Çocuklarımız panik ve dehşet içinde
Adı dünya köyü olsa bile, bazı zorba devletlerin barbarlığı ve saldırıları öylesine musibetlere yol açıyor ki, her birini hatırlamak bile insanın boğazının düğümlenmemesi ve yüreği sızlaması içten bile değil.
Bugün tüm bu acılar ve hüsünler ise son haftalarda ve aylarda binlerce Yemenli ve Suriyeli küçük çocuğun güçsüz elleri ve bedenleri üzerinde ağırlık ediyor.
Her yıl 4 Haziran gününde BM’nin çocuk haklarına bağlılığını hatırlatmak üzere düzenlenen “Uluslararası Çatışma Kurbanı Masum Çocuklar Günü” 1982 yılında ve korsan İsrail’in başta Lübnanlı ve Filistinli masum çocuklara ve büyüklere karşı uyguladığı şiddete ve yine dünya genelinde çatışmalara karşına askerlerin ve milis güçlerin cinayetlerine tepki olarak bu adla adlandırılmıştır.
1982 yılında siyonist rejim İsrail ordusu bu rejimin dönem Cumhurbaşkanı Mehahim Begin’in talimatı üzerine ve İsrail’in İngiltere büyükelçisi Filistinli milis bir grup tarafından helak edilmesine tepki olarak Lübnan’ın güneyinde saldırdı ve bu bölgede yaşayın çok sayıda masum insani şehit etti. Ancak bu saldırı, söz konusu Filistinli grup Filistin özerk teşkilatının kontrolü altında olan bölgede veya Lübnan’da değil de, Suriye’de faaliyet yürüttüğünden, uluslararası camia ve BM tarafından sert eleştirilerle karşılaştı. Bu saldırıda ve aynı yılda düzenlenen ve Sabra ve Şatila katliamları olarak anılan saldırılarda ölenlerin dışında yaklaşık 20 bin Lübnanlı, Filistinli ve Suriyeli masum insan katledildi ve 30 bin kişi de yaralandı. Saldırıda hayatını kaybeden 20 bin kişiden 5 bin kadarını 15 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyordu.
Evet, bundan yaklaşık 34 yıl önce ve 19 Ağustos 1982 tarihinde BM genel kurulu Filistin’in acil çağrısı üzerine toplandı ve katil rejim İsrail’in barbarlığı ve binlerce masum Filistinli ve Lübnanlı çocuğun katliam edilmesine tepki olarak 3 Haziran gününü “Uluslararası Çatışma Kurbanı Masum Çocuklar Günü” olarak adlandırdı.
Buna karşın uluslararası camia her yıl bu olayın yıldönümünde yüzlerce değil, hatta binlerce masum çocuğun katledilmesine sadece seyirci kalıyor. Öte yandan eğer düne kadar sadece İsrail rejimi bebek katili rejim olarak ün yaptıysa, bugün bu rejime Suud rejimi ve Arap ve Batılı müttefikleri ve özellikle Suud rejiminin beslediği tekfirci IŞİD terör örgütü de eklendi.
BM, günümüzde çocukları kötüye kullanma durumu uluslararası gözetim ve ilgi odağında olduğunu ve bu teşkilatın dünya genelinde çocukları korumak ve desteklemek için sıkı çalışma yürüttüğünü ileri sürüyor. Ancak ne var ki bugün Irak, Yemen, Suriye, Filistin ve Lübnan gibi ülkelerde binlece çocuğun katledilmesi, şiddete maruz kalması veya cinsel taciz ve tecavüze uğraması her hür insanın yüreğini parçalıyor.
BM tarafından yayımlayan veriler son yirmi yılda yaklaşık iki milyon çocuğun silahlı çatışmalarda hayatını kaybettiğini ve yine yaklaşık 10 milyon çocuğun da mülteci durumuna düştüğünü gösteriyor. Örneği Suriye savaşında insan hakları gözetleme örgütünün resmi sitesinde yayımlanan rapora göre 18 Mart 2011 ila 15 Ekim 2015 tarihleri arasında en az 2 milyon 501 bin 24 kişi Suriye iç savaşında öldü veya yaralandı. Bu arada ölenlerden 12 bin 517 kadarının çocuk olduğu ve 8 bin 62’si da 18 yaşın altındaki kadınlardan oluştuğu belirtildi.
Yemen savaşına gelince, UNISEF 2016’de yayımladığı raporda, Yemen’de 320 bin çocuk kronik kötü beslenme şartlarından acı çektiğini ve Yemen halkının %82’si acil insani yardıma muhtaç olduğunu açıkladı.
UNISEF’in “çocukluk çağının eşiğinde” başlıklı raporuna göre Yemen savaşında ölen 3 bin kadar sivilin üçte birini çocuklar oluşturuyor.
Fakat savaşın doğrudan tesirlerinden başka UNISEF, Yemen’de beş yaşın altındaki 10 bin çocuğun da geçen yıl bu ülkede tedavisi mümkün olan hastalıkların yüzünden hayatını kaybettiğini, çünkü bu çocuklar gerekli sağlık hizmetlerinden ve aşılardan yararlanamadığını belirtti.
UNISEF’in Yemen temsilcisi Julien Harneis ise şöyle diyor:
Yemen’de çocuklar bu savaş yüzünden ağır bedel ödüyor. Yemenli çocuklar ya öldürülüyor, ya da sakat kalıyor. Bu ülkede hatta çocuklar için oyun oynamak veya uyumak bile tehlikelidir.
11 Eylül 2001 olayları ve ABD’nin bu bahane ile Ortadoğu bölgesine saldırmasının ardından savaşları gözetleyen örgütler, 2003 ila 2011 yılları arasında Amerika ve müttefikleri Irak’ta en az 1200 çocuğu öldürdüğünü açıkladı. Yine gazetecilik araştırma idaresi de ABD’nin Pakistan topraklarında İHA saldırıları sırasında 172 ila 207 çocuğun öldürüldüğünü belirtiyor.
Dünyada en az 250 bin çocuk askeri ve silahlı çatışmalarda asker olarak yer alıyor. Bu çocukların büyük bir bölümü ya kaçırılmış, ya da yoksulluk ve açlıktan kurtulmak için silahlı örgütlere katılmıştır.
Çocuklar ayrıca zorla çalıştırılma, cinsel sömürü, kaçakçılık ve benzeri illegal işlerle ve durumlarla da karşı karşıyadır. Sadece Somali’de siyasi çatışmalarla beraber yaşanan kıtlık yüzünden 2009 yılında çoğu beş yaşın altında olan 130 bin çocuk hayatını kaybetti.
Bu arada kız çocukları erkek çocuklara kıyasla daha çok şiddet uygulamalarından acı çektiği de belirtilmelidir. Gerçi bu konu, erkek çocuklara yönelik tehlikelerin ciddiye alınmamasına yol açmaması gerekir.
Örneğin Tayland’da yapılan bir araştırmanın sonuçları, bu ülkede yaşayan insanların çoğunluğu cinsel taciz ve tecavüz durumları sadece kızlarla sınırlı olduğunu düşündüğünü ortaya koydu. Oysa erkek çocuklara yönelik cinsel taciz ve diğer taciz türleri genellikle önemsenmediği gözleniyor.
Dünya genelinde mülteci durumuna düşen ve daha güvenli bir yer bulmak için vatanını terk eden 50 milyon insanların nerdeyse yarısından fazlasını çocuklar oluşturuyor. Bugün BM mülteci işleri yüksek komiserliğinin gözetiminde bulunan 22 milyon mülteciden 10 milyon kadarı 18 yaşın altındaki çocuklardan oluşuyor.
Gerçekte dünyada insanlar genellikle savaşlar ve siyasi çatışmalar yüzünden ülkelerini terk etmek zorunda kalıyor. Bu savaşlar 20. Yüzyılın sonları ve 21. Yüzyılın başlarındaki yıllarda iki milyon çocuğun ölümüne neden oldu. Bu rakam özellikle Irak, Suriye, Afganistan ve Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan gerginlikler ve çatışmaların ardından 2001 yılından itibaren büyük artış kaydetti.
Dünyada 87 ülkede çocuklar içinde 60 milyon patlamaya hazır mayın bulunduran yerlerde yaşıyor ve her yıl ortalama 10 bin çocuk mayın patlamalarının kurbanı oluyor.
Yine dünyada 300 bin kız çocuğundan asker olarak yararlanılıyor ve bu kızlar istisnasız cinsel ve tecavüze uğruyor,üstelik hiç bir tepki de gösteremiyor.
Yalnız veya ailelerinin yanında olan çocuklar, gelişmiş ülkelere sığınmak istiyen mültecilerin hemen hemen yarısını oluşturuyor.
Avrupa kıtasında kendi başına bırakılmış 100 bin çocuktan söz ediliyor ve her yıl bu sayıya 20 bin daha ekleniyor.
Dünyada 4 milyon çocuk AIDS hastalığı yüzünden ölürken, 13 milyon çocuğun da bu yüzden öksüz kaldığı belirtiliyor. AIDS hastalığı özellikle siyasi çatışmaların yaşandığı ülkelerde çocukların ölümünde birinci etken sayılıyor. Oysa dünya ülkelerinin BM’nin bu hastalıkla mücadele için ihtiyaç duyduğu üç milyar doların sadece küçük bir bölümünü ve yaklaşık 300 milyon dolarını karşıladığı belirtiliyor. Oysa gelişmiş ülkeler gayri safi milli hasılalarına bakıldığında bu hastalıkla mücadele için 100 milyar dolar yardım edebilecekleri anlaşılıyor.
Yeryüzünde yarısını çocukların oluşturduğu 1.2 milyar insan günde bir doların altında gelirle geçinmek zorunda kalıyor. Yine beş yaşın altındaki 10 milyon çocuk her yıl kötü beslenme veya basit hastalıkların yüzünden hayatını kaybediyor ve her yıl 40 milyon yeni doğan bebek kayda bile alınmıyor, ki bu da bu çocukların milliyet ve yasal ad hakkından mahrum bırakıldıkları anlamına geliyor.
Bugün Suriyeli mültecilere ve çocuklarına kucak açan ülkelerde hakim olan olumsuz şartlar, Afganistan ve Pakistan’da sürekli yaşanan terör saldırıları ve patlayan mayınlar, Afrika ülkelerinde terör örgütlerinin terör saldırıları veya adam kaçırma olayları, Filistin’de siyonistlerin çocuklara karşı barbarca davranışı, bazı toplumlarda gebe kadınların ve hatta kızların kürtaj vakaları ve yine çeşitli ülkelerde belki şimdiye kadar hiç duyulmayan türlü yeni şiddet uygulamaları, uluslararası camia için çocukları koruma altına almak için güçlü bir gözetim mekanizması oluşturulması bağlamında ciddi uyarılardır.
“Uluslararası Çatışma Kurbanı Masum Çocuklar Günü” gerçi sadece savaşlarda veya silahlı çatışmalarda çocuklara yönelik istismarla ilgili değildir ve bu gün, çocuklara karşı her türlü kötü davranışı ve hatta aile içi şiddeti de kapsamaktadır, fakat kesin olan şu ki bugün Suud rejimi, Amerika ve korsan rejim İsrail gibi rejimlerin tekfirci IŞİD terör örgütü gibi örgütlerle elele vererek Yemen, Filistin, Suriye ve Irak gibi ülkelerde işledikleri cinayetler, çocuklara yönelik şiddet uygulamaları ve cinayetlerle ilgili sıradan vakaları çoktan aşmıştır. Çünkü bu canilerin işlediği cinayetlerde bir kaç çocuk değil, binlerce çocuk etkilenmektedir.
Bu canilerin dayattığı savaşlar ve katliamlarda sadece bir kaç çocuk değil binlerce çocuk ve yetişkin hayatını kaybetmektedir. Bu çocuklar çocukluğunu, ergenlik ve gençlik dönemlerini asla yaşama şansı olmamıştır. Bu çocuklar tarih boyunca şiddet ve savaşların en büyük kurban kesimidir. “Uluslararası Çatışma Kurbanı Masum Çocuklar Günü” aslında bu masum meleklerin acılarını ve geceleri tankların, topların ve uçakların bombardımanları altında sabahlamak ve sonunda da evini yurduğu istemeyerek terk etmek zorunda olduklarını hatırlamak için iyi bir bahanedir. Evet, bu çocuklar oyuncak bir yana, su, yiyecek ve ilaç gibi temel ihtiyaçlarına birer gereksinim olarak değil de, en nefis hediye olarak bakmaktadır.015