Kovid-19 sayesinde AIDS ile dünya mücadele günü
1981 yılında bilim insanları ilk kez insanların savunma sistemini belirsiz sebepler nedeni ile zayıflatan bir hastalık ile karşılaştılar. Yapılan çeşitli araştırmalar söz konusu hastalığa sebebiyet veren faktörün HIV virüsü olduğunu keşfettiler.
1 Aralık günü dünya AIDS ile mücadele günü olarak takvimlere geçmiştir. Bu münasebetle hazırladığımız özel sohbeti dinlemeye davet ediyoruz
HIV virüsü aslında şempanzelere has bir virüstür ve ilk kez 1930'lu yıllarda Afrika'nın batısında göründü. Araştırmacılar söz konusu virüsün SIV adında bir tür şempanzenin koruma sisteminin bozulması neticesinde insanlara bulaştığını ve HIV olarak mutasyona uğradığını belirtiyorlar. İnsanlar şempanzeleri etleri için avladıklarında on yıllar boyunca virüs yavaş yavaş tüm Afrika kıtasına ve ardından da dünyaya yayıldı.

Fakat AIDS hastalığı ilk kez 1981 yılında Amerika'da görüldü. İlk örnekler önce uyuşturucu bağımlıları ve erkek eşcinseller arasında görüldü. O tarihten itibaren HIV virüsü şimdiye kadar Dünyada milyonlarca insanın ölümüne sebep oldu ve geniş çapta yayıldığı için dünyaca bulaşıcı bir hastalık olarak tanındı. Konunun önemi nedeni ile 1988 yılından itibaren insanların bilincini yükseltmek, eğitim ve mücadelede yardım yapılması ve bütçenin arttırılması hedefi ile 1 Aralık tarihi dünya AIDS ile mücadele günü olarak adlandırıldı. En büyük hedefi ise insanlara, AIDS hastalığının kökünün kazılması ve bunun içini birçok çalışmanın yapılması gerektiğini hatırlatmaktadır.
AIDS hastalığı HIV virüsünün insan vücuduna girerek bağışıklık sistemini hedef alıp insanda hastalığa sebep olan bir hastalıktır. HIV virüsünden dolayı yaşanan hastalığın üç temel evresi var. Birinci etapta (yoğun enfeksiyon) insanda kısa süreli grip benzeri bir hastalık yaşanabilir fakat bu bulgular herkeste görülmeyebilir. Bu yüzden bu hastalık uzun bir süre hiçbir belirti göstermeden insanda kuluçka yatabilir. Hastalığın ilerlemesi ile insanın bağışıklık sisteminde daha çok zafiyet yaşanır. Bu yüzden HIV hastaları tüberküloz ve fırsatçı ve sinsi kanserlere yakalanabilir. En sonda ve 3. etapta hasta AIDS hastalığı belirtilerini gösterir.
HIV virüsü genelde cinsel ilişki, enfekte kan transfüzyonu ve hamilelik veya doğum sırasında anneden çocuğa bulaşıyor. Insanın tükürük veya gözyaşı gibi sıvılar HIV virüsünü başkasına bulaştıramaz. Bu hastalıkta önemli olan konu yaklaşık %60'ının HIV taşıdıkları ve AIDS hastası olduklarından habersiz olmalarıdır. Bu konu virüsün vücutta yayılması ve hastalığın ortaya çıkması Hatta çevredeki insanlar ve özellikleri hastanın eşine bulaşma riskini arttırıyor.
Şimdiye kadar AIDS hastalığı için kesin bir tedavi veya aşı bulunmamıştır. Tabii ki 1987 yılından beri hastalığın etkileri ve ölüm tehlikesini azaltan anti-virüs tedaviler yapılmıştır. Günümüzde HIV virüsüne bulaşan kimse, hastalığın ilerlemesinden önce tedaviye başlayabilirse doğal bir yaşam süresinde sağlıklı insanlar gibi yaşayabilir. Söz konusu ilaçlar ayrıca virüsün başkalarına bulaşma şansını da azaltır.

Fakat AIDS virüsüne karşı ilaçlar çok pahalıdır ve bazı yan etkileri de olabilir. Bu yüzden AIDS hastaları sayısı azalmazken her geçen gün dünyada hasta sayısının arttığına şahit oluyoruz. Bu gerçeğe Dünya Sağlık Örgütü genel müdürü Tedros Adhanom değinerek, "birçok hastanın bu şekilde tedavi edilmesine rağmen halen tedaviden bile mahrum kalan birçok hastanın olduğunu belirtiyor.
Son resmi verilere göre 2019 yılına kadar en az 38 milyon insan dünya çapında AIDS hastalığı ile yaşıyorlar fakat bu rakamın 1 milyondan fazlası 2018 yılında kayıtlara geçmiştir. 2019 yılında 1,7 milyon yeni AIDS vakası özellikle Doğu Avrupa ve Orta Asya'da kayıtlara geçmesi, söz konusu hastalığın kesin kontrolü ve yeni vakaların yaşanmaması konusunda kesin başarıya ulaşmak için hala uzun yolun olduğunu gösteriyor. Açıklanan ve sarsıcı olan istatistikler, bu hastalığın 2010 yılına oranla Doğu Avrupa ve Orta Asya'da %72, Batı Asya'da %22 ve Latin Amerika'da %21 oranında arttığını gösteriyor.
Birleşmiş Milletler tarafından belirtilen program uyarınca 2020 yılına kadar AIDS hastalığı ile mücadele alanında önemli ilerlemeler yaşanması gerekirdi. Fakat Dünya Sağlık Örgütü son zamanlarda resmi sitesinde yayınladığı bildiri ile, Covid 19 yeni virüsün dünyada yayılarak pandemi haline gelmesi ile AIDS hastalığı ile mücadele ve kontrol çalışmalarında ilerleme sürecini en az 10 yıl geriye götürdüğünü duyurdu. Dünya Sağlık Örgütünün belirttiğine göre 2020 yılına kadar AIDS ile mücadele ortak programında öngörülen hedefler gerçekleşemezken üstelik eldeki kazançların da yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyor.
AIDS hastalığı konusunda Birleşmiş Milletler ortak programı ve Dünya Sağlık Örgütü araştırmacılarının oluşturduğu model uyarınca, covid 19 pandemi dönemi boyunca AIDS hastalarının tedavisi için gerekli teçhizat ve sağlık hizmetlerinin sağlanması alanında gerekli girişimlerin bulunmaması halinde AIDS İle bağlantılı tüberküloz gibi hastalarda 2020 ve 2021 yıllarında Afrika Çölü'nün güneyinde en az 500 bin ölümün yaşanmasına sebep olabilecektir.
Yapılan değerlendirmenin bir başka bölümünde Corona pandemisi döneminde sağlık sisteminin kabiliyetleri etkilendiği nedeni ile AIDS virüsü ile yaşayan veya AIDS virüsüne yakalanabilen insanların sağlık hizmetleri alma süreçleri sekteye uğradığı belirtiliyor.
yapılan incelemeler Corona virüsünün, AIDS, sıtma ve tüberküloz gibi hastalıkları da etkilediği ve bu hastalıklardaki ölüm oranlarını artırdığını gösteriyor.
Yapılan tahminlere göre gelecek 5 yılda sıtma hastalığından ölüm oranları %36 artabilir zira hastalığın bulaşma merkezleri olan Güney Afrika ülkelerinde sıtma dernekleri bile Corona hastalığı etkisi altında kalmışlar. Bu arada tüberküloz hastalığı nedeni ile ölüm oranı da %20 artarken yeni hasta ve vaka sayıları da belirsiz kalabilir. AIDS ölüm oranları da%10 artabilir.
Uzmanlara göre koronavirüsün önemli oranda yayılması, AIDS hastalarına verilen hizmetler ve çok önemli olan anti-virüs ilaçların üretim ve dağıtım sürecini önemli oranda etkilemiştir. Ayrıca ilaçların üretilerek başka ülkelere ihraç süreci de uygulanan karantinalar ve seyahat kısıtlamaları nedeni ile teslim süreci aksarken tedarikçi bazı firmalarda ilgili ilaçları zamanında teslim etmemeleri sebebiyle büyük sıkıntılara sebep olmuştur. Buna ilaveten AIDS hastalığı teşhis test süreci de birçok sorunla karşılaşmıştır.
Diğer yandan hastalığın kuluçka döneminde birçok kişinin kendi hastalığından habersiz olması nedeni ile, virüsü başkalarına bulaştırabilirler. Böylece AIDS Hasta sayısı daha da artar. Diğer yandan koronavirüs bulaşma korkusu nedeni ile birçok insan sağlık merkezlerine başvurmaktan çekiniyorlar. Yapılan bir anket sonucu Güney Afrika'da halkın %58'inin sağlık merkezlerine başvurmaktan çekildiklerini gösteriyor.
Böyle bir ortamda AIDS ile dünya mücadele gününün düzenlenmesi tüm dünyaya HIV’nin yok olmadığını ve bu hastalık ile mücadele için hala bir çok şeyin yapılması gerektiğini hatırlatabilir. Bu yüzden 2020 AIDS ile dünya mücadele günü sloganı “HIV / AIDS Salgınını Sona Erdirmek: Dayanıklılık ve Etki” (Ending the HIV/AIDS Epidemic: Resilience and Impact) olarak seçilmiştir. Böylece ülke yetkilileri ve halklarının bu hastalığa karşı kesin ve sürekli mücadeleye daha fazla önem vermelerine katkı sağlanması umut ediliyor.
Birleşmiş Milletler'e bağlı AIDS ile Mücadele Programı (UNAIDS) icra direktörü Winnie Byanyima bu bağlamda yaptığı açıklamada 2030 yılına kadar HIV’yi sonlandırmak için gelecek 10 yılda kesin kararların alınarak yürütülmesi gerektiğini belirtti.