Korona’dan geçiş için sabır ve umut
Hayat boyunca tatlı ve güzel günlerin yanışa çok zor dönemler de yaşanıyor. Bugünlerde dünya böyle zor bir zaman diliminde bulunuyor, fakat ancak sabır ve umutla bu zor günlere dayanılabilir.
Bu nedenle sizleri hazırladığımız özel sohbetimizi dinlemeye davet ediyoruz.
Biraz önce de belirttiğimiz ve hepimizin de tecrübe ettiğimiz gibi hayat, bazen insana çok zorluklar dayatıyor ve yaşamında kriz ve kaoslara sebep oluyor. Böyle bir dönemde zorlukları geride bırakmak bazen insan için çok zor ve hatta bazen imkansızlaşıyor; tıpkı yakınlarını kaybetmek, meslek veya yatırımı kaybederek iflas etmek, zor ve tehlikeli hastalıklara yakalanmak ve bir çok insanın her gün yaşamında karşılaştığı diğer zorluklar gibi.

Günümüzde tüm insanların ortakça dünya çapında tecrübe ettiği zorluk ise Kovid-19 adındaki hastalıktır. Korona ailesinden olan bu ölümcül hastalık, tüm dünya çapında insanlara yaşamları boyunca çok farklı bir tecrübenin yaşanmasına sebep olmuştur. bu virüs bulaşma hızı nedeni ile ev karantinası, maske kullanılması, alkol ve diğer dezenfekten malzemelerle sık sık temizlik yapmak gibi yeni gereksinimleri, hayatlarımıza eklemiştir.
Dünya verilerine göre bu hastalığın dünyaya yayılmasından itibaren her gün önceki güne kıyasla daha da yayılarak maalesef binlerce insanın hastalanmasına ve maalesef ölümüne sebep olmuştur, bu bağlamdaki istatistikler her geçen gün endişe ve hüzüne sebep olurken her insanın bu kriz döneminde Kovid-19 hastalığı ile karşılaşma şartlarını daha da önemli kılıyor.
Bu dönemde bir yandan evde karantinada kalmak, alışveriş merkezlerine, parklara, eğlence merkezleri, spor salonları, kuaför, lokantalara vb. kamu alanlarına gitmemek, şehir içi ve şehir dışı yolculuklara gitmemek, diğer yandan da çocukları evde tutarak saatlerini eğitim ve eğlence ile doldurmak, bir çok ailenin dünyanın dört bir yanında karşı karşıya bıraktığı ciddi sorunlardır. İnsanların özellikle pasajlar, AVM’ler, lokantalar, düğün salonları gibi kapalı alanlarda bulunması, hastalığın yayılma olanağını arttırırken sağlık çalışanlarının çalışma şartlarını daha da zorlaştırıyor.
Bu yüzden bir çok ülke liderleri ve sağlık yetkilileri halktan sadece temel ve zaruri ihtiyaçlarını karşılamak için evden çıkmalarını, mümkün olduğu kadar evde kalarak çalışmalarını bile evden yürütmelerini istiyor. Tabi ki bu şartlarda insanın ruhu yorulur, sıkılır ve dayanaklık eşiği daralır ve sabırsızlaşır.
Her sorun ve musibet, ağırlığına orantılı olarak insanın ruhunu sıkar ve psikolojik sorunlara ve bunalımlara sebep olur.
Koronavirüsün davranışları ve özelliklerinin belirsiz olması nedeni ile bilim adamllerı bu sorun için hala kesin bir çözüm bulamamış ve bu beklenmedik istenmeyen misafirin ne zamana kadar dünyada kol gezeceği hakkında kesin bir tarih veremiyorlar. Hastalığa aşının ne zaman bulunacağı, ne zaman piyasaya sürüleceği, insanların muhtemel aşıya nasıl ulaşabilecekleri kafaları kurcalarken, insanlar bu hastalıktan kurtulmayı sokaklarda büyük coşku ile kutlama gününü iple çekiyorlar. Tabi bu arada bir çokları da acaba hastalığa yakalanıp yakalanmadıklarını, virüsün canlarından daha çok sevdiklerine zarar verip vermeyeceğini büyük endişe ile takip ediyorlar. Tüm bu endişeler herkeste büyük endişe, kaygı ve tedirginliğe sebep oluyor.
Yaşamın beklenmeyen zor v ekötü şartlarında eğer insan dayanıklı ve güçlü olmazsa, kendi kontrolünü ve dengesini kaybeder; sadece sorununu çözmemekle kalmazken üstek acılarını daha da arttıran şeyler yapar. Kendini kontrol etmek, zor şartlarda korkular ve endişelerin üstesinden gelebilmek çok zaruridir. Maalesef insanın hiç de hoş olmayan olaylara karşı en yaygın ve fevri davranışı ise sabırsızlaşmaktır. İnsan doğası gereği her zaman yaşamın zorluklarına karşı sabırsız olmaktır. Yüce Allah da Meâric suresinin 19 ve 20 ayetlerinde bu konuya değinerek şöyle buyuruyor:
إِنَّ اْلإِنْسانَ خُلِقَ هَلُوعًا/ إِذا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعًا
Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır./ Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.
Sabırsızlaşmak insanın normal hayat akışını değiştirir ve insanın dengesini bozar zira sabırlı olmanın tam ters noktasındadır. Psikologlara göre sabırsızlık ve dayanıksızlığın acıları azaltmakta hiçbir etkisi yoktur üstelik acıları daha da arttırdığını düşünüyorlar.
Sabır, insanı hoş olmayan beklenmedik zor şartlara karşı güçlendiren kalıcı ve devamlı bir güçtür. Sabırlı olmakla sorunlar azaltılabilir ve mutluluk da istenilen düzeyde kalıcılaştırabilir.
Kur'an-ı Kerim öğretileri ve Rasûlüllah -saa- ve mutahhar ehlibeyti’nin -as- hikmet dolu sözlerinde sürekli sabırlı olmaya vurgu yapılmıştır. Din önderlerine ilaveten söz sahibi büyükler de bu konuya vurgu yapmış hatta sabırlı olmak ve sabrın faydalı sonuçları hakkında bir çok atasözü de bulunuyor. Din önderleri ve büyüklerin sözlerinde sabır her zaman başarı, ilerleme, erdemliğin temeli ve başarı sırrına ilaveten hedefe ulaşamk için temel unsur olarak belirleniyor.
İmam Muhammed Bakır -as- bu konuda şöyle buyuruyor: “İnsan üç şeyle kemale ulaşır: dini ilimler öğrenmek, kötü olaylara karşı sabırlı olmak ve hayatta ölçüye uymak.”
Din açısından zorluklar, insanların gelişmesi için duraksama alanlarıdır. Bir kömürün yıllar süren baskı, sıcaklık ve zor doğal şartların ardından elmasa dönüşmesi gibi insan da zorluklara direnerek sabırla kendi ruhunu geliştirmesi ve zorlukların sert dönemeçlerinde ve sarp kayalara karşı direnişi ile insani kemalat ve erdemliğe ulaşması mümkün oluyor.
Kur'an-ı Kerim bir çok ayette sabırlı olanları takdir ederek Allah Teâlâ nezdinde özel konumları olduğunu belirtmiştir. Rasûlüllah -saa- da sabredenleri överek onların berlitilerini şöyle açıklıyor:
“Sabırlı olanların özellikleri üç şeydir: birinci sıkılmazlar, ikincisi telaşlanmaz ve üçüncüsü de Allah’tan –cc- şikayetçi olmaz; zira ne zaman sıkılırsa hakkı batıl eder ne zaman sabırsızlaşsa şükretmez ve ne zaman Allah’tan –cc- şikayetçi olsa muhakkak bir masiyet işlemiş olur.”
Sabır ve umut, uçmak ve mükemmelleşmek için iki kant gibidirler.
Allah Teâlâ mübarek İnşirah suresinde zorluklarla birlikte kolaylıkların olduğunu 5. Ve 6. ayetlerde müjdeleyerek ,
فَإِنَّ مَعَ العُسرِ یُسرًا / إِنَّ مَعَ العُسرِ یُسرًا
“Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır./ Evet, doğrusu her güçlüğün yanında bir kolaylık var.” Buyuruyor.
Bu nurlu ayetler insana sabır ve umut meyvesinin Allah Teâlâ tarafından ferahlık ve kolaylık olduğunu müjdeliyor. Günlük yaşamda da kanser gibi zor hastalıklara yakalanan bir çok hastanın umut ve Allah’a tevekküle iyileştiğini, bir çok sıradan insanın kişisel yaşamlarında ve çalışmalarında başarısız olmalarına rağmen irade ve azimle birlikte geleceğe umutla bağlanarak başarıya ulaştığını görüyoruz.
Bir çok psikoloğa göre geleceğe umutla bakmak sadece insanların duyguları değil onların yaşamlarındaki tüm boyutlarını etkiliyor. Gelecee umutla bakmak, aydın ufuklar çizmek ve olumlu yaklaşmak, endişe ve kaygıları yok ederken insanın ruhuna ve bedenine can veren meltemlerin esmesine sebep oluyor. Tabi ki sabırlı ve umutlu olmak, hiçbir girişimde bulunmamak ve her şeyi de Allah’tan beklemek anlamında değil, umut ve sabra ilaveten insanın faaliyetlerde bulunması da şarttır. Nitekim günümüzdeki zor şartlarında, hayatımıza giren pandemiye karşı umut ve sabırla birlikte sağlık ve hijyen kurallarına da uymak gerekiyor; bugünlerde sağlığımız sabır ve Allah’a tevekküle ilaveten maske takmak, sosyal mesafeyi uygulamak, hijyen kurallarına uymak ve mecbur kalmadıkça evden çıkmamaya bağlıdır.
Sabır ve umut sonucunda bu zor günlerde sona erecektir ve zorluklara dayanmak ise daha kolaylaşacakır. Eğer insanın acıları ve zorluklarını kitabını aralayacak olursak, her zorluğun birgün sona erdiğini görürüz, bu yüzden umutsuzluğa kapılmak ve sabırsızlaşmanın bir anlamı yoktur. İnsanlık tarihi hiç de uzak bir geçmiş sayılmayan dönemlerde çok tehlikeli bulaşıcı hastalıklarla pençeleşmiştir, taun, tifüs, sel, sıtma, cüzam vb. hastalıkların zor ve acı günleri de tüm zorlukları, karantinaları ve acı kayıpları ile sona erdi ve karanlık bulutların arkasında parlayan güneş kendini gösterdi.
Bir çok hastalık için gerekli ilaçlar veya aşılar üretildi zira ilmin coşan nehri hiçbir zaman duraksamaz. Günün birinde Koronavirüs’ü yenecek aşının başarı ile üretildiği haberi de tüm acılara son verecektir.
Sanat felsefesi, estetik ve Şark Hikmeti alanında üniversite profesörü, arştırmacı ve yazar Dr. Hasan Belhi çok güzel bir notta şöyle yazıyor:
İnsanlık dünyasının acılarla dolu olmasına hiç şüphe yoktur; fakat önemli olansa insanların sabır, tevekkül, umut ve canlılıkla acılar ve zorluklara galip gelmek için çalışmaları gerekir. Önemli olansa bizim umudumuz, bizim çalışmamız ve bizim tevekkülümüzdür ve bu acı ile birlikte olan bu günlerin de inşallah sağlık ve başarı ile geride bırakacağımızı kesinlikle bilmeliyiz./