Tarihî 19 Ocak Günü Yıldönümü üzerine
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i141774-tarihî_19_ocak_günü_yıldönümü_üzerine
19 Ocak günü, Azerbaycan Cumhuriyeti devleti ve milletinin tarihinde büyük ve onurlu bir gündür. Bu günde Azerbaycan Cumhuriyeti halkı gerçek kimliğini gözler önüne serdi.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Ocak 19, 2020 01:20 Europe/Istanbul

19 Ocak günü, Azerbaycan Cumhuriyeti devleti ve milletinin tarihinde büyük ve onurlu bir gündür. Bu günde Azerbaycan Cumhuriyeti halkı gerçek kimliğini gözler önüne serdi.

Bundan 30 yıl önce 19 Ocak 1990 tarihinde ve eski Sovyetler Birliği’nin son günlerinde İran İslam Cumhuriyeti ve Sovyetler Birliği sınırlarında o güne kadar görülmemiş büyük bir hadise yaşandı ve bu günü tarihte ebedileştirdi. Gerçekte Almanya’da Berlin duvarının yıkılması ve Doğu ve Batı Almanya’nın yeniden birleşmesinin ardından Aras ırmağının kuzeyinde yaşayan halk da büyük ve görülmemiş bir hamasete imza attı.Sovyetler Birliği rejiminin çöküş sürecinin başlaması ile birlikte Moskova’daki merkezi yönetim sınırları üzerindeki hakimiyetini kaybetti. Bu durumu fark eden Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Müslüman halkı ise İran İslam Cumhuriyeti’nin sınırlarına doğru akın etmeye başladı.

Bu emsalsiz gelişmeden önce ana vatanından ayrı kalan Müslüman Azeri halkı halkı her gün Aras ırmağının kıyısına gelerek Allah-u Ekber, Lailahaillallah diye haykırıyordu. Gerçekte Aras ırmağının kuzeyinde yaşayan Müslümanlar o güne kadar İran’ın iç durumundan ancak Sovyetler Birliği medyası aracılığı ile haberdar olurken, şimdi bu şiarlarla İslami İran’a ve İranlılara ve gerçekte ana vatanına yönelik sevgisini ve duygularını ifade ediyordu.Bu durum bir süre aynı şekilde devam etti, ta ki 19 Ocak 1990’da sabah saat 10 sularında Rus askerler kalabalık halkın baskısı yüzünden sınırdan çekilmek ve alanı halka bırakmak zorunda kaldı. Bu gelişmenin üzerine coşkulu Azeri halkı adeta büyük bir ordu gibi dikenli telleri kopararak İran topraklarına girdi. Bu hareket gerçekte Müslüman Azeri halkın İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik sınırsız sevgi ve aşkını ve atalarının gerçek tarihî kimlikleri ve kültürleri ve asil inançlarına dönmek istediklerini ortaya koydu.Aras ırmağının kuzeyinde yaşayan halkın kendiliğinden gelişen bu hareketi aynı zamanda açık bir mesajı içeriyordu ve Sovyetler Birliği rejiminin yetmiş yıllık otoritesi ve ilhadi komünist düzeninin sultası Azerbaycan Cumhuriyeti halkının tarihî ve kültürel kimliğini değiştiremediğini gösterdi.

Bu arada Azerbaycan sosyalist Cumhuriyeti elebaşılarının İran ve İslam karşıtı propagandaları da etkili olmadığı ve İran diyarının güçlü kültürel alanına galip gelemediği anlaşıldı.Gerçekte İran milleti ile Azerbaycan Cumhuriyeti milleti arasındaki derin dini ve tarihî bağlar kendisini belirleyici bir etken olarak ortaya koydu ve bu sürecin devamında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Azerbaycan Cumhuriyeti bağımsızlığına kavuşmasıyla beraber bu ülkede tarihî ve dini kimliğin yeniden ihya edilme süreci yeni bir aşamaya geldi.

Bu bağlamda üzerinde durulması gereken önemli bir nokta, Aras ırmağının kuzeyinde yaşayan Müslüman halk soğuk kış şartları ve Aras ırmağının şiddetli akıntısına rağmen kendilerini azgın sulara bırakmaları ve kendiliğinden gelişen bu hadisede bazıları hayatını kaybetmesiydi. Ancak Aras ırmağının kuzeyinde yaşayan halkın arasında kendiliğinden gelişen bu muazzam ve emsalsiz harekete rağmen İran’ın Aras ırmağının kuzeyindeki kültür ve medeniyet alanına musallat olan bazı cahil politikacılar halâ bu güçlü kültürel ve medeni alanda yaşayan etnik grupları birbirinden ayırma yollarını arıyor.Evet, 19 Ocak 1990 günü Azerbaycan Cumhuriyeti halkının tarihinde hakikaten tarihî ve unutulmaz bir gündür. Zira bu özel günde Aras ırmağının kuzeyinde yaşayan insanlar gelecekte gerçek kimliklerini seçmiştir. O gün Azerbaycan Cumhuriyeti halkından büyük bir kitle gerçek ve asil kimliğini derinden idrak ederek İran İslam Cumhuriyeti sınırlarına akın etti ve sınır engellerini kaldırmak ve o soğuk kış şartlarında azgın Aras ırmağının geçmekle dini kültürleri ve tarihî geçmişlerine geri dönmek istediklerini açıkça ilan etti. Gerçekte Aras ırmağının iki kıyısında yaşayan Müslüman halkını derin kültürel, tarihî ve dini bağları, bu bağların asla koparılamayacağını gözler önüne serdi.Ancak ne var ki Azerbaycan Cumhuriyeti’nde laiklerin hakimiyetinin devam etmesi ve Azeri halkın tarihî, dini ve kültürel kimliklerini yeniden bulmaları yolunda türlü engeller çıkarmasıyla birlikte Aras ırmağının kuzeyinde İslam dini simgeleri ve İran diyarının kültürünü seven insanlarla eşit şartlarda olmayan ciddi ve çok yönlü bir savaş başlatıldı.

Öte yandan Azerbaycan Cumhuriyeti’ne hakim olan politikacıların uygulamaları ve davranışları, tarihî olayları tahrif etmek ve çakma gelişmeleri uydurmak ve gerçek dışı bazı günleri ileri sürmek Bakü yönetiminin resmi ve güdümlü politikası haline geldiğini ve son otuz yılda Azerbaycan Cumhuriyeti devlet adamları tarafından izlendiğini gösteriyor.Bu önemli gün dolaysıyla Erdebil Cuma hatibi ve veliyi fakihin bu eyalette temsilcisi Ayetullah Seyyid Hasan Ameli 19 Ocak gününü “Dünya Azeri Müslümanları Günü” olarak adlandırdı ve bu gün dünya Azerilerinin onur duyduğu bir gün olduğunu belirtti.

Ayetullah Ameli bu konuda şöyle diyor:

Azerilerden büyük bir kitlenin Ocak 1990’da İran İslam Cumhuriyeti sınırlarına doğru akın etmesi ve dikenli telleri ve Aras ırmağını aşarak İran topraklarına girmesi gerçekte tarihî vatanlarına, baba toprağına ve ana vatanına girmekti.

Kuşkusuz bu gün, dünya Azerilerinin tümünün onur duyduğu bir gündür, zira onlar 70 yıl baskı, propaganda, ideolojik bombardıman, beyin yıkamalar ve korkunç işkenceler Azeri halkın İran diyarına ve İslami İran’a ait oldukları gerçeğini ve dini ve İslami kimliklerini etkileyemediğini ortaya koydular. Erdebil Cuma hatibi Ayetullah Ameli şöyle devam ediyor:

Bu insanlar o gün vizesiz İran topraklarına girdiler, ki yasal olarak böyle bir şeyin uluslararası ilişkilerde yeri yoktur, fakat bu insanların tümü aslen İran'lı oldukları ve ana vatanına girdikleri için bu konuda hiç bir sıkıntı olmadı.

Veliyi fakihin Dünya Müslüman Azerileri günü olarak adlandırdığı 19 Ocak günü hakkında bölge meseleleri uzmanları çeşitli yorumlarda bulundu. Tebriz üniversitesi hukuk ve sosyal bilimler fakültesi dekanı ve tarih meseleleri uzmanı Dr. İzedi şöyle dedi: Azerbaycan Cumhuriyeti’nde var olan tarihî eserlere ve belgelere bakıldığında, bu bölge çeşitli tarihi dönemlerde İran kültürü ve medeniyetinin bir parçası olduğu anlaşılıyor.

İran ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasında son bir kaç asırda güçlü kültürel, tarihî ve dini bağlara işaret eden Dr. İzedi şöyle ekledi:

Aras ırmağının kuzeyindeki bölgeler İran’dan koparıldığında, 17 Kafkasya kentinde yaşayan halkın ve liderlerinin büyük bir bölümü İran’dan ayrılmak istemiyordu.

Tebriz üniversitesi hukuk ve sosyal bilimler fakültesi dekanı ve tarih meseleleri uzmanı Dr. İzedi, Tebriz üniversitesinde düzenlenen “19 Ocak; zeminleri, gerçekleri ve ufku” başlıklı oturumda yaptığı konuşmasının devamında şöyle dedi:

İslami dönemde de bu bölgede İranlı kültürü ve medeniyeti ve İslam’ı ve Şia mezhebini benimseyen hanedanlar iktidarın başına geçti. Bu bölge son bir kaç asırda da Fars şiiri ve edebiyatının çıkış noktası oldu ve Nizami Gencevi ve Hakani Şervani gibi büyük şairler buna birer örnektir. Nizami’nin Farsça şiirleri bu bölgenin dilinden çevrilmiştir ve bazen bazı bölgelerde bu çeviri esas dilde yazılan şiirler olduğunu telkin etme gayretinde olmuştur.

Konuşmasının devamında İran’ın medeniyet sahasının bir bölümüne musallat olan Çarlık Rusya’nın hakimiyeti dönemine işaret eden Dr. İzedi şöyle dedi:

Bu dönemde Ruslar bu bölgede Fars dilini, alfabesini, kültür ve medeniyetini, Şia ve İslam mezhebini yok etmeye veya kısıtlamaya çalıştı. Gerçekte komünistlerin hakimiyet yıllarında onlar hem dini yok ettiler, hem de Farsça alfabeden geriye kalan izleri sildiler.19 Ocak 1990 gününde yaşanan tarihî hadise hakkında genel bir değerlendirme yapacak olursak, bu özel ve önemli günün Azerbaycan Cumhuriyeti tarihinde kalıcı bir gün olduğu söylenebilir. Zira bu günde görülmemiş bir hadise yaşandı ve buna göre Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Müslüman halkı pratikte atalarının tarihî, kültürel ve dini kimliklerine geri dönmek istediklerini vurguladı.

Öte yandan bu günde Azerbaycan Cumhuriyeti İran diyarının medeni ve tarihî kültürünün bir parçası olduğu gerçeği ispat edilmiş oldu, nitekim hiç bir cahil politikacı İran ve İslam karşıtı politikaları izleyerek Aras ırmağının kuzeyinde yaşayan insanların düşüncelerini etkileyemez.012