Hocalı katliamının 28. yıldönümü
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i143805-hocalı_katliamının_28._yıldönümü
26 Şubat Çarşamba günü Hocalı katliamının yıldönümü. Her yıl Müslüman Azerbaycan Cumhuriyeti halkı ve Bakü yönetimi yetkilileri bu kentin Şehitler caddesinde toplanarak acı katliamın kurbanlarını saygı ile anıyor.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Mart 02, 2020 17:11 Europe/Istanbul

26 Şubat Çarşamba günü Hocalı katliamının yıldönümü. Her yıl Müslüman Azerbaycan Cumhuriyeti halkı ve Bakü yönetimi yetkilileri bu kentin Şehitler caddesinde toplanarak acı katliamın kurbanlarını saygı ile anıyor.

Bu yıl yine geçmiş yıllarda olduğu gibi Müslüman Azerbaycan Cumhuriyeti halkı 26 Şubat’ta Hocalı faciası için dikilen anıta çiçekler bırakmak, Kur'an'ı Kerim tilavet etmek, fatiha ve dua okumak sureti ile acı katliamın kurbanlarını andılar.

26 Şubat 1992’de Ermeni güçler Hocalı kentine düzenledikleri saldırıda, bu kentte yaşayan üç bin kişiden 613 kişiyi katlettiler. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, Hocalı katliamı hukuki açıdan soykırım olarak tanınması için 26 Şubat gününü, Milli Matem Günü olarak ilan etti.

Kuşkusuz Hocalı kentinde yaşanan katliamın gerçeklerini ve bu korkunç cinayetin boyutlarını açıklamak Müslüman Azerbaycan Cumhuriyeti halkı ve bölgenin diğer milletleri için önem arz eden bir konudur.

Hocalı faciası üzerinden 28 yıl geçtiği halde bu konuda çeşitli ve farklı görüşler gündeme getiriliyor. Bu farklı görüşlere rağmen kesin olan şu ki, Bakü’da iktidar savaşı ve Azerbaycan Cumhuriyeti halk cephesinin iktidarı başta Türkiye’nin desteği ile olmak üzere yabancı güçleri destekleri ile ele geçirmeye çalışması, bu facia ile ilgili inkar edilemeyecek bir gerçektir.

Gerçekte o günlerde, Elçibey lakabı ile anılan Ebulfazl Aliyev liderliğindeki Azerbaycan Cumhuriyeti halk cephesi Türkiye devletinin desteği ile dönem Cumhurbaşkanı Ayaz Mutallibov’u iktidardan uzaklaştırarak bu ülkede iktidarı ele geçirmeye çalışıyordu. Elçibey’in gerçek düşünceleri ve mahiyetinden habersiz olan Müslüman Azerbaycan Cumhuriyeti halkından bir çokları onun ulusalcı sözlerinden etkilenerek bu süreçte iş birliği yapıyordu. Örneğin Azerbaycan Cumhuriyeti İslam partisi Hacı Ali Ekram Aliyev, halk cephesi ve lideri Elçibey’le iş birliği yapanlardan biriydi.

Ancak Elçibey’in ölümünden sonra birçok Azeri politikacı halk cephesi liderlerinin gerçek mahiyetini anladılar ve böylece bu partiden ayrılmaya başladılar. Gerçekte Azerbaycan Cumhuriyeti’nde faaliyet yürüten halk cephesi partisinin reformcu ve muhafazakar kanatları, İslam partisi ve diğer bazı partilerin hepsi bu partiden ayrılarak kuruldu.

Elçibey propagandalarında ilk hedef olarak Azerbaycan Cumhuriyeti’nin dönem Cumhurbaşkanı Ayaz Mutallibov’u iktidarın başından uzaklaştırma şeklinde beyan ediyordu. Bu yüzden ve yürütülen iktidar savaşı sırasında Azerbaycan Cumhuriyeti’nin topraklarının önemli bir bölümü Bakü’nün egemenliğinden çıktı.

Azerbaycan Cumhuriyeti politikacıları ve Bakü yönetimi yetkilileri siyasi geleceklerinden duydukları korku yüzünden son yıllarda Azerbaycan Cumhuriyeti’nin neden toprak kaybettiğini ele almak yerine sürekli Rusya’nın Azeri – Ermeni münakaşasında Ermenilere yardımından söz ediyor. Oysa bu yardım o kadar da etkili ve belirgin olmadığı anlaşılıyor.

Öte yandan Azeri yetkililer Bakü medyasında sürekli Türkiye’nin Ermenistan’a yaptırım uyguladığından söz ediyor ve böylece Türkiye’yi Azerbaycan Cumhuriyeti’nin dostu ve yardımcısı olarak tanıtıyor. Oysa gerçek başka türlüdür.

Her halükarda ve bu gerçeklerden hareketle, Hocalı katliamı sırasında Türkiye’nin dönem yönetimi ve özellikle bu ülkenin güvenlik ve istihbarat kurumları inkar edilemeyecek rol ifa ettikleri söylenebilir.

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin dönem Cumhurbaşkanı olan ve Rusya politikalarını izlediği ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsız devletler topluluğuna üye yapmaya çalıştığı söylenen Ayaz Mutallibov, ülke içinde ve dışında birçok muhalifi vardı. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde bu durum Türkiye yetkililerinin hoşlanmadığı ve kendi çıkarlarına aykırı gördükleri bir durumdu. Bu yüzden eski Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Türkiye başta ABD olmak üzere Batı’nın destekleri ile Güney Kafkasya ve Orta Asya’da bağımsızlığına kavuşan cumhuriyetlere ülke yönetiminde bir model sunmaya çalışıyordu.Güney Kafkasya bölgesinde nüfuzunu takviye etmek için Azerbaycan Cumhuriyeti halk cephesi partisini bir basamak olarak değerlendiren Türkiye devlet adamları ortaya çıkan durumdan azami derecede yararlandılar. Ankara’da dönem devlet adamlarının mutluluğunu yansıtan bir örnek, Hürriyet gazetesinin 17 Mayıs 1992 tarihli sayısında Ayaz Mutallibov’un devrilmesinden iki gün sonra yayımlanan ve Türkiye yönetiminin bu gelişmelerde rolüne değinen raporudur. Hürriyet gazetesi o günkü sayısında Türkiye Dışişleri Bakanlığından üst düzey bir yetkilinin, Ayaz Mutallibov’un azledilmesinden duydukları sevinç ve mutluluğu, hem de Hocalı katliamının yarattığı üzüntüye bakmaksızın ifade ettiği cümleyi şöyle aktardı: Bizim çocuklar başarılı oldu!

Ermeni araştırmacı Hayek Demoyan bu konuda yazdığı yazısında şu ifadelere yer verdi:

26 Şubat 1992’de Hocalı kentinde 200 ila 3000 kişi Hocalı bölgesinin Ağdam kenti çevresinde bilinmeyen şartlarda kurban oldular. Uluslararası insan hakları gözetleme örgütünün belgelerine göre bu hadisede 200 ila 300 kişi öldürüldü, ancak Azerbaycan Cumhuriyeti yetkilileri propagandalarında bu rakamı 600 olarak açıklıyorlar.

Ermeni uzman Hayek Demoyan şöyle devam ediyor:

Gerçi Ermeni güçler Azeri sivillerin tahliyesi için 10 kilometrelik bir güzergah açarak Hocalı halkına sundu, ama Azerbaycan Cumhuriyeti politikacıları kasıtlı olarak Hocalı halkını savaşın doruk noktasında yaşadıkları bölgelerde tuttular ve bölgeden çıkmalarına mani olup insani kalkan olarak kullanmak istediler.

Ermeni uzman Demoyan şöyle ekliyor:

Bu bağlamda Ankara yönetiminin rolü gözardı edilemez, zira Ankara bu hareketi ile bir okla iki değil, bir kaç hedefi nişa almıştı. İlkin, Türkiye Ermenistan bağımsızlığına kavuştuktan sonra dünya geneline dağılan Ermeni diyasporası 1915 Ermeni soykırımı iddiasını yeniden gündeme getirme ihtimalinden korkuyordu. Bu yüzden Türkiye’nin çıkarları, Ermeni milletini katliamcı bir millet olarak tanıtmasını icap ediyordu. Dolaysıyla Hocalı olayı Türkiye’nin Ermenilere karşı propaganda yapması için uygun bir fırsattı; hatta Ankara yönetiminin bu konuya bir taktik meselesi olarak baktığı söylenebilir.

Ermeni uzman Hayek Demoyan şöyle devam ediyor:

Öte yandan Azerbaycan Cumhuriyeti’nde Rusya eğilimli Mutallibov’un iktidarın başında bulunması Türkiye’nin yararına değildi. Ankara onun yerine Türkiye yandaşı halk cephesinden bir Cumhurbaşkanı işbaşında olmasını tercih ediyordu. Azerbaycan Cumhuriyeti halk cephesi lideri Ebulfazl Elçibey her konuda Türkiye’den yana tavrı olduğunu gizlemiyordu ve her zaman Türk milliyetçiliği kimliği ve arzusu ile hareket ediyordu.

Bu bağlamda gündeme getirilen başka görüşlerin hepsinde Türkiye yönetimi ve güvenlik ve istihbarat kurumlarının Hocali katliamında eli bulunduğuna vurgu yapılıyor.

1992 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti dönem savunma Bakanı olan ve Şuşi kentinin düşmesinde ihanetle suçlanarak on yıl hapis cezasına çarptırılan Rahim Gaziyev Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bir internet sitesine yaptığı açıklamada şöyle dedi:

Hocalı olayında Mutallibov’un iktidardan azledilmesi yönünde bir kumpas vardı. Mutallibov 16 Şubat 1992’de Ermenilerin yakında Hocalı’ya saldıracakları yönünde duyum almıştı. 25 Şubat’ta ise bir kez daha saldırı hazırlığı duyumu bana ulaştı. Azerbaycan Cumhuriyeti silahlı kuvvetleri Hocalı halkının yardımına koşmaya ve Ermenileri durdurmaya yetecek kadar silahı vardı. O günlerde mevzilerimizi koruyup bu faciayı önleme imkanlarımız vardı.

Gerçekte Azerbaycan Cumhuriyeti’nin savunma eski Bakanı Gaziyev bu açıklaması ile dolaylı olarak Türkiye yönetimi ve Azerbaycan Cumhuriyeti halk cephesi partisinin bu katliamda eli bulunduğunu ifşa ediyor. Gaziyev de Bakü yönetiminde birçok yetkili  ve politikacı gibi Türkiye yönetimi ve güvenlik ve istihbarat kurumlarının Bakü yönetimine müdahalelerinden rahatsızdı ve derin kaygı duyuyordu. Bu yüzden sözlerini imalı bir şekilde şöylemek zorunda kalıyordu. Gerçi Azeri bu üst düzey yetkili imalı ve üstü kapalı konuşmanın karşılığında Bakü yönetiminden bazı tavizler aldığı da bilinmektedir.

Kocalı katliam hakkında görüşünü beyan eden bir başka şahsiyet, Erdebil Cuma Hatibi ve Veliyi Fakihin Erdebil eyaletinde temsilcisi Hüccetülislam Seyyid Hasan Ameli’dir.

Hüccetülislam Ameli 25 Şubat 2014’te Cuma hutbelerinde şöyle dedi:

Türkiye’nin bazı askeri ve radikal ulusalcı unsurların, Azeri, Türkmen ve orta Asya cumhuriyetlerinden üyeleri olan Ergenekon adı ile bilinen gizli örgüt, bu faciada ve Hocalı’da Azeri Şia Müslümanların kuşatılarak katliamında temel rolü ifa etmiştir.

Hüccetülislam Ameli bu gizli örgütün askeri darbe planı ortaya çıkarılarak etkisiz hale getirildikten sonra örgüte ait belgelerin ifşa edildiğini belirterek şöyle ekledi:

Bu belgelere göre Azerbaycan Cumhuriyeti’nde Batı yandaşı ulusalcı ve İran karşıtı güçler Hocalı katliamını planladılar ve böylece Azerbaycan Cumhuriyeti’nin dönem Cumhurbaşkanı Ayaz Mutallibov iktidarını devirmek ve Türk milliyetçiliği eğilimi olan Ebulfazl Elçibey’in iktidarı ele geçirmesine zemin hazırlamak istediler.

Hüccetülislam Ameli şöyle devam etti:

Hocalı katliamından bir hafta sonra Mutallibov yönetimi düştü ve zemin Azerbaycan Cumhuriyeti’nde radikal ulusalcıların iktidarın başına geçmesi için hazır hale geldi. Maalesef Hocalı kuşatması ve halkın katliamında rol ifa eden bazıları bugün Azerbaycan Cumhuriyeti milli meclisinde ve yine bazı mevkilerde yer almaları ve İran İslam Cumhuriyeti karşıtı propaganda yapmaları büyük talihsizliktir.

Hocalı katliamı hakkında söylenebilecek şu ki, gerçi bu acı faciada Ermeni güçlerin rolü inkar edilemez; ancak Aras ırmağının Kuzey kıyısında Türk milliyetçiliği yapan akımlara bağlı medya organlarının propagandalarına rağmen bu katliamda Türkiye’nin güvenlik ve istihbarat kurumları ve bazı Azeri politikacıların rolü inkar edilemeyecek kadar açık ve belirgindir.

Bu acı hadisenin sonucunda Aras ırmağının kuzeyinde yaşayan Müslüman halkın tarihinin yönü değişti ve birçok masum insanın kanı yere döküldü.