Tek Taraflılık; Düşüşe Geçen Bir Siyaset-2(Son)
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i150566-tek_taraflılık_düşüşe_geçen_bir_siyaset_2(son)
Bu bölümde tek taraflılığa karşı mücadelenin küresel bir zarurete dönüştüğünü ve çok taraflılığın da uluslararası ilişkilerde temel alınması hususunu ele alacağız.
(last modified 2023-09-08T03:21:29+00:00 )
Temmuz 24, 2020 10:01 Europe/Istanbul

Bu bölümde tek taraflılığa karşı mücadelenin küresel bir zarurete dönüştüğünü ve çok taraflılığın da uluslararası ilişkilerde temel alınması hususunu ele alacağız.

Daha güvenli, istikrarlı, gelişmiş ve daha iyi durumda olan bir dünya için tek taraflılığa karşı direnmek gerekir.  Yasanın egemenliğine saygı duyma temelindeki çok taraflılık ülkelerin ve uluslararası toplumun çıkarlarının sağlayıcısı ve garantörüdür. Zaten uluslararası kurum ve kuruluşların oluşum temeli de bunun üzerine kuruludur. 

Yaptırımlar, kaba kuvvete baş vurma tehditleri, askeri müdahale ve hatta uluslararası tertipler ve anlaşmalardan  çıkma gibi zorbalığa dayalı girişimler  şimdi de Amerika tarafından ciddi şekilde gündeme alınmıştır.  Kendini dünya polisi olarak gören bir ülkenin bu girişimlere baş vurması kesinlikle uluslararası hukuk ve BMT anlaşmasına ters düşmektedir. Bu çerçevede uluslararası toplum da bu tutuma ve yaklaşıma karşı çıkması  ve yasa egemenliğine ve çok taraflılığa vurgu yapmalıdır. 

Zorbalığa dayalı girişimlerin sonucu adaletsizlik ve bastırmadır. Bu da  uluslararası hukukun ruhuna ve özüne doğrudan  ters düşmektedir. Amerika hükümeti ise  tek taraflı siyasetleri ile  küresel refah ve barışın sağlanması yolunda engel oluşturmasına ilaveten  adil ve eşit uluslararası bir düzenin kurulmasını da baltalamaya çalışıp böylece istikrarlı ve sürdürülebilir gelişmenin temel ihtiyaçlarından birini de karşılıksız bırakmaktadır. 

Son kırk yılda  Amerika  İran halkı aleyhine zorbalığa dayalı  tek taraflı girişimlerde bulunmuştur.  Mevcut Amerikan hükümeti  mevcut normlara aykırı hareket  ederek tıbbi araç gereç ve malzeme ve de ilaç sektörünü bile hedef almıştır.  Öyle ki  hastalar, kadın ve çocuklar, mülteciler, yoksullar ve kırılgan konumda olan kesimler  tüm uluslararası hukuka aykırı düşecek bir şekilde Amerika'nın ekonomik soykırımının asıl hedefine dönüşmüşlerdir. 

Amerika'nın maksimum baskı başlığı altında  yeni yaptırımlar uygulayarak başlatılan ekonomik savaş  sırf İran halkını hedef almamış bir yandan da yan etkileri ile  diğer ülkelerde yaşayan milletlere de zarar vermiş ve küresel ticaret akışını de baltalamıştır. 

Amerika'nın siyasetlerinin genel eğiliminin  Güvenlik Konseyine kendi görüşlerini dayatmak olduğu da net ve aşikardır.  Amerika'nın  tek taraflılığı ve kuralsızlığını ispatlamak için  inkar edilemez durumlar ve kanıtlar söz konusudur.  Amerika'nın bu akla ziyan siyasetleri insanlık tarihinin kaderine büyük zararlar verecek  tehlikeli bir bidat ve kötü adet sayılır. 

Bu çerçevede Amerika'nın İran ile vardığı BERCAM nükleer anlaşmasına yönelik ahitsizliği  son derece anlamlı bir tavırdı.  İran İslam Cumhuriyeit dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif ise Amerika'nın BERCAM nükleer anlaşmasından çıkmasının ikinci yıldönümü bağlamında  BMT Genel Sekreteri Antonio Guterres'e yazdığı mektupta  İran aleyhindeki tek taraflı yaptırımların sonuçları ve BMT anlaşmasının özellikle de bu anlaşmanın 25'inci maddesinin  sürekli ve tekrarlanan bir şekilde açık ve net olarak ihlalleri ve sonuçta  BMT bütünlüğünü ve küresel barış ve güvenliği tehdit eden  ihlaller hususunda uyarılar yaptı. 

İran İslam Cumhuriyeti'nin uluslararası kurum ve kuruluşlardaki temsilcisi Mecid Tahtı Revançi ise  İkinci Dünya Savaşının sonlanmasının  75'inci yıldönümü bağlamında yaptığı konuşmasında  İkinci Dünya Savaşı'nın acı deneyimlerinden alınacak derslere işaretle  şöyle bir hatırlatmada bulundu:"  Uluslararası hukuk sistematiği ile alay edilmesinin sürmekte olan örneklerinden biri de  Amerika'nın  Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı kararını ihlal etmesi ve Washington'un utanmaz bir şekilde   diğer ülkelere karşı  bu kararı ihlal etmesi ve alması gereken cezalar ile ilgili  tehdit yapmasıdır. "

İran İslam Cumhuriyeti'nin  BMT'ndaki daimi temsilcisi  Mecid Tahtı Revançi  küresel çok taraflılığın belli başlı sorunlar ile karşı karşıya kaldığına işaretle   dünyanın  yasa egemenliğini  kaba kuvvet ve mücadele yerine oturtması zaruretine vurgu yaptı.  Günümüzde de zaten uluslararası toplum  tek taraflılığa son verilmesini istiyor. 

Avrupa Birliği dış siyaset temsilcisi Josep Borrel  dünya çok taraflılık günü münasebeti ile yayımladığı görüntülü mesajında  şöyle bir açıklamada bulundu:"  Koronavirüs salgını krizi  çok taraflılığın bizim için ne kadar önem arzettiğini gösterdi. Korona ile mücadele sınır tanımıyor.  Birleşmekten başka bir seçeneğimiz yok. Küresel çözüm bulmak için  çabaların birleştirilmesi gerek. "

Avrupalı üst düzey diplomat Josep Borrel  Amerika'nın Trump başkanlığı döneminde tek taraflı ve başına buyruk siyasetlerini dolaylı bir şekilde eleştirerek sözlerine şu şekilde açıklık getirdi:"  Çok taraflılık  böyle bir tehdit ile karşılaşmanın en etkin yoludur. Bu tehdit karşısında zaten hiçbir ülke tek başına davranamaz. "

Tüm bu açıklamalara rağmen  Avrupa Birliğinin Amerika'nın tek taraflı siyasetlerine yönelik  pasifliği hususunda belli başlı eleştiriler söz konusu olmuştur. Bu doğrultuda iki önemli noktaya göz atmak gerek. İlk olarak  uluslararası ilişkilerde tüm ülkelerin geleceklerini ve kaderlerini etkileyecek  tek taraflılığın zarar verici sonuçlarına yönelik farkındalığın arttırılmasıdır. 

İkinci nokta ise   Amerika'nın tek taraflılığının  bölgede oluşturacak güvensizlik ve sorunlarından dolayı duyulan kaygıdır. 

Burada kesin olarak görülen gerçek de Amerika'nın tek taraflı siyasetlerinin şimdiye dek  uluslararası topluma ağır zararlar vermesidir.  Bu yüzden  Amerika'ya uymak ve ona paralel hareket etmek  ne bölge ne de dünya lehine olmayacak küresel barış ve güvenliği de baltalayacaktır.  Amerika'nın anormal davranışları  mantıklı girişimlerden epey uzak duruyor.  Trump bu çerçevede  kendi zannınca İran İslam Cumhuriyeti'ne darbe indirme ve gelişmesini önleme hususunda elinden geleni ardına koymamıştır. 

Amerika BERCAM nükleer anlaşmasından çıkışının ardından gelen üç yıl içerisinde  Avrupalı ve Asyalı ortaklarına ciddi baskılar yapmış ve İran'ı tecride sürüklemeye çalışmıştır.   Ancak İran  güçlü ve dik duruşlu bir şekilde uluslararası ilişkilerdeki ilkelere uygun bir surette  kendi haklarını açık bir dille ifade etmiş ve Amerika'nın diretmeleri ve dayatmalarına teslim olmamıştır.  

Beyaz Saray'ın  mantık dışı, uluslararası BERCAM nükleer anlaşmasına ters düşen girişimleri ve de yaptırımların günden güne şiddetlendirilmesi de  Beyaz Saray yetkililerinin  küresel çıkarlara hiç de önem vermediklerini gösteriyor.   Eğer Avrupa ve Çin, Japonya ve Rusya gibi ülkeler  Amerika'nın aşırı talepleri ve beklentileri karşısında kendilerini savunamazlarsa  bu geri adım atma politikası kesinlikle onlara ağır masraflar yükletecek ve onlara büyük darbeler indirecektir. 

Amerika'nın son yıllar içerisinde özellikle de bölgemizde El Kaide ve IŞİD gibi terör örgütlerini oluşturması ve desteklemesi, Afganistan, Suriye ve Irak'ı yıkması ve bölgedeki petrolü yağmalamaya çalışması Amerika'nın yıkıcı girişimlerinin yeni dönemini başlattı.   Amerika bir yandan da Suudi Koalisyonun Yemen'e karşı saldırgan politikasına destek verip Siyonist Rejim İsrail'in Filistin topraklarında işlediği cinayetler ve yaptığı tacizlerin kınanmasına yönelik kararları veto ederek  binlerce masum ve suçsuz insanın da ölümüne neden oldu.  Amerika ayrıca bölgesel güvenliği sağlama bahanesi ile  silah satarak kimi gerici sağmal inek misali olan rejimlerin sütünü sağmıştır. 

Şimdi de Amerika Batı Asya bölgesinde tek başına en büyük istikrarsızlaştırıcı kaynak olarak biliniyor.  Kuşkusuz tek taraflılık  tüm bağımsız ülkeler ve çok taraflılık yanlısı ülkelere yönelik büyük bir tehdittir.  

Bu çerçevede İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif de  Akdeniz Diyalogları sanal oturumunda şöyle bir açıklamada bulundu:"  Günümüz dünyasında iki virüs yani koronavirüs ve tek taraflılık virüsü ile karşı karşıyayız. "  

Tabii ki tek taraflılık tehdidinin kaynağı da Amerika olduğu söylenmelidir.  İran ile yapılan BERCAM nükleer anlaşmasını imzalayan taraflardan olan Amerika  bu anlaşmadan  ayrılarak  uluslararası işbirliği ile hiç beraber hareket edemeyeceğini göstermiş oldu.  Bu tek yanlı siyasetler ancak yenilgiye mahkum olduğu ve düşüşe geçtiği söylenmelidir.