Amerikan insan hakları dosyasının ifşa edilmesi
https://parstoday.ir/tr/radio/world-i27052-amerikan_insan_hakları_dosyasının_ifşa_edilmesi
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei şimdiye kadar defalarca şu manayı taşıyan cümleleri kullandı:
(last modified 2022-10-07T16:32:52+00:00 )
Temmuz 09, 2016 09:11 Europe/Istanbul

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei şimdiye kadar defalarca şu manayı taşıyan cümleleri kullandı:

Ben hayret ediyorum, şu Amerikalılar insan hakları sözcüğünü ağzına almaktan utanmıyor mu. Dünyada kim insan hakları taraftarı olduğunu iddia ederse etsin, Amerikalı devlet adamları bu iddiada bulunmamalı.

Değerli dinleyiciler bugün 2 Temmuz Amerikan insan hakları ifşaat günü dünaysıyla Amerika’nın insan hakları ile ilgili maskesini düşürmek istiyoruz.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei hş. Takvimine göre 6 Tir 1394 tarihinde şöyle buyurmuştu: yarın 7 Tir, İslam Cumhuriyeti partisindeki hadisenin yıldönümü, yine 1366 yılında aynı günde Serdeşt kimyasal bombardımanı olayı yaşandı. Evet o saldırıyı Saddam yaptı, ama Saddam’ın arkasında kimler vardı? Amerikalılar vardı, batılılar vardı, ona kimyasal bombaları verenler vardı, ona bu büyük cinayeti işlemesi için yeşil ışık yakanlar vardı ve bu katliama karşı susanlar vardı. 11 Tir günü de şehit Sıdduki’nin şehit edildiği günü yıldönümüdür ki bu suikast de bu canilerin işiydi. 12 Tir tarihinde İran’ın yolcu uçağının Fars körfezi semalarında vurulduğu günün yıldönümüdür. Eğer bu olayları Amerika ve Batılı istihbarat servisleri tasarlamadıysa en azından faillerine yardımcı olmuştur, en azından onları teşvik etmiştir. Bu düşmanları tanımalıyız. Bazı arkadaşların tabiri ile 7 Tir ila 12 Tir günleri arasında kalan günleri Amerika insan hakları haftası olarak adlandırmak uygun olur.

3 Temmuz 1988 tarihine denk gelen hş. 12 Tir 1367 gününde İran İslam cumhuriyetine ait bir yolcu uçağı Fars körfezi semalarından Amerika’nın Winsens uçak gemisinden fırlatılan bir füzenin hedefi oldu ve 290 yolcu ve mürettebatı ile birlikte Fars körfezinin derin sularına gömüldü. Uçakda 66 çocuk, 53 kadın ve 46 yabancı uyruklu vardı ve diğer yolcular ve mürettebatla birlikte hepsi anında hayatını kaybetti.

Bu acı olay ve katliamın ardında Winsens uçak gemisi komutanı Amerika’nın dönem Başkanı George W. Bush tarafından üstün hizmet nişanı ile ödüllendirildi. Amerika yönetimi ayrıca uçak gemisini ve mürettebatını da bu cinayetleri yüzünden takdir etti ve böylece büyük bir fiyaskoya imza attı.

Şimdi böylesine kanlı bir dosyası bulunan Amerika gibi bir ülkenin insan haklarını savunma iddiasında bulunması kadar acı mizah olamayacağını açıkça ortadadır. Bu yüzden biraz önce de belirtildiği üzere İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei şimdiye kadar defalarca şu manayı taşıyan cümleleri kullanmıştır:

Ben hayret ediyorum, şu Amerikalılar insan hakları sözcüğünü ağzına almaktan utanmıyor mu. Dünyada kim insan hakları taraftarı olduğunu iddia ederse etsin, Amerikalı devlet adamları bu iddiada bulunmamalı.

Amerika’da ırkçılık ve cinsiyet ayrımcılığı had safhadadır. Amerika’da ayrımcılık hem kadını ikinci dereceden insan olarak gören bir anlayışın cinsiyet üzerinden yürüttüğü ayrımcılık olarak ve hem siyahileri alçak bir toplum şeklinde algılayan ırkçılık şeklinde her zaman bu ülkenin gündeminde olan bir durumdur.

Amerika’da kadınları birer mal ve ürün gibi bakmak da kadın haklarının açık ihlal örneklerinden biridir. FBI raporlarına göre Amerika’da erkeklerin %79 kadarı kadınlara karşı şiddet uyguluyor ve onları darp ediyor. Amerika’da her 18 dakikada bir kadın darp ediliyor, öyle ki sağlık merkezleri ve acil servislere başvuruların %22 ila %35 kadarının sebebi, evin içinde şiddet uygulamaktır. Bu arada yaşları 20 ile 24 arasında olan genç ve az gelirli kadınlar daha çok evde şiddete ve cinsel tacize maruz kalıyor. Yine Amerika’da kadınların %25 ila %30 kadarı kocalarının cinsel tacizine uğruyor. Bu kadınların %15 ila %25 kadarı hatta hamilelik döneminde bile şiddete maruz kalıyor.

Amerika’da siyahi nüfus beyaz nüfusa oranla sayıları çok az olmalarına karşın Amerikan hapishanelerinde yatan mahkumların büyük bir bölümünü siyahiler oluşturuyor. Yine Amerika’da polis gücü en çok siyahi vatandaşları taciz ediyor. Amerika’da her 36 saatte bir siyahi Amerikan polisi tarafından vurularak öldürülüyor. Yine yargı kurumuna yolu düşen siyahilerin bu ülkede ciddi ayrımcılıklara maruz kaldığı belirtiliyor.

Amerika yönetimi , dünyada ilk ve tek nükleer bomba kullanan ülke olduğu halde dünyada demokrasiden ve şiddetten ve zora baş vurmaktan kaçınmaktan dem vuruyor. Amerika’nın hiroşimaya attığı atom bombası sonucu en az 200 bin insan katledildi.

Amerika Dışişleri Bakanı Yardımcısı Vandy Sherman ise şöyle diyor: bence Japonya’yı bombardıman etmek doğru karardı, ama, bu saldırıda çok sayıda isan hayatını kaybettiği için bu karar acı bir karar oldu.

Yine Amerika İngiltere ile birlikte Almanya’nın Derseden kentini bombardıman ederek 600 bin kişinin ölümüne neden oldu. 13 ila 15 Şubat 1945 tarihinde Almanya’nın Derseden kenti Amerika ve İngiltere’ye ait 1300 bombardıman uçağı tarafından 3900 ton bomba ve patlayıcı madde ile bombardıman edildi. Atılan bombaların ve yakıcı maddelerin çıkardığı korkunç yangın kent merkezinde 39 kilometrekarelik bir alanı yaktı kavurdu ve bir gecede 600 bin insanı katliam etti.

Amerika’nın atom bombası ile insanları nasıl katliam ettiğini anlamak için Iraklı kaynaklara bakmak yeterli olur. Amerikalı askerler Irak’ta bulundukları günlerde her gün ortalama 700 Iraklı vatandaşı katletti. Şimdi Irak’ta bu kaybı Hiroşima ve Nakazaki’de bir anda yaşanan 200 bin can kıybı ile karşılaştıracak olursak, olayın facia boyutu daha iyi anlaşılır.

2011 yılında Amerikalı bir haber sitesi Amerika’nın Irak’ta yürüttüğü savaşta ölen Iraklı sayısını bir milyon 455 bin 590 kişi olarak açıkladı. Bilgileri şeffaflaştırma evi internet sitesi o tarihte yayımladığı söz konusu raporunda bu rakam, Amerikan medyasında yayımlanan rakamların hemen hemen on katı olduğunu ve yeni rakamlar ve verilerin Amerika’nın 2003’te Irak topraklarına saldırdığı günden bu yana ölen Iraklıların sayısı üzerine yapılan bilimsel bir çalışma ile eldiği edildiğini kaydetti.

Şimdi bu rakamı Japonya’da kullanılan atom bombasında hayatını kaybedenlerin sayısı ile kıyaslayın. Bir de Amerika’nan Irak savaşında zayıflatılmış uranyum içeren mühimmat kullandığını düşünün.

Amerikalı uzman Adam Taylor şöyle diyor: Vietnam savaşı sırasında Amerika 12 milyon varil turuncu zehiri Vietnam, Kamboçya ve Laos topraklarına attı ve böylece Vietkongların ve Kuzey Vietnam savaşçılarının doğal ve bitki örtüsü ile kaplı barikatlarını ve tahıl tarlalarını yok etmek istedi. O günden beri Vietnam kızılay cemiyeti yaklaşık 1 milyon Vietnamlı vatandaşın turuncu zehirle temas yüzünden sakatlık geçirdiğini veya türlü cismi rahatsızlıklardan acı çektiğini belirtiyor. Oysa Amerika bu cinayeti için hatta kuru bir özür bile dilemeye yanaşmadı.

Vietnam savaşında bu ülkeden yaklaşık 4 milyon insan katledildi. Amerikalı askerler Vietnamlı kadınlara ve çocuklara karşı korkunç cinayetler işledi. Yine Amerika’nın elebaşılığındaki Kamboçya çatışmalarında da 600 ila 800 bin insan hayatını kaybetti. Laos savaşının kaybı da bir milyon civarında tahmin ediliyor.

Peki, acaba çeşitli ülkelerde bunca cinayeti ve onlarca askeri darbe projesini uygulayan bir ülke dünyada demokrasi ve insan haklarından söz edebilir mi dersiniz? Bugün dünyada Amerika’nın müdahaleleri ile gerçekleşen askeri darbe sayısı 70’e ulaştı. Bu darbelerin tümünde İran’da 28 Mordad darbesinde olduğu gibi Amerikan kuklası diktatörler iktidarın başına getirildi. Amerika öte yandan Türkiye, İsrail ve Arabistan gibi müttefiklerinin her türlü insan hakları ihlallerini göz ardı ediyor ve bu ülkelere insanları katliam etmek için her türlü kitle imha silahlarını hibe ediyor ve uluslararası arenalarda da müttefiklerinin cinayetlerini örtbas ediyor.

Amerika hazine Bakanı eski yardımcısı ve Wall Street Journal gazetesinin eski yayın yönetmenlerinden Paul Krig Roberts şöyle yazıyor:

Özgürlük ve demokrasi, Amerikan savaş makinesinin yaptırım, bombadıman, uçuşa yasak bölge ve İHA’larlı ile Amerika’nın sultası altına giren ülkelere armağan ettiği şeydir. Amerikalılar içinde acımasız bir polisiye devlet özgürlük ve demokrasi gibi hoş sözcüklerin ardında saklandığı bir dünyada yaşıyorlar.

Amerika 21. Yüzyılın başlarında bir çok savaş suçu işledi, milyonlarca insan yalan ve sahta propagandalar yüzünden katledildi, ya da evsiz barksız kaldı. Washington Amerikalı seçkin kesimin kesesini doldurmak ve Amerika’nın dünya üzerindeki hegemonyasını sürdürmek üzere yeni muhafazakarların gündemini izlemek için yedi ülkeyi ya tamamen yıktı ya da kısmen yerle bir etti.