Trump ve iki yıllık sansasyonel başkanlığı
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i124370-trump_ve_iki_yıllık_sansasyonel_başkanlığı
Amerika Başkanı Donald Trump 2016 yılında düzenlenen başkanlık seçimlerini kazandıktan sonra 20 Ocak 2017’de beyaz saraya girdi.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ocak 21, 2019 15:38 Europe/Istanbul

Amerika Başkanı Donald Trump 2016 yılında düzenlenen başkanlık seçimlerini kazandıktan sonra 20 Ocak 2017’de beyaz saraya girdi.

Şimdi o günün üzerinden tam iki yıl geçiyor. Trump bu süre içerisinde bir çok sansasyonel uygulamalara ve politikalara imza attı ve Amerika’nın iç ve dış politika arenalarını sarstı.

Hali hazırda Amerika Başkanı Trump’ın göçmenlerle ilgili politikasında asla esnek davranmaması ve özellikle Meksika sınırında duvar inşa ettirme konusunda demokratların kontrolünde bulunan temsilciler meclisi ile ciddi anlaşmazlık yaşaması yüzünden federal hükümet yaklaşık bir aydır tatile girdiği gözleniyor. Bu konu başlı başına Trump’ın başkanlığı dönemindeki Amerika’nın anormal ve sansasyonel bir süreç yaşadığını gösteriyor.

Gözlemcilere göre Amerika Başkanı Donald Trump bu ülkenin eski başkanlarının izlediği birçok eski geleneklerini ayaklar altına almış ve art arda Amerikan medyasını ve bu ülkenin yargı sistemini itibarsızlaştırarak kamuoyunun başta devlet erkanları olmak üzere birçok Amerikalı kuruma yönelik güven duygusunu derinden sarsmıştır.

Yine birçok gözlemciye göre, Amerika’da Donald Trump’ın başkanlık dönemi bu zatın ileri sürdüğü tüm iddiaların aksine işsizlik oranı yükselmiş, ekonomik büyüme endeksi gerilemiş, ırkçılık had safhaya tırmanmış, ateşli silahlarla ölüm oranı tavan yapmış ve Amerika genelinde İslam karşıtlığı da açıkça artış kaydetmiştir.

Amerika Başkanı Donald Trump dış politika ve dış ilişkiler arenasında da Çin ile ticari savaş başlatmak, Avrupalı ortakları ile NATO bütçesi ve Bercam nükleer anlaşmasından çekilmek gibi konularda geniş çaplı anlaşmazlık yaşamakla beraber Amerika’nın dış politikası ve başka ülkelerle ticareti alanlarında oldukça gergin bir dönemi yaşatmıştır. Trump aynı zamanda Amerika’nın 2019 yılında askeri bütçesini 719 milyar dolar seviyesine yükselterek bu ülkenin askeri gücünün takviye edilmesine ve dünyanın çeşitli bölgelerine müdahale yeteneğinin arttırılmasına zemin hazırlamıştır.

Bu arada ABD Başkanı Trump’ın Amerika’nın iç politika arenasında en tartışmalı hareketlerinden biri, göç politikası çerçevesinde Meksika sınırında betondan duvar inşa etmek üzere 5 milyar 700 milyon dolar bütçe tahsis edilmesinin üzerinde ısrarla durmasıdır. Ancak Trump’ın bu talebi temsilciler meclisinde çoğunluğu elinde bulunduran demokrat partinin sert direnişi ile karşılaştığı gözleniyor. Bu meselenin hatta ABD Başkanı Trump’la temsilciler meclisinin demokrat Başkanı Nancy Pelosi’nin kişisel münakaşalarını tetiklediği ve iki lideri birbirine düşürdüğü anlaşılıyor. Örneğin Pelosi Trump’ın güvenliğini temin etmenin zor olacağını bahane ederek, Trump’ın kongrede yıllık konuşmasına karşı çıktı, Trump da bilmukabil Pelosi ve beraberindeki heyetin Asya ve Avrupa kıtalarına ziyareti için devlete ait özel uçakları tahsis etmeyi reddetti.

Gözlemciler Amerika’da beyaz sarayla kongre arasında siyasetin bu denli kişiselleşmesi ve adeta çocuksu inatlaşma seviyesine kadar indirgenmesi Amerikan tarihinde görülmemiş bir durum olduğunu belirtiyor.

Washington eyaletinin senatörü Patty Murray, beyaz saray liderlerinin davranışlarını anaokuldaki eski öğrencilerinin davranışlarına benzetti. Murray doğrudan Trump’ın adını telaffuz etmedi, fakat bu açıklaması, Trump’ın Pelosi’nin Afganistan ziyaretine tepki göstermesinden sonra yayımlandı. Trump twitter hesabında federal hükümetin tatile girmesine işaret ederek şöyle yazmıştı: Neden 800 bin kişi maaş alamadığı bir sırada Nancy Pelosi ve beraberindeki diplomatlar ülkeyi yedi günlük bir seyahat için terk etmeli?

ABD Başkanı Trump’ın çok ses getiren bir başka sansasyonel icraatı, eski Başkan Barack Obama’nın Obamacare adı ile ün yapan sağlık sigortası yasasını iptal etmekti. Gerçi Obamacare yasası feshedilmesine karşın 2019 yılına kadar uygulandı, fakat Amerika’da bu bağlamda geleceğin çok karanlık olduğu ve sağlık sigortasından yararlanabilecek insanların sayısı ve onlara verilen hizmetlerin seviyesi çok düşeceği belirtiliyor.

ABD Başkanı Trump, cumhuriyetçilerin sağlık hizmetleri için büyük projelerden yana olduklarını ileri sürüyor, fakat Trump’ın attığı bir twitte gündeme getirdiği bu iddianın esas itibarı ile yalan olduğu anlaşılıyor. Gerçekte Donald Trump yönetimi eski Başkan Obama’nın Obamacare yasasını iptal etmesine karşın şimdiye kadar hiç bir alternatif plan sunmadı.

Aslında Amerika’da cumhuriyetçiler eski Başkan Obama’nın Obamacare adı ile ün yapan sağlık sigortası yasasını feshetmek için büyük çaba harcamıştı. Belki de bu yüzden Amerika Başkanı Trump Aralık 2018’in başlarında Teksas’ın kuzeyinde bir mahkemenin Obamacare  yasasının iptal edilmesi gerektiği yönünde bir karar vermesini büyük sevinçle karşıladı. Oysa bu karar Amerikalı 20 milyon vatandaşın bedava sağlık sigortasından yararlanmaktan mahrum kalmasına yol açıyor.

 Amerika Başkanı Donald Trump mahkemenin kararını değerlendirdiği açıklamasında Obamacare programını eleştirdi ve kongreden bu yasayı değiştirmelerini istedi. Trump attığı twitinde şöyle yazdı: daha önce de öngördüğüm gibi Obamacare yasası anayasaya aykırı bir facia olarak tanındı. Şimdi kongre güçlü bir yasa çıkarması ve eski sağlık düzenini desteklemesi gerekir.

Böylece Trump Obamacare yasasının bir an önce tamamen yürürlükten kaldırılmasını istediğini gündeme getirdi, ancak şimdi demokratların temsilciler meclisinde çoğunluğu ele geçirdiklerine göre bu talebinin hayata geçmesi ihtimal dışı görünüyor.

Amerika Başkanı Trump son iki yılda dış politika alanında da çok kötü bir karnesi oldu. Trump beyaz saraya girdiği günden itibaren uluslararası meselelere yönelik tek yanlı bir tutum izlemeye başladı. Ancak Trump’ın tek yanlı politikalarını sürdürme konusunda ısrarını sürdürmesi, günümüz dünyasında uluslararası ilişkilerde çok yönlülüğün tehlikeye girmesine yol açmaya başladı. Nitekim birçok ülkenin devlet adamları ve BM gibi uluslararası kurum ve kuruluşların üst düzey yetkililerinin Trump’ın tek yanlı politikalarından kaygı duyduklarını beyan etmeleri, uluslararası camianın çok yönlü olma özelliğinin korunmasını istediğini ortaya koyuyor.

Günümüzde Amerika devleti sadece Çin ve Rusya gibi küresel güçler ve İran gibi bölgesel güçlere karşı husumet gütmüyor. Amerika aynı zamanda Atlas okyanusunun karşı kıyısında yer alan ve en güçlü müttefiki olan Avrupa ülkeleriyle de ciddi sıkıntı ve gerginlik yaşıyor. Fransız uzman Marie Cecile Naves, ABD Başkanı Trump’ın politikaları dayatmaya, blöf ve perde arkası anlaşmalara dayanan ve şahsına özel olan politikalar yürüttüğünü belirtiyor.

Amerika Başkanı Trump’ın başkanlığı döneminde en önemli özelliklerinden biri de, bölgesel ve küresel anlaşmalara ve konvansiyonlara ve paktlara karşı olumsuz tutumudur. Trump yönetimi iki yıl içinde Paris iklim anlaşması, Bercam nükleer anlaşması, Büyük okyanusun iki kıyısı arasında serbest ticaret anlaşması, BM insan hakları konseyi ve UNESCO gibi kurumlardan çekildi. Trump ayrıca ticari politikalarının doğrultusunda dünya ticaret örgütünden de çekileceği tehdidini savurdu. ABD milli güvenlik konseyi eski üyelerinden Robert Malley, Trump’ın tek yanlılığı Amerika’yı inzivaya ittiğini belirtiyor.

Amerika Başkanı Trump şimdiye kadar birçok kez Amerika’nın dostlarını ve düşmanlarını sert bir dille eleştirdi. Bu eleştiriler Amerika’nın doğu Asya bölgesi ve ayrıca Atlas okyanusunun karşı kıyısı ile ilişkilerini çalkantılı hale getirdi.

Amerika Başkanı Trump bu çerçevede Ekim 2018’in başlarında ülkesinin başka ülkelere yönelik politikasına işaretle Amerika’nın dostu ve düşmanı olan ülkeleri eleştirmeye başladı.

Amerika Başkanı Trump Washington’un Avrupa birliği, NATO, Almanya, Çin, Japonya, Günel Kore, Kuzey Kore, S. Arabistan ve İran devletlerine yönelik tutumunu açıkladı. Trump Washington’un şimdi izlediği dış politikasına değinerek başka ülkelerin kendisinin tutumu yüzünden yeniden Amerika’ya saygı göstermeye başladıklarını iddia etti.

Amerika Başkanı Trump’ın bu sözleri, bütün dünyayı Amerika’ya borçlu sandığını ortaya koyuyor. Trump’a göre Çin ve Avrupa ülkeleri gibi bazı ülkeler Amerika’yı sui istifade ediyor ve yine Japonya, Güney Kore ve S. Arabistan gibi bazı bölgesel müttefikleri de Amerika’yı bedava sömürüyor.

Amerika Başkanı Trump İran hakkında da bir dizi yalan yanlış iddiaları ileri sürerek bölgede İran korkusunu yaygınlaştırmaya çalışıyor.  Amerika Başkanı Trump “önce Amerika” sloganı doğrultusunda sırf Amerika’nın çıkarlarına ve amaçlarına öncelik veriyor ve başka ülkelerin çıkarlarını ve amaçlarını gözardı ederek, tek yanlı ve otoriter politikaları Amerika’nın rakiplerine nazaran gücünün artmasına vesile olacağını savunuyor. Ancak Trump’ın beyaz saraya girdiği günden beri izlediği politikalar, bu tür tek yanlı ve zorbalığa dayalı politikaları sadece Amerika’yı dünyada daha da inzivaya ittiğini gösteriyor.

Amerika Başkanı Trump seçim kampanyaları sırasında attığı “önce Amerika” sloganı doğrultusunda ve bu ülkenin gücünü ihya etme bahanesi ile iktisadi alanda da Amerika’nın iç arenasını destekleme politikasını izliyor. Trump’ın bu bağlamda en önemli uygulamalarından bir Amerika’nın ithal ettiği ürünlere uygulanan tarifeleri büyük oranda arttırması oldu. Ancak bu uygulama başta Çin olmak üzere birçok ülkenin Amerika ile ticari savaşını tetikledi.

Dünya ticaret örgütü Başkanı Roberto Azevedo ABD Başkanı Trump’ın dünya genelinde başlattığı ticari savaşın tehlikeleri hakkında uyarıda bulunarak bu savaşın kesinlikle kazanan tarafının olmayacağını belirtiyor. Azevedo ticaret alanında uygulanan tüm bu kısıtlamaların ancak küresel ticaret ve ekonominin büyümesini yavaşlatacağını ve bu durumdan istisnasız tüm ülkeler zarar göreceğini vurguluyor.

Amerika Başkanı Trump uluslararası ticari anlaşmaları reddederek Amerika’nın ithal ettiği ürünlere ağır tarifeler dayatmaya başladı ve böylece kendince Amerika’nın ticari açığını telafi etmek istedi. Ancak Trump’ın bu tür uygulamaları uluslararası camiayı ona karşı ortak bir cephe kurmaya yöneltti.

Amerika’da kongre ile beyaz saray arasındaki ihtilafların tırmanmasını ve ayrıca Trump’ın seçim kampanyası takımının Rusya ile ilişkileri hakkında yeni ifşaatın yapılmasını değerlendiren uzmanlar, Amerika Başkanı Trump’ın 2019 yılında istifa veya hakkında gensoru noktasına daha da yaklaştığı yorumunda bulunuyor. En son Trump’a, eski avukatı Michael Cohen’e kongreye yalan söyleme talimatı verdiği ispatlandığı takdirde ya istifa etmesi gerektiği ya da hakkında gensoru verileceği söylendiği belirtiliyor.

Trump’ın eski avukatı Cohen, Rusya’nın ABD başkanlık seçimlerine karıştığı dosyasının özel müfettişi Robert Muller’e Trump kendisine Moskova ile temasları hakkında kongreye yalan söylemesi yönünde talimat verdiğini itiraf etti. Cohen senatoda bir komisyona verdiği ifadede Trump’ın Moskova’da bir kule inşaatını Ocak 2016’da durdurduğunu söylemişti, fakat daha sonra mahkemenin duruşmalarında bu sözleri gerçekleri yansıtmadığını söyledi. Bu yüzden demokratlar Muller’den bu yönde elinde kanıt varsı açıklamasını istediler.

California eyaletinin temsilcisi Adam Sheff Başkan Trump’ın avukatına Ruslarla ilişkisini örtbas etmek için yalan söylemesi yönünde talimat verdiği ispat edildiği takdirde, bu suçlama Trump hakkında gündeme gelen en önemli suçlama olacağını ve bu durum ya istifa etmesi ya da hakkında gensoru verilmesi ile sonuçlanabileceğini belirtti.

Bu arada Trump kendisi hakkında gensoru verilme ihtimalinin artması üzerine yaptığı açıklamada, bu durumun Amerikan ekonomisine ciddi zarar vereceğini ve borsayı çökerteceğini ve Amerikan toplumunu daha da yoksullaştıracağını iddia etmeye başladı.012