Fransa’da G-7 liderler zirvesi üzerine - 2
G-7 liderler zirvesi Fransa’nın Biarritz liman kentinde Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un zirvenin Başkanı olarak düzenlediği akşam yemeği ziyafetinin ardından liderlerin gözetledikleri konuları ele aldıkları çeşitli oturumların çerçevesinde devam etti.
Buna karşın zirve ilerledikçe altı sanayileşmiş ülkenin liderleri ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ihtilaflar daha da belirgin hale gelmeye başladı; gerçi Trump gayet yüzsüzce bu ihtilafları inkar etmeye kalkıştı. Bu doğrultuda Trump Fransa’da düzenlenen G-7 liderler zirvesinde Batılı müttefikleri ile hiç bir sorunu olmadığını iddia etti.
Amerika Başkanı Donald Trump 25 Ağustos Pazar günü bir açıklama yaparak Amerika’nın Batılı müttefikleri ile çok iyi ilişkileri olduğunu ileri sürdü. Trump medya organlarında Amerika ile G-7’nin diğer üyeleri arasında başta küresel ticaret olmak üzere çeşitli önemli konuların üzerinde derin anlaşmazlık yaşandığı yönünde çıkan haberleri reddetti. Konu hakkında bir tweet atan Trump şöyle yazdı:
Ben Fransa’ya gelmeden önce çakma haber medyası, Amerika ile G-7’nin diğer altı üyesi arasındaki ilişkilerin çok gergin olduğunu ve G-7’nin iki gün sürecek zirvesi facia boyutunda olacağını yazdılar. Peki, şunu belirtmeliyim ki bizim çok iyi oturumlarımız olacak ve G-7 liderleri çok iyi ve faydalı iş birliği yapacaktır.
Aslında ABD Başkanı Trump meselenin sorumluluğunu üzerinden atmak ve medya organlarını suçlamakla G-7’de yer alan Amerika ile diğer 6 ülke arasındaki ihtilafları ve oluşan derin çatlakları inkar etmeye kalkıştı, oysa bu konu sadece Fransa’da düzenlenen G-7 liderler zirvesi ile sınırlı olmadığı belirtilmelidir. Nitekim geçen sene Kanada’da düzenlenen G-7 liderler zirvesi sırasında ihtilafların şiddeti oldukça fazlaydı, öyle ki bazı gözlemciler G-7 yerine G-6+1 adını kullandılar ve hatta ABD Başkanı Trump zirvenin sonunda yayımlanan bildiriden imzasını ve bildiriye desteğini geri aldı.
Amerika Başkanı Trump G-7 liderleri ile ihtilaflarını inkar ederken, grubun Fransa’da düzenlenen zirvesi başlamadan önce bazı liderler ve yine Avrupalı üst düzey yetkililer açıkça ticari savaş, Bercam nükleer anlaşması ve Paris iklim anlaşması gibi konularda Amerika Başkanı ile görüş ayrılığı yaşadıklarını belirterek, Trump’dan bu konuların hakkındaki tutumunu yeniden gözden geçirmesini istediler.
Buna göre ve Trump’ın iddia ettiğinin aksine G-7 liderler zirvesi özellikle ticari savaş, Bercam nükleer anlaşması ve Paris iklim anlaşması gibi konuların yanı sıra Fransa yönetiminin büyük dijital firmalara ağır vergi dayatması gibi konuların üzerinde odaklanması bekleniyordu. Her halükarda Trump’ın tek yanlı ve mantıksız tutumlarının üzerinde ısrarla durması Amerika devletinin sadece G-7’de değil, uluslararası arenada da daha fazla inzivaya itilmekten başka getirisi olamayacağı anlaşılıyor
G-7 liderler zirvesinin en önemli gündem maddelerinden biri, İran İslam Cumhuriyeti ve Bercam nükleer anlaşmasına karşı nasıl bir tavır sergilemek gerektiği meselesiydi. Nitekim G-7’nin de üyesi olan 4+1 grubundaki Avrupalı üyelerin Amerika ile İran ve Bercam’a karşı tutum konusunda anlaşmazlığı halâ Atlas okyanusunun iki kıyısı arasında ciddi bir ihtilaf olarak yerine koruyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron ise son haftalarda İran ve Amerika ile yürüttüğü istişarelerin sonunda gerginlikleri hafifletme ve Bercam nükleer anlaşmasını koruma doğrultusunda bir plan hazırladığını açıkladı.
Bu doğrultuda Macron Amerikalı mevkidaşı Trump’la 24 Ağustos Cumartesi günü bir araya geldi ve hazırladığı planı görüştü. Görüşme hakkında bir açıklama yapan Elize sarayı, ABD Başkanı Trump’ın G-7 liderler zirvesinden önce Macron’la yaptığı görüşmede, kendisi İran ile savaş peşinde olmadığını, bilakis İran ile anlaşmaya varmak istediğini belirttiğini kaydetti. Elize sarayı ayrıca, Fransa lideri Macron görüşmede İran’la ilgili planını anlattığını, plana göre Tahran’a Bercam nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerini askıya alma sürecini durdurma karşılığında kısıtlı bir süre için petrolünü satmasına izin verileceğini belirtti.
Öte yandan bazı haber kaynakları da Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un İran’la ilgili planının bazı bölümlerini açıkladı.
Plana göre Tahran yönetimine Bercam nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerini askıya alma sürecini durdurma ve bölgedeki rolünü azaltma ve müzakere masasına oturma karşılığında kısıtlı bir süreliğine petrolünü satmasına izin verilecekmiş. Oysa İran İslam Cumhuriyeti defalarca Bercam nükleer anlaşmasını bir kez daha asla görüşmeyeceğini ilan etmiş bulunuyor. Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de 23 Ağustos’ta Fransa Cumhurbaşkanı Macron’la görüştükten sonra yaptığı açıklamada bir kez daha Bercam’ı yeniden görüşmeyeceklerini ilan etti.
Aslında ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile anlaşmaya varmak istediği yönündeki iddiası da izlediği politikaları ve uygulamaları ile örtüşmeyen bir iddiadır. Donald Trump yönetimi İran’a karşı azami baskı politikasını İran milletine şimdiye kadar görülmemiş düzeyde yaptırımları dayatarak takip ediyor ve aynı zamanda İran ile müzakere etmek ve anlaşmaya varmak istediğini ileri sürüyor.
Amerika Başkanı Trump şimdiye kadar birçok kez İran ile müzakere meselesini gündeme getirdi, ancak Tahran yönetimi Trump’ın sahtekarlığını göz önünde bulundurarak bu öneriye ve Amerika ile her türlü müzakereye şiddetle karşı çıktı. Tahran yönetimi Trump’ın önerisini sırf Washington’un isteklerini İran’a dayatma aracı olarak değerlendiriyor.
Amerika Başkanı Trump’la Fransa Cumhurbaşkanı Macron arasında gerçekleşen görüşmede gündeme gelen bir başka önemli konu, iki liderin İran’ı nükleer silah elde etmesini engellemek gibi mesnetsiz bir iddiayı ileri sürmeleriydi. Bu doğrultuda Macron, Fransa ve Amerika yönetimleri İran’a karşı ortak bir tutum sergilediklerini açıkladı. Görüşmenin sonunda gazetecilere konuşan Macron, Amerika ve Fransa’nın ortak amacı İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek olduğunu belirtti.
G-7 liderler zirvesinde de Macron ve Trump iki konuya, yani İran’ın nükleer silah elde etmemesi ve Batı Asya bölgesinde barış ve istikrarın güvence altına alınmasına vurgu yaptılar.
Ancak G-7 grubunda yer alan Batılı devletlerin iddialarının aksine İran İslam Cumhuriyeti şimdiye kadar birçok kez nükleer silah peşinde olmadığını ve hatta bu tür silahları dini inançları gereği haram bildiğini ilan etti. Bundan başka UAEK de Bercam nükleer anlaşması çerçevesinde yaptığı denetimlerin sonunda ve yayımladığı raporlarda sürekli İran’ın nükleer programında nükleer silah yapımına doğru herhangi bir sapma olmadığını onayladı. Ancak buna rağmen Amerika ve korsan İsrail Tahran yönetimini askeri nükleer programı bulunmakla suçladı. Bu iddia uluslararası camia ve özellikle 4+1 grubu üyeleri ve UAEK tarafından itina görmedi. Üstelik Trump yönetiminin Bercam nükleer anlaşmasından çekilmesi ve bu anlaşmanın dışında bir dizi taleplerde bulunmasının esas amacı da sırf korsan İsrail’in isteği doğrultusunda İran’ın barışçıl nükleer programını şiddetle kısıtlamak ve nihayetinde de tamamen durdurmaktan ibarettir.
Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Amerika’nın haksız taleplerini 12 maddelik bir açıklama çerçevesinde Mayıs 2018’de gündeme getirdi. Bu maddelerin arasında İran’ın nükleer ve füze programlarını tamamen durdurması ve ayrıca bölgesel politikalarını Amerika’nın istekleri doğrultusunda değiştirmesi gibi talepler yer alıyor. Ancak Amerika’nın bu tutumu AB troykası ve birliğin diğer üyelerinin muhalefeti ile karşılaştı.
Bu yüzden şimdi Amerika ve Fransa’nın İran’a karşı başta nükleer mesele olmak üzere, ortak hedef güttükleri yönündeki açıklamalar, Macron’un İran ve Amerika arasında ara buluculuk yapmaktan gerçek niyetleri hakkında ciddi kuşkuları uyandırıyor. Üstelik Elize sarayı da açıklamalarında İran meselesinde sürekli Macron ve Trump’ın bazı ihtilaflara rağmen genelde hemfikir olduklarını vurguluyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron en azından ABD Başkanı Trump’la son görüşmesinden öncesine kadar, Bercam nükleer anlaşmasını müzakere yoluyla bertaraf edilmesi gereken bazı eksikliklerine rağmen, uluslararası barış ve güvenlik için etkili bir anlaşma olduğunu belirtiyor ve korunması gerektiğini savunuyordu. Ancak Macron şimdi G-7 liderler zirvesinden sonra Trump’la düzenlediği ortak basın toplantısında resmen İran’a dayatılan yaptırımlara destek verdi ve bu yaptırımları faydalı bir araç niteledi. Macron bu konuda şöyle dedi: Trump İran ekonomisi çok kötü durumda olduğunu söyledi. Eğer işin olumlu yönüne bakacak olursak, şartları iyileştirmek üzere bir baskı uyguluyoruz, diyebiliriz. İran biz anlaşmayı imzaladık, ancak karşı taraf yükümlülüklerine yerine getirmiyor ve bu yüzden uranyumu zenginleştiriyoruz, diyor. Bizse İran’ın nükleer silah elde etmeyeceğinden ve bölgede gerginlik olmayacağından emin olmak istiyoruz.
24 Ağustos Cumartesi günü Fransa’nın Biarritz kentinde ve Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un ev sahipliğinde başlayan G-7 liderler zirvesi 26 Ağustos Pazartesi günü sona erdi. Zirvenin sonunda Fransa tarafından yayımlanan ve bazı anlaşmalara işaret edilen sonuç bildirisine rağmen bu bildiri G-7 liderleri arasındaki ihtilafların varlığını örtbas etmeye yetmedi.
CNN muhabiri ise zirvenin sonuç bildirisi olmadığını ve sadece çok özet bir şekilde hazırlanan bir sayfalık bir açıklama yapıldığını ve içinde iklim değişikliği ve Amazon’da yaşanan duruma hiç değinilmediğini belirtti.
Buna karşın G-7 liderleri Amazon’da orman yangınları ile mücadele için 22 milyon dolar yardım sözü verdiler.
Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron ABD Başkanı Donald Trump ile ortak basın toplantısında G-7 liderler zirvesinde İran meselesi başta olmak üzere çeşitli konuların üzerinde yürütülen müzakereleri yapıcı niteledi. Macron Suriye, Hong Kong ve Brezilya’da Amazon ormanlarında devam eden yangın gibi konularda iyi sonuçlara vardıklarını ileri sürdü.
ABD Başkanı Trump da basın toplantısında G-7 liderler zirvesinde büyük bir dayanışma içinde olduklarını iddia etti.
G-7 liderler zirvesinin bildirisinde üye ülkelerin Amerika Başkanı Trump ile anlaşmazlıklara değinmeden zirvede bazı anlaşmalara varıldığı belirtildi. Bildiride G-7’nin küresel ekonomide istikrara yönelik yükümlülüğüne vurgu yapıldı. Bildiride İran konusunda da G-7’nin İran’ın nükleer silah elde edemeyeceğinden ve ayrıca Batı Asya bölgesinde barış ve istikrarın takviye edilmesinden emin olmak istediği kaydedildi.
G-7 liderler zirvesinin bildirisinde liderler, Ukrayna krizi konusunda da, Almanya ve Fransa yönetimleri önümüzdeki haftalarda Normandy zirvesine benzer bir zirve düzenlemeyi planladıklarını belirttiler.
Libya konusunda ise G-7 liderleri bu ülkede istikrarın ancak siyasi yollardan sağlanabileceğine inandıklarını ileri sürdüler.
G-7 liderler zirvesinde anlaşmaya varılan konulardan biri dünya ticaret örgütünde reform meselesiydi. Bildiride G-7 liderleri bu örgütte reform yapılmasını ve böylece ihtilafların daha hızlı çözümlenmesini ve adil olmayan ticaret yöntemlerinin yok edilmesini istedikleri belirtildi.
G-7 liderleri sonuç bildirisinde bu konuya, Amerika Başkanı Trump’ın Çin ile ticaret savaşı ve Avrupa’nın Amerika’ya ihraç ettiği ürünlerin tarifelerini arttırma tehditleri gündemde olduğu halde vurgu yapıldı. Bu arada Fransa’nın google ve facebook gibi bilgi teknolojileri devlerinden yüzde 25 vergi alma kararı Amerika yönetiminin sert itirazlarına yol açmıştı, ki bu konuda da Trump’la Macron’un bir anlaşmaya vardıkları belirtildi.
Paris ve Washington arasındaki ticari gerginliklere değinen Macron, iki ülke aralarındaki ihtilafları hafifletmeye çalıştıklarını belirtti.
Ancak tüm bu anlaşmalara karşın G-7 liderleri arasında Paris iklim anlaşması gibi konuların üzerindeki ihtilafların halâ çözümlenmediği gözleniyor. Bu ihtilafların, ABD Başkanı Trump’ın zirve sırasında konu ile ilgili düzenlenen özel oturuma katılmama noktasına kadar ciddi olduğu anlaşıldı. Beyaz saray bu konuda yaptığı açıklamada, Başkan Trump’ın iklim değişikliği oturumuna katılmadığını belirtti. Gerçi Trump’ın bu oturuma katılmamasına bazı ülkelerin liderleri ile görüşmesi gerekçe gösterildi, fakat gerçekte Trump bu şekilde bu konunun G-7 çerçevesinde ele alınmasına itirazını ortaya koydu.
Amerika Başkanı Donald Trump bundan önce Amerika’yı Paris iklim anlaşmasından çıkarmıştı. Trump’ın bu kararı G-7’nin diğer üyeleri tarafından sert tepki gördü.
G-7 liderler zirvesinde dikkat çeken bir başka ciddi anlaşmazlık, grubun Avrupalı üyelerinin Britanya’nın AB’den çekilme meselesiydi. Zirvede AB liderleri açıkça Londra yönetimini AB’den anlaşmaya varmadan çekilmesinin doğuracağı vahim sonuçları hakkında uyardılar. Britanya Başbakanı Boris Johnson ise 31 Ekim’de anlaşma olsun olmasın, AB’den çekilmekte kararlı olduğunu ilan etti. Bu süreçte ise Trump Johnson’a ve Brexit eğitimine sıkı destek veriyor. Aslında Brexit meselesi Brüksel’le Washington arasında ciddi bir anlaşmazlığa yol açtığı gözleniyor.
Ve son olarak G-7 konusunda halâ çözüm bekleyen bir başka mesele, Rusya’nın bu gruba geri dönme meselesiydi. G-7’nin Avrupalı üyeleri ABD Başkanı Donald Trump’ın tüm ısrarına rağmen Ukrayna krizi çözüme kavuşmadığı müddetçe Rusya’nın bu gruba yeniden katılmasına karşı olduklarını belirttiler.
Her halükarda ABD Başkanı Donald Trump’ın G-7 liderler zirvesinde tutumu bir yandan diğer üyelerle ihtilaflarını gösterirken, öbür yandan da Amerika ile bu ülkelerin arası her geçen gün biraz daha açıldığını ortaya koydu. Nitekim zirve hakkında yayımlanan çeşitli raporlar da bu iddiayı doğrular nitelikteydi ve Amerika devletinin küresel arenada günden güne daha fazla inzivaya itildiğini ortaya koydu.