Küresel Barış'ın adamı, Nelson Mandela
Çağımızda barıştalepliği ile ün yapan en önemli şahsiyetlerden birisi hiç kuşkusuz Nelson Mandela’dır.
Hayatı boyunca şiddetten arındırılmış bir dünya hayali ile yaşayan ve adı, ırkçılıkla mücadelede zorlu yılları akıllara getiren siyah derili bir adam. Mandela, tüm dünyaya, adalet eksenli toplumları oluşturabilecek tek temel eksenin kadın ve erkek kerameti olduğunu öğretti. Mandela dünyaya barışın bir ideal veya soyut bir konu olmadığını, tam tersine bir yaşam tarzı ve dünyayla teamül kurmak için tek yol olduğunu gösterdi.
Mandela'nın Barış yanlısı düşünceleri ve faaliyetleri, 2009 Kasım ayında Birleşmiş Milletler genel kurulunda doğum günü olan 18 Temmuz'un, uluslararası Nelson Mandela olarak takvimlere geçmesinin onaylamasına sebep oldu ve böylece onun şiddet karşıtı barış yanlısı düşüncelerinin dünya tarafından unutulmamasına çalışıldı. Bugün 18 temmuz ve Nelson Mandela günüdür.18 temmuz 1918 tarihinde Doğu Cape Town'ın, Mvezo bölgesinde kabile reisi ailesinde bir erkek çocuk dünyaya geldi. Babası ona Rolihlahla adını verdi. Bu isim yerli dilde öfke ve karışıklık oluşturan anlamındadır. Bu isim yeni doğan bu erkek bebek için hiç de anlamsız değildi zira seneler sonra onun mücadeleleri Güney Afrika'da ırkçılık-apartheid rejiminin öfkesini uyandırdı. Rolihlahla, 9 yaşına geldiğinde, Güney Afrika'nın Konoy bölgesinde metodist ilkokul öğretmeni tarafından kendisine Nelson adı verildi ve o tarihten sonra herkes bu çocuğu Nelson Mandela olarak tanıdı.
Nelson Mandela'nın çocukluk ve gençlik yılları, genelde Güney Afrika'nın beyaz olmayan çoğunluğunu, kendi ırkçı düşüncelerinin hedefi olarak seçen ırkçıların yönetimi döneminde geçti. 1948 yılında "ulusal Parti"ye bağlı olan hükümetin iktidar olması ile bu siyaset, apartheid adı ile resmen yasallaştı ve 1953 yılından itibaren apartheid ve beyazların beyaz olmayanlara üstünlüğü ile mücadeleler yoğunlaştı ve fakat siyah derililer ve koyu tenlilerin yoğun baskı dalgası daha geniş çapta ve daha organize bir şekilde gerçekleşti.
Bu dönemde Mandela'nın mücadeleci şahsiyeti şekillendi ve ırkçılık ile mücadelesi eğitim döneminde daha da kendini gösterdi. Mandela üniversitenin siyasetlerine itiraz eden öğrenci temsilciliği konseyi boykotuna katıldı ve üniversiteden atıldı. Bu yüzden eğitimine uzaktan devam ederek hukuk bölümünden mezun oldu ve böylece avukatlık yapmaya başladı ve ülkenin ilk siyahi avukatı unvanı ile Oliver Tambo avukatlık bürosunda çalışmaya başladı.
Mandela 25 yaşında Afrika ulusal Kongresi partisi-ANS üyesi olarak beyazlara karşı siyah derililerin haklarını desteklemeye başladı. Kendisi Oliver Tambo ve Walter Sisulu ile birlikte Afrika ulusal Kongresi Parti'nin gençlik kolunu kurdu ve başkanlığını üstlendi. 1950 yılında ırkçılık ile mücadele konusunda silahlı mücadele yapılması gerektiğini ilan etti. Mandela'nın hak talep düşünceleri onun defalarca tutuklanması ve siyasi çalışmalarının hükümet tarafından yasaklanmasına sebep oldu. Fakat 1960 yılından itibaren mücadeleleri, daha ciddi bir şekil aldı.
O yılda apartheid rejimi Afrika ulusal Kongresi partisini yasak ilan etti. Böyle bir karar siyah derililerin geniş çaplı gösterilerine sebep oldu. Düzenlenen protesto gösterisinde 69 protestocu polisin açtığı ateş sonucu öldürüldü. Tarihe "Sharpville Katliamı" olarak geçen bu olaydan sonra daha da artan direniş hareketi, güvenlik güçleri tarafından şiddet kullanılarak bastırıldı ve binlerce kişi tutuklandı.
Katliamdan sonra pasif direnişten vazgeçen Mandela, silah ve para yardımı toplamak üzere çıktığı yurt dışı seyahatinden döner dönmez tutuklandı. Halkı kışkırtmak ve hükümeti devirmeye teşebbüs etmekle suçlanan Mandela, 1964'te sonuçlanan "Rinova" davasında ömür boyu hapse mahkum edildi.
Mandela’nın yargılama sürecinde yaptığı "Ben, tüm insanların uyum ve eşit fırsatlara sahip şekilde beraberce yaşadığı, demokratik ve özgür bir toplum idealini benimsedim. Bu, uğrunda yaşamak ve ulaşmak istediğim idealdir ama gerektiğinde bunun uğrunda ölürüm de.’’ açıklaması hafızalarda yer etti.
Cezasını çekmek üzere yüksek güvenlikli "Roben Island" ada hapishanesine gönderilen Mandela, 18 yıl sonra Cape Town’daki Pollsmoor hapishanesine nakledildi. Arkadaşı Oliver Tambo tarafından başlatılan uluslararası kampanya sayesinde 1980'li yıllarda ırkçılığa karşı tepkilerin tüm dünyada yayılması sonucu adı duyulan Mandela, Afrikalıların özgürlük mücadelesinin simgesi oldu. Mandela, 27 yılını demir parmaklıklar arasında geçirdikten sonra artan dış baskılar sonucu 11 Şubat 1990'da serbest bırakıldı ve ardından yerli siyah derililerin haklarının ihyası ve apartheid rejimi yok etmek için yeni bir mücadele dönemini başlattı; bu mücadele Afrika’nın ve dünyanın bu bölgesinde demokrasi anlamının anlaşılmasına sebep oldu.
Mandela 90'lı yılların başında serbest bırakılması ardından Afrika ulusal Kongresi ve komünist partilerin faaliyetine izni verildi ve kısa bir süre sonra hükümet ve Afrika ulusal Kongresi Partisi arasında, anayasanın tedvin edilmesi için yapılan kapsamlı görüşmeler ve diyalog ardından anlaşma sağlandı. Kasım 1993’te geçiş dönemi Anayasası Güney Afrika Meclisi tarafından onaylandı.
Yeni bir anayasa oluşturan Mandela, toprak reformundan yoksullukla mücadeleye, eğitim-sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine kadar pek çok yenilik yaptı. Cumhurbaşkanı olduğu dönemde, geçmişte yaşanan insan hakları ihlallerini araştırmak için bir komisyon kurdu ve ülkedeki iyileştirme çalışmalarına devam etti.Böylece Güney Afrika tarihinde önemli bir olay yaşanarak apartheid dönemi sona erdi ve yeni Güney Afrika doğdu. Afrika ulusal Kongresi Partisi Nisan 1994 tarihinde ilk serbest seçimlerde zafere ulaştı ve yılmaz mücadeleci Nelson Mandela Güney Afrika’nın Demokrasi çağının ilk cumhurbaşkanı olarak seçildi.
Mandela, her kesimden Güney Afrikalının katıldığı seçimden sonra Hristiyan, Müslüman, Yahudi ve Hinduların dualarıyla görevine başladı.
Mandela Anılar kitabında şöyle yazıyor: hayatım boyunca kendimi Afrika halkına vakfettim. Beyazların siyahilere sultası ile mücadele ettim. Ben, tüm insanların uyum ve eşit fırsatlara sahip şekilde beraberce yaşadığı, demokratik ve özgür bir toplum idealini benimsedim. Bu, uğrunda yaşamak ve ulaşmak istediğim idealdir ama gerektiğinde bunun uğrunda ölürüm de.
Böyle bir düşünce ile Mandela apartheid yönetiminin son başbakanı olan "Frederik Willem de Klek"i kendi kabinesinde Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atadı ve barışın hakimiyeti, kin ve nefretin Yok olmasına vurgu yaptı. Mandela Güney Afrika'da siyah derililer ve beyazlar arasında barışın sağlanması uğruna bir başka önemli adım daha attı.
1995 yılının "Dünya Rugby Şampiyonası", demokrasiye yeni yeni ısınmakta olan Güney Afrika'da düzenlenecekti. Mandela, siyahî vatandaşların o güne kadar nefret ettikleri "Springboks" takımının kaptanı François Pienaar'ı makamına davet ederek ondan destek istedi. İhtiyacı olan desteğin sözünü aldıktan sonra da bütün vatandaşlarına -siyah ya da beyaz ayrımı yapmaksızın- ulusal takımlarını var güçleriyle desteklemeleri yönünde yoğun bir propaganda çalışmasına başladı. Sonuçta, Springboks kıran kırana eleme maçlarının ardından finalde Yeni Zelanda'yla karşılaştı ve her renkten Güney Afrikalılar'ın yeri göğü inleten tezahüratı eşliğinde bu güçlü rakibi de yenmeyi başardı.
Takımın kaptanı Pienaar şampiyonluk kupasını Mandela'nın elinden alırken, iki ırkı ortak bir ülkünün çevresinde buluşturmayı başaran yaşlı liderin üzerinde de onun 6 numaralı forması ve başında da şapkası vardı. Mandela’nın bu hareketi, bir "toplum mühendisliği" örneği olarak dünya siyaset tarihinde kayda geçecekti.
Mandela, anti-sömürgeci ve anti-apartheid görüşü ile uluslararası beğeni topladı ve 1993'teki Nobel Barış Ödülü, Amerika Başkanlığı Özgürlük Madalyası ve Sovyet Lenin Nişanı da dahil olmak üzere 250'nin üzerinde ödül kazandı. Güney Afrika'da "Ulusun Babası" olarak görüldü.
5 yıllık görev süresi dolduğunda yeniden aday olmayan Mandela, 1999'da devlet başkanlığı koltuğunu yol arkadaşı Thabo Mbeki’ye devretti.
Mandela daha sanra sosyal ve insan hakları çalışmalarına başladı. Mandela, ülkedeki yoksulluğun temel sebebi olan ve oğlunun ölümüne yol açan AIDS ile savaştı ve vakfı aracılığıyla Güney Afrika’nın her alanda ilerlemesi için çalışmalarına devam etti. Kendisi bu hastalığın ülkesinin yoksul olmasındaki başlıca sebepler olduğunu düşünüyordu.
Ülkesinin kendisine duyduğu sevgi ve ilgi onun genelde “Madiba” adı ile tanınmasını sağladı; Madiba ise Mandela hanedanının büyüklerinin kendisine verdiği onurlu adıydı. Güney Afrika halkının bir çoğu ise kendisine duyduğu saygıdan dolayı ona büyükbaba anlamında olan "Mahulu" adı ile sesleniyor.küresel Barış'ın bu büyük adamı 5 Aralık 2013 tarihinde hayata 95 yaşında gözlerini yummasına rağmen onun barış yanlısı düşünceleri ve sömürgecilik ile apartheid karşıtı mücadeleleri asla barış sever Güney Afrika halkının belleğinden silinmeyecektir.