerikalı vatandaşlara rastlamanın mümkün olmadığını, kendisi de bizzat böyle bir durumu tecrübe ettiğini belirtti.

Amerika’da polis teşkilatı ve yargı kurumunun siyahilere karşı sistematik ayrımcılığı ve halkın protesto eylemleri en sert biçimde bastırılması, bu ülkede azınlıkların ve renkli derililerin insan hakları açık bir şekilde ihlal edildiğini ortaya koyuyor.

Amerika devleti hiç utanmadan bir de bağımsız ülkelerin insan hakları durumu ile ilgili yıllık raporlar yayımlıyor ve bu ülkenin başkanları yasaları düzeltmek ve polis teşkilatının ırkçılığına ve şiddet uygulamasına son vermek yerine sadece siyahilere yönelik teselli açıklaması yapmakla yetiniyor. Bu durum ise polislerin siyahilere ve diğer azınlıklara karşı şiddet uygulamasına hiç çekinmeden devam etmelerine sebebiyet veriyor.

Amerika’da polislerin uyguladığı şiddetin bir örneği California eyaletinin San Bernardino kentinde yaşandı. Bu olayda 9 polis bir zanlıyı dakikalarca darpetti. Yine Ferguson kentinde beyaz bir polisim suçsuz bir genci katlettiği olayın yıldönümünde Amerika genelinde düzenlenen barışçıl protesto eylemleri sırasında polis gücünün uyguladığı şiddet yüzünden yine siyahi bir genç kamuoyunun gözü önünde katledildi. Bu tür hadiselerin sürekli tekrarlanması Amerika’da ırkçı ve şiddet içerikli davranışın polis teşkilatında kuramsal hale geldiğini ve yargı kurumunca da desteklendiğini gösteriyor.

Amerika’nın Afrika etüt uzmanı Randy Short bu konuda şöyle diyor: ABD polisinin uygulamalarını araştıran bağımsız bir müessese, polislerin halka yönelik davranışı ile ilgili yüz kadar film ve belgeyi inceledikten sonra  bir rapor yayımlayarak polislerin sivillere karşı şiddet uyguladığını ve gereksiz yere insanların üzerine ateş açtıklarını doğruladı.

Amerikalı uzman Short Amerikalı polislerin ülke genelinde siyahilere karşı şiddet uygulamasını bir nevi sistematik etnik asimilasyon olduğunu belirtiyor.